Kimi fotoğrafa tutkundur, kimi ise aşka… Bazı fotoğrafçılar her ikisine de hayatı boyunca tutkuyla bağlanır. Benim için fotoğraf, aşk demektir. Fotoğrafa başlamamdaki en büyük etken aşkımı fotoğraflayabilmek oldu. Bu aşk ilk başta İstanbul oldu, kimi zaman sevdiğim bir kadın oldu. Hayatın bir gerçeği gibi kadın kayboldu ama fotoğraf ve İstanbul baki kaldı. Hiçbir zaman bitmeyecek bu ilk tutkum hayatımın en önemli dönemeci oldu ve halen devam ediyor.
Fotoğrafa beni heyecanla başlatan; “İstanbul silueti” adlı fotoğrafımı çektiğim andır. O gün üniversiteden mezun olduğum gün ve aynı zamanda doğum günümdü. Ve sanki o gün İstanbul’un havası ve atmosferi gözüme hiç olmadığı kadar fotojenik görünmüştü. Tam şartlar benim için; sanki “Sina! Sen fotoğraf çekmelisin ve dahası beni çekmelisin” diyordu.

Bu fotoğraf ile başlayan İstanbul fotoğrafı sevdam ilerleyen günlerde bu alanda profesyonel olarak çalışmaya kadar vardı. Fotoğraf editörü olarak “İstanbul’u fotoğrafla!” emrini almak benim için bir zevk olmuştu.
Fotoğrafla tanışmadan önceki yaşamımda benim için boğucu ve insanların üstüme geldiği dar bir alan olarak gelen Beyoğlu ile başladım işe. Korkuların ve nefretin üstüne gitmek, fotoğrafla nefretin aşka dönüşmesi gibi bir duruma dönüştü. “Bir Beyoğlu Akşamı” fotoğrafını çektiğim gün benim Beyoğlu ve İstiklal Caddesi'ne olan aşkımın başladığı gün olarak hayatıma yazıldı. İlk defa o gün, olağan hızıyla akan İstiklal Caddesi’ni sevmeye başladım.

Sonrasında Balat hayatıma girdi. İstanbul’un en yürekli ve bağımsız insanlarının yaşadığı, kendileri gibi renkli, eski evlerin bulunduğu sokakta kalbimin her zamankinden daha hızlı çarptığını hissettim. “Balat’ta” adlı fotoğrafım tam bu noktada, İstanbul’un benim için kalbi oldu.

Sonrasında kimi zaman “Sultanahmet Minaresi’nden”, kimi zaman Süleymaniye’de bir hanın terasından “İstanbul’a” bakmaya başladım. Her seferinde İstanbul’u fotoğraflayabileceğim farklı noktalar aramak benim için hazırlanmış bir bulmacayı çözmek kadar zevk vermeye başladı.

Vapurda geçirdiğim zamanı, fotoğraf ile tanışmadan önce ne kadar boşa geçirdiğimi düşününce şimdilerde kahroluyorum. Meğer ne kadar çok fotoğraf çekecek vaktim varmış da ben hiç bakmamışım dediğimi “Vapur’da” adlı fotoğrafıma baktığımda şimdilerde daha iyi anlayabiliyorum.

Eski İstanbul kadar Yeni İstanbul da benim dikkatimi çeken ve fotoğraflamak için zaman ayırdığım konulardan biri olmuştur. Bu noktada İstanbul’un kimine göre modern sayılabilecek mekânlarından Levent’te çalışmanın, İstanbul’un metropol havasını yansıttığını düşünüyorum.

Benim İstanbul’um aslında hem modern hem tarihi dokusu ile anlatabileceğim İstanbul idi. Her zamanda “Sultanahmet’te Ramazan” fotoğrafımda olduğu gibi her iki dönemi tek potada eritebilen İstanbul olarak hissedeceğim.
Bir de İstanbul’un olmazsa olmazları var. Sahilde “Balık Ekmek”’i, “Vapur’da Çay”ı…

Dedim ya, bulmaca gibi bir şehir. Çoğunlukla bakmak isteyenin gözüne “Haydarpaşa” her zamankinden farklı…
İstanbul bir fotoğrafçı için dünyadaki en tatmin edici şehirlerden biri… Bu şehirde yaşamak ve bu şehri fotoğraflamak benim için hayatımdaki bütün aşklardan, en dolu dolu olanı…
Sina Demiral HAKKINDA

1982 yılında Diyarbakır’da doğan Mehmet Sina Demiral; ilk, orta ve lise eğitimini Diyarbakır’da tamamladıktan sonra 2000 yılında İTÜ İşletme Mühendisliği’ni kazandı ve İstanbul’da yaşamaya başladı. 2004 yılında üniversiteyi bitirmesi ile fotoğrafla tanışan Mehmet Sina Demiral, İstanbul sevgisini çektiği İstanbul fotoğraflarıyla süslemeye başladı. İstanbul fotoğrafları ve sevgisi onu 9 ay gibi bir dönem "İstanbul.com" ve “In İstanbul” dergisinde fotoğraf editörü olarak çalışmaya yöneltti. Şu an KPMG Turkey adlı uluslararası bir bağımsız denetim firmasında denetçi olarak çalışmakla beraber fotoğrafçılığı serbest ve kişisel çekimleri için sürdürmektedir.
Daha önce Fotofanclub'ın düzenlediği karma sergilere ve "İstanbul'u Düşünüyorum" karma sergisine katıldı. Ayrıca; Foreign Policy, Popüler Tarih, Chica, Go-Girl, Ekonometri, Max - Almanya dergisinde ve çeşitli İstanbul kataloglarında fotoğrafları yayınlandı. Balat ve İstanbul Air Race fotoğrafları uluslarası alanda birincilik kazandı.
M. Sina Demiral’ın fotoğraf ve fotoğrafçılık hakkında düşünceleri, genel olarak herkesin fotoğraf çekebileceği ama pek azının sanatsal kaygıyla deklanşöre basıldığı temeline dayanır.
Fotoğrafı anlamlı kılacak kompozisyon öğelerinin, o anı en iyi yansıtabilecek ışık değeriyle yaratıcı bir bakış açısı eşliğinde dondurduğuna inanır.
Fotoğrafta portre çalışırken, insan unsurunun sömürülmesine karşı çıktığı gibi, fotoğrafın temel öğesi insan olduğunda spontane çalışılan sokak fotoğrafı haricinde etik olarak kişilerin izni ile deklanşöre basılması gerektiğine inanır.
Her yerden bir fotoğraf çıkabileceğine inanıyorsa da, her mekandan çıkabilecek fotoğrafın başarılı olabileceğine inanmaz. Fotoğrafta çekilen anın doğallığına, kurguda ise konu gereğince absürd yada doğal olması gerektiğine dayanır.
Fotoğrafta dijital müdahelelere karşı olmadığını, çağın bir gereksinimi olarak eğer doğru yerde doğru fotoğrafa uygulandığında sanatsal değerini artıracaksa yapılması gerektiğine de inanmaktadır. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
EİF En İyi Fotoğrafım
TFSF Onaylı Ulusal Yarışmalar
National Photo Contests Under TFSF Patronage
31 Temmuz 2008 ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"