Nepal, “dünyanın çatısı” adını almış olmanın haklı gururunu yaşayan, hiç boyunduruk altına girmemiş, hep dağlar gibi özgür kalmış, Tanrı’ya yakın bir ülke. Her fotoğrafçı gibi benim de hayalerimi süsleyen bir ülke . ERIC VALLI’ nin 1999 yılı yapımı olan, müziklerini BRUNO COULAIS’ in yaptığı HİMALAYA filimini defalarca izledikten sonra Nepal’ e gitmeye kesin kararımı verdim. Fakat Everest ana kampı rotasının hikayesini çok dinledim, fotoğraflarını çok gördüm, bir de gittiğim rotadan geri dönüş çok hoşlanmadığım bir durum. Ahmet Bozkurt arkadaşımdan Everest ana kampına giderken fotoğraf amaçlı ring yapabileceğimiz başka bir rota araştırmasını istedim. Döndüğünde Annapurna rotasını söyledi fakat birden fazla rotadan oluşan toplamda 35 günlük bir rota çıktı önümüze, gezi için 30 gün ayırabiliyorduk bunun 2 günü yol, gidişte 2 dönüşte 3 gününü Katmandu’ ya ayırmak gerekiyordu. Sonuç olarak
Bu yürüyüş çok zorlu ve diğer koşulları da düşünürsek riskli, ciddi performans gerektiren bir karardı. Ama fotoğraf ve dağ tutkusu hepsinin önüne geçmişti. Tutkuyla para bir arada durmuyor. Üniversitedeki görevimden de 2005 Mart’ında emekli oldum. İleride sağlığım ve ekonomik durumum uygun olmayabilir düşüncesiyle kararımı verdim. Ahmet Bozkurt, İrfan Güray, Billur Kuşsan arkadaşlarımla 2005 Mayıs’ında Nepal’e gittik. Nepal’in başkenti Katmandu’ ya vardığımızda bizler gibi sıcak kanlı insanlarla karşılaştık.
Annapurna sıradağları Himalayaların içinde yer alıyor. Annapurna Nepal dilinde tahıl ambarı, Himal dağ demek. Himalayalar, Asya’nın orta güneyinde yer alan,
Himalayalar Pakistan, Hindistan, Çin, Nepal ve Bhutan sınırları içinde yer alıyor.
Dünyanın 8000 metrenin üzerinde 14 dağından
Katmandu’nun inanılmaz mistik havası var, tapınaklar kenti. Fakir olmalarına rağmen yüzlerinde hep bir tebessüm vardı. Kültürlerinde karma felsefesinin etkisi çok büyük. Katmandu tek başına bir kültür hazinesi, yaşamları çok renkli. Giysileri canlı renklerden oluşuyor. Yaşamlarında ve inançlarında çiçeklerin önemi çok büyük. Ağaç oyma sanatı çok gelişmiş, tapınaklar da bu sanatın en güzel örneklerini ile yapılmış.
Tapınaklarda Budistler ayin yapıyor (çamurda açan lotus çiçekleri) OM MANİ PADME HUM sesleri yükseliyor. Pashupathinath Hindu tapınağında ölü yakma töreni yapılıyor. En önemli Hindu tapınağı Swayambunath Kral Mahedava tarafından yaptırılmış. Kubbenin üzerinde Budha nın gözleri var, gözlerin ortasında insanların iç dünyasını gören üçüncü göz var. Burun yerinde newarice (bir) anlamına geliyor. Kubbenin üzerinde küçülerek yükselen halkalar, Nirvana’ya ulaşmanın mertebesi, en üst şemsiyeye ulaşmanın göstergesi.
Bu ülkede inançlara hiç dokunulmuyor. Bir inanca göre yaşayan Tanrıça yaratmışlar. Kraldan sonra gelen en önemli kişi, TANRIÇA KUMARİ. Küçük bir kız çocuğu. Kumari Tanrıça Taleju’nun reenkarnasyonu olduğuna inanıyorlar. İri gözlü ve güzel kız çocuklarını bu “Kumari” olabilir diye topluyorlar. Bir de sınav yaparak, bu sınavı geçenleri maabedlere kapatıyorlar. Mabetlerde ziyaret eden insanlara sadece pencereden kısa bir süre gösteriliyor. Küçük kızın tanrıçalığı adet gününe kadar sürüyor. Adet geçirdiği gün birdenbire tanrıçalık sıfatı sona eriyor. Çocukluğundan beri sokak yüzü görmemiş genç kız birdenbire kendini sokaklarda buluyor. Onunla evlenecek olan erkeklerin boğularak öleceğine inanıldığı için kimseyle de evlenemiyor.
Katmandu’da bir gün gezdik ve alışverişimizi yaptık ve ertesi gün Tata kamyondan bozma otobüsle yürüyüşümüzün başlayacağı 800 metredeki Besisahara bir rehber iki şerpa ile 6 saat yolculuk yaptık. Marshyangdi nehri boyunca Thorong la geçidinde 5415 metreye kadar yükseldik, Dhaulagiri zirvelerine paralel uzanan Kali Gandaki nehri boyunca inen Poon Hill tepesinden sonra tekrar yükselerek 4500 metredeki Annapurna ana kampına ulaştık. Ana kampa ulaşana kadar bizi parlement mavisi bir kuş izledi, çok çok güzeldi. Zaten mavi benim tutku rengim. Tutkularıma ulaştım, çok mutlu oldum. Machapuchare Dağı
Nepal çok ucuz bir ülke. 1$ 70 rupee; kentte 200 rupee, dagda 100 rupee ye karnınızı doyurabiliyorsunuz. Yemek yediğiniz yerde konaklarsanız yatak parası almıyorlar Çorbalar şekerli geliyor mutlaka uyarın.
Yoğurt pek bilmiyorlar, yok. Yoğurt tozu var. Peynir bizim kaşarın kayış gibi olanı, yak peyniri var. Peyniri bilmiyorlar. Zeytin yok. Yumurta bol. Ekmek çapati dedikleri bazlamanın küçük ve ince olanı, iki lokmalık. Bol bol sarımsak çorbası içtik. Giderken haftada bir yıkanabileceğimizi düşünüyorduk fakat öyle olmadı. Kaldığımız pansiyonlarda güneş enerjisi vardı, yıkanabildik. İçme suyunu kapalı pet olarak her yerde bulabildik fakat başlarda 35 rupee olan su, yükseldikçe 125 rupee ye kadar yükseldi. Çünkü oralara pet su taşınarak getiriliyor. Hava çok soğuk değildi, yükseklerde büyük sobalar vardı,yatarken uyku tulumlarımız yetti. Ceviz büyüklüğünde dolu yağışına rastladık. Pokara’ da bir yağmura denk geldik. 5 dakika içinde sel götürdü, avuç büyüklüğünde yağmur damlaları lap lap düşüyordu. Nepal’e giderken Nepal dağlık bölgelerde, Çin’in desteklediği Maocu teröristler krallığa karşı eylemler yapıyordu. Rotamız üzerinde birkaç yer onların bölgesiydi. Turistlere bir şey yapmadıklarını biliyorduk, rastlamadık da zaten.
Yalnız Thorong la geçidinde 5415 metreye yükselirken silah sesleri duyduk, karşımıza silahlı çapulcu kılıklı biri çıktı, rehberimizin rengi bembeyaz oldu. O anı hiç unutamam. Bize patikadan çıkarak yan taraftan yürümemizi söyledi. Biraz ilerledik, gördük ki kralın askerleri atış talimi yapıyor. Rahatladık. Yürüdüğümüz rotayı İsviçreliler düzenlemiş. Vadileri çelik halatlı köprülerle bağlamışlar. İnanılmaz doğa güzellikleri gördük. Aşağılarda eşek kervanlarıyla ,yukarılarda yak kervanlarıyla yük taşıyorlar. Daha çok, başlarına bağladıkları bantlarla sırtlarında kadın, erkek, çocuk herkes yük taşıyor. Kent bağlantıları dışında yol yok, insan gücüyle yol açıyorlar, iş makineleri yok.
Yaşadıklarımız, yaşamımıza çok şey kattı. Kendi sınırlarımızı zorladık, kedimizi öğrendik. Dilerim her tutkulu insan böyle bir serüveni yaşar. Dilerim Nepal hep özgür kalır. Dilerim Himalayalar’ daki o buzullar küresel ısınma ile yok olmaz.
Dilerim yaşamımızda hep hedeflerimiz ve zirvelerimiz olur.
Sami TÜRKAY
























SAMİ TÜRKAY, 1959 yılında Ankara’da doğdu. Fizik Lisans eğitimi aldı. Hacettepe Üniversitesi bilgi işlem merkezinde çözümleyici olarak görev yaptı. Fotoğrafa 1994 yılında başladı. Aralık 1994 Ankara da kurulan (FSK) Fotoğraf Sanatı Kurumunda çekirdek kadroda yer almıştır. Temel eğitim semineri sonrasında ışık, kreatif, doğa, portre, fotoğrafta yaratıcılık, temel sanat eğitimi, sinema gibi ileri düzey eğitim seminerlerini bu kurumda aldı. Aktif olarak çalışmalarını bu kurumda sürdürmektedir. TRT için hazırlanan bir doğa belgeselinin ekibinde çalıştı.
Fotoğraf Sanatı Kurumunda yönetim kurulu üyeliği, Başkan Yardımcılığı ve Genel sekreterliği görevleri yapmıştır. Doğa fotoğrafcılığı atölyesi koordinatörlüğü yaptı. Fotoğraf Sanatı Kurumunun ayda bir yayınlanan bülteninin 115 sayısına kadar yayın koordinatörlüğünü yaptı. FSK yönetim kurulu başkanlığı görevini 2003 yılından 2006 yılına kadar yaptı. Halen Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu Başkan Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.
2001 ve 2002 yılında DASK (Doğa Araştırmaları, Sporları ve Kurtarma Derneği) ın yönetim kurulu doğa araştırmalarından sorumlu üyeliği ve DASK DOGAY (Doğada görüntü avcılığı yarışması) düzenleme kurulu üyeliği yapmıştır.
H.Ü Spor Bilimleri ve Teknolojisi Y.O. 2004 yılı 2. ve 2005 yılı 3. Doğa Sporları ve Bilim Sempozyumu düzenleme kurulu üyeliği yaptı.
Doğa ve Çevre Derneği 2006 Doğa ve Çevre Dostu Ödülünü aldı.
Polatlı kaymakamlığına Polatlının görsel fotoğraf arşivi proje sorumluluğunu gerçekleştirdi. Sevda Cenap And müzik vakfı ve Fotoğraf Sanatı Kurumu işbirliği sonucunda 1999 yılında 16. ve 2000 yılında 17. Uluslararası Ankara Müzik Festivalinin, FSK üyeleri ile birlikte fotoğraf çekimlerini, ayrıca proje sorumluluğunu gerçekleştirdi.
2003 yılı 3. ve 2004 yılı 4. Ankara Fotoğraf Günlerinde Düzenleme kurulu üyeliği yaptı. Artvin Kalkınma ve Eğitim Vakfına artvin fotoğraf arşivi projesinin 2004, 2005, 2006 yılı çalışmasını FSK üyeleri ile birlikte fotoğraf çekimlerini, ayrıca proje sorumluluğunu gerçekleştirdi.
2007 yılında Kültür ve Turizm bakanlığı GAP tanıtım projesinde araştımacı fotoğrafçı olarak görev aldı.
Sami Türkay, Doğayı çok seven sürekli arşivini zenginleştirerek geleceğe birşeyler bırakabilmenin çabasını vermektedir. Şu ana kadar, Türkiyenin dörtbir köşesini karış karış gezerek pekçok kişisel saydam gösterisi hazırlamıştır.
1995-1996 döneminde doğadaki parıltının yok olacağı kaygısını içeren PARILTI adında doğa ağırlıklı dia gösterisi;
1996-1997 döneminde insanın parıltısı çok sevdiği çocuklar için, yazmacı çocukları içeren YAZMACILARIN YAZGISI adında çalışan çocuk ağırlıklı dia gösterisi;
1997-1998 döneminde zirve ve doğanın erişilemez olmadığını anlatan yusufelinden kaçkar dağlarına geçişi BİR TUTKUDUR ZİRVE adında dia gösterisi;
1998-1999 döneminde niğde aladağlar geçişi sonucunda
KIRMIZI KAYALARDAN YEŞİL SULARA adında dia gösterisi;
1999-2000 döneminde toros bolkarlar geçişi sonucunda
ÇOBANIN AŞK’I adında bir dia gösteri,
2000-2001 döneminde artvin borçka karçal dağlarından camiliye geçişi sonucunda KARÇALLARDAN CAMİLİYE adında dia gösterisi;
2001-2002 döneminde rize fındıklı öce köyünden altıparmak dağları balıklı yaylasına geçişi
sonucunda ÖCE’DEN BALIKLI YAYLASINA adında dia gösterisi;
2002-2003 döneminde kapadopyanın kalbi göremeyi balonla havadan fotoğraflayarak BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM adında dia gösterisi;
2003-2004 döneminde Afrikanın bakir yurdu sarangetinin kenya kesimini gezerek BEN KENYADAYKEN adında dia gösterisi;
2004-2005 döneminde Nepal Annapurna sıradağlarında 23 gün
2005-2006 döneminde Türksoyun mersinde gerçekleştirdiği 2.Türk Cumhuriyetleri fotoğrafçılar buluşmasında çalışmalarından MERSİNDE BİR GÜLŞAD TANIDIM adında dia gösterisi hazırlamıştır.
Bu çalışmalar belgesel nitelikte olup Ankara’da ve Ankara dışındaki illerde Fotoğraf derneklerinde, diğer derneklerde ve üniversitelerde zaman zaman gösterilmektedir. Fotoğrafları pekçok karma saydam gösterilerine, karma fotoğraf sergilerine katılmış, fotoğraf yarışmasında fotoğraf üstadları tarafından övgüye değer bulunmuş ve devlet arşivine fotoğrafları alınarak ödüllendirilmiştir.
‘Kimse doğayı yoketmekten sözetmiyor ama korumuyor da!’ diyen S.Türkay, İnsanların çifte standart içinde yaşamalarına tepki duyuyor ve bunun en çok çocukları etkilediğini düşünüyor. Çok sevdiği doğa ve insanla fotoğrafta buluştuğunu, fotoğrafla uğraşırken erişilmez duygular yaşadığını ve yeryüzünde parıltıların hiç yok olmaması için çalışmalarına devam ettiğini söylüyor.
Özportre : Yunus Topal
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı
Ulusal Yarışmalar
National Photo
Contests Under TFSF Patronage
12 Mayıs 2008 1. EFOD FOTOĞRAF YARIŞMASI "Su İçin(de) 3 Çığlık"
19 Mayıs 2008 BEYŞEHİR ULUSAL FOTOĞRAFÇILAR BULUŞMASI FOTOSEL MARATONU
22 Mayıs 2008 TÜTEN TUR FOTOĞRAF YARIŞMASI "En Güzel Tatil Fotoğrafını Ben Çekerim"
26 Mayıs 2008 AKADEMİ ALBÜM ULUSAL FOTOĞRAF PROJE YARIŞMASI
16 Haziran 2008 BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünden Bugüne Köprüler"
30 Haziran 2008 DENİZ TİCARET ODASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Denizde Yansımalar"
31 Temmuz 2008 ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"