
30 yıl olmuş. Türkiye’deki ilk fotoğraf eğitimi, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde, 1977 yılında başlamıştı. Kurucu - onur üyesi olduğum “Fotoğraf Enstitüsü”nün kuruluş hikayesini toparlamak, belgelemek için Yardımcı Doçent Ozan Bilgiseren’in insiyatifiyle bir “Belgesel Film” hazırlıyorlarmış. Beni de davet edip, anlattıklarımı kayıt altına aldılar. Kuruluş hikayesi ilginçtir, o yüzden belgeseldeki konuşmalarımın kısa bir özetini “Fotoritim”de yayınlayarak, fotoğraf çevresine maletmek istedim.
1977 başlarında birgün, rahmetli Sami Güner usta, telefonla Japonların Türkiye’de bir fotoğraf okulu kurulmasına katkıda bulunmak istediklerini söyledi. Akademiden Muhteşem Hoca’nın, Japonya’ya bu yüzden davet edilip, gidip döndüğünü ve Akademi’de bir toplantı düzenleneceğini, benim de bu toplantıda olmamı rica etti. Gittim. Sami Güner’in dostu, Japon fotoğrafçı Banri Namikawa’nın, Tokyo Büyükelçimiz Celal Eğicioğlu kanalından, Türkiye’de böyle bir girişim içinde olduklarını ve buna Tokyo Fotoğraf Akademisi’nin katkıda bulunabileceğini anlattılar.
Japon fotoğrafçı Namikawa’nın, yıllardır gidip gelerek bir yandan yayınlamak için Türkiye’yi büyük boy fotoğrafladığını ve şimdi Topkapı Sarayı Müzesini eserleriyle çekmek ve altı ciltlik bir yayın hazırlamak istediğini de söz arasında anlattı. Ben, temelde kuşkucu bir mizaçta olmamakla beraber, o yıllarda Japonların “Enişte” olarak bizi “Niye Öpmeye Uğraştığına” bir türlü akıl erdirememiştim. Bunun iyi düzenlenmiş bir “Havuç” politikası olabileceğini ve Topkapı Sarayı’nın fotoğraf çekimleri izinlerinin zor olduğu için, bu tür örtülü, sinsi politika izlenebileceğini düşündüm. O günlerde, fotoğraf üzerine bir nevi “Komplo” teorisi sanki. “Resmi Olarak” projede Türkiye’de o yıllar için böyle bir girişimin iyi niyetli belirtileri yoktu. Ortada sadece “Loca” hareketleri vardı. Bu görüşümü de toplantılarda açıkça belirttim. Tabii kıyamet koptu. Herkes güçbirliğiyle ağız dolusu hakaret etti ve beni oyunbozanlıkla suçladılar. Ne yazık ki, gelişen şartlar beni haklı çıkardı. Japonların, Türkiye’de işi bittikten sonra, “Ne Bir Ses, Ne Bir Nefes”. Fotoğraf okulu “Tezgah”ı operasyon olarak sonuçlanmıştı. İlerideki yıllarda, Namikawa’nın fotoğraflı “Topkapı” dizisi yayınlanıp, çok satanlar listesinde dünyadan ciddi mali primler topladı. Hiç bir zaman çok zeki olduğumu düşünmedim ancak Allah herkese akıl fikir vermiş.
Sonraki dönemde rahmetli Sami Güner, herkesin arasında benim enstitü konusunda haklı olduğumu söyleyip, günah çıkardı. “- Yahu bari bir tek roll film hediye et kardeşim” diye Japonların iki yüzlülüğünü tescilledi. Yine o dönemlerde rahmetli Cafer Türkmen hoca, özür dileyip haklılığımı pekiştirdi. Bugün, o toplantıda bağırıp çağıranlardan değerli hocamız Prof. Erdoğan Aksel’in yeni çekilen belgesel programındaki söyleşisinin zabıtlarına baktım, o da aynı hikayeyi detaylarıyla anlatıp, “Bütün bu yardım lafları havada kaldı” diye söylemine son veriyordu. Üzüldüm. “Zaman” doğruların turnusol kağıdıdır.
Bu hikayelerden sonra “Fotoğraf Enstitüsü” kuruldu ve eğitim başladı. Bölümde “Nasıl Bir Fotoğraf ve Eğitimi?” konusunda çeşitli tartışmalar yapılırken, yaşanan stratejik zaaf karşısında ümitsizliğe düşüp, Her “Strateji” ön bir “Hedef” gerektirir. Başlayacak eğitim, böyle değildi. Bu olayın içinden kendimi çektim. Ne yazık ki, zaman beni yine haklı çıkardı. Bölümde, eğitim yılları içinde insiyatifimle iki çalışma yapıldı. Kurucu üyesi olup, o dönem 2. Başkan olduğum Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği, “Türkiye’de Fotoğraf Eğitimi” başlığıyla Mimar Sinan Üniversitesi Oditoryumunda üç gün süren, geniş katılımlı bir sempozyum düzenledi. Konu çerçevesinde pekçok kişiden değerli görüşler ortaya çıktı. Ben, yıllar sonra Enstitünün eğitim alanındaki başarısının kanıtının, yetiştirdiği kadroların aldıkları eğitimden sonra, “Yaşamda ve Fotoğraf Çevresinde” ne yaptıklarını sorgulamam üzerine başlayan tartışma, ilginçti. Fotoğrafımızın profesyonelleri, doğru poz ölçecek bir asistan bulamama derdi ve zaafı içindeyken, neden fotoğraf enstitisü mezunlarının örneğin, “Bankacılık” veya baba mesleği “Ciğercilik” gibi işlerde uğraştığını anlayamadığımdan bahsettim. Fotoğraf eğitiminin artık daha ayakları yere basan, mesleki bir yapıya kavuşmasının elzem olduğunu dile getirdim. Hiç unutmam akademi yıllarından arkadaşımız “Baba Gündüz” lakabıyla, o dönemin Rektörü, konuşulan sahnenin merdivenlerine bile itibar etmeyip, aradan atlayıp kürsüde heyecanla burasının “Bir Sanat Yuvası” olduğunu ve asla meslek çerçevesinde bir eğitim yapılmayacağını söyledi. Bana göre artık konu kapanmıştı. Akademi yıllarımda “Osman Hamdi Bey Kıraathanesi” lakaplı okulun yapısı aynen sürmekteydi. Sempozyumun son günü Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz “Photo Shop” Work Shop’u ise çok ciddi bir ilgiyle “Milat” oluşturdu.
Eğitimdeki sıkıntıyı teyit eden bir başka olayı da daha ileriki yıllarda yine yaşadım. 2002’de yayınlanan “Fotoğrafça – Sanatça” kitabım için, Fotoğraf Bölümü ile Marmara Üniversitesi’nde, profesyonel bir anketörün hazırlığı ve yönlendirmesiyle sonuçlanan, araştırma çalışması gerçekleştirdim. “Fotoğraf Eğitimi Alan Öğrenciler Arasında Yapılan Küçük Bir Araştırma”ydı başlığı. “Fotoğrafı geliştiren etkenler nelerdir?”, “Fotoğrafta başarı oluşumu üzerine ne düşünüyorsunuz?”, “Türkiye’de fotoğrafın bugünkü durumu ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?” gibi dokuz ayrı sorunun, cevaplarının peşine düşmüştüm. Değerlendirilen sonuçlar yine çok sıkıntılı eğitim yapısını sergiliyordu.
O günlerden bugünlere 30 yıl geçti. Bugün Türkiye’de varolan 76 Güzel Sanatlar Fakültesinde, 16 Fotoğraf Bölümü var. Var da, “Bu Eğitim Yapısı Türkiye’ye Hangi Kazanımları Getirdi?” Bu sorunun cevabı ciddi olarak sorgulanmalı düşüncesindeyim. Elbette böyle bir eğitim hareketinin olmasının, olmamasından daha iyi olduğu açıktır. Ama fotoğraf sahnesinde mezunların yaşadığı “Açık İşsizlik” ile altı çizilen başarısızlık ve “Yerli – Türk Fotoğrafının” oluşturulma çabalarının “Kuramsal” eksikliği ortada.
Dünyada ve ülkemizde, fotoğrafın iki temel ayağı sayılan “Fotoğrafın Sanatsal Söylemi” ile “Mesleki Uygulamalar” alanlarında temsil ölçeği ve insiyatif hala okulların değil “Alaylı”ların elindedir. Elbette kendi insiyatifleriyle bir yere gelmiş çok az sayıda mezun “Okullu”lar da var.
Fotoğrafta sanatsal söylemin güçlenmesi için kuramsal olgunluk, fotoğraf müzesi kurumu, fotoğraf galerileri, fotoğraf sanatı koleksiyonculuğu ve fotoğrafta ikinci el piyasasının gelişmesi lazım ki, “Sanatsal Fotoğraf” profesyonel olarak karşılığını bulsun. 2008‘de biz bu çileli yolun daha çok başlarındayız.
Fotoğraf mesleği uygulamaları alanında, yani stüdyo, basın, teknik, serbest fotoğrafçılık – tanıtım, moda, mimari, audiovisual vadisinde ise sorunlar, güçlükler devam ediyor. Eğer fotoğraf bölümünün güçlü bir eğitim stratejisi olsaydı tüm alanlarda bugün ciddi mesafeler alınırdı diye düşünüyorum. Elbette eğitimde YÖK ve ÖSYM faktörü, teknik altyapı, kuramsal alt yapı gibi olumsuz faktörleri unutmuyoruz. Ama bölümü 30 yıldır buraya taşıyan, eski deyimle “Kerameti Kendinden Menkul”, iddialı kariyerist öğretim kadrolarının hiç mi günahı yok? Her zaman olduğu gibi “İşe Adam” yerine, adama iş bulundu. Sonuçta sel gitti ve kum kalmadı. Onca yıldan geriye kalan kitapsız profesörler, belirttiğim konularda tek bir satırı, emeği bulunmayan kariyerist takımdır. Emeklilik temize çıkmak anlamına gelmemeli. Bugün o kariyerist kadrolardan hangilerinin geriye, eğitimde nasıl bir eser bıraktığını sorgulamalıyız. Ama nerede o günler?
Çıkış, “Fotoğrafta Yerlilik Arayışı, Kuramsal ve Kurumsal Yeniden Yapılanmadan Geçiyor”. Umarım 30 yıldan sonra “Böyle Gelmiş Böyle Gidecek” denmesin.
Gültekin ÇİZGEN - Ocak 2008
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"