Arşivimizden  - From Our Archives

 

Per Valentin

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > NİSAN 2007 SAYISI > Bir Daha Bebekle Oynamadım !
Bir Daha Bebekle Oynamadım !

İlkokul beşinci sınıftaydım. Babamın görevi nedeniyle Doğu Anadolu' da, Elazığ sınırları içinde bir yerlere gidiyorduk.

 

Başkentin Gaziosmanpaşa diye bir semti yokken. Papazın bağı gerçekten bağlar arasındayken. İstanbul’a göç yeni yeni başlamışken. Antalya muz bahçeleri içindeyken. Samsun küçücük bir liman şehriyken, biz doğuya gidiyorduk. O günlerde domatesler bir metre öteden mis gibi kokardı. Evlerde TV yoktu. Radyoda merakla beklenen “mikrofonda tiyatro” ve pazar sabahları çocuk programlarıydı.

 

Oyuncak mı?

 

Büyük şehirlerde, nadiren bazı dükkanlarda rastladığımız ithal birkaç parça dışında çeşidi olmayan kısır mekanları, bu günkü dev vitrinli inanılmaz çeşitli mağazalarla kıyaslamamız imkansız.

 

 


Yeni yuvamıza yerleşip, okul açıldığında artık yöre insanı ile yakınlaşmaya başlamıştık. Biraz şaşkındık. Alıştığımız kent kültürü dışında bir şeyler oluyordu. Fazlasıyla yakın davranıyorlar, hemen ardından çekingen bir suskunluğa giriyorlardı. Taşındığımızda yemekler getirenler, bir süre sonra kümeslerinden taze yumurta, bostanlarından kütür kütür taptaze salatalıklar, yeni pişmiş yufkalar, el oyaları daha neler neler taşıyorlardı evimize. Annem şaşkın, geri çevirse bir türlü çevirmese bir türlü. Bu defa bir karşılık verme isteği ile o da çırpınıyor. Ya bir kitap -ki gençler çok sevinirdi buna- ya da düdüklüde pişmiş kek yapar yollardı bizimle.



Babam bir süre sonra kısa bir görev için Amerika' ya gitti. Bir ay sonra döndüğünde kucak dolusu hediyemiz vardı. Kardeşimin oyuncak treninin düdüğü bile vardı. Kızılderili başlığı ve plastik baltasını da çok sevmişti ama yaptığı ilk iş -köpeğimiz bulana kadar- baltasını bahçeye gömmek olmuştu.


Bu hediyelerin, dünya görüşümüzün oluşmasında önemli bir yer tutacağını o zamanlar bilemezdik. Ama öyle oldu.

 

Benim payıma, gözleri açılıp kapanan ağlayan plastik bir bebek, pek çok çeşit çikolata ve çok şık bir çift kırmızı rugan ayakkabı düşmüştü. Özel günler dışında giymeye kıyamadığım bu ayakkabıları bir yıl sonra Firdevs’e hediye etmiştim. Halen bir çikolata arsızıyım ve süslü şeyleri severim. Kardeşim ise yaşamında hep savaş baltasının gömülü olmasından ve özgürlükten yana mücadele verdi.


 

 

Bebeğime gelince; inanılmazdı, yatırınca ağlıyor kucağa alınınca susuyordu ve şahane elbiseleri vardı..Üstelik annem ona başka elbiseler de dikmişti. Babam zaman zaman bizi uyarır “dikkatli oynayın, onlara çok para verdim” derdi.

 

O güne kadar arkadaşlarımla -genelde erkek olurlardı - çelik çomak, dalya, kovboyculuk ve pilotçuluk oynar ya da kovulana kadar komşu bahçelerdeki meyve ağaçlarının tepesine tırmanırdık. Bebeğim geldiğinde erkek arkadaşlarım sadece sesin nerden geldiği konusunu merak etmişler, asla oynamak istememişlerdi. Oysa kızlar her an beni aralarında görmek ve bebeğime dokunmak için can atıyorlardı. Dolayısıyla onlarla daha çok vakit geçirmeye başlamıştım. Herkes kendi bebeğini getirir anne olurduk. Ama ne bebekler? Haç şeklinde çatılmış tahta üstüne sarılan kumaş yüzler ve bedenler nakışla bebek haline sokulmuştu. Kiminde o da yoktu. Bebek figürünü andıran tahta parçalarına elbise niyetine kumaş parçaları sararlardı ki Firdevs’in bebeği de böyleydi. Firdevs ben yaşta, benden bile ufak tefek, esmer biraz erkek çocuğunu andıran bir kızdı. Geçimini bostandan sağlayan ailesinin beşinci çocuğuydu. Aramızda garip bir bağ vardı. Büyümüşte küçülmüş gibiydi. Kendi dar alanlarının dışına hiç çıkmamış olmasına rağmen çok şey bilirdi. Bazen çocuk kıskançlığıyla kırardım onu.

 

Oyunlarda şehir yaşamından örneklemeler yaparken

 

-sen hiç Ankara' ya gittin mi ne biliyorsunki? derdim.

-dayım gitti , o anlatıyor derdi, zayıf bir sesle.

 

O zaman bu ani teslimiyeti yüreğimi burkar, özür dilercesine hemen koşar sarılırdım.

 

Kız gibi giyinmek isterdi ama ağabeylerinin küçülenleri ile idare ettiklerinden son iki kardeş erkek kıyafetleriyle gezerdi genellikle. Arkadaşlığımız ilerledikçe daralan küçülen kıyafetleri Firdevs ile paylaşmaya başladım. Çoğu zaman anneme kıyafetimi daralmış gibi göstermek için göbeğimi şişirir yakınırdım.Anlar anlamazlıktan gelirdi annem. Ama bebek konusunda halen bencildim. Arkadaşlarımın sadece arada bir dokunmalarına izin veriyordum.

 

 

 

Yarıyıl tatili geldiğinde Ankara' ya gidecektik. Herkesi şaşırtan bir davranışla bebeğimi dönene kadar Firdevs’e bırakmıştım. Eline aldığında tutmaya bile kıyamamış, gözlerini şaşkınlık ve sevinç doldurmuştu. Tek söz edememiş sarılıp bir kaç kez öpmüştü beni.

 

Yolcu kabininde gürültülü motoru olan, berbat kokular salan Magirüs denen bir otobüsle nerdeyse bir tam günü alan yolculuktan sonra Ankara' ya vardık. Onbeş gün çabucak geçti ve biz döndük.

 

Okuldaki ilk gün Firdevs yoktu. İkinci gün de gelmemişti. Öğretmenim hasta olduğunu söyleyince, anneme ısrar ederek onunla birlikte ziyarete gitmiştim. Firdevs kötüydü. Solmuştu sanki. Beni görür görmez ağlamaya başladı. Kelimeler dudaklarından peşpeşe dökülüyor hıçkırıklara boğuluyordu.

 

-sadece merak ettim… nasıl ağladığını anlamak için….karnındaki kutu koptu…. Artık ağlamıyor….başka bir şey yapmadım….bak elbiseleri bile tertemiz…..

 

Kalakaldım! Arkadaşım, benim de alındığından beri merak ettiğim ama cesaret edemediğim şeyi yapmış ve bebek bozulmuştu. Annem ve Vahide teyze ağlama sesine geldiler içeri. Vahide teyze;

 

-Kusura bakmayın oldu işte..Firdevs üç gündür bu yüzden ağlıyor, ateşi çıktı. Oynama emanet dedim ama çocuk işte…

 

Annem Vahide teyzenin koluna girerek dışarı çıkartırken;

 

-Ne önemi var, oyuncak altı üstü çocuklardan kıymetli mi ? diyordu.

 

 


Ben hala öylece duruyordum. Arkadaşım bunun için hastalanmıştı. Birlikte oynamamızı sağlayan plastik bir bebek için. Nasıl önemsemişti bunu. Hem zaten başından beri ağlamasını istememiştimki bebeğin ya da Firdevs' in şu an da bebekten önemli olduğunu hissetmiştim. Koştum sarıldım ona.

 

-Boşver ya ..iyi olmuş hem artık ağlamaz hem de ben bebekle oynamayı çok sevmem zaten.. bebek senin olsun deyiverdim.

Firdevsin gözleri şaşkınlıkla açılmıştı. İnanamıyordu. Gülüşmeye başladık.

 

-Sen de benimle arada bir çelik çomak oyarsın değil mi? diye sordum.

 

-Tamam tabii tabii dedi acele acele.

 

Ama ben bir daha asla bebeklerle oynamadım. Oyuncak bebekleri yıllar sonra kızıma aldığım “barbie” ler ile hatırladım sadece. Emeği, sevgiyi, paylaşmayı ve dostluğu, o iki tahtadan ve bezlerle yapılan bebekler ile öğrendiğimi hatırladım.
 

 

 

Ve yıllar sonra öğrendim ki Firdevs de o günleri unutmamış, göbeği delik bebeği ve kırmızı ayakkabıları hala saklıyormuş !


Yazı : Suderin MURAT
Fotograflar : Faika Berat PEHLİVAN

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
harika bir öykü... sanki o sokaklara gittim; firdevsi bulmak için... yürekten kopan kelimeler bu olmalı. fotograflar da destekliyor öyküyü...
raif eklemiş - adds | 03 Nisan 2007 Saat - Time 04:18
Tüylerim diken diken okudum yazınızı , içlendim , bir nefes aldım ve şimdiye baktım ...Yok böyle bir bebeği paylaşacak arkadaşlıklar da , ortamlar da..Kaleminize sağlık..Sevgiler..
Nazan Yumlu eklemiş - adds | 11 Nisan 2007 Saat - Time 13:58
dostlukların sonsuza dek sürmesi umuduyla ...
zbaskurt eklemiş - adds | 09 Ağustos 2008 Saat - Time 18:54
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.