
KARNAVAL HİKAYESİ
Venedik’te, maske kullanımına ait en eski yazılı belge 2 Mayıs 1268 tarihine kadar uzanır. Bu belgede, maskeliler için “yumurtalar” adlı oyunu oynamanın yasaklandığı anlatılıyordu. O günkü Venedik halkında yayılan ahlaki çöküntüyü önlemek için 14. yüzyılın başlarından sonra yeni yasalar çıkartılmaya başlanmıştı. 22 şubat 1339 da yayınlanan resmi bir emirle karnavalın kısıtlayıcı kuralları belirlenmiş ve maskelilerin, geceleri dışarı çıkmalarına yasak getirilmişti. 24 ocak 1458 de “multas inhonestates”(toplu ahlaksızlık) yapmak için kadın kılığına bürünerek kadınlar manastırına girmekten erkekleri men eden bir emir, o günkü Venediklilerin ne kadar ahlaksız olduğunu anlamamızda yardımcı olabilir. Rahibeler manastırındaki ahlaki durumu düzenleme teşebbüsüyle ilgili 3 şubat 1603 tarihinde yayınlanan emirde aynı doğrultudadır.

Maskelilerin, rahibelerle oturup konuşmak ve toplantılar düzenlemek için rahibelerin kaldıkları yerlere girmeleri yasaklandı. Sık sık maskelilerin silah ya da zarar verici alet taşımasını ve kiliselere girmesini yasaklayan emirler çıkartılıyordu. Bu emirler “uygunsuz kıyafet” giyinen şehir halkının da kiliselere girmesini yasaklayacak şekilde genişletildi.1608 önemli bir yıldı Venedik için, 10 uncu konsey tarafından yıl boyunca maske takmanın cumhuriyete ciddi bir tehdit gibi göründüğünü ifade eden emir yayınlandığı zaman tarih tam olarak 13 Ağustostu. Bu ahlaka aykırı davranışın korkunç sonuçlarından kaçınmak için her vatandaş, soylu ve yabancı sadece karnaval günlerinde ve resmi ziyafetlerde maske takmaya zorlandı.

Bu kanunun ihlaline karşı verilen cezalar ağırlaştırıldı.Bu anlamda bir erkek için 2 yıl hapis, 18 ay kürek mahkumu olarak cumhuriyete hizmet (ayağından prangalı olarak) sadece bu da değil, 10’uncu konseye ödenmek üzere 500 venedik lirası para cezası da vardı. Kadınlara gelince, onlar, St Mark’tan Rialto’ ya bütün yol boyunca kırbaçlanır ve sonra halkın alay etmesi için St. Mark’ın iki sütunu arasında bekletilirdi. Ayrıca bu kadınların, 4 yıl için Venedik cumhuriyeti sınırları içine girmesi yasaklandı ve 10 uncu konseye 500 venedik lirası ceza ödemek zorunda bırakıldılar.

1608 tarihli emirden, 50 yıl sonra, 15 ocak’ta ,10’uncu konsey , maske takma ve silah taşıma yasağını yeniden onaylayan yeni bir bildiri yayınladı.Ek olarak, maske takarak kutsal yerlere girmek ve özellikle maskeyle dinsel kıyafetleri giymek yasaklandı . Aynı emirde davulların kullanımı, gün ortasından önce men edildi ve karnaval döneminin dışında her ne şekilde olursa olsun dans etmek bile yasaklandı.Birçok Venedikli soyluyu alacaklılarından kaçmak için maske takarak kumar oynamaya giderken görmek mümkündü ve bundan dolayı 1703’de, yıl boyunca kumarhanelerde maske takmak yasaklandı.

1699 ve 1718 yıllarında çıkarılan iki farklı emir, karnaval tarihine denk gelen Lent (Paskalyadan önce gelen büyük perhiz) ve diğer dinsel festivallerde maske takmayı yasakladı.1776 yılında , bütün kadınların tiyatroya maske ve pelerin takmadan gitmesini yasaklayan ve “aile şerefi” adında şimdiye kadar unutulmuş bir kanun ortaya çıkartıldı.Cumhuriyetin yıkılmasından sonra, Avusturya hükümeti, hem özel hem de seçkin tabakanın partilerinde maskelerin kullanımını yasakladı. (Mesela, la, Cavalchina della Fenice). İtalyan-Amerikan hükümeti, daha açık fikirliydi, ama şimdi de Venediklilerin özgüveni kalmamıştı .Venedik, artık karnaval şehri değil sadece kişisel özgürlüğün olmadığı küçük bir imparatorluk vilayetiydi. İkinci Avusturya hükümeti esnasında, bir defa daha maskeleri takma izni verildi.

KARNAVAL YERİ
Venedik karnavalı, herkes için büyülü bir zamandı, ve tüm şehri ilgilendirirdi. Karnaval, bütün toplum ve devlet kurallarını yıktı ve sıradan bir vatandaşa şenlikte kendini kaybetme şansı verdi. Karnaval dönemi, Venedikliler için maskelerini ve komik giysilerini giydikleri yoğun bir dönemdi. Saray bahçeleri, her türlü partilere,şovlara, müzikal olaylara kapılarını açarken gece gündüz aydınlatılırdı.Kanallar boyunca insanlar birbirlerini “günaydın bayan maske” diye selamlardı. Kişisel kimlik, cinsiyet ve sosyal sınıf yoktu; önemli olan karnavalın büyük yanılsamasında yer almaktı.

MASKELER
Venedik şehrinde maske , eski bir gelenektir ve yılın birçok ayı boyunca kullanılmıştır. Maskelerin, karnavalın başlangıcını belirleyen, Santo Stefano gününden, sonunu belirleyen Tövbe Salısı'nın gece yarısına kadar takılmasına izin verilirdi. Doğal olarak, dinsel festivallerin olduğu günlerde yasaklanmıştı. Venedikliler, yalnızca karnaval zamanı ve Hz.İsa’nın cennete yükselişini andıkları on beş gün esnasında da (yani haziran ayının yarısı boyunca) maskelerini takarlardı ve zamanla birkaç istisna dışında maskelerini takmaya son verdiler.

Daha sonra, 5 Ekimden Noel bayramının başlangıcına kadar(16 Aralık) zamanda maske takılmasına izin verilmiştir. Resmi ziyafetler veya Serenissima Cumhuriyetinin diğer kutlamaları gibi bütün büyük olaylar esnasında "Maske ve pelerin" giyilmesine izin verildi. Maskenin, birçok kullanımı vardı — kumarbazları düşüncesiz bakışlardan korumak, (özellikle alacaklılarından kaçınmak), veya cadde köşelerinde dilenen “düşkün” asiller tarafından kullanılırdı.
GELENEKLER
Venedikliler, Serenissima cumhuriyeti esnasında karnavalı nasıl yapardı? Bu kısımda bunu inceleyeceğiz. Karnaval, Corte del Fondaco dei Turchi'den üç gün önce danslarla başlardı. Venedikliler, dans etmeyi severdi, en ünlüsü le Zattere olan birçok yer dans etmek için ünlüydü. İnsanlar, rahibe manastırlarının avlularında bile dans ediyorlardı. (sadece günbatımına kadar izin verilirdi) Bu baloların bir kısmı serbest değildi. Venedik'e ait yaşam ve onun eğlencelerinin bir dilimini yansıtan Gabriel Bella tarafından bir resimde kaydedildiği gibi — dans ederek kendilerini eğlendiren genç insanlar, üç boynuz takan ve pipo içen bir adam ve basamakların yanında partiye neşe katan müzisyenler

KARNAVALIN SON GÜNÜ
Venediklilerin, karnaval zamanı sırasında katılmak için çok hevesli oldukları birçok ve çeşitli festival eğlenceleri vardı. At arabası yarışları, acımasız ve kanlı boğa güreşleri, yerel halkın zevki için Venedik deki en güzel binalarda düzenlenen asla bitmeyen maskeli balolar, veya şehirdeki en iyi maskeleri göstermek için mecburi yürüyüş("Liston"); ama deliliğin zirvesi karnavalın son gününe saklanırdı — tüm karnaval döneminin en vahşi ve en mutlu olayı. eğlencelerin kalbi St Mark meydanındaydı — zamanın tanıklarının tanımladığı gibi gerçek bir cümbüş. St. Mark meydanındaki insanları bitkin düşüren ve nefeslerini kesen genel kargaşada şarkı söyleyen ve dans eden bir çok insan vardı.Bunlar, özgürlüğün son birkaç saatiydi.

Eğlence sadece St Mark meydanında değildi, tüm şehre yayılmıştı. Meşalelerle bütün şehri aydınlatan binlerce maskeli caddelerde ve meydanlarda zıvanadan çıkıyordu. San Francesco della Vigna kilisesinin çanları , yavaşça ve yaslı bir şekilde çalarak karnavalın sonu ve Büyük Perhiz'in başlangıcını bildirirken, bol paçalı kadın pantolonu şeklinde bir maske takılmış devasa bir insan kuklası meydandaki iki sütun arasına konur ve kalabalık "Gidiyor, gidiyor, karnaval, gidiyor!"diye nağmeler söylerken yakılırdı.

TÜRK UÇUŞU
1500 yılının ortalarında yapılan , karnaval esnasında genç bir Türk akrobatın, Venedik'te duyulmamış bir şeyi başarmış olduğu söylenir. O, bir dengeleme çubuğu yardımıyla San Marco meydanının önüne demirli bir geminin kampana direğinden, St Mark kilisesinin çan kulesine kadar uzanan bir ipte yürüdü. Muazzam, bir gösteriydi bu ve Venedikliler öyle etkilendiler ki, yıllık karnaval esnasında “Türk uçuşu” olarak adlandırılan bu olay, geleneksel hale geldi.

Gösteri genellikle, Büyük Perhiz’den önceki son Perşembe günü, insanlar, asiller ve düka’dan oluşan büyük bir kalabalığın önünde yapılırdı. Takip eden yıllarda "Uçuş" bazı tersane işçileri tarafından deneyinceye kadar her zaman profesyonel akrobatlar tarafından yapıldı. İşçiler , zamanla böyle bir gösteride uzmanlaşmaktan dolayı büyük onur duydular.

Yıllar geçtikçe, uçuş değişti ve temsili bir Türkün (takmak zorunda olduğu kanatlardan dolayı Melek olarak ta adlandırılan) yaptığı üç aşamaya ayrılmış resmi bir tören oldu.Birincisi, çan kulesinin ucuna kadar bir ipte yürümek. İkincisi, yabancı büyükelçiler ve politikacılarla beraber, ona çiçekler veya şiirli kartlar verecek olan Düka’nın sarayının locasına perendeler atarak inmek.Üçüncüsü de çan kulesinin ucuna kadar tekrar geri yürümekti..

Düka çoğunlukla, çiçeklerin yerine Türk'e biraz para verirdi. Şurası bir gerçektir ki hayal gücü zekâyı keskinleştirir. Çan kulesi boyunca aşağı ve yukarı tırmanmanın pek çok yolu vardı ve onların bir kısmı teknolojik olarak karmaşıktı. İki katlı, üç katlı ipler, vinçler ve yerçekimini dengeleyen hileler kullanılırdı. Gösteri, her zaman aynı değildi, 1680 yılındaki karnaval esnasında Sante da Ca’Lezze isimli bir adam, at üstünde çan kulesine tırmanmanın yolunu buldu. Sonra, kulenin en tepesine tırmandı ve parendeler attı. Takip eden yıl, sanki kürek çekiyormuş gibi davranarak bir bot üstünde kuleye tırmandı, gerçek bir komedyen gibiydi ve tırmanışın son bölümünde dengeleme hareketleri yaptı.

Bazen, aynı zamanda birkaç uçuş vardı. 1760 yılında , dört adam kuleye tırmandı: Birincisi bir satire(yarı insan-yarı keçi mitolojik bir hayvan) biniyordu, ikincisi bir bot üzerindeydi, üçüncü göğsüne bağlı iki küçük top taşıyordu ve dördüncüsü kalabalık nefesini tutarken dehşet verici denge hareketleri yapıyordu.

Kazalar da vardı, ayrıca. 1759 yılında bir adam, Arsenalotti ailesinden Nane Bailo, dehşete kapılan kalabalığın arasında yere çakıldı. Bu kazalar, akrobatların görevine son verilmesine neden oldu. Onların yerine inişi sırasında, bekleyen kalabalığın üzerine çiçekler ve konfetiler püskürten büyük bir tahta güvercin kullanıldı. Bu, Türk uçuşunun, nasıl güvercin uçuşu nasıl olduğunu bize açıklıyor.

Maskeli Genç Venedikliler, "Uzun çorap" grupları olarak bilinen gruplarda buluşurdu. Çeşitli gruplar, üyelerinin giydiği alaca nakış işlenen uzun çoraplar ile ayırt edilebilirdi. Komik isimler verilen gruplar, (Cortesi, Ortolani, Sempiterni) grup üyeleri tarafından statü yolu olarak kabul edilmekteydi. Bu grupların hedefi, eğlenceyi yaratmak, hazırlamak ve karnaval esnasında göstermekti. 1487 ve 1565'in arasında, Venedik boyunca 23 farklı grup vardı. İlk Venedik serimin « le trio coloré » adlı fotoğrafı (renkli üçlü) PHOTO adlı aylık Fransız Fotoğraf dergisinin düzenlediği ve 50.000 kişinin katıldığı en büyük yarışmasında ödül aldı. Bugünlerde daha çok panoramik fotoğraf ile ilgileniyorum, onları bilgisayar marifeti ile birleştiriyorum, Photoshop' un sonsuz imkanlarını kullanmaktan ve üretmekten büyük haz alıyorum. Unutmadan söylemeliyim ki, dünyayi keşfetmeyi seven ve fotografik tekniklerden aldığı zevki başka hiç bir şeyden almayan 60 yaşında genç bir fotoğrafçıyım... Dans toute ma démarche photographique à Venise j'ai essayé d'y donner un caractère intemporel dans la mesure où il n'y a pas de plan large permettant de voir le contexte dans lequel évolue les masques. On ne peut savoir si les photos ont été faite il y a 1 semaine ou 20 ans (ou 100) et les plans larges ont été fait devant des monuments, presque sans aucun des millions de touristes se retrouvant à Venise pour le Carnaval. La photo « le trio coloré » de ma première série de Venise à été primée au plus grand concours photos du monde organisé par le mensuel photo français « PHOTO », parmi 50.000 participant. Aujourd'hui je me dédie aussi beaucoup a la photo panoramique par assemblage avec l'ordinateur. Je prends énormément de plaisir dans la post productions et dans les ressources infinies de Photoshop. J'oubliais de dire ; Je suis un jeune photographe autodidacte de 60 ans plus passionné plus que jamais dans la découverte du monde et des techniques photographiques.
Fotoğraflar : Gaston BATISTINI www.gbatistini.com
Bir fotografçının sahip olabileceği en inanılmaz tecrübe... Şehir ve karnaval atmosferi muhteşem... Venedik’te bu fotoğrafları çekerken, yakın plan çekimlerinde tüm ilgiyi maskelere çekebilmek icin özellikle arka plansız çalıştım... Öyle garip bir duygu ki, fotoğrafın bir hafta önce mi, 20 ya da 100 sene önce mi çekildiğini hiç bir şekilde anlayamıyorsunuz... Arka planlı çekimlerimde ise orada karnaval vesilesi ile bulunan milyonlarca turistin tek birini bile kadrajıma sokmadan sadece tarihi eserleri fon alarak gorüntülemeye çalıştım...
Concernant le carnaval de Venise, je peux dire que c'est une des expériences les plus fortes que peut avoir un photographe, la ville, et l'ambiance de fête sont proprement fascinant.
Karnaval Kaynakçası : Guestin Venice www.guestinvenice.com
Çeviri : Ayşegül KANBAK
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"