Arşivimizden  - From Our Archives

 

Haluk Uygur

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > KASIM 2007 SAYISI > Ergün Karadağ : Şirince
Ergün Karadağ : Şirince

İsminden çok daha öte…

 

Ardına aldığı tarih dolu ovanın, tüm güzelliği ve yaşanırlığı ile sizi hemen tebessümüyle karşılayan bir yaşam yeridir Şirince.

 

Yaşamın, doğanın, tebessümün, binlerce hikayenin ve yaşam anılarının geçtiği eski rum evlerinin ve ardına aldığı o eşsiz ovanın nimetlerini en saf haliyle, hemen yanı başındaki eşsiz tarihiyle yaşama sunan, yeni yaşam soluğudur: ŞİRİNCE.


 

Şehrin yoğunluğundan, hep uzak kalınan samimiyetlerden, tek düzeliklerden, hayatın kirliliklerinden kaçanların, günübirlik de olsa nefes almaya kaçtığı, tarihini her duvarında, bastığı her taşta hissetmek isteyenlerin ziyaret yeri halini almış olan Şirince yeni yaşam tarzıyla bir sentez oluşturmaya başlamış.


 

Yunanlı yazar Dido Satiroyo` nun  ``Benden Selam Söyle Anadolu’ya`` adlı kitabında, çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Şirince için dediği gibi ``Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa, bizim ``Kırkınca``, Şirince cennetin bir parçası olması gerekir.``  sözleri her şeyi ispatlar gibi.


Selçuk’ la neredeyse bitişik olan Şirince, sırtını dayadığı ovanın hemen ilerisinde, Efes döneminin tarihini yaşamanın kültür zenginliği içerisindedir. Yüzyıllardır veriminden eksik kalmayan ova, ardına Efesi ve uygarlıkları alarak yaşama devam ederken Şirince bu sürekliliğin yanı başında oluşmuş ve sürecindeki kaderini yaşamıştır.


 

Rivayete göre Menderes nehrinin ovayı sulamasıyla oluşan sivrisinekten kaçanların geldiği ve dinlendiği yer olan Şirince, zamanla Menderes nehrinin aluvüyonlarıyla kapladığı alanda yaşamın zorlaşmasıyla Efes’liler tarafından oluşturulan bir yerleşim birimi olarak görülmektedir.


 

Özgün adı ``Kırkınca`` olan bu şirin yerleşim merkezi, daha eski zamanlarda dağa vuran kırk kişiye atfen isminin Kırkınca olarak verildiği rivayet edilir. Zamanla ``KİRKİNCE`` adını alan yer cumhuriyet dönemimde ``Şirince`` ismini resmen alır.


 

19 yüzyılda,  çoğunluğu rum halkının oluşturduğu ve o dönemde önemli ticaretin merkezlerinden olan Şirince, o tarihte 1800 haneye yaklaşmış, ovanın tüm nimetlerinin ticaretini yaparak önem kazanmıştır. Eşsiz bağlarındaki üzüm ve şarabı kadar, incirinin kalitesi ve tadı da o dönemlerden beri bilinmektedir. Zamanla, savaş sonrası değişim nedeniyle Yunanistan’a göçen rumlardan sonra gelen halk bu ticaret ve devamlılıktan uzak kaldığından yerleşim birimi göçler nedeniyle küçülmüş, binalar taşınılırken malzemeleri götürülmüş bazıları bakımsızlıktan yıkılmış. Şimdilerde yaklaşık 180 adet kalan Şirince evleri birer kültürel mirasdır. Değişimin getirisi olarak yapılan yeni pansiyonlar, evlerin eski mimarisine sadık kalınarak yapılması, Şirince’nin yaşamını tattırmak ve turizm adına yeni bir soluk ve tat oluşturmaktadır. Ovanın üzümünden elde edilen birçok tat ve aromadaki şarap ve yöresel ürünlerin satışlarıyla da yöre, giderek ekonomik güç kazanmaktadır.


 

Şehir içinde büyülenişinizin  asıl sebebi, beyaza boyanmış o eski Rum evleri ve o taş caddelerin birer öyküyü nöbetleşe anlatırcasına, size yol boyunca eşlik ederek tüm sevecenliğini sunmasıdır. Caddelerinde dolaştığınız, sokaklarını arşınlayıp yanıbaşından geçtiğiniz yörenin sevecen insanları, bir süre sonra sizi benimser ve güler yüzle, sizi –hep- selamlar. Utangaçlıklarından, fotograf çekerken yaşlı ninelerin hemen utanıp, saklandıklarini görürsünüz, öz duygularından bir şey kaybetmemiş halde size yaklaşırlar. Turizmin artmasına rağmen yok olmayan kültürleri ve kişilikleri hep sizlerle beraberdir.


 

Öyle bir tarihi odağın merkezindedir ki Şirince, yaşamı hep tarihe tanıktır. Etrafı Meryem Ana Evi, Efes Antik Tiyatrosu, Yamaç evleri, Ayasuluk Kilisesi, St.Jean kilisesi, Celcus Kitaplığı, İsabey Camii, Yedi Uyuyanlar Mağarası, Hadriyanus Tapınağı gibi tarihin zenginlikleriyle kaplıdır. Tarihi önemli dönemleriyle yaşamışlılığının izleri hep gözükmektedir.


 

Ovanın rüzgarı hep ardına aldığı tarihle ve gizemiyle tene vurur.

 

Hayatın rutinliğinden kaçanların, bir nefes almak için tercihidir Şirince.

 

Yöre halkının testilerde yaptığı şarabı yudumlamak, ovanın zeytinlerinden fışkıran zeytinyağını tatmak, günün ışığının yükseldiği anlarda, yörenin nadide tüm lezzetleriyle kahvaltı yapmak, vadinin oksijenini, tüm huzurunu yaşamak kazanılması zor bir ödül gibidir.


 

Hayat ormanın ortasında, gün ışığının pencerenize vurmasıyla başlar. Sonrası huzurun birer lezzet  seremonisidir. Her doğal tat yörenin yaşanmışlığıdır. Şehrin nadide suyu ise M.Ö 3000 yılından gelen, tarihin damıttığı bir serinliktir.


 

Selçuk`tan ayrılıp, vadi boyunca Şirince`ye yönelmeye başladığınızda, yolculuğunuz vadinin tüm güzellikleriyle ve eşsiz zeytin alanlarıyla başlar. Üzüm bağlarını ve yüksekce vadiyi geçtikten sonra yukarıda, hemen sola döndüğünüzde, aniden Şirince, tüm güzelliğiyle sizi ayakta karşılayıverir. İlk girişte solda, dillere destan bir şarap evi ve tatmaya doyamadığız meyva şarapları sizin duygularınızın ve damak zevkinizin hizmetindedir. Hemen onun altında bir şarap fabrikası, gelişen şarapcılığın göstergesidir. Şarap fabrikasını gezerek yapım aşamalarını ve o kesif şarap kokusunu hissedebilirsiniz. Şarap evini sol taraf bırakıp sağa sapıp şehre doğru yöneldiğinizde, Şirince’de şirin bir masal başlamıştır. Yol boyunca Arnavut taşları, Rum evleri, yöresel kıyafetleriyle yöre insanı, tezgahlar ve o tezgahlarda kendi yaptıkları zeytinyağları, reçelleri, nane, kekik suları ve topladıkları şifalı otları bulabilir, alabilirsiniz. Yol boyunca sizi her yerde şarap dükkanları, içinde ise sürekli bu şarapları tadanları görebilirsiniz.


 

Tarih dolu o caddeden geçip ana meydana geldiğinizde çarşı başlayacaktır. Meydanda Göze ilk çarpan; Kaplankaya şaraplarıdır. Bu ismin nereden geldiğini sorduğumuzda, Kaplankaya şarapları dükkanında 1950 lerden kalma, vurulmuş bir kaplanın avcısıyla fotografı bizi hem şaşırtır hem de her şeyi açıklar... Daha kısa bir zaman öncesine kadar dağlarında kaplan yaşadığı bir gerçektir ve bizi etkileyip doğanın gizeminde yolculuğa çıkartır. İnanması güç ama bir o kadar da gerçek bir olayı öğrenmenin şaşkınlığı ama yok olan doğal yaşamın burukluğu içinizi kaplayıverir.


 

Kaplankaya`da hikayeyi öğrenip, merkezdeki ana çarşıdan başlamak üzere geziye devam etmek, heyacanı ve merakı da yanında getirir.


 

Beldenin kendine özgü kahvehanesi yörenin insanlarının ortak buluşma yeridir. Burma bıyıklı onlarca efe, orada, dostlarıyla muhabbet içindedirler. Çarşıyı geçince hemen ara sokaklar ve yukarı doğru çıkan yolda sağlı sollu tezgahları görmek mümkündür. Neler neler yoktur ki…


 

Tezgahlarda kadını, çocuğu, yaşlısı, gencinin; el emeği göz nuru ile işledikleri el işlerini, elbiseler, sabunlar, ev şarapları, papatya taçlar, kekik suları, topladıkları şifalı otlardan biblolara kadar her şeyi bulabilir, ovanın meyvalarını, nimetlerini alabilirsiniz.. Yolun en başından beri, restore edilip pansiyon haline gelmiş ve hepsi kendi başına ekol olan eski rum evlerinin yeni konak hallerini görebilir, tüm geçtiğiniz yerlerde tadına doyamayağınız bir çok lezzetli gözlemeleri tatabilirsiniz.


 

Yolun, yukarı doğru çıktığınız bölümünde, tezgahlarda, utangaçlıklarından asla fotograf çektirmeyen yaşlı nineler kadar sattıklarından alırsanız fotograf çektirmeye izin veren yöre halkını da görebilir, muhabbetlerine ortak olabilirsiniz.

 

Caddeyi geçip yukarı sola döndüğünüzde, restorasyonu yeni bitirilen ve ziyarete açık olan Aziz Yohannes kilisesini görebilirsiniz. Avludan içeri girdiğinizde sizi hemen bir havuz ve havuzun  ortasında adeta hoş geldiniz der gibi iki eli yanlara açık Meryem ana heykelciği karşılar. Havuzun içi, su doludur ve ortasında, insanların attıkları parayı isabet ettirmeye çalıştıkları bir bölüm vardır.. Tutulan dileklerin atılan parayla oluşacağına inanırlar. Ama havuzun işletmecisinin dileklerinin, buraya hergün gelenlerin, havuza attıkları paralarla  oluştuğu bir gerçektir…

 

Kiliseye girmeden sola hemen avluya geçince yukarıdan eşsiz Şirince manzarasını izleyebilirsiniz. O güzel sıra sıra eski rum evleri bir tebessümle sizleri selamlar. Bulunduğunuz bu alandan, şehre hakim yükseklikten, şehre kuş bakışı bakabilir, hatta kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

 

Kilise içinde, ziyarete açık olması nedeniyle yoğunluk mevcut. Kilise içindeki pencerelerden manzaraya, ayrı bir güzelliğe bakmak, çok çok farklı.


 

Kiliseden çıkınca, sola doğru yönelip, yine tezgahların arasından geçip, kilisenin altından geçen yol ile ileride birleşir ve güney kısma geçersiniz.

 

En yüce aşkların, ömür boyu birlikteliklerine  bir söz verildiği yer gibi, o alt sokak bir heyecan ve romantizm gecidi gibi insanı büyüler. Anlıkta olsa tüm duygusallıklarını yaşatır.

 

Güney kısımda, ovayı karşıdan görür ve sevecen insanların hareketten biraz daha yoksun sessiz caddelerinde eski rum evlerinin ardında dolaşır, misafirperver halkın davetiyle o evleri gezebilirsiniz.


 

Arasından geçilen sokaklar birer öykünün satırları gibidir. Evler ise, yaşama kucak açmanın anaçlığındadır.  Her kapıda var olan kapı kulpları, tokmaklar yılların tanıkları, efsanenin birer parçalarıdır.

 

Yeni bir bakış açısının geliştiği, doğal kaynakların yöre halkı tarafından farklı ticari anlamda sunulmasıyla kültürel misyonunun devamlılığı açısından Şirince önemli ve iddialı  bir yolda başarılı adımlarla yürümekte.


 

Markalaşmaya giden şarapcılık ve zeytinyağcılık ekonomiye yeni birer soluk.

 

Tarihin onlarca anısın geçtiği yıkılmaya yüz tutan o güzelim rum evleri şimdilerde yeni bir yaşama tarzının merkezleri. Turizm ile yeni dönemine başlayan ve o eski güçlü konumuna dönmeye çalışan Şirince yeni bir pansiyonculuğun merkezlerinden.


 

Aslına uygun olarak restore edilen rum evleri konaklamalar ve yeni bir soluk açısından büyük bir başarı elde etmiş. Bulabileceğiniz konaklar kendi alanlarında çok örnek ve başarılılar. Hepsi özgünlüklerinde kendilerine özel olan yapılarıyla turizm ve Şirince için birer lokomotif halindeler. Bütün bu güzelliklerin en az bir gece yaşanması adına da birer soluklar.


 

Yaşamları ilk haline uygun sunmaya çalışan yeni rum evleri artık dünyaca ünlü.

 

Tarihi ardına alan vadinin önünde, tüm nimetleriyle kendini esirgemiyen ovanın eteğinde, tarihe güzellikleriyle kişiliğle duran, barındırmasıyla mutluluk sunan, sevecenliği lezetleri sıcak tebessümleri ile ismini bile geride bırakan şirinliğiyle yaşanması kaçılması soluklanması gereken bir cennet belde: ŞİRİNCE... 
 
Yazı ve Fotoğraflar : Ergün KARADAĞ



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Şiirsel anlatımı ve fotoğraflarıyla güzel bir çalışma.Emeklerinize sağlık.
Sevgilerimle
Cem Güneysu eklemiş - adds | 14 Kasım 2007 Saat - Time 01:00
sevgili Ergun
Bir küçük kasaba bu kadar köşebaşı
tam damarına basan fotoğraflarla tanıtılabilir
tebriklerimle
Bekir Tuğcu eklemiş - adds | 27 Kasım 2007 Saat - Time 22:42
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.