Arşivimizden  - From Our Archives

 

Per Valentin

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > OCAK 2008 SAYISI - JAN 2008 ISSUE > Enver Şengül : Roger Fenton'un Dijital Makinesi Olsaydı
Enver Şengül : Roger Fenton'un Dijital Makinesi Olsaydı

 

ROGER FENTON’UN DİJİTAL MAKİNESİ OLSAYDI! 

 

Kulağım televizyonda oynayan dizilerden birinden gelen fotoğrafla ilgili sese takılınca dönüp bakmak zorunda kaldım. Bir fotoğrafçı dükkânında ustası ile çırağı arasında bir tartışma vardı. Çırak ustaya “Yeter artık bu filmlerle uğraştığımız! Çek, banyo et, bekle… En iyisi biz de bir dijital makine alalım ve bu dertten kurtulalım” dediğinde, usta son derece kızgın bir şekilde dönerek “Bırak oğlum dijitalden söz etmeyi. Dijital fotoğraf suya yazı yazmaya benzer, plastik çiçek gibidir, güzel görünür ama kokmaz” diye cevaplar.

 

Bu söz ilgimi çekti ve düşündüm. Gerçekten öyle midir?

 

Dijital fotoğrafçılığı suya yazı yazmaya veya plastik çiçeğin kokusuzluğuna benzetmek doğru mudur?

 

Gelin isterseniz fotoğraf tarihine kısa bir yolculuğa çıkalım.

 

İlk baskılarda filmin tabanı kağıttı ve kağıt dokusunun verdiği lif görüntüsünden kurtulmak imkansızdı.

 

Bu sorunu Niepce'nin kuzeni Abel Niepce 1847 yılında ışığa duyarlı emülsiyonu, yumurta beyazı ile kaplanmış camlar üzerine emdirerek çözdü.

 

Kâğıttan cama geçiş o yılların fotoğraf dünyasında büyük bir devrimdi.

 

Uzun yıllar fotoğrafçılar film tabanı olarak camı kullandılar.

 

Cam ağırdı ve kırılgandı.

 

Tarihin ilk savaş fotoğrafçılarından Roger Fenton, işte arabasının arkasına yüklediği bu cam filmlerle uzun ve meşakkatli bir maceraya atılarak bizim de katıldığımız Kırım Savaşı’nı fotoğraflamayı başardığında tarih 8 Mart 1855’i gösteriyordu. Yani bundan tam 150 yıl öncesini…

 

Buradaki ayrıntılara dikkatinizi çekmek istiyorum.

 

Roger Fenton, Balaklava’ya 5 fotoğraf makinesi ve son derece ağır olan 700 levha ile gitti.

Her fotoğraf makinesiyle farklı formattaki cam filmleri kullanıyordu.

 

Çekimler yaparken çok zorlandı. Filmlerinin çoğu çalışırken kırıldı, birçoğu da küçük hatalarla görüntü kayıp gitti.

 

Fenton, aylar süren savaş boyunca bu 700 cam levhadan sadece 360 fotoğraf çekebildi.

 

1888 tarihine kadar insanlar belki de o tarihlerde bir lüks olarak gördükleri cam yerini bir başka mucize malzemeye bırakmıştı.

 

Bu malzeme kağıt gibi esnek ve cam gibi şeffaf olan asetattan başka bir şey değildi.

 

Kodak’ın kurucusu George Eastman artık cam yerine film tabanı olarak asetatı piyasaya sürmüştü.

 

Bir an düşündüm, acaba çok hafif bir malzeme olan asetat film piyasada hızla yaygınlaşınca cam filmi büyük bir özen ve sevgi ile kullanan geleneksel fotoğrafçılar bizim dizi filmdeki fotoğrafçı gibi düşünmüş müydü?

 

“Asetat film plastik çiçeğe benzer. Güzel görünür ama kokmaz”.

 

Büyük bir ihtimalle böyle söylendiler ama bir süre sonra asetat film kullanmaya başlayınca geçen meşakkatli zamanlarına çok ama çok hayıflandılar ve yine büyük bir ihtimalle, büyük makineler yerini kolay taşınabilir küçük makinelere bıraktığında da aynı tepkiler yaşandı.

 

Renkli film ortaya çıkınca, geleneksel siyah beyazcıların da aynı tepkiyi gösterdiklerinden eminim. Renkli film, siyah beyazın fotografik ruhunu vermiyordu. Yani onun da kokusu yoktu.

 

Programlı makineler piyasaya sürülüp, manüel çalışmanın bazı zorlukları makinelere yüklendiğinde de benzer tepkileri duyar gibiyim.

 

Hele makinelerdeki AF özelliğine tepki gösteren kuşağın içinde ben de vardım. Eğer objektifin fokus ayarını bile makine yapacaksa biz neciydik o zaman?

 

Bu örnekleri sayısız derecede uzatmak mümkündür.

 

Fotoğrafa canlı bir organizma olan çiçeğin misyonunu yüklemek elbette doğru değildir ve doğru olmadığını da fotoğraf tarihi kanıtlamıştır.

 

Şunu mutlaka biliyoruz ki fotoğrafın özü teknolojidir.

 

Döneminin en önemli teknolojik gelişmesi camera obscuralar ve camera lucidalar yerini fotoğraf makinesine bıraktığında dünyada önemli bir teknolojik devrimden söz ediliyordu.

Fotoğrafın gelişimi, teknolojik gelişmelerle at başı gitti. Ondan kopmadı, ondan geri durmadı.

 

Şimdi dijital fotoğrafçılık teknolojinin vardığı son nokta olduğuna göre ondan geri kalınması da elbette ki düşünülemez.

 

Gerçi fotoğraf dünyasında hiçbir gelişme dijitale geçiş gibi çok sarsıcı dip dalgalarına yol açmadı ama sonuç aşağı yukarı aynıydı.

 

Teknolojideki tüm bu gelişmeler fotoğrafın üretim ve kalitesini arttırdı ama çok iyi bir fotoğraftaki etkisi insan beyninin, gözünün ve yaratıcılığının etkisinin hep gerisinde kaldı.

Bu nedenle çiçek olan fotoğraf makinesi değil aslında, düşünen, gören, biçimlendiren ve yorumlayan insanoğlunun ta kendisidir.

 

Fotoğraf makinesi ise ister 1937 yılının ilk reflex makinesi Exakta olsun, ister günümüzün full frame sensöre ve kaç bin asa hızına sahip son modern dijitalleri olsun onlar bu kokulu çiçeklerin ancak göz alıcı saksıları olabilirler…

 

Keşke,  ilk savaş fotoğrafçısı olarak bilinen Mathew Brady 1851 yılında Amerika İç Savaşı’nı, Roger Fenton 1855’te Kırım Savaşı’nı ve Robert Capa, 1942 İspanya İç Savaşı ve 1944 yılında Normandia çıkarmasını insanlık adına belgelerlerken ellerinde son model dijital fotoğraf makineleri ve ekipmanları olsaydı.

 

O zaman tarih çok daha farklı yazılmış olmaz mıydı?..

 

Enver ŞENGÜL



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Hocam keyifle okudum, Emeklerine sağlık..
Fikri Özalp eklemiş - adds | 06 Ocak 2008 Saat - Time 19:08
Günümüzde üzerinde en çok konuşulan bu incelikli konuyu,
fotoğraf tarihinden günümüze dokunaklı bir öyküyü okur gibi keyifle okudum.
Tebrikler.
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 12 Ocak 2008 Saat - Time 03:51
İnsanoğlunun yeryüzündeki uzun yolculuğunun bu günlere gelmesinde iki önemli buluşun çok etkili olduğunu düşünürüm:
1- Tekerleğin icadı. Ki ucu bu günkü tekerleksiz füzelere dek gelmiştir.
2- Fotograf makinasının icadı: Görüntünün sabitlenmesi de dünyayı değiştiren görsel medyanın temeli olmaktadır. Ayrıca fotografın sanat dünyasına girişiyle de resim sanatı da kendine yeni yollar aramak zorunda kalmıştır. Empresyonism, ekspresyonizm, fovizm, sürrealizm gibi akımların çıkışında toplumsal değişimden çok fotografın etkin olduğunu sanıyorum.

Çok yararlı bir konuyu, çok temiz bir anlatımla sunduğunuz için teşekkür ederim.
Uğur Bilge eklemiş - adds | 17 Haziran 2008 Saat - Time 11:40
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.