Arşivimizden  - From Our Archives

 

Haluk Uygur

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > NİSAN 2008 SAYISI - APRIL 2008 ISSUE > Aykan Özener : Aynı Şehirde Aklar Düşemedi Saçlarına
Aykan Özener : Aynı Şehirde Aklar Düşemedi Saçlarına

Uzun yıllar içinde okuduğum, izlediğim ve derinlemesine ilgi duyduğum mübadele konusu 2005 yılının Eylül ayı içerisinde Gökçeada’ya dostlarımızla yaptığımız bir gezi sonrasında beynimi kemiren bir canavara dönüştü. Orada mutlaka bir fotoğrafik çalışma yapmalıyım düşüncesi beni hemen 1 ay sonrasında yine adaya çekti. Ancak bu çalışma nasıl yapılmalıydı, bugüne kadar neler yapılmıştı bu konuda gibi birçok soru beynimin içinde bir kazan varmışçasına sürekli meşgul ediyordu beni. Bu gözlemlerim sırasında izlediğim birkaç mübadele belgeseli benim yapmak istediğim, doğrusu anlatmak istediğim duyguyu vermekten oldukça uzak çalışmalardı. Aslında yanlış anlaşılmasını istemem o çalışmaların yapılmış olması, konuya ilgi çekmesi bile yeterli bir sonuçtur aslında. Ancak “şimdi şu kadar azınlık kaldı” ”son azınlıklarda sırasını bekliyor” vb. gibi başlıklar altında işlenen konular mübadelenin insan üzerinde yarattığı dramatik etkiyi anlatmaktan oldukça uzak kalıyordu.

 

Arkeoloji eğitimi almış birisi olarak ve tarihteki bu tür yaşanmış olaylara karşı hissettiğim yoğun ilgi bana yakın çağ içerisinde Ege’nin iki yakasında yaşanan bu olayların aslında insanlık aleminin ortak bir sorunu olduğunu çoktan öğretmişti. Bu durum hep içimi bir şekilde acıtmıştır. Anılarımızı, sırlarımızı, özel hayatlarımızı sakladığımız evlerimizden ayrılmak zorunda kalmak, biraz önce cıvıl cıvıl yaşamların sürdüğü evlerin, sokakların, iş yerlerinin, kahvelerin vs. az sonra gelecek bir talimatla bir daha hiç geri gelmeyecek o cıvıltısına son verilmesini doğrusu hep bir buruklukla hayal ettim durdum yıllarca. İşte bu hayallerim Gökçeada Dereköy’e yaptığım bir gezide ete kemiğe büründü. O anda tüm okuduklarım, izlediklerim, gözümün önüne getirmekte zorlandığım her şey Dereköy’de canlanıp karşıma dikiliverdi. Etkisi o kadar yüksek oldu ki üç gün içerisinde ben sergiyi bitirmiştim. Yapmam gerekenin ne olduğuna karar verip yapma eyleminden bahsediyorum. Evet, mübadele konusunu geride bırakılan eşyalar üzerinden anlatmalıydım. Öyle ilginç kalıntılar vardı ki mübadeleye yönelik. Zaten bunlardan daha iyi hiçbir şey anlatamazdı hissedilen bu duyguyu. Kapının üstüne asılmış bir anahtar, masanın üstünde kalmış bir kül tablası üzerinde, yanarken sönüp düşmüş, bitmemiş bir sigara, odaların içerisine dağılmış doldurulmaya belli ki vakit yetmemiş bavullar, çeyizlerin doldurulduğu sandıklar gibi eşyalar.

 

Dereköy içerisindeki kilitli evler hariç tümünün içine girdim. O sessiz, ölü evlerin içerisinde üç gün boyunca dolaştım. Hep yaşayan hallerini hayal ettim evlerin. Gözümün önüne “1964 Sürgünleri”, "Emanet Çeyiz” gibi kitaplarda anlatılan mübadele hikâyeleri geldi hep. Çok hüzünlü zamanlardı benim için. Diyebilirim ki bu fotoğraflar bugüne kadar yaptığım en çok hisle, içten geliveren bir duyguya esir olmuşçasına çekilen fotoğraflarımdır. İsterseniz sözün diğer yarısını serginin konseptini anlattığım yazım ve fotoğraflarım anlatsın.



Yerleşim yeri geçmişte, anılarda…

 

1950 nüfusu ile Türkiye’nin en büyük köyü olma özelliğine sahip Gökçeada / Dereköy.

Köyün büyük bir bölümü 1923 yılındaki mübadele sonucu Yunanistan’a zorunlu göçe tabi tutulmuş. Kalanların diğer çoğunluğu ise Kıbrıs olayları sırasında köylerini terk etmek zorunda kalmış. Bugün köyde birkaç Rum aile dışında, Güneydoğu ve Doğuanadolu’dan terör yüzünden topraklarından ayrılmak zorunda kalan (onların da kaderi ada sakinleriyle bu noktada kesişmiş) birkaç aileden başka yaşayan yok. Bir zamanların hayat dolu köyünde bugün sessizlik hakim.

 

Sizin hiç çocuk sesi duymadığınız bir yer oldu mu?

 

Bu çalışmanın ikinci ayağı da Yunanistan’dan Türkiye’ye mübadele sonucunda boşaltılan Türk köyleri için yapılabilir. Aynı zorluğu onların da yaşadığı bilinen bir gerçek.

 

Sergimi hazırlarken hep yerleşmiş olduğum bir yeri terk etmek zorunda kalmanın dayanılmaz hüznünü yaşadım. Duygulanımlarımı yalın olarak siz izleyenlere aktarma kaygısını taşıdım. Çocukluğumuzu yaşadığımız mekanları terk etmek zorunda kalmanın, yıllar içinde biriktirdiğimiz anılarımızın bir anda geride bırakılmasının nasıl bir duygu olabileceğini düşündüm hep. Ölü evlerin içinde dolaşırken belki o evlerin sakinleri de benimle tekrar hüzünlendiler. Ölü evlerin sahiplerinin geride bıraktıkları anılarına dokundum, hissetmedim ama belki onların elleri de benimle dokundular anılarına. Anıların ağırlığı altında ezildim.

 

Burası Gökçeada/Dereköy. Ama aynı zamanda mübadele yaşanan her yer. İzleyicinin de sergimi bu gözle izlemesini isterim. Sergimin bir mübadele belgeseli olarak değil de kavramsal bir çalışma olarak belleklerde kalmasını dilerim.

 

Sonuçta aslolan yaşanan saf duygu değil midir?

 

Fotoğraf karelerinin altında yer alan ufak dizeler, çalışmamın sonucunda karşılaştığım kendisi de mübadele yaşayan bir ailenin çocuğu olan Kavafis ve Ritsos’un şiirlerinden. Hayretle o dizelerden akanların gördüklerimle örtüştüklerini yaşadım. Sergimin adını da Kavafis’in “Şehir” isimli şiirinden seçtim;

 

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.

Bu şehir arkandan gelecektir. Sen yine aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;

”Aynı evlerde kırlar düşecek saçlarına”


Aykan ÖZENER
 

...

 

“In the same city you were not able to turn grey”

 

Inhabiting place is in the past, in memories’

 

Dereköy in Gökçeada has the peculiarity of being the biggest village of Turkey according to the 1950 population numbers. An important part of the village has been subject to a mandatory migration to Greece as a result of the exchange agreement in 1923. Most of the people left behind, however, have had to leave their village during the Cyprus events. Today in the village, apart from a couple of Greek families, there are only a few families coming from the south-east and east Anatolia, which left their lands because of the terrorist activities in the region. It seems that their destiny intersects with that of the island inhabitants at this point. Silence nowadays is dominant in the village that was very lively once-upon-a-time. Have you ever been to a place where you couldn’t hear any children’s voices?

 

The second part of this work can be done for the Turkish villages in Greece, which have been vacated as a result of the exchange between Turkey and Greece. It is a known reality that the same hassle has also been faced there. While I was preparing my exhibition, I always thought of the unbearable sadness I faced when I had to leave a place where I had settled down for a while. My main concern was to be able to pass on my bare emotions to you, the spectators. For all time, I imagined how the feelings might be when we had to walk away from the places where we lived our childhood leaving all our memories behind overnight which had been actually built up in years. While walking around the dead houses, the old inhabitants of them might even have grieved with me again. I touched the remembrances of the dead houses residents. Their hands might also touch their memories together with me. I was crushed under the weight of the memories.

 

This is Gökçeada, Dereköy. This is where a population exchange took place. I would like the observers to view this exhibition from this perspective. I wish this exhibition to be remembered not as a population exchange documentary, but as a conceptual work. At the end of the day, the actual truth is the pure emotions lived there, isn’t it?

 

The short lines under the photograph squares are from the poems of Ritsos, and Kavafis who also come from families, that have lived the same exchange adversity in the past. I came across them at the end of my work, and I have realised that these lines were amazingly overlapping the things that I have seen while taking photographs. That is actually why I have chosen the title of my exhibition from a poem of Kavafis, named “The City”:

 

”New places you shall never find, you'll not find other seas.

The city still shall follow you. You'll wander still

in the same streets, you'll roam in the same neighbourhoods,

in these same houses you'll turn grey.”  

Aykan ÖZENER

 














 

















































Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 5 yorum, 1-5 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sayın Aykan Özener ,
Çok başarılı bir belgesel çalışma.
Kutlar başarılarınız devamı dilerim.
Sevgi ve saygılar
Zeynel Yeşilay eklemiş - adds | 02 Nisan 2008 Saat - Time 21:13
Sayın Aykan Özener çalışmanız gerçekten çok güzel olmuş. Bizde kendi çapımızda bir Kütahya çıkarması yapmıştık. Fotoğraflarınızdaki evlerin içi ve harap olmuşluğu bana Kütahya'daki eski konakları hatırlattı. Başarılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla...
Hasan Burak DURMUŞ eklemiş - adds | 07 Nisan 2008 Saat - Time 16:56
yorum yazan tüm arkadaşlara vakit ayırdıkları için teşekkür ederim.
Aykan Özener eklemiş - adds | 07 Nisan 2008 Saat - Time 23:57
Yaşanmışlığı çok iyi görüntülemişsiniz.

Tebrikler...
Gökhan Mustafaoğlu eklemiş - adds | 11 Nisan 2008 Saat - Time 15:41
Kavafis'in dizeleriyle aklıma yazdığım harika bir sergiydi bu izlediğim.
Sizi bu sergide tanımıştım memleketimden bir usta olarak.
Şimdi bir kez daha mübadillerin kaderlerine düşülen kayıtlar yaşattı aynı buruk sevinci.
Unutulmaz bir klasik bence: "Aynı Şehirde Aklar Düşemedi Saçlarına"
Ellerinize, yüreğinize sağlık bir kez daha.
Selam ve sevgiler.
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 22 Nisan 2008 Saat - Time 01:06
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.