Arşivimizden  - From Our Archives

 

Per Valentin

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ayhan Duman : Bir Profesyonel

Fotoğraf maceranızı, eğitim/öğrenim ve profesyonelliğe geçişinizi anlatır mısınız?

 

Babamın fotoğrafa olan merakı nedeniyle ben de küçük yaşlarda babamın Zeiss Ikon/Contaflex makinası ile amatörce fotoğraf çekmeye başladım ancak gerçek anlamda fotoğrafla ilgilenmem 70’li yılların başına, akademik eğitimim öncesine rastlar.


Ayhan Duman
 

Tüm temel eğitimim ve bunun akabindeki mesleki eğitimimi İtalya, Almanya ve İngiltere’de edindim,Gesamthochschule Kassel/Almanya’dan Industrial Designer, Institute of British Designers/London İngiltere’den ise Photo-Designer olarak mezun oldum.

 

Bize akademide öğretilenler, fotoğrafın kimyasal veya fiziksel yapılanma gibi bildiğimiz klasik fotoğraf eğitiminden farklı olarak, fotoğrafta görsel tasarım ve renk psikolojisi üzerine verilen sanatsal yanı ağır basan ve sanat tarihini de içeren kapsamlı bir eğitim şekliydi ve bunun ne kadar önemli olduğunu daha sonra mesleki hayatımda bizzat yaşayarak gördüm. Zaten hocalarımız Prof.Ell, Prof.Neusüss ve Prof.Beuys, uluslararası sanat çevrelerinde çok iyi tanınan sanatçılardı.


 

Akademiden 1975 senesinde mezun olduktan sonra sinema sektörü ve reklam fotoğrafçılığının kalbi olan Münih şehrinde AMD Photo-Design adı altında çiçeği burnunda stüdyomu açtım, 1985 senesinde ise ailevi nedenlerle İstanbul’a yerleştim, burada bazı reklam film çekimlerinde yönetmen olarak görev aldım ancak kalabalık setler ve kargaşa bana göre olmadığı için bir süre sonra sadece tanıtım ve tasarım fotoğrafçısı olarak çalışmaya başladım. Uzmanlık alanım ise zamanla sinematik özel efektler üzerine gelişti, bundan kastettiğim klasik ürün tanıtım şeklinden uzak, içinde görsel bir hikayesi olan sinematik bir yaklaşımı içeren bir çekim tarzı.

 

Tabii bir de özel efekt çekimleri ilave etmem gerek, bilgisayar destekli tasarım henüz söz konusu değilken ben kamera içi çoklu pozlamalar, tek bir fotoğrafın çekimi için birden fazla kamera kullanımı, photo-composing uygulamaları ve sinema film çekim tekniklerinden motion-control ve slit-scan yöntemlerini uygulayarak, bunun yanısıra kendi geliştirdiğim ışıklandırma yöntemi ve ışık sistemleri ile de alışılagelmişin dışındaki görselleri gerçekleştiriyordum. Bugün bile bu fotoğrafları görenler, bunların bilgisayar desteği olmaksızın gerçekleşmiş olduğuna inanmakta zorlanıyorlar.


 

Fotoğrafın diğer alanlar ile birleşmesini (tasarım, grafik vs.) nasıl karşılıyorsunuz?

 

Tasarım ve grafik, fotoğrafın renk, zaman, mekan ve yapısal zemin gibi olmazsa olmaz ve ayrılmaz birer parçaları, yapı taşlarıdır. Bunlardan bir tanesini ihmal ederseniz o fotoğraf başarılı olmayabilir. Hele grafik ve yapısal tasarımı olmayan bir fotoğraf hiçbirşey ifade etmez. Gazeteye haber fotoğrafı çeken bir muhabir için bu önemli olmayabilir ama bunun aksini de ender olsa da görmekteyiz.


 

Nguyen’in çektiği, Amerika’nın Vietnam istilasında direnişçilerden birinin başına sokak ortasında kurşun sıkılarak infaz edilişini gösteren vahşet fotoğrafı bunun çok iyi bir örneği. Yani doğru yerde, doğru zamanda doğru kadrajda fotoğrafı yakalamak. Siyah beyaz ve dehşet örneği bile olsa…

 

Fotoğraftan hiç anlamayan bir kişi bile, örneğin çocuğunun fotoğrafını çeken bir anne veya babanın öylesine yaptığı bir kadrajlama çabası da, bilinçaltı bir tasarım gerçeğini ortaya çıkartmaktadır.


 

Burada amaç o fotoğraftaki çocuğun daha güzel bir açıdan görüntülenmesi. Bir adım ötesinde ise belki etrafındaki yeni oyuncakların da o fotoğrafa girmesini sağlama çabası. Amaç sadece bir belge, bir hatıra fotoğrafı niteliğinde ama bilinçaltı da olsa kesinlikle o anda grafik ve tasarım yapı taşlarının uygulanmasını, yani basit anlamda tasarımın gerçekleştiğini görüyoruz.

 

Mesleki çalışmalarda ise, ki bu sanatsal olabileceği gibi reklam fotoğrafı da olabilir, yukarıda belirttiğim yapı taşlarının doğru kullanılması, verilen emeğin boşa gitmemesinin garantisidir, bu ister sanat galerileri için olsun, ister reklamının yapılmasını isteyen işveren olsun, her ikisi için geçerlidir.


 

Planlı yapılan bir çalışma, doğru uygulandığında hedeflenen kesimin ilgisini kesinlikle yakalayacaktır.

 

Yani özetle, yukarıda belirttiğim ve ana yapı taşları grafik, zamanlama, yapısal doku, mekan ve renk olan olgularının doğru bir şekilde uygulanması, başarılı bir fotoğraf tasarımı için göz ardı edilmemesi gereken önemdedir. Belki zamanla teknoloji ilerlediğinde bunlara koku faktörünü de eklebileceğiz.


 

Fotoğrafın grafik tasarımı kadar kullanılan renkler ve rengin gri skalası da çok önemlidir, yanlış tonlamalar ile istenilmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Ticari bir çekim yapıyorsanız bu sizin sonunuz olabilir, sanatsal bir sonuç peşindeyseniz kimse fotoğraflarınızla ilgilenmeyebilir, yani sonuç aynı.

 

Çok yanlış bir söz vardır, “renkler ve zevkler üzerine tartışılmaz” diye, bunun kadar saçma bir söz duymadım, kesinlikle kabul edilemez bir yaklaşım. Fotoğraftaki kadraj tasarımı kadar kullanılan renkler ve bunların fotoğraf içindeki pozisyonları da vermek istediginiz mesaj açısından önemlidir.

 

Bununla curcuna renkler kullanın demiyorum, beyaz içindeki beyaz da bir renk tablosudur ve ışık doğru ise çok vurucu bir fotoğraf ortaya çıkabilir. Kar ile örtülü bir manzara düşünün, bembeyaz bir örtü üzerinden geçen tek bir martı görüntüsü bile, kadraj ve hareket doğruysa siyah/beyaz tonlardan oluşan ama harika bir renkli fotoğraf tasarımı olaşturacaktır. 


 

Sinema filmi çekmek (belgesel, uzun metraj veya reklam filmi olsun) nisbeten kolaydır, filmin teknik yapısı hatayı kaldırır, çekim bittikten çok sonra bile başta yaptığınız bir çekim hatasını çoğu kez montaj esnasında, bu olmazsa hatalı metrajın farklı bir tekrarı ile kurtarırsınız, tabii kadraj tasarımı burada da önemlidir ama hareketli olması nedeniyle size daha çok esneklik kazandırır ve variasyona açıktır. Tabii yön, zaman, mekan ve temel sinema çekim kurallarına uymak şartıyla…

 

Fotoğraf ise öyle değil, hata yapma gibi bir lüksünüz yok, hareketli sinema karelerinden aktarılan tüm bilgi ve dokuyu siz çekeceğiniz tek bir fotoğraf karesinde doğru şekilde vermek zorundasınız.


 

Fotoğrafın da bir okunma şekil ve yöntemi olduğunu herkes bilmeyebilir. İnsanların %70’i fotoğrafları incelerken müzik nota yazılımında kullanılan solfej anahtarına benzer bir şekil doğrultusunda görselleri taramakta, bu şema çerçevesinde gerçekleşmemiş olan tasarımları ise olumsuz olarak algılamaktadır.

 

Bir başka deyişle, görsellerinizi bu stratejik olguya göre tasarlarsanız, tasarlayacağınız fotoğraflar büyük bir olasılıkla baştan olumlu algılanacak, böylece başarıya daha kolayca ulaşacaksınız.

 

Çok basit ama çok vurucu bir örnek vermeden geçmeyeyim; bazan bir fotoğrafa bakarken nedenini tam olarak bilmeden o fotoğrafı sevmediğinizi, bir tuhaflık olduğunu hissedebilirsiniz. Söz konusu fotoğraf diapozitif, yani transparan ise fotoğrafı kendi ekseninde çevirip bir de arkasından bakın, çoğu kez ilk başta sevmediğiniz o fotoğrafı tersine çevirince daha çok beğendiğinize şahit olacaksınız. 

 

Büyük bir ihtimal ile o fotoğrafı tasarlayan veya çekimini yapan kişi solak olacaktır. Veya fotoğrafa bakan siz kendiniz solak olabilirsiniz ve bu nedenle sağlak olan insanlara göre doğru tasarlanmış bir fotoğraf bu nedenle size hitab etmiyor ve siz keyif almıyorsunuzdur. İlginç değil mi?


 

Profesyonel olarak reklam ve bilgilendirme amaçlı olarak çekilecek fotoğraf tasarımlarında ise renk ve yerleştirme çok daha büyük önem kazanıyor, objelerin kadraj içindeki pozisyonları, bunların birbiri ile orantıları o fotoğrafın beğeni ile izlenmesine ve neticede tanıtımı yapılan ürünün beğenilip satın alınmasını saglayacak en büyük etken. Ürünün güzel olup olmaması ikinci planda geliyor.

 

Bir başka etken ise tasarımın doğruluğuna bağlı olarak, o fotoğraf içeriği ne kadar kalabalık olursa olsun, eğer tanıtımını yaptığınız ürünün o fotoğraf içinde bulunduğu pozisyon doğru seçilmiş ise, ürün ufacık bile olsa o kalabalık kadraj içinde izleyenleri dikkati çekmek istediğiniz yere yönlendirebilirsiniz. Fotoğraf tasarımı doğru hazırlanmışsa o ürün satacaktır.


 

Sevdiğiniz fotoğraf sanatçıları kimlerdir?

 

Akla hemen Picasso ve Dali gibi ticari bir deha olan ve kısa bir süre önce yitirdiğimiz Helmut Newton geliyor tabii, ancak 1950- 1980 dönemine damgasını vuran ve 1988 senesinde vefat etmiş olmasına rağmen hala gündemini koruyan ve zamanında çok yönlü bir fotoğraf sanatçısı olan Reinhard Wolf en çok beğendiğim fotoğraf sanatçılarındandır. Daha çok Food ve Japon çiçek kompozisyon çekimleri ile tanınmasına rağmen, mimari çekimlerine kattığı erotizm günümüzde bile taklitçilerini bulmakta, ancak Wolf’un “Phallus” gökdelen fotoğraflarının görkemini bu taklitçiler yine de yakalamaktan çok uzaktalar.

 

Moda fotoğrafçısı Cheyko Leidmann ve tanıtım fotoğrafçısı olan Jacques Schumacher ise beğendiğim fotoğraf sanatçılarından bazıları. Cheyko Leidmann’ın agresif görsel tasarımları moda fotoğrafında bir ekol oluşturmuştu, fotoğrafın altında ismini görmeden bile o fotoğrafın Leidmann’a ait olduğunu kendine has tarzından, bir nevi görünmez imzasından tanıyabilirsiniz.

 

Tabii bir de o mistik pastel ışığı ve filtreleme tekniği ile unutulmaz David Hamilton var!


 

Fotoğrafın hem sanatsal hem de mesleki olarak ülkemizdeki ve dünyadaki yerini, durumunu, şartlarını karşılaştırır mısınız?

 

Bu nereden baktığınıza göre değişir. Amatör fotoğrafçıysanız ve yeni nesil dijital kameralarla çekim yapıyor ve bunları bilgisayarınız üzerinden izliyor, baskıları ise inkjet printerinizden alıyor ve sadece kendi kişisel keyfiniz için fotoğraf çekiyorsanız pembe bir dünyada yaşıyor olabilirsiniz. Film ile çekim yapmadığınız için film ve banyo masrafları olmayacaktır, önünüze çıkan herşeyin fotoğrafı çekilir, fotoğraf temel bilgisi gerekmez, ışık bilgisi hiç önemli değildir, çekim hatası sizi ilgilendirmez, kamera zaten otomatiktir, kötü çıkan resimler hemen silinir ve yeni çekimler için yer hazırlanır. Dedim ya, tam bir pembe dünya…


 

Olaya ticari veya sanatsal açıdan baktığınızda, yani çekim neticelerini değerlendirmeye kalktığınızda ise karşınıza çok farklı bir görüntü çıkacaktır. Sizin gibi binlerce, global bakıldığında milyonlarca kişi aynı amaçla fotoğraf çekmekte ve bunları değerlendirme çabasında olacaktır. Bu nedenle halen yerküre üzerinde müthiş bir görsel bombardımanı var. Bunların çoğunluğunun fotoğraf kalitesi veya herhangi bir özelliğinin olmamasına rağmen sırf miktarları nedeniyle görülmemiş bir görsel kirlenme yaratmaktadırlar. Bu durum sadece Türkiye’ye has bir durum değil, dünyanın her köşesinde bu böyle, çağdaş bir olgu.


 

Yine de bütün bu kirlenmeye rağmen fotoğraf çekmenin kolaylaşmış olmasının olumlu yanları da yok değil, fotoğraf sanatına merakı olup, sadece kendine güvenemeyen, teknik bilgisinin eksik olması veya bütçesinin yeterli olmaması nedeniyle fotoğrafa uzak kalmış insanlar artık daha kolayca hobilerini uygulayabilir oldular. Hatta bazıları bunu semi profesyonel olarak uygulamayı da becerebilmişler.

 

İşin ilginç yanı, bu amatör veya yarı profesyonel kişilerin çoğu kez tam anlamıyla profesyonel çalışan bazı fotoğrafçılara şapka çıkartabilecek kalitede görsel üretebilmeleri. Bu da işin hoş yanı…


 

Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği'nin kuruluşu ve şu anki durumunu anlatır mısınız?

 

Türkiye’mizin reklam fotoğrafçılarının Avrupa’dakine benzer bir yapı içinde olmaması nedeniyle benim fikir babası olduğum, henüz ismi olmayan derneğin kurulması projesini hayata geçirmek için başlatılan çalışmaların, bu konu üzerinde 1 seneye varan ön hazırlıkların sonucunda, 6 tanıtım fotoğrafçısı arkadaşımla birlikte kurucu üyeler olarak PTFD’yi, yani sözünü ettiğiniz Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği’ni 1986 senesinde kurmuştuk.

 

Bizlerin, yani kurucu üyelerin iki senelik süresi ardından yönetime gelen arkadaşlarımızın tümü de, dernek ve üyelerin gelişmeleri ve haklarının korunmaları için müthiş bir özveri ile faaliyette bulundular.


 

Ne yazıktır ki son 10-15 yıl içerisinde dernek üyesi arkadaşlarımızın profesyonellikten uzak tutumları, kişisel çıkarlarını ön planda tutmaları ve alaturka kurnazlıkları (!) nedeniyle ileriyi görememeleri, öndeki birkaç ağaç nedeniyle arkadaki ormanı farkedememeleri veya günü kurtarma anlayışı nedeniyle dernek kurallarını kısmen veya tümünü tanımamaları, bu nedenle PTFD’nin faaliyetine son verme zorunda bırakıldığını, 8 senedir İstanbul’dan uzak olmam nedeniyle ben de yeni öğrendim. Yani profesyonellere destek amacıyla kurulan PTFD diye bir dernek yok artık! Hepimiz başarısız olduk, tüm PTFD üyelerine çok ayıp!


 

Fotoğrafın kitlelere ulaşan bir "sanat ürünü" haline gelmesi sizce nasıl gerçekleşir?  Böyle bir  işleyişte ne tür  meziyetleri olan fotoğrafçılar başarılı olabilirler?

 

Öncelikle sanatın kazanç kapısı olarak algılanmasından vazgeçilmesi lazım. Yani, sanatımdan kaç para kazanırım, nasıl sanat yapayım ki bana daha fazla para getirsin, beni zengin etsin düşüncesinden uzak durmak lazım. Belki çok klasik, bildik bir söz olacak ama sanat hakikaten sadece sanat aşkı için yapılır, kalbinizin içinden geldiği gibi, belli bir duyguyu paylaşmak ya da sadece içinizi dışa vurmak gibi bir şey, anlatması oldukça zor, bunu sadece içinde sanatçı ruhu yaşayan bir kişi anlayabilir ancak.

 

Şöyle bir tarif belki daha kolay olacak; bir fotoğraf sanatçısını düşünün, bu kişi gerçekleştirmek istediği bir görüntü için saatleri, günleri hatta belki bıkmadan usanmadan haftalarını bunu gerçekleştirebilmek için harcıyor, geceleri uykusu kaçıyor, tüm bunları karşılığında herhangi bir getiri beklemeden yapıyor.

 

Bilmem anlatabiliyormuyum, bunu yaşamak, içinizde hissetmek lazım, sözlerle anlatmak imkansız.

 

Kısaca şoyle diyelim, yeni bir şeyi yaratmayı, bunları karşılıksız paylaşmaya hazır olmayı  ve bundan büyük mutluluk duymasını bilenler, bu meziyetleri sonucunda  yorgunluklarının karşılığını alabilecek gerçek sanatçılar olarak bilinecek ve umarım böylece tarihe geçeceklerdir.


 

Fotoğraflarınıza bakan insanlara neler aktarmaya çalışıyorsunuz?

 

Ben görsellerimi kendim için, içimden geldiği gibi hazırlıyorum, benim gördüğüm bir görseli bir başkası çok daha farklı algılayabilir, bambaşka bir anlam çıkarabilir. Ben tasarımlarımı hazırlarken tabii ki belli bir amaç ile hazırlıyorum ve çekimini yapıyorum ancak herkesin görmek veya algılamak isteyeceği görüntü farklı olabilir, bakanlar kendi karakter yapıları ve dünya görüşleri kapsamında ne görmek istiyorlarsa onu göreceklerdir.


 

Reklam fotoğrafçılığına ilgi duyan amatör fotoğrafçılara neler önerir ve nasıl bir yol  izlemelerini, hangi özelliklerini  geliştirmelerini salık verirsiniz?

 

Hocalarımı yeniden duyar gibi bir his var içimde, öneri değil ama bilinen bir gerçeği tekrarlamak olacak, yani araştırmak, başkalarının yapıtlarını incelemek, pozitif anlamda anlamaya çalışmak, çok bakmak, görmeye ve yeni bir yaklaşım ile yinelemeyi denemek. Ve kaçınılmaz olarak çok okumak ve okumak…

 

Ne yazıktır ki bizim ülkemizde okuma alışkanlığı sıfır gibi, ayrıca mesleki literatür çoğunlukla yabancı dilde, bunların çok azı Türkçe’ye çevriliyor. Her nedense yabancılara hayranlık duyan yeni nesil genç kuşak aynı hayranlığı yabancı dil konusunda göstermiyor, pek meraklı olmadığı gibi zaten bildiğimiz Türkçe’yi de konuşmuyor, internet ortamında konuşulan garip bir lisana sahipler, birsürü sessiz harfi biraraya getirip böyle yazışıyorlar, bana iletilenler de bu cinsten, karşılıklı konuşmalar da bir garip, acaba diyorum bu bir tür Slav lehçesi olabilir mi?


 

Fotoğrafı meslek haline dönüştürmek isteyenlerin edinmesi gereken prensip, kendilerine ve yaptıkları işe mutlaka saygı duymaları ve bu saygıyı da karşısındakilerden beklemeleri! İçine sinmeyen bir çalışmayı asla sırf başkası beğendi diye o şekilde bırakmamaları! Yine kendilerine saygı çerçevesinde “ne ka ekmek, o ka köfte” demeyerek işin hakkını verinceye kadar üzerinde çalışmaları! Tasarımcılığı iyi öğrenmeleri, tasarımcı olarak düşüncelerini karşısındakine aktarabilmeleri, inandıkları tasarımda israrcı olmaları, karşılarındakini ikna etmeyi öğrenmelerini, baskıları kesinlikle kabul etmemeyi ve en nihayet gerekiyorsa işveren’e kapıyı gösterebilme cesaretine sahip olmaları!

 

Bir diğer önemli konu da mutlaka telif haklarını korumaları. Amatör olsun, profesyonel olsun her fotoğrafçı gerçekleştirdiği yapıtın telif hakkına sahip çıkmalı! Bir mesleği icra ederken o mesleğin şartlarını yerine getirmek zorundasınız, yani sizin işverene karşı  sorumluluk ve yükümlülüğünüz olduğu kadar, işveren’in de size karşi sorumlulukları var. Telif hakları ve tekrar kullanım ücretleri bunların içinde en önemlilerinden. Bu fotoğraf sanatçısının en doğal ve hukuki hakkı, sahip çıkın!


 

Bir insanın kendine ve işine saygısı çok önemlidir, kendisine saygı duymayan karşısından da beklediği saygıyı görmeyecektir. Ben mesleki hayatımda bu kuraldan hiç şaşmadım, kötü bir tarafını da asla görmedim. Ama tabii önce o saygıyı hakketmek gerekir!

 

Teknik açıdan söylemek isteyeceğim tek bir öneri veya uyarım olacak; malum dijital bu aralar çok moda ve çekim neticesini anında gösterebilmesi açısından bu faydalı bir özellik.  Fotoğrafa meraklı olup bunu meslek haline dönüştürmek isteyenler reklamlara veya satıcıların bol keseden attıkları palavralara inanıp ellerindeki 35mm, 6x7cm veya 4x5” kameraları bedava fiyatına elden çıkarmadan önce çok iyi düşünmeleri lazım.



Ben elimdeki klasik film ile çalışan kameralar yanısıra, toplam maliyeti 80 bin EURO’yu geçen, yani paranın satın alabileceği en yüksek kalitede bir dijital sistemle çalışıyorum. Bu sistemin çekim kalitesi ise 35mm kaliteli bir kamera ve Velvia tipi bir filmin kalitesi ile eş düzeyde! Bu nedenle ellerindeki orta format veya diğer filmli makineleri yok pahasına elden çıkarmasınlar, dijital sistemlerin filmin kalitesine yaklaşması daha çok uzun bir süre alacak.


 

Şu an fotoğraf üzerine ne tür mesleki çalışmalar yapıyorsunuz? Fotoğraf ve mesleğiniz ile ilgili geleceğe dair projelerinizden bahseder misiniz?

 

2000 senesinde Amerika’da MoMa ve Brandera Corporation tarafından gerçekleştirilen bir proje kapsamında tüm dünyadan seçilen ve çalışmaları sergilenmeye değer görülen 12 profesyonel fotoğraf sanatçısı arasında yer aldım ve “Millennium Photographer” ödülüne sahip oldum. Türkiye’den seçilen tek Türk fotoğraf sanatçısı olmak ayrıca onur verici tabii.

 

Bu ödül mesleki anlamda da önüme farklı bir pencere açtı ve 2000 senesi itibarıyla sanatsal ve mesleki çalışmalarımı ağırlıklı olarak tekrar Türkiye dışında, Kuzey Amerika kıtası, İngiltere ve Ispanya üçgeni çerçevesinde  gerçekleştirmeye başladım.

 

Türkiye’deki reklam çalışmalarını tabii izliyor, takip ediyorum edebildiğim kadarıyla. Ancak görebildiğim kadarıyla kalite bayağı düşük düzeyde, kreatif çok az görsel üretiliyor, bunun bence parayla ilgisi bir yere kadar, asıl problemin bu tür görselleri tasarlaması gereken kreatiflerin kapasitelerinin şimdilerde herhalde daha düşük olması, bundan 5-10 sene öncesinde tasarım kalitesi çok daha iyiydi, şimdilerde ise tasarımların hepsi birbirine benziyor, ışık aynı, açılar ve kadrajlar aynı, özellikle moda çekimlerinde mankenler ve pozlar aynı, sadece ürünler ve markalar farklı!


 

Bu nedenle sadece hoşuma giden, ilgimi çeken ve tasarımını yapmaktan keyif duyacağıma inandığım çekim tekliflerini kabul ediyorum. Türkiye dışında bu olanağı sıkça buluyorum, bizim ülkemizde ise en geçerli konu işin maliyeti, mümkünse bedavaya, mümkünse dün veya en geç hemen şimdi işin teslim edilmesi birinci konu, kalite ve tasarım olmazsa da olur!

 

Bu günlerde ağırlıklı olarak sanatsal çalışmalarıma, yani Fine-Art görsellere ağırlık veriyorum, bu beni daha mutlu ediyor, parasal hesaplamalar olmaksızın hakikaten istediğim fotoğrafları çalışabiliyorum.


 

Gerçekleşmesi üzerinde çalıştığım bir projem var, zaman bulup yoğunlaşabilirsem kreatif reklam ve Fine-Art çalışmaları, bunun kağıt üzerinde tasarımından görsele dönüştürülmesine kadar bir sürü aşamasını uygulamalı şekilde aktarabileceğim bir workshop hazırlığındayım. Henüz karar veremedim, bunu İstanbul’da mı yaparım veya yaz aylarında serin bir sahil kasabasında mı yoksa Karadeniz’in yaylalarında mı daha şekillenmedi ama 1 hafta veya 10 gün sürecek olan yoğun bir tasarım workshop projesi çok ilginç olacak gibi geliyor bana. Böylece aynı zamanda Türkiye’de eksikliği çekilen bir fotoğraf tasarım atölyesi de hayata geçirilmiş olur. Dedim ya, okumak zor geliyor bizim insanımıza.


 

Web sitesi ve İletişim bilgileri: http://www.amdphotodesign.com

 
Röportaj : Levent YILDIZ
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Çektikleri berbat fotoğraflarla!!, bu güzel sanatı katledenen ve kendisini fotoğraf sanatçısı! zannedenlerin, Ayhan Duman'ın, "Bir Profesyonel" başlığı ile sunduğu, bu harika kareleri gördükten sonra ne düşünürler bilemem ama; 45 yıldır fotoğraf sanatı ile uğraşan benim, daha çooook fırın ekmek yemem lazım.....
Haluk Cangökçe eklemiş - adds | 05 Mayıs 2008 Saat - Time 12:04
Müthiş, tek kelime ile harika çalışmalar, soluksuz izledim...
Hasan Terzioğlu eklemiş - adds | 05 Mayıs 2008 Saat - Time 13:38
Fotoğrafçıyım,geçenlerde nişan fotoğrafı fiyatlarını öğrenmek için bir delikanlı dükkanıma geldi ,2 poz için söylediğim fiyat 40 ytl idi delikanlı "zaten siz bunu hafıza kartına çekmiyor musunuz" diyerek maliyetinin olmadığını ucuza çekmem gerektiğini söyledi anlaşamadık tabii, Ayhan Bey'in müşterilerinin yapılan iş hakkında "mümkünse bedava ,dün ,hemen,şimdi " şeklinde yaklaşımları bana bunu hatırlattı ,demek ki problem aynı, çözümü de yok tabii..
yaşar uğur eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 17:35
Foto grafik çalışmalarda sanatın izini görmek insanı heyacanlandırıyor. Yoğun bir emek ürünü olması gereken bu çalışmalar için sizi candan kutlarım
Sevgiler saygılar
Zeynel Yeşilay eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 22:03
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

Fotoğraf Değerlendirme

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.