Baybars Sağlamtimur kimdir? Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
SFG’ye ve Fotoritim ekibine katılmadan önce, fotoğrafa dair bir söyleşi yapmıştık. Şimdi ise, içinizden birisi olarak bu söyleşiyi yayınlama düşünceliliğinizden dolayı hepinize teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Baybars SAĞLAMTİMUR, kısaca; Adana doğumlu, Mersin Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışan, Mersin’de yaşayan, fotoğraf ve doğa tutkunu bir insandır. Evlidir. Sudem ve Selen adında canından çok sevdiği ikiz kızları vardır.
20 yıldır amatör olarak fotoğrafla ilgilenmekte, fakat kendisini hiçbir zaman bu alanda yeterli görmemektedir. Mersin Fotoğraf Derneği’nde (MFD) Başkan Yardımcısı ve Eğitim Birimi Sorumlusudur.
2007’de SFG ailesine ve Fotoritim dergisine katılmıştır. 2007’nin Aralık ayında, Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP)’nun, Fotoğraf Sanatçısı (AFIAP) unvanını almıştır. Fotoğrafın her alanına ilgi duymakta ancak ağırlıklı olarak doğa fotoğrafı çekmektedir.
Fotoritim’e katıldıktan sonra dergi çalışmaları hakkında neler düşünüyorsunuz? Dergide aktif olarak yer almak fotoğraf yaşantınızda ne gibi farklılıklar yarattı?
Fotoritim ekibi inanılmaz bir ekip. Müthiş bir sinerji ile çalışmakta. Gün içerisinde yazışmaları takip etmek ve aktif olarak katılmak herkesin yetişebileceği bir şey değil. İnternete çok aşina insanlar bile zamanla bu hızın, üretimin ve bilgi paylaşımının karşısında geride kalabilirler. Tamamen amatör ruhla ancak, profesyonel ciddiyetle çalışan bir grup olduğunu söyleyebilirim. Sadece Türkiye içinden değil, dünyanın her yerinden fotoğrafçılara uzanabilen yetenekli insanlardan oluşmakta…
Fotoğraf alt yapımız ne olursa olsun, büyüyen ve gelişen Fotoritim’le beraber fotoğraf değerlendirme konusunda hepimizin farklı bir düzeye ulaştığını ve ülkemizin fotoğraf arşivine de çok değerli bir kaynak bırakmakta olduğumuzu düşünüyorum…
Doğa ve doğa fotoğrafçılığı ne zaman ve nasıl ilgi alanınız haline geldi?
Bu ilginin temeli çocukluğumu geçirdiğim yere, Çukurova Üniversitesi’nin Balcalı Lojmanları’nın bulunduğu alana ve Çukurova’ya dayanır. O yıllarda son derece bakir bir bölgeydi ve farklı doğal ortamları yaşayabiliyorduk.
Yüzmeyi ve dalmayı öğrendiğim Seyhan Baraj Gölü’nün evimizin önünde yer alması özellikle dalış konusunda beni etkilemiştir. Zaman zaman gözlerimi kapatıp o yıllardaki şnorkelli gezintilerimi ve dalışlarımı hayal ediyorum, beyin çok güzel bir organ, hala bir çoğu çok net duruyor kayıtlarda…
Evimize yürüyüş mesafesindeki bir mağaraya, uçuşan yarasalar kafamıza çarpmasın diye karton kutudan miğfer yaparak, elimizde mumlarla girerdik… Mağaracılığa ve mağara fotoğrafçılığına merakımın kökenleri oralara dayanır. Daha sonraları, Petzl baret ve aydınlatma tertibatına terfi etmiş olsam da içimdeki heyecan hala aynı… Ailem sayesinde Çukurova’da çok güzel bir çocukluk geçirdim. Fotoğraf ilgi alanım olduğunda da bu iki merak birleşti.
Doğa fotoğrafçılığı konusunda, bir hobiden öteye geçerek bunu bir kariyer olarak ülkemizde yapmak mümkün mü?
Böyle bir şey keşke yaygın biçimde mümkün olsa! Ülkemizde bu işten para kazanabilen çok az sayıda insan olduğunu düşünsem de mevcutların da sadece doğa değil, başka çekim işleriyle hayatlarını sürdürdüklerini tahmin ediyorum…
Anadolu doğası için özellikle fotoğraflamayı istediğiniz şeyler var mı?
Anadolu doğal zenginlikler, özellikle de bitki ve kuş türleri açısından dünyanın en harika coğrafyalarından biri. Çekim yapılacak pek çok konu var… Çekim sahası olarak mağaralar daima ilgi alanımdır ve böyle olmaya da devam edeceklerdir. En çok hayran kaldığım ve tekrar giderek fotoğraflamak istediğim yerler Doğu Karadeniz’dedir.
Tahrip olan alanlar ve yok olan türlerin fotoğraflanması konusunda Türkiye’de çalışma yapılıyor mu?
Ben, hassas alanların ve yok olma tehlikesi altındaki türlerin, üzerinde özenle çalışılması gereken konular olduğunu düşünüyorum. Bazı doğa fotoğrafçılarının bu tür çekimlerle de uğraştığını biliyorum. Kendi adıma, 2002 yılında Yeşil Atlas dergisinde de yayınlanan Mısır Meyve Yarasası çekimlerimi, Fotoritim’de de yayınlanan Göksu Deltası çalışmamı ve Adana’da, Çukurova Deltası’nda yaptığım Turaç çekimlerimi bu konuya örnek olarak gösterebilirim.

Meyve yarasasıŞu anki ekipmanlarınızın yanı sıra hedeflediğiniz ya da almayı planladığınız hangi ekipmanlar var aklınızda olan?
Ekipmana yapılan yatırımın abartılmasını manalı bulmuyorum. Doğada gereken minimum malzeme ile çekime çıkılmalı ve fazla ağırlıklardan kurtulmalıdır. Ancak, kuş fotoğrafçılığı gibi ağır teleobjektif veya teleskopların taşınmasını gerektiren bir alanda çalışıyorsanız durum değişir.
2 sene önce yaptığı Yedigöller yürüyüşünde, sağnak yağmur altında, çamurlu ve eğimli zeminde ilerlemeye çalışırken, sırtında 25 kg’lık sırt çantası, göğsünde 11 kg’lık fotoğraf çantası ve omzunda silah gibi asılı duran 4 kg’lık sehpası bulunan bir adam hayal etmeye çalışırsanız, ne anlatmak istediğim daha iyi anlaşılacaktır. O adam ben olduğum için ve bu işin zevkten çok işkenceye dönebileceğini de bizzat tecrübe ettiğimden, artık sistemimi hafifletmeye çalışıyorum.
Çekim için günün hangi saatlerini tercih ediyorsunuz? Favori çekim yaptığınız yerler nereleridir?
Doğada çekim yaptığım saatler konusunda net bir cevap vermem güç. Çünkü çekim saatleri tek başına yeterli bir ölçüt olmuyor. Gidilen bölgenin coğrafi ve biyolojik (özellikle de bitki örtüsü) yapısı, mevsimler, o anki hava durumu, bulut tabakası, bütün bunlar ışığa ve fotoğrafınıza etki ediyor.
Favori çekim mekanlarım diye kesin bir şey söyleyebilmem çok zor. Ben, ister dağ, ister mağara, ister orman, isterse su altı olsun, doğanın her yerinde, her zaman mutlu olabilen bir adamım. Ancak, ev sahipliği yaptığı ve farklı kuş türleri ve muhteşem manzaraları nedeni ile zaman zaman motosikletle turladığım Göksu Deltası benim için önemlidir.

Üzerinde çalıştığım, çekimleri tamamlanmış işler var. Bunlardan bazıları, birkaç ay önce bulunduğum Malezya’da yaptığım çekimlerdir. Zaman buldukça fotoğrafları değerlendirmeye alıyorum…
Fotoğrafın bir dalında uzmanlaşmak ile pek çok alanlarında çalışmalar yapmak, bu iki durumu karşılaştırıp görüşlerinizi paylaşır mısınız?
Başarıya giden yol tek alanda uzmanlaşmaktan geçer. Diğerinde harikalar yaratmak her insanın başarabileceği bir şey değildir.
Fotoğraf ile günlük yaşamınız arasında nasıl bir denge kurdunuz?
Fotoğraf günlük yaşantımın bir parçası olmuş durumda. Gözlerimi kapadığım anlarda, uykuya dalarken veya uyanırken bile beynimde canlanabiliyorlar. O nedenle boş zamanları dolduran bir uğraşı demek ne kadar doğru olur bilemiyorum…
Fotoğraf sayesinde farklı yerleri gezmenin haricinde, çok güzel insanlar da tanıdım. Eşimin de fotoğrafa -izleyici yönü ile- meraklı olması beni rahatlatıyor. Anne ve babamın bana verdiği desteği de buna eklemem lazım. Onların desteği olmasaydı bu uğraşıya başlamam veya sürdürmem çok zor olurdu.
Bir doğa fotoğrafçısının kütüphanesinde olmazsa olmaz fotoğraf yayınları ve diğer yayınlar sizce neler olmalıdır? Tavsiyelerde bulunur musunuz?
Doğa fotoğrafçısı her şeyden önce doğayı tanımalıdır. Bu nedenle fotoğraftan önce doğayla ilgili yayınları okumada yarar vardır. Bu gün ülkemizde bitki ve hayvan türlerinin tanısına yönelik rehber kitaplar bulunabilmektedir. Bunların haricinde ekoloji ile ilgili kitaplar mutlaka okunmalıdır. Ayrıca, doğada çekim yapmak demek onun koyduğu kurallara uymak demektir. İlgi duyduğunuz çekim sahasında hayatta kalmanızı sağlayacak doğa sporları konusunda mutlaka eğitim alınmalıdır. Çekim yapılan türler ve doğa hakkında bilgi + fotoğraf bilgisi + doğa sporları bilgisi + alana uygun spor ve fotoğraf ekipmanı; bunların hepsi bir bütün olarak düşünülmelidir (bir de çevreye karşı sorumlu ve duyarlı davranış).
Fotoğraf dergilerinden Outdoor Photographer benim en çok takip ettiğim yayındı. Doğa fotoğrafı ile ilgili kitap olarak, The Manual of Outdoor Photographer (Michael Freeman), Wildlife Photography “a field guide” (Eric Hosking and John Gooders), Digital Nature Photography (Jon Cox), The Art of Nature Photography (Niall Benvie), Creative Nature and Outdoor Photography (Brenda Tharp), Photography and The Art of Seeing (Freeman Patterson) ve Doğada Fotoğrafçılık (Mark Gardner ve Art Wolfe) önerebileceğim kaynaklardır. Bunların haricinde genel olarak fotoğrafla ilgili okunması gereken daha bir çok yayın ve internet sitesi var…
Çekim esnasında beraber fotoğraf çekmekten keyif aldığınız arkadaşlarınız oluyor mu? Yalnız çalışmayı mı tercih ediyorsunuz?
Doğa haricindeki konularda birlikte çekim yapmaktan zevk aldığım arkadaşlarım elbette var. Şimdi tek tek isimlerini yazmaya kalksam unuttuklarım olabilir ve haklı olarak alınabilirler, o nedenle bu kısım boş kalsın. Ancak, çok kalabalık bir grupla gezmenin üretime olumsuz yansıyacağını düşünüyor, bu nedenle de bundan kaçınıyorum.
İş doğaya geldiğinde, geziye bir grupla bile çıkmış olsam, açıkçası fotoğraf çekmek için yalnız kalmayı tercih ederim. Doğada fotoğraf çekerken onu iyi bir şekilde hissetmekten ve algılamaktan zevk alıyorum. Bu şekilde ruhumun tabiata karıştığını ve aktığını hissetmek -daha fazla değilse bile- en az fotoğraf çekmek kadar zevk veriyor bana.
Şu ana kadar fotoğrafçılık yaşamınızda sizi en çok gururlandıran olaylar neler oldu?
Bir-iki ay önce, Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonunun AFIAP unvanını almam beni sevindirse de bu tür şeylere fazla kafa yormamak gerektiğini de her zaman söylüyorum. Yarışmalar ve/veya unvanlar, ilerlenen yolda en fazla motivasyon aracı olabilirler, sanatsal üretimde amaç olamazlar, olmamalıdırlar.
Çocukluğundan beri mağaralara ve mağara fotoğrafçılığına ilgi duyan bir insan olarak hiçbir zaman unutamayacağım anım, 2003 yılında katıldığım DOGAY’da kazandığım Performans ödülünü, mağara fotoğraflarını daha önceden tanıdığım, Türkiye’de mağara bilimi ve sportif anlamda mağaracılığın babası sayılan, rahmetli, Jeolog Dr. Temuçin AYGEN’in eşinin elinden almamdır. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"