Arşivimizden  - From Our Archives

 

Haluk Uygur

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > KASIM 2007 SAYISI > Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Tartışmalıyız
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Tartışmalıyız

 
T A R T I Ş M A L I Y I Z !

DÜNYA FOTOĞRAFÇILARINDIR

 

         Yaklaşık 50 yıl önce, gözümü kameranın vizörüne yaklaştırdığım zaman, oradan dünyayı sanki ilk kez görüyormuşum gibi gelmişti bana. Fotoğrafa ilk adımımda, işin temelini, “Dünyanın fotoğrafçılara ait bir yer olduğunu” hissetmiştim.

 

         Benim için 1958 sonrası günümüze kadar “fotoğrafça yaşam”, ülkemi ve dünyayı dolaşmak ve karşılığında ödül olarak da, fotoğrafça gerçeği keşfetmek oldu.  Bunun; fotoğraf için geçerli yegane referans olduğunu anlamıştım. Eğer fotoğrafınız kötüyse, bunun anlamı “Gerçeğe, ulaşamamanızdır”. Allah’tan, iyi fotoğrafa ulaşma hırsı ve inadı bende vardı. Sıfırdan herşeyi öğrenmek, o yıllarda ülkemizde pek fazla bulunmayan temel bilgileri edinmek, maddi ve manevi her türlü hareket kabiliyeti için şartları altalta getirmek hiçte kolay değildi. Ancak “tam zamanlı” bir fotoğrafçı olarak, tüm bunları çözmek için bende dize gelmez bir irade vardı.

 

         Bugün, aradan geçmiş neredeyse yarım asırda, ülkemizdeki fotoğrafa övünçle bakıyorum, kazanımları görüyorum. Kazanımlarımız nelerdir? Bu stratejik sorunun cevaplarını sıralayalım.

 

        Fotoğraf bilinci tutkusu tüm kuşakları sardı. Ülkemizde günümüze kadar sanat ve meslek alanında pekçok yeni kadro yetişti.

        Fotoğrafın her türlü ürünü çoğaldı, sergilendi, yayınlandı.

        Koleksiyonlar oluşmaya başladı. Fotoğraf, müze ve kişisel koleksiyonlara girdi.

        Fotoğrafımızda kaliteli albümlerle, süreli dergiler yayınlandı.

        Bugün ülkemizde yüksek eğitim yapan 74 Güzel Sanatlar Fakültesi’nin 16’sında fotoğraf eğitimi var.

        Sanatsal söylem ve fotoğrafın meslek uygulamaları alanında kurumlaşmalar, dernekler, merkezler, vakıflar oluştu, buradan yararlanan çok sayıda kadrolar gelişti.

        Fotoğrafın meslek uygulamaları stüdyo, basın, teknik fotoğrafçılık, tanıtım, audiovisual, moda, mimari alanlarını kapsayan serbest fotoğrafçılıkta altyapılar, ürünler, çağdaş uygulamalar gelişti.

        Çok sayıda yarışma yapıldı.

        Fotoğrafın teknik altyapısı olarak büyük bir gelişme sağlandı. Dünyada kullanılan basma ve yayma alanında tüm güncel teknikler, bugün bizde de kullanılıyor.

 

Bugün herkes bilmeyebilir ama bir zamanlar, 50 yıl önce, bu sıraladığım başlıklardan pek çoğu ya hiç yoktu veya oluşumun çok başlangıcındaydı.

 

BİR SİSTEM İÇİNDE DÜŞÜNMEK

 

         Fotoğrafta sanatsal söylem ve meslek uygulamaları aynı fotoğraf anasından süt emen farklı çocuklardır. Onun içindir ki bu alanları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Benim öncelik verdiğim “sanatlı fotoğrafın duruşudur”. Çünkü ancak o, ülkemizi insanlık ailesinin kültürü içinde geliştirecek ana temeldir.

 

         Bu alanda temel kazanım nedir? İlk soru; Fotoğraf ürününün yerel dokunuşlarla süslü, bir öz ve biçim dünyası, kendine özgü tarzı var mı, yok mu? İşte Shakespeare’nin Hamlet’te sorduğu temel soru. “Olmak veya olmamak, işte tüm sorun bu.” Kültürel tüm kimliğimizi fotoğraf alanına yansıtabiliyor muyuz? Bu oluşumun çözümü de  ancak ve ancak temel bir felsefeye yaslanmakla mümkündür.

 

Felsefe, yani sözlüklerde yazdığı gibi “Hikmet sevgisi, madde ve hayatın belirtilerini sebep ve sonuçlarını inceleyen zihni ve fikri faaliyet ile bu yoldaki fikri faaliyet sistemi.” ise bu alan   t a r t ı ş ı l m a d a n  gelişmez.

 

         2007’LERİN FOTOĞRAF GÜNDEMİ İÇİN BAZI SORULAR

 

        Fotoğrafımızın, tüm görsel sanatlarımızın içindeki yeri nedir?

        Fotoğraf eğitimi veren üniversitelerimizin yapısal durumu, sorunları ve başarıları nelerdir?

        Ülkemizde fotoğraf eğitimi almış kadroların sanat ve meslek üretimindeki yeri, sorunları ve başarıları nelerdir?

        Fotoğrafımızda temel talebi geliştirecek koleksiyoncuları nasıl arttırabiliriz?

        Fotoğrafın sanat alanındaki eleştirmen ve düşün kadrolarını nasıl geliştirip, çoğaltabiliriz?

        Ülkemizde bağımsız bir “Sanat Fotoğrafı Müzesi” nasıl kurulabilinir?

        Yayınlanan sanat kitaplarının içinde fotoğrafın yeri ve ağırlığı nedir, ne olmalıdır, nasıl geliştirilebilinir?

        Yayınlanan fotoğraf dergilerimizin niceliği, niteliği, yayılımı ve etkileri konusunda nasıl bir araştırma örgütlemek mümkündür?

        Türkiye’de fotoğrafın sanat ve meslek alanındaki ekonomik göstergeleri ve mali yapısı nedir?

        Son 50 yılda fotoğraf alanında “ithal zevk ve bilgilerle” takip ve taklitle bir yere varabildik mi? Varabilir miyiz?

        Türk fotoğrafının “kimlik yolculuğu” nasıl gelişir?

 

Fotoğraf alanımızda yukarıdaki sorulara eklenecek herhalde daha pekçok soru vardır. Bu soruların karşılığını “ölçülebilen bilgi” standartında bulabilmek için araştırmalıyız ama en önce  t a r t ı ş m a l ı y ı z.

 

Böyle desek daha iyi olur galiba. Arabayı at çeker, araba atı çekmez. Sanatta arabayı çeken at “felsefe”dir, düşüncedir. Düşünce olmadan bir “fotoğraf vakası” yaratmak olanaksızdır. Dünya hala güneşin etrafında dönüyor. Hergün yeni bir dünya kuruluyor,  yaşam gelen sorunlarıyla karşımızda duruyor, fotoğrafta da.

 

         SONUÇ

 

         Tartışmalıyız. Fotoğrafımızı geliştirmek için yalnız görüp gördürmek, fotoğrafçamızı geliştirmek için her türlü sanatsal ve düşünsel beslenme gereklidir ama yeterli değildir. Tartışmalıyız. Tüm gördüklerimiz, yaşadıklarımız,   öğrendiklerimiz üzerine,  yeniden  ve   yeniden   düşünerek  t a r t ı ş m a l ı y ı z.

 

Gültekin ÇİZGEN – Ekim 2007




Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
TÜRK FOTOGRAFININ KİMLİK YOLCULUĞU NASIL GELİŞİR SORUSUNUN CEVABI GÜLTEKİN HOCANIN KENDİSİNDE VAR VE BİZ ÖĞRENCİLERİNE DE AKTARMAYA ÇABALIYOR.50 YILLIK FOTOGRAF DENEYİM BİRİKİMİ, BİLGİSİ VE SAMİMİ KİŞİLİĞİ İLE" ÖZGÜN VE SAHİ" OLMAMIZ GEREKTİĞİNİ BELİRTİYOR, BİR DE FOTOGRAFA ADANMIŞLIK, BU YOLA BAŞ KOYMAK GEREKTİĞİNİ, ÇOK ÇALIŞMANIN ŞART OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. HOCAM İYİ DİNLEMİŞ MİYİM; DOĞRU ANLAMIŞ MIYIM?

BENDEN BİR ŞEY SÖYLEMEMİ İSTERSENİZ; DERİM Kİ: FOTOGRAFA GÖNÜL VERENLERİN BİR AİLE SAMİMİYETİYLE BİRBİRLERİNE KENETLENMELERİ, BİRBİRLERİNİ DESTEKLEMELERİ HEPBİRLİKTE HEPİMİZİN VE ÜLKENİN FOTOGRAFÇASINI (GÜLTEKİN HOCAMIN DEYİMİYLE) GELİŞTİRECEKTİR, DİYE DÜŞÜNÜYORUM:
H.Bahar Kaleli eklemiş - adds | 06 Kasım 2007 Saat - Time 18:58
sevgili gültekin çizgen,
öncelikle bu sayfalarda düşüncelerinizi bizlerle paylaşma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. bu sayede, bizler de sizin gibi türkiye fotoğrafını yönlendirmiş, fotoğrafın fotoğraf olmasında önemli katkılar sağlamış bir usta ile "tartışabilme" ayrıcalığına kısmen sahip olmuş oluyoruz.
bahar hanım'ın da belirttiği gibi, tartışılması gereken ilk konu, başlangıç noktası "kimlik" olmalı. bir kimlik yolculuğundan bahsedebilmemiz için öncelikle fotoğrafla uğraşan insanların, yani fotoğrafseverlerin bir kimliğe sahip olması gerekiyor. türkiye fotoğraf severlerini topyekun kimliksiz kategorisine yakıştırmak haddim değil, ancak bugün yaşanan tıkanıklıkların, birbirini kopyalayan çalışmaların ana nedeni bu kimliksizliğin oldukça yoğun biçimde türkiye fotoğraf ortamında yoğun olması.
kitaplarınızda çok sık dile getirdiğiniz gibi, fotoğraf üreten-yapan birinin, sanatın her dalından, yaşamın her alanından, hatta pozitif bilimlerden, özellikle felsefeden beslenmesi gerekiyor. ve tüm bu beslenme sürecinde, içinde bulunduğu coğrafyanın kültürünü, yaşama biçimini, yanı kendisini vareden gerçeklikleri de işin hamuruna katarak... "ben buyum" diye ortaya çıkan bir kimlik olmadan, "ben buyum" diyen fotoğraflar nasıl varolur? olmaz!
peki ne olur?
bir kimlik edindikten sonra fotoğraf sürecine girilmesi gerekirken, bir kimlik edinmek için fotoğraf çekmeye başlayan, bir iki kurs ve geziden sonra boynuna fotoğrafçı kimliği asan bir kimliksiz fotoğraf ordusu olur. bu ordu balattaki çocukları bıktırır, sokaktaki insanları tedirgin eder, fotoğrafına konu aldığı duygusal konuları yoğun bir ajitasyon ve hatta pornografiye varan düzeyde bir seviyesizlikle sunarak fotoğraf yaptığını iddia eder.
bu eleştirilerim sadece fotoğraf yolculuğuna yeni başlayan, tecrübesi az fotoğrafseverler için değil, maalesef bu işe yıllarını vermiş ve isim yapmış insanlar için de geçerli. zaten en büyük sorun da, fotoğraf söz sahibi olan ancak kimliksizlik bunalımında nasibini alanların oluşturduğu mafyavari oluşumlar.
peki duruşu sağlam, arkasına kendini varden kültürü, tarihi ve coğrafyayı alan, çok yönlülüğü ile fotoğrafı zenginleştiren, alçakgönüllüğü ile yaptığı işe saygısı tam fotoğrafçılar yok mu? var hem de çok şükür sayıları oldukça fazla. ama böyle bir ortamda seslerini duyarabilmeleri, seslerini duyurduklarında sahip oldukları kimliklerle varolmaya direnebilmeleri öyle zor ki.
peki çözüm?
benim önerim çokseslilik. fotoğrafa kimlikleri ile gönül veren ve fotoğrafı varetme potansiyeli olan yolculara yol açmak, seslerini duyurmalarını sağlamak.
yani sevgili gültekin çizgen, sizin de dediğiniz gibi tartışmak, tartışma ortamları ve konuları yaratmak. fotoğraf üzerine "çok güzel", "çok başarılı" ya da "aman ne biçim fotoğraf ben de çekerim onu" beğeni ve eleştirilerin ötesine geçebilecek kadar beğeni ve eleştirilerimizi ifade edebileceğimiz tartışmalar.
bu konuda üzgünüm ama yine en büyük sorumluluk sizin gibi ustalara düşünüyor sayın çizgen. fotoğraf birikiminizi ve zenginliğinizi bizlerle paylaşırken, önemli bir zamanı da bizleri dinlemeye, yeni fotoğrafçıların fotoğraflarına kulak vermeye ayırmanız gerektiğini düşünüyorum. haklısınız, çoğu zaman bunaltıcı ve boşa geçen bir faaliyet olabilir bu süreçler, ama kimlik sahibi fotoğrafçıların çaldıkları kapılardan bazılarının açılması türkiye fotoğrafına ciddi soluk aldıracaktır.

saygı ve sevgilerimle...
şule tüzül eklemiş - adds | 06 Kasım 2007 Saat - Time 20:46
Sevgili Hocam,

Dergimize yazdiginiz ilk gunden beri yazilarinizi ilgi ile okuyorum... Sorularinizi zaman zaman kendime de soruyorum... Kimine cevap buluyor, kimine bulamiyorum... Eylul sayimizda ``NE OLACAK ŞU FOTOĞRAF YAYINCILIĞIMIZIN HALİ?``(1) diye sormus ve ``YERLILIK`` kelimesinin altini ehemmiyetle cizdiginizi biliyorum... Buna bir yere kadar katiliyorum... Bu yazinizda ``Son 50 yılda fotoğraf alanında “ithal zevk ve bilgilerle” takip ve taklitle bir yere varabildik mi? Varabilir miyiz?`` diye bir kez daha sorunca yazmadan edemedim...

Fotograf ulkemizde Osmanli doneminde nasil, Cumhuriyet doneminde nasil bir alt yapi olusturmus? Olusturdugu alt yapiyi bir sanat olarak adlandirabilir miyiz? Fotograf ulkemizde ne zaman bir ``sanat`` kimligini almis ve nasil (hangi ortamlara)? Kendi icinde, ya da YERLILIK ile biz bir noktaya –nasil?- gelebilelim. Ben yine de literaturu takip etmekle taklit etmek arasindaki ince cizgiyi asabildigimizde -kisisel olarak- bir yere varabilecegimiz inaniyorum sevgili Hocam...

Ve aslinda ben `` 2007’LERİN FOTOĞRAF GÜNDEMİ İÇİN BAZI SORULAR``basligindaki tum sorularinizin bir sekilde bir forum ortaminda ya da dergimizin bir kosesinde tartismaya acilmasini cok arzu ederdim. Turk fotografciligina, fotografa -sadece ``cekmek`` olarak gormenin disinda- bir ``kimlik`` vermek isteyen herkes ile...

...
..
..

Gecenlerde Osmanli` da fotograf uzerine internet ortaminda arastirirken Osmanli Bankasi arsivlerinde cok ilginc bir sehir planina rastladim...(2) Bir bakin, o zaman kac fotografci dukkani varmis Istanbul da simdi kac tane? ve onlar kimlermis? Hangisi hala yerli yerinde?... Tarihciler fotografi Osmanli ve Cumhuriyet donemi diye iki doneme ayirmis. Osmanli 1332 de Osmanli Fotograf Cemiyeti'ni kurmus, Cumhuriyet doneminde ise taaa 1950 lerde Sinasi Barutcu` ya kadar buyuk bir sessizlik... (3)TFSF nin kurulus tarihi ise 2003 !!! (4)

Dernekler ile federasyona ve dahasinda da universitelerin fotograf bolumlerine kadar bir sorgulamayi da baska bir vesileye birakarak, saygilarimi sunuyorum...

(1)http://www.fotoritim.com/yazi/gultekin-cizgen-ile-fotograf-gundemi--ne-olacak-su-fotograf-yayinciligimizin-hali&bulunanlar=G%C3%BCltekin%20%C3%87izgen
(2) http://www.obarsiv.com/dokumantasyon/fotvekart/osmanli_fotsanati.html
(3) http://www.fotografya.gen.tr/issue-4/resat.html
(4) http://www.tfsf.org/index.php?option=com_content&task=view&id=326&Itemid=68
Faika Berat Pehlivan eklemiş - adds | 06 Kasım 2007 Saat - Time 21:17
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.