
1963 yılıydı galiba. Ben 17 yaşında olduğuma göre… Üç arkadaş Erzincan’dan İstanbul’a kaçmıştık, boğulacaksak büyük suda boğulalım diye. Geldik İstanbul’a, bir arkadaşı bulduk Erzincan’daki mahalleden. “Bu akşam bende misafir olun” dedi. Dolapdere’de bir yerde kalıyormuş. Gittik. Oda oda yerler, her odada bir sürü insan kalıyor. Hepsi gurbet kuşu. Bekar Odası derlermiş o yerlere”*
So I was seventeen years old, I think it was 1963. Three of us escaped from Erzincan to Istanbul., they thought that if somenthing happens it will happen in a big city. We came to İstanbul and found a friend of ours from Erzincan. He offered for us to stay at his house for the night. He was staying in Dolapdere. To many room at the same place, too many people are staying at the same place and eveybody is a sick of immigrant. Rooms name was bachelor rooms. *

Bekar Odaları, babamın, Fethi Bal’ın bu anlattıklarıyla çocuk yaşta girdi hayatıma. Daha çok evdeki rahatın değerini anlamayan, “canım sıkılıyor” diye hüngür hüngür ağlayabilen bir çocuğa anlatılan hem oyalayıcı, hem de ibret verici hikayelerdi. Büyüdükçe, babamın anlattıklarını daha başka bir kulakla, babasının İstanbul’a tutunma mücadelesine hayranlık duyan bir gencin kulağıyla dinledim.
I was known about the single rooms with the tales of my father, Fethi Bal. The stories were exemplary for a child who could cry because he was boring. As I got older I listened his stories more carefully, this stories were the story of my father triying to survive in a big city.
Ansiklopedik bilgiye göre İstanbul’da “Bekar Odaları” ya da “bekarhaneler” adı verilen yerleşim yerlerinin tarihi Bizans dönemine kadar uzanmaktadır. İstanbul’da çalışmaya gelen çok sayıda bekar, evli, yaşlı, genç, iş yerlerine yakın bu bölgelerde yaşamaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu odalarda yaşayan insan sayıları bini aşmaktaydı. Kentte herhangi bir cinayet, hırsızlık, soygun olayı ortaya çıktığında bekar odalarına baskınlar düzenleniyordu.
According to encyclopaedic information the history of bachelor rooms went way back to Byzantine. A lot of people who were old, young, married, single were living in these rooms that were close to their works. The number of people that were living there was over a thousand people in the period of Ottoman Empire. In a case of murder, burglary or robbery police busted into these rooms. 
18. yüzyılda ise tamamen disiplinsiz hale gelen yeniçeriler kentte gerçekleştirdikleri eylemlere bekar odalarında kaçak kalan gençleri de katmışlardı ve o dönemlerde kentin en çok korkulan bu bölgeleri bir üs gibi kullanılıyordu”.
In 18. century janissaries were making busts to to everywhere with the people who were living in these rooms, they were take these regions as a base. 
Günümüzde “Bekar Odaları”, İstanbul’un taşı toprağı altındır diye başlayan yüzlerce öyküden biri aslında. Anadolu’dan çalışmak için İstanbul’a gelen, fakat bir ev kiralayacak kadar para kazanamayacak işlerde çalışmak zorunda olan (kağıtçılık, garsonluk vb.) gurbetçilerin bir arada kaldıkları odalara verilen addır. “Bekar” sıfatının kalanların medeni durumlarıyla bir alakası yoktur.
Nowadays bachelor rooms are one the hundreds stories that saying everthing gold in İstanbul. The name of the places that People stay who were coming from Anatolia and don’t have enough money to stay in a house (paperworker, waiter etc.) The name “bachelor” is not related with if they are single or married.

Kalanlar arasında bekarlar olduğu kadar evli erkekler de vardır. İstanbul’un hemen hemen her semtinde Bekar Odası vardır. En yoğun Bekar Odaları Süleymaniye’den Eminönü’ne kadar uzanan Küçükpazar adlı bölgedir. Bekar Odalarının çoğu benzer özelliklere sahiptir.
People who are staying there are either married or single.Almost in all of the districts there is bachelor rooms. Most of the bachelor rooms are in Küçükpazar which is among Süleymaniye and Eminönü. Almost all of the rooms have similar features.
Odalar, içinde yaşayanların gündelik zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayacakları kadar kötü koşullara sahiptir ve ancak uyumak, güç koşullarda yemek yapmak için kullanılabilir. Bir Bekar Odası ortalama 15-20 metrekaredir. En az 6-7 kişi en fazla 10-15 kişi bu odalarda kalır. Bekar Odaları’nın karakteri babamın anlattığı 1960’lı yıllardan günümüze bazı değişimler göstermiştir.
Rooms don’t have good conditions to stay and could only be used for sleep and cooking in bad conditions. Their average area is about 15-

Tuvalet ortaktır. Hemen hemen hiçbirinde bir mutfak yoktur. Odanın bir köşesinde yemek yapılır ve hep birlikte yenilir. Banyo için civardaki hamamlar kullanılmaktadır. Haftaiçi çok erken saatlerden çok geç saatlere kadar çalıştıkları için odalarda yalnızca pazar günleri bulunmaktadırlar. Bekar Odaları’nın karakteri babamın anlattığı 1960’lı yıllardan günümüze bazı değişimler göstermiştir. O yıllarda Bekar Odaları İstanbul yollarına düşen gurbetçilerin geçici olarak kaldıkları yerlerdi.

Ya babamın babası gibi belirli bir süre İstanbul’a çalışmaya gelenler (hamallık, garsonluk gibi işlerde) bir süre han odalarında kalıp tekrar köye dönerlerdi, ya da babam gibi İstanbul’da kalmaya kesin kararlı olarak gelenler para biriktirmek için yine kısa bir süre buralarda kalırlardı. Çalışmak isteyenin, mesleği olanın para kazanabileceği ve biriktirebileceği zamanlardı bahsettiğim yıllar. Günümüzde ise hem gelenlerin bir mesleği olmayışı hem de meslekleri olsa bile çok az paralara çalışmak zorunda bırakılmaları yüzünden Bekar Odaları “geçici” sıfatını kaybetmiştir.
Some of them were like my grandfather who came to İstanbul for work like waiter, porter; were stay these rooms and go back to their villages. And some of them like my father were coming to stay in İstanbul and trying to make money and staying these rooms. These years was years that if you work you can earn money and save money. But nowadays these workers even does not have a profession or if they have they don’t earn enough money; so they are not living these rooms temporarily.

Tanıştığım, odalarında kaldığım “bekar”lar arasında 20-25 yıldır aynı odada kalanlar vardı. Bekar Odaları’nın sakinleri artık ne İstanbul’a yerleşebiliyor, ne de temelli geri dönebiliyorlar. Bir Bekar Odasının kirası fotoğrafların çekildiği yıllarda (2000-2003) aylık 30 milyon Türk Lirasıydı. Bu ücrete elektrik de dahildir. Odalarda banyo ve mutfak olmadığı için su yoktur. Tuvaletlerde kullanılan su da civardaki camilerden taşınmaktadır. Elektriği ev sahibinin ödediği söylense de genellikle kaçaktır.
Some of the people that I have meet in these rooms were living there since 20-25 years. Inhabitants of these rooms nor could settle in İstanbul neither could turn their hometown. One room’s rent was (In 200-2003) 30 million Turkish Liras. This price includes electricity. There is not bath and kitchen in these rooms, so there is not water. Water used for toilet are carried from mosques. Electricity is illegal in general.

Bekar Odaları projesine başladığımda beni en çok zorlayan, daha önceden de tahmin ettiğim gibi, oda sakinleriyle tanışmak, kendimi anlatabilmekti. Temel sorunun benim “gazeteci” sanılmam olacağını biliyordum. Daha önce yapılan bir haber yüzünden bazı bekar odalarının belediye tarafından boşaltıldığını da orada öğrendim. Bekar Odaları sakinlerinin gidip geldiği bir kahveye, 3 ay boyunca hemen hemen her akşam gittim. Tanıştıklarıma niye orada olduğumu anlatıyordum. Fotoğraf projesinden bahsediyordum. Pek bir gelişme olmadı uzun bir süre.
When I started this Project the hardest thing was to meet with the people staying these rooms and to explain myself to these people. Basic problem was to be thought that I am a journalist . I learned that some of the rooms are emptied after a new in a newspaper. I have gone to a cafe house every night in three months to which the room domiciles are coming. I was saying why I am there to whom I have met. I was telling about photoraph Project. There was’nt any difference for a long time. 
Sonra bir gün, büyük bir ihtimalle de bana acıyan, civarda bakkalı olan bir amca, bir bekar odası sakinine “yeğenim kaç aydır gidip geliyor, bir gün götürün de odayı çeksin” dedi. Böylece o akşam ilk fotoğraflar çekildi. Ondan sonrası kolay oldu. Özellikle gazeteci olmadığımı, babamın, aslında kendi hikayemin peşinden koştuğumu anlayınca herkes bana yardımcı oldu. Zaman zaman rahat çalışmamı engelleyen tek durum, kendi önyargılarım oldu. Çevremden bana yüklenen “Aman dikkat et soymasınlar, paranı çalmasınlar” gibi korkulardı bunlar.

Odalarda zaman geçirmeye başlayınca utandım kendimden açıkçası. Son derece güvenliydiler. Sakinleri de hem kendi aralarında hem dışarıya karşı hep saygılıydılar. 3 yıl boyunca beni tedirgin edecek hiçbir olaya tanık olmayan biri olarak, önce kendime sonra kendi çevreme duyarsızlığımız ve önyargılarımız için çok kızdım…
I shame from myself when I have been with them. They were so secure. Theye were recpectable to each other and to other people. Past three years I haven’t feel any negative feelings at all, I have get angry for our bias and insensitivity.

Bekar Odaları’nda geçirdiğim, her gün olmasa da epeyce kaldığım 3 yıl boyunca çok arkadaşım oldu. Ve kendi adıma anladım ki benim o odalarda kalan biri değil de, fotoğrafını çeken üniversite öğrencisi olmamın tek nedeni, babamın İstanbul’a tutunabilmek için verdiği insanüstü bir mücadeleydi. Yoksa fırsat eşitliği serbest piyasa ekonomisi lehine çoktan yok edilmişti.
I have many friends in these three years from these rooms. My father’s big ability was the reason that I’m an university student and I’m not staying in these rooms. Because there is not equal opportunities for all of us.
Anadolu’da bir köylü çocuğu olarak doğmuşsanız, ya o köyde, adına kader dediğimiz, tarifsiz imkansızlıklar içinde, bir şekilde yaşamaya devam edeceksiniz ya da İstanbul’a gelip çoğu zaman karın tokluğuna, çok zor koşullarda yaşarak bir kere şansınızı deneyeceksiniz.
If you born in an Anatolian village, you will live that village with very bad conditions or you will come Istanbul and you will stay while you earn money only for eating and you will try one’s luck.

Emin olun ki hiçbirimizin, bekar odası sakinlerine “niye kaderine razı gelmiyorsun, niye şansını deniyorsun” demeye hakkı yok…
You must sure we dont have the right to say bachelor’s rooms domiciles “why you are not going on your fate, you are try to cacth luck.”
Altan BAL
Kuzguncuk-2007
* Fethi Bal. 1960’larda İstanbullu olmak için Erzincan’dan İstanbul’a geldi. Kısa bir süre Bekar Odaları’nda kaldı. Birkaç iş değişiminden sonra asıl mesleği olan şoförlüğe devam etti. Kamyon, otobüs, minibüs şoförlüğü yaparak iki çocuğunu da üniversitede okuttu. Halen İstanbul’da yaşıyor. * Fethi Bal. In 1960’s came from Erzincan to Istanbul, to became Istanbul domicile. He stayed in a bachelor room for a short time. He started different jobs but then he contiuned his profeesion as a driver. He worked as lorry, bus and minbus driver, and his two children graduated from university. He is living in İstanbul. Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Fotoğraf Ödülünü ve Kodak Profesyonel Kategori Büyük ödülünü kazandı. FotoRöportaj.org kurucu üyesi ve fotoğraf editörüdür. Halen çeşitli başlıklar altında fotoğraf dersleri vermektedir. Born in Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Altan BAL Hakkında
1977 İstanbul’da doğdu. Birincilikle girdiği M.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nü 2003 yılında dereceyle bitirdi. 2004 yılında açtığı Bekar Odaları sergisi İstanbul’da ve çeşitli şehirlerde defalarca sergilendi. Ali Akay’ın kuratörlüğü yaptığı Gelecek Demokrasi sergisine 6 fotoğrafla katıldı. 1. Uluslararası İstanbul Fotoğraf Bienali’nde kuratörlüğünü yaptığı “O (bu, şu, öteki, beriki, sonraki, şimdiki) ana adanmış” isimli sergiyle açtı Uluslararası Ulisfotofest’e Kağıtçılar adlı çalışmayla katıldı. Bekar Odaları adlı sergisi İslam eserleri müzesinde 2007 yılında tekrar sergilendi. Fotoğrafları Toplum Bilimi, Tarih Vakfı İstanbul Dergisi ve birçok dergide yayınlandı. Bekar Odaları adlı çalışması 2003 yılında Geniş Açı Portfolya sayısında yayınlandı. 2008 Ocak ayında İFSAK Ana Sponsorluğunda Kamyoncular sergisini açtı. Sergi şu sıralar Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde ve yurt dışında sergilenmektedir.
www.fotoroportaj.org
He win Cumhuriyet Newspaper Yunus Nadi prize and Kodak Professional Category Big Prize.
He is the founder and editor of FotoRöportaj.org.
He gives photograph lessons with various covers.
Çeviri (translated by) : Hatice KAPUDERE
TFSF Onaylı
Ulusal Yarışmalar
National Photo
Contests Under TFSF Patronage
12 Mayıs 2008 1. EFOD FOTOĞRAF YARIŞMASI "Su İçin(de) 3 Çığlık"
19 Mayıs 2008 BEYŞEHİR ULUSAL FOTOĞRAFÇILAR BULUŞMASI FOTOSEL MARATONU
22 Mayıs 2008 TÜTEN TUR FOTOĞRAF YARIŞMASI "En Güzel Tatil Fotoğrafını Ben Çekerim"
26 Mayıs 2008 AKADEMİ ALBÜM ULUSAL FOTOĞRAF PROJE YARIŞMASI
16 Haziran 2008 BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünden Bugüne Köprüler"
30 Haziran 2008 DENİZ TİCARET ODASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Denizde Yansımalar"
31 Temmuz 2008 ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"