Arşivimizden  - From Our Archives

 

H.Kürşat Badakal

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ayşegül Kanbak

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Devrim K. Fenomen

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MART 2008 SAYISI - MARCH 2008 ISSUE > Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Bilgisayar Başında Sergi ve Açılış Kokteyli
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Bilgisayar Başında Sergi ve Açılış Kokteyli

Tekin ERTUĞ : SANATIN KIYISINDAN


BİLGİSAYAR BAŞINDA SERGİ VE AÇILIŞ KOKTEYLİ

 

Fotografçıların sıklıkla dillendirip, altını önemle çizdikleri başvuru bilgilerinden biridir. “Ekonomisi güçlü Avrupa ülkeleri ile Dünya’ nın gelişmiş diğer ülkelerinde, özellikle büyük firmalardan birine iş başvurusu yapan bireyin, başvuru belgesinde göstereceği referanslar arasında en önemli yere sahip olanlardan başta gelenleri, kaç tane derneğe/sivil toplum kuruluşuna üye olduğu ve hobilerinin olup olmadığıdır”.

 

Çünkü çağdaş işletmelerde böylesi veriler; sosyalleşmenin, kişisel problemlerini önemli ölçüde çözmüşlüğün, takım ruhuna uygunluğun, paylaşımcı tutumun, çalışkanlığın, yararlılığın, duyarlılığın, üretkenliğin, yaratıcılığın, yönetme ve problem çözme yeteneği ile deneyiminin…vb daha bir çok şeyin ip uçları olarak   düşünülür ve kısmen de ölçüsü olarak değerlendirilir.

     

Sözü edilen kriterlere, bu gün artık (çağdaşlarına göre geç de olsa) Ülkemizdeki büyük işletme ve kuruluşlarda da önem atfedildiği rahatlıkla söylenebilir.

 

Profesyonel - Amatör bütün fotografçılar arasında kabul gören ve önemsenen, sırasında örnek olarak kullanılan, “Fotograf Dernekleri ya da diğer Sivil Toplum Kuruluşları içinde yer alma” argümanına rağmen (fotograf harici derneklere üyelik söz konusu olduğunda desteklenmesine, negatif tutum gösterilmemesine karşın), birey bir başka fotograf derneğinde yer aldığında, doğrudan olmasa bile, dolaylı bir şekilde yapılanın hoş karşılanmadığını belli eden sitemkâr tutumlar geliştirilebilmektedir.

 

Özellikle de aynı ilde birden fazla fotograf derneği var ise ; bir fotografçı kendi dostlarının bulunduğu fotograf derneğini değil de, diğerlerinden birini seçmişse, yahut birden fazla fotograf derneğine üye olmuş ve gereksinim duyulduğunda her iki derneğin de etkinliklerine katkı vermeye çalışmışsa, vay haline…!?

              

Bu husumet neden peki… ?

 

Paylaşılamayan nedir… ?

 

Ticari ya da sınai kurumlardan / kuruluşlardan söz etmiyorsak, rekabetten de söz etmemiz mümkün olmayacağına göre, sorun nedir ?

 

Garip olan da şu ki ; aynı fotografçı başka illerde bulunan fotograf derneklerine de üye iken, hiç yadırganmaz, iğneli sözlere muhatap olmaz, hatta övgü alabilir.

 

Ancak kişi, yaşadığı ilde bulunan A fotograf derneğiyle birlikte B fotograf derneğine de üye ise, ya da A nın değil de B nin üyesi ise, A dan istifa edip B ye yönelmişse (fiilen kimse sataşmaz elbette ki), dolaylı da olsa bir tatsızlık yaşayacaktır. 

 

Oysa fotograf derneklerinin etkinliklerinin neredeyse tümü birbirinin aynısıdır.

 

Fotograf Temel Eğitim Seminerleri

Fotograf İleri Düzey Eğitim Seminerleri

Fotograf Atölyeleri

Ayın Fotografları

Fotograf Yarışmaları

Fotograf Gezileri

Fotograf Projeleri

Bülten Hazırlama

Paneller

Sempozyumlar

Söyleşiler

Sergiler

Gösteriler…vs


Tekin Ertuğ "Çocuk", 1996
 

Belirsizlik gösteren, açılıma ya da tanımlanmaya, doğrulanmaya ya da ikame edilmeye gereksinim duyan kelimelerden biri daha belirdi, sıralamayı yaparken.

 

Fotograf Derneklerinin etkinliklerini genel-geçer anlamda özetleyip sıralarken, tam da yeri geldi ve “gösteri” kelimesi sıralamanın sonuna rastladı.

 

Diğer yazılarımda da yapmaya çalıştığım gibi, “tartışılarak üzerinde mutabakata varılmasına gereksinimi var”, gibi görünen kelime ve kavramlardan birini daha, özellikle de dijital sistemin fotografçıların yaşamına paraşütle indiği şu zamanda sıklıkla kullanılan, tanıtım afişlerinde ve bültenlerde yer alan “fotograf gösterisi” tanımlamasını, fotografçıların gündemine taşımak dileğindeyiz.

 

Geleneksel / Konvansiyonel (“Klasik Fotograf” ya da “Analog Sistem”…) sistemde kart baskılarından oluşan sergiler yapılır ya da dia ( slayt - saydam ) gösterileri yapılırdı. Etkinliklerin duyurulduğu Dernek Bültenlerinde de bunlar “sergi”  ya da “dia gösterisi / saydam gösterisi” olarak ifade edilirdi.

 

Sistem değişmiş olmakla birlikte “sergi” yapma konusunda çok küçük bir takım farklılıklar dışında henüz belirgin bir uçurum yoktur, denebilir. Kart ve baskı sistemi farklı olsa bile, her iki durumda da, fotografın kart baskısı yapılır ve çerçeveye konup galeri duvarlarına asılır.

 

Buna mukabil, dijital ekipmanla yapılmış fotografların projeksiyonla sunumunu ifade etmek üzere yapılan “fotograf gösterisi” tanımlaması, çok da yerli yerine oturan bir tanımlama gibi görünmemektedir. En azından bir kez durup “acaba ?” dedirtecek kadar tereddüte yol açtığı rahatlıkla söylenebilir.

 

Afişlerde, bülten ve davetiyelerde “fotograf gösterisi” kelimesine rastladığınızda böyle bir tereddüt beliriyorsa; sizin için, üzerinde konuşulması, varsa eğer farklı görüşler ortaya konması gerektiği sonucu çıkacaktır.

 

“Fotograf Gösterisi” tanımlaması, “hiç de yadırganacak, tereddüt edilecek bir tanımlama değildir”, diye düşünmekteyseniz, zaten mesele yoktur.

 

Ancak, belirgin bir tereddüt hasıl olmuşsa ; sormak, araştırmak, karşılaştırmak, yorumlamak, yanıt aramak durumundasınızdır.

 

Örneğin ;

 

“Dijital Projeksiyon”

 

“Dijital Sunum”

 

“Dijital Gösterim”

 

“Dijital Fotograf Sunumu”…… gibi, karşılıklar aramak gereklimidir ? 

 

Fotograf teknolojisinde gerçekleşen devrim niteliğindeki bu sistem değişiklikleri ve yenilenmeleri, aslında fotograf sergisi konusunu da fotografçıları başka bir mecraya taşıyacak gibi görünmektedir.

 

Yakın gelecekte sergi salonları tarihe karışabilirler. Geleneksel sergi salonları ender hallerde kullanılabilir ve böylece yüz yüze gerçekleşen fotograf sergileri, bu günkünden daha da özel ve önemli birer etkinliğe dönüşebilirler.

 

Yıllar sonra, “ X galerisinde, Y kişisinin fotograf sergisi ( kart baskıları yapılmış bir sergiyi kastediyorum. Galerilerde fotograf sergilerinin çok büyük boyutlu görüntülerini duvarlara monte edilmiş bir dizi mönitörden / ekrandan izlemek gibi bir lükse (!) kavuşabiliriz ) nin kağıda basılı davetiyesini geleneksel posta yöntemiyle posta kutusundan aldığımızda, törensel bir havaya girebiliriz.

 

“İleri teknolojik sunumlar sıradanlaştıkça, film ve kart bulma, film-kart geliştirme solüsyonlarını tedarik etme güçlüğü ve ustalık gerektiren agrandizör baskısını gerçekleştirme sorunu nedeniyle, hazırlaması zorluklarla dolu hale gelecek olan geleneksel yöntemli bir fotograf sergisi yapılabildiğinde, mucize gerçekleşmiş gibi karşılanacak ve muhtemeldir ki bu güne oranla daha fazla itibar görecektir”, öngörüsü yadırganabilir mi ?         

 

Görünen o ki; alışık olduğumuz yöntemlerle sergi salonlarında yapılan fotograf sergileri tarihe karışacak, yerini internet ortamında gerçekleşen sergiler alacak ve insanlar bilgisayarlarında sergi davetiyeleri alacaklar, ekran karşısında kendi evlerinde sergi izleyecekler ve belki de bu yolla sergi açılış konuşmaları ile kokteylleri gerçekleşecek, sergi defterleri izlenime açılacaktır.

 

Bütün bu aşırı hızlı gelişmeler de bizi ardından sürükleyecek, her gün masamıza düşen yeni kelime ve kavramlara yetişme güçlüğü çekeceğiz. Kimimiz kayıtsız kalırken, kimimiz her koşulda fotograf sanatına dair arayışlarımızı sürdüreceğiz.

           

Ele aldığımız konuyu fazla dağıtmadan, fotograf dernekleri ile dernek üyelerinin birbirleriyle iletişimine yeniden dönersek ; ayrıntılı bir gözlem gösterecektir ki aslında fotograf derneklerinin yanısıra, fotograf amatörleri arasında da herhangi bir uçurumdan söz etmek oldukça zordur. Bu etkinlikleri gerçekleştiren insan profili çok az farklılıkla birbirinin aynısıdır. O ölçüde farklılıklar zaten herhangi bir fotograf derneğinin kendi içinde de vardır. Bunun yadsınacak hiç bir tarafı bulunmadığı gibi, farklılıklar fotograf derneklerinin gelişimi için vazgeçilmez dinamikleri oluştururlar.    

 

Meslek adamı yetiştiren kurumlar olmamaları (çok ender durumlarda mesleki donanımını artırmak üzere seminerlere katılım da olabilmektedir) ve farklı meslek gruplarından insanların bir araya gelebildiği yerler olmaları itibariyle ; kimi insan için hobinin gerçekleştiği ya da kimi insan için sanat kaygısının ağır bastığı, bununla birlikte sosyal çevre edinmek üzere bile yola çıkılabildiği ve böylece büyük kentin hiyerarşisinin, tek düzeliğinin birey üzerinde bıraktığı olumsuz - yorucu etkiyi kırma çabasının belirginleştiği koşullarda bir araya gelip etkinliklerde bulunulan, bazı durumlarda tahribata uğramış insan psikolojisini onarma rolü de üstlenen böyle kurumlardan hangisinin diğerine üstünlüğünden ya da eksikliğinden söz edilebilir ?  

 

Her ne kadar bazı fotograf derneklerinin bir kısım üyeleri diğer derneklerden kimini “gezi derneği”, kimini “yarışma derneği” olarak alaycı bir üslupla tarif etseler ve bazılarını “avam” diye tanımlasalar, buna mukabil mensup oldukları derneği “elit” saysalar ve bir “sanat fotografı” derneği diye takdim etmeye çalışsalar da; bütün fotograf derneklerinin bünyesinde aynı kaygılarla yola çıkan “doğa fotografçıları”, “belgesel fotograf” tutkunları, “portre fotografçıları”, karanlık oda veya photoshop manipülasyonları ile “deneysel fotograf” olarak tanımlanan teknik denemeleri benimseyen fotografçılar, “nü” çalışan fotografçılar, düzenleme yaparak “kurgu fotograf” yapma uğraşında olan fotografçılar….vb. birbirinden epeyce farklı kulvarda yürüyen bir çok alan hayat bulmaktadır zaten.

 

Üretildiği lisandaki adıyla, doğrudan fotograf terminolojimizin baş köşesine kurulan “photoshop” kelimesi geçti, paragraf içinde yer alan bir cümlede. Ne kadar ilginçtir ki, biz henüz bu isme Türkçe bir karşılık üretememişken, yazılım firması kendi ürettiği photoshop isimlendirmesini “yetersiz, eksik, banal” bulduğu için, bu ismi CS (Creative Suit) adı ile değiştirerek kendi içinde düzeltme gereği duydu.

 

Gerçekleştirmeyi hedeflediği etkinlikleri iletirken, “workshop” ismini kullanınca ne de büyük bir iş yaptığına safdil bir şekilde inanan ve kendisi için methiyeler yazılmasını bekleyenleri aşağılar şekilde, kelimenin vücut bulduğu lisanın ana lisan olarak kullanıldığı ülkenin insanları bizatihi kendileri bu kelimeleri “banal” bulduklarını beyan etmekteler.

 

Peki biz neden hiç irdeleme gereği duymadan kucak açar, büyütürüz gökten zembille masamıza düşen kelimeleri… ?               


Tekin Ertuğ "Dans", 1993
          

Geriye döner ve  sözlerimizi bir kez daha toparlarsak eğer ;

 

Fotograf Derneklerindeki fiziki koşulların kısmen farklı olabileceğini söylemek mümkündür. Kimi daha geniş, ferah, iyi döşenmiş bir mekana sahipken, kimi daha mütevazı koşullarda yaşamını sürdürüyor olabilir. Ancak diğer bütün koşullar üç aşağı beş yukarı birbirinin aynısıdır.

 

Hal böyle iken, neden aralarındaki iletişim olabildiğince kısıtlı olsun diye gayret gösterilir… ?

 

Üstelik Federasyon (TFSF-Türkiye Fotograf Sanatı Federasyonu) çatısı altında biraradalık zaten fiilen gerçekleşmiştir.

 

Üye dokusu da neredeyse birbirinin aynısı iken, neden birbirinden uzak durma yolu seçilir… ?

 

Oysa tam tersi için çaba sarfedilse, yani aralarındaki iletişimin güçlenmesi için adımlar atılsa, üyeler arasında da kendiliğinden bir iletişim ağı oluşacak ve herkes birbiriyle yakınlaşabilecek, bilgilerini, birikimlerini, deneyimlerini paylaşabilecek ve daha hızlı daha etkili bir öğrenme sürecine girilecektir. 

 

Fotograf Derneklerinin tüzüklerinde de bu yokmudur ?

 

İstenen de bu değilmidir zaten ?

 

Genç kuşakların aklını başından alan ve onları yeni iletişim araçlarına bağımlı hale getiren dijital teknoloji (sonrasını kestirebilmek bile mümkün değil), iyi gibi görünen yönlerinin yanısıra, acaba bireyin esaretinin kesin temellerini mi atmaktadır ? Yeni durumun ve toplumsal yapının, bireyin özgür ifadesini daha güçlü bir tonla söyleyebileceği koşullara doğru gitmekte olduğu veya buna itibar edildiği bağlamındaki görüşlerin aksine, “özgür birey” ve “özgün düşünce” nin üzerine, şifrelerinin çözülmesinin mümkün olmadığı bir kilit sistemi tasarlandığı ve hayata geçirildiği şeklindeki kaygıları da dikkate almak gerekir. “Küresel” dönüşümün,her bireyi diğerinden olabildiğince uzaklaştırmaya,yalnızlaştırmaya, çaresizleştirmeye,sinik kişilikler peydahlayıp daha da güçlü hükmetmeye doğru hızla yol aldığını düşünenlerin sayısı da az değildir. Bu kaygılar, söz konusu dönüşüm gerçekleştirilirken (en azından geçiş sürecinde) “bireyin ya da toplumların yaşayacağı sancılar, tarihin önceki dönemlerine ve hatta kehanetleri ile okuyucusunu hayli düşündürmüş olan Alvin Toffler’e bile parmak ısırtacak kadar ağır olabilir”, diye düşünmeye sevk etmektedir insanı. Sonrasında ne olur…, işte ona dair bir kehanet geliştirebilmek oldukça zordur.

 

Biri “iyimser” yaklaşıma, diğeri “kötümser” ya da “karamsar” yaklaşıma örnek iki farklı bakış açısı her sanat adamının tasavvurları arasında hiç şüphesiz yerini bulmaktadır. Her tür farklı yaklaşım her daim bütün sanat insanlarının düşünsel yaşamında canlı bir şekilde yer alır ve sanat eserleri de böyle sert kıskaçların zihinleri kavradığı, gönülleri paraladığı hallerde ortaya çıkar.

 

Dileğimiz odur ki, “iyimser” yaklaşım yeşersin, yol bulsun ve egemen olsun ki sanat insanlarının eserleri kötümser tablolara dönüşmesin.               

 

 “Farkındalık .”

 

Her şey bu sözcükte düğümlenmektedir.   

 

Mamafih bütün olumsuz dayatmalarına rağmen, bu tuhaf durumu da gelişen teknolojinin yarattığı yeni olanaklar ortadan kaldırmaktadır. Fotografçıları engelleyen, sınırlayan psikolojik koşullar, fotografçıların internet üzerinden bir araya gelebilmeleri sayesinde kendiliğinden etkisiz hale gelmiştir. 

 

İşin bu yönü aşılası bir sorun olarak öne çıkmışken, yürekten tebrik edilesi bazı fotografçılar bütün bu hengameyi bir hamlede geçerek, “engelli çocuklara eğitim” vermiş, sergi açmalarını sağlamış, adeta onların tıkalı olan damarlarına oksijen pompalayarak yaşam kalitelerinin artması için uğraş vermiş ve böylece fotografçı duyarlılığı için yeni bir örnek koymuştur önümüze.

 

Böylece, “fotografçının sadece bir fotografçı olmadığını, aynı zamanda insan olduğunu ve onun da ötesinde, duyarlı bir insan olduğunu” hatırlamakta bize.

 

Fotografçıların fiilen içinde yer aldıkları sivil toplum kuruluşları,sadece fotograf dernekleri mi olmalıdır ?

 

Koşullar hızla değişiyor ve daha da değişecek. Teknolojik gelişmeler sürekli yeni sistemler sunacaklar ve fotograf yapmak için kullandığımız ekipmanlar yenilenecektir. İlgi alanlarımız değişebilecek, bu gün portre fotografları bizim için en önemli yeri tutarken, yarın doğa fotografları birinci sırayı alabilecektir.  Bilgisayar başında sergi izleyip, sergi açılış konuşması dinleyebilecek ve sergi defterine izlenimlerimizi yazabileceğiz belki.

 

Kimbilir belki daha da ileri gidilerek, fotograf dernekleri ve benzer sivil toplum kuruluşlarının hepsi varlıklarını internet üzerinden inşa edip gerçekleştirecekler, iletişimlerini ve etkinliklerini de internet üzerinden oluşturup yürüteceklerdir.

Her şey yenilenebilir, değişebilir, altüst olabilir.

 

Değişmeyecek olan şey, fotografçıların vazgeçmek istemeyecekleri ilkeleri ve duyarlılıkları olacaktır.            

 

Tekin ERTUĞ

 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sevgili Tekin ERTUĞ Hocam. Sizin yazılarınızı mümkün olduğu kadar takip etmeye çalışıyorum Okudukça da tadı damağımda kalıyor diğer eski yazılarınızı araştırıyorum. Çünkü hocam, yazılarınızdaki derinliği biraz daha hissediyorum. O yazılarda yıların birikimini, engin bir dünya görüşünü, hoşgörüyü, konuya hakim oluşunu ve düşüncelerini aktarırken kimseyi kırmamayıp ve hedef almamayı, bildiğini yüreklice, ustaca aktarmayı görüyorum. Eyer fotoğrafı da sanat olarak tanımlayabiliyorsak (ki bence öyle) sanatın ne kadar sonsuz olduğu ve dünyada herkese yetebileceği gibi başka gezgenlere de yeteceğini hepimiz biliyoruz. Neden çekişme o zaman? Çekişme, belki daha iyisini üretme anlamında olmalı. Apartman komşumuun kızı Avrupaya gidecekmiş. Benim fotoğrafla ilgilendiğimi bildiği için bir sivil toplum kurulşuna üye olursa ya da da bir hayır kurumunda faaliyet gösterebilirse daha çok tercih edileceğini söyledi. Yani hocam Çağdaş bir insanın öz geçmişine bakıldığında şu okuldan mezun olmuş iki çocuk babası mı yazmalı sadece. İnsanlar hayatın renkerine ne kadar dalabilirse o kadar renkli olmaz mı? Senin de belirttiğin gibi sorunlarını çözebilmiş,karar verme, organize olma, başkaısnın hakkına saygı gösterme, sosyalleşme elbetteki sivil toplum kuruluşlarında daha fazla gelişir. STK lar birlikte hareket etmek daha önemlisi bir güç olmak dağil mi? Sözünü ettiğin olay benim başımdan yakın zamanda geçti. Ben B derneğe üye iken A derneğe üye olmak için verdiğim dilekçe için benim At gözlüğü ile bakan dostlarımın hedefi oldum. Yapmayın arkadşlar. A ya da B olabiliriz ancak bazı ortak projelerde birlikte olabiliriz. Benim anlayışıma göre yaptığım işi ne kadar çok kişi ve kitle ile paylaşabilirsem benim mutluluğum ve sevgim daha çok artar. Başka bir kazanç beklemem ki.  
Hocam bazı sözcükleri yanlış kullanıyoruz. Haklısın. Ancak Benim Türkçe hocam şunu derdi. -Bir sözcük kendisini kullanmaya mecbur ediyorsa bırakın o sözcük Türkçe olmuştur. Selam ve sevgiler. Habip YANÇ
Habip YANÇ eklemiş - adds | 09 Mart 2008 Saat - Time 19:59
Sevgili TEKİN,
A derneği ile F derneği arasında var oldugunu saptadığınız "hüsumet"'in düşündüğünüz yada düşünülmesini istediğiniz kadar büyük değil.İki derneğin yönetimlerince alınmış bir karar hiç değil.Neyazık ki bu tür küçük çaplı ve bireysel çıkışlı yargıları da inkar edemiyorum.
F derneği: geçmişte gerçekleştirdiği büyük çaplı etkinliklerde,A derneğinin üyesine yer açtığı gibi , A derneği ile ortak bir sergi de gerçekleştirmişti.
Gerçekleştirdikleri etkinlikleri biri birinin aynı olan derneklerin,ayrı çatılar altında olsalar dahi
zaman zaman ortak etkinlikler gerçekleştirmeleri,salt fotoğraf dünyamıza değil,toplumumuza da örnek oluşturabilir.
Bu anlamda A derneğine bu aşamada sorumluluk düşmektedi
Yazınızın,diğer konusu olan,içedönüklük,bireycilik,biçim değişikliği neyazık ki bilgisayar teknolojisinin bir armağanı?!! olduğunu hepimiz biliyoruz.Bilgisayarın bir programı aracılığı ile de fotoğraf üretilebildiğine göre, ilerideki etkinliklerin ekranlar aracılığıile gerçekleştirilmesi kaçınılmaz olacaktır.Hal böyle olur ise,kazanan teknoloji,kaybeden ise insanlık değerleri olacaktır.
Selamlar ve de sevgiler gönderiyorum
Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 16 Mart 2008 Saat - Time 23:25
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.
Onay Kodu - Security Code

Ara - Search

e-Panel “Fotoğraf Dernekleri”

 

EİF “En İyi Fotoğrafım” Mayıs'08

 

 

 

 

TFSF Onaylı Ulusal Yarışmalar

National Photo Contests Under TFSF Patronage

12 Mayıs 2008  1. EFOD FOTOĞRAF YARIŞMASI "Su İçin(de) 3 Çığlık"

19 Mayıs 2008  BEYŞEHİR ULUSAL FOTOĞRAFÇILAR BULUŞMASI FOTOSEL MARATONU

22 Mayıs 2008  TÜTEN TUR FOTOĞRAF YARIŞMASI "En Güzel Tatil Fotoğrafını Ben Çekerim"

26 Mayıs 2008  AKADEMİ ALBÜM ULUSAL FOTOĞRAF PROJE YARIŞMASI

16 Haziran 2008  BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünden Bugüne Köprüler"

30 Haziran 2008  DENİZ TİCARET ODASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Denizde Yansımalar"

31 Temmuz 2008  ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.