Soru : Fotografçılık sizin mesleğiniz mi, yoksa amatör uğraşınız mı ?
Fotograf benim mesleğim. Mesleğim bana heyecan veriyor, yaşama sevinci katıyor bana. Sevdiğim işi yapıyorum. Hayallerimin peşinden gidiyorum.
Soru : Fotografa ne zaman ve nasıl başladınız ?
Fotografa dayımın fotograf makinesi ve dayımın yönlendirmesi ile 18 yaşında başladım. Şimdi dayımın tarif ettiği fotografı düşünüyorum da, “Diyafram, enstantane, metraj, çerçeve ve durup çekim yapacağın açı” dayımın bu parmak hesabı hem naif hem de gerçek olarak karşımda hep durur. Dayım 5 parmağı ile bu işi özetlemiş adeta. Ben halâ parmak hesabı ile işi özetliyorum ( Diyafram, Estantane, İso ayarı, WB, Color setting- vivid-natural –saturated ayarı )
Soru : Fotograf dışında başka amatör uğraşılarınız var mı ? Varsa nelerdir ? Ya da başka hangi amatör uğraşılarınız olsun istiyordunuz ?
Metal İşleri bölümünde okudum. Çok saygı duyduğum hocam Ertuğrul Açıkel ve rahmetli Erol Belce beni çok severlerdi. Ben “Heykel yapmak istiyorum” dediğimde “Yaparsın, istersen her şeyi yaparsın” derlerdi. Hocalarımdan bile gizli metal işleri için bir arkadaşımın atölyesine gidiyordum. O günlerden beri metal sanatı ile ilgili bazı tasarımlarım, çizimlerim var. Bir gün bunları hayata geçireceğim.

Soru : Fotograf pahalı bir uğraşmıdır ? Neden ?
Fotograf pahalı bir uğraştır. Eskiden daha da pahalı idi. Şimdi film yıkama, çerçeveleme, kontak baskı alma, poşetleme, baskı alma yok artık. Maliyetler biraz düştü gibi görünse de megapiksel yarışından yeni ekipmanlardan kaçamıyorsunuz. Çok para tutuyor hepsi. İş artık teknoloji yarışına dönüştü.
Soru : Fotograf kolay bir uğraşı mıdır ? Neden ?
Fotograf kolay bir uğraştır ! 15 günlük bir eğitimle diğer sanatları icra edemezken, 15 günde hiç fotograf bilmeyen yeteneği olmayan insanlara öğretilebilir !
Çok ilginç “Dünyada yetenek gerektirmeyen tek disiplin fotograftır” diye bir ifade vardır.
Fotografın diğer sanatlara göre yetenek gerektirmemesi ve kolay yapılıyor olması onun değerini düşürmez.
Ancak; fotografın kıymetini düşürenler var.
Fotografın zorluğu da işte bu kolay yapılıyor olmasından kaynaklanıyor.
“Biz fotograf sanatçıları” diye başlayan diyaloglar beni her zaman germiştir.
Kardeşim, sen hobi olarak bu işi yapıyorsun.
“Hobi ve Sanat” enteresan! Bu iki kavram üzerinde ayrı ayrı düşünmeye değer.
Ya da yeni söylemiyle hobi ve sanat üzerine bir “konsept” oluşturalım, bakalım ne sonuçlar verecek tartışalım… Lütfen…
Git Anadolu’ya birkaç bölgeyi dolaş. Kendinden daha altta gördüğün yoksul insanların fotograflarını çek. Onları “lümpen” diye aşağıla. Çektiğin fotografları söz verdiğin, adresleri aldığın halde fotografların asıl sahiplerine yollama, üstüne üstlük bunları bir de web de yayımla…
Bir iki yurtdışı gezisinde fotograf çek, para ödeyerek birkaç modelle çalış. Fotograf yarışmalarına gir, aynı fotograf ı 5 farklı yarışmaya yolla, 2 sergi aç, 5-6 kere projeksiyonla sunum yap. Web sitelerine fotograf yükle…
Ama kendine hiçbir sorumluluk yükleme...!
Ve adın da sanatçı olsun… ???
Biz fotoğraf sanatçıları diye laflar et.
“Oooohh ünvanlar beleş, kardeşim bu ‘title’ ı sana kim verdi, sen Adobi Photoshop’daki doküman gibi ‘Untitled’ sin.
Başlıksızsın…, bomboş bir sayfasın.
Bu bağlamda; “ben sanatçı filan değilim…”
Sanat / sanatçılık…, çok farklı bir şey yahu.
Halâ bunu anlamadılar, anlamak mı istemiyorlar.
Soru : Fotografı sizin için önemli ve ayrıcalıklı kılan nedir ?
Fotograf çekmek benim için çok anlamlı bir ritüeldir.
Konsantrasyonum iyiyse bütün duyularımla başka bir aleme gidiyorum.
Zaman kavramı yok oluyor.
Fotograf beni arındırıyor, mutlu ediyor. Fotografla kendi kendime bir tür terapi uyguluyorum. Fotograf bir kişisel gelişim aracı, sürekli kendimi geliştirdiğim bir kavram.
Fotograf basmak;karanlık oda yada aydınlık oda fark etmez iş in ötesinde “sihirli bir şey”
Fotografı sunmak; ışık renk-biçim, içerik adına ne ortaya koyduysanız.iste ortaya koyduğunuz sey “neyi gösterdiğiniz nasıl anlattığınızın” fotografıdır.
İlginç değil mi ?
Soru : En fazla ne tür fotograf ilginizi çekiyor ? Neden ?
Müşteri tercihlerinin ön planda olduğu ticari kaygı ile çektiğim fotografları konumuzun dışında tutarsak kendi tercihlerimle ve özgür irademle önceleri fotografa konu olabilecek bir sürü şey ( doğa, insan, doku, tarım makineleri,…) çekerdim. Şimdi biraz duruldum… Hayallerim var.
Okuyorum, araştırıyorum.
Tarih, psikoloji, sanat tarihi, gösterge bilim, antropoloji, mitoloji, destanlar…
Etkileniyorum.
Geziyorum, notlar alıyorum.
Kafama göre hayalimde bir dünya kuruyorum…
Mekân; o mekan’ı kafama yerleştiriyorum hatta bazen rüyalarıma bile giriyor.
Zamanı; mevsimi bekliyorum hatta birkaç mevsim üst üste o mekâna gidiyorum.
Işık ve renk; hayalimdeki ışık, gölge ve renk oluşuncaya kadar bekliyorum.
Bu süreçler içinde fotograf çekiyorum. Bu periyodda bir sürü gelişmeler ortaya çıkıyor.
Doğrudan fotografçı, belgeselci, foto jurnalist değilim…, o anı çekmiyorum. O atmosferi, o ambiyansı, görüneni değil de; kafamda kurguladığım kendi atmosferimi oluşturuyorum.
Sizin gerçekliğiniz bende biraz düşsel olarak görünüyor. Fotograflarıma bunu yansıtmaya çalışıyorum.
Soru : Yarışmalardan iyi dereceler ya da bol miktarda sergilemeler elde etmek bir fotografçının kariyerine katkı verir mi ? Neden ?
Ben yarışmalara katılmıyorum. Bu yüzden de hiç ödülüm yok. Ama, yarışmalara da karşı değilim. Dünyada iyi dereceler almak, ödüller kapmak, sergiler açmak fotografçı kariyerine büyük katkı sağlar ama bizim ülkemizde bu işin suyu çıktı.
Jürileri sorguluyorum.
Seçme ve seçilme kriterlerini sorguluyorum.
Ödülleri sorguluyorum.
Çıkan sonuçlar dünya ölçeğinde fotograflar değil…
Ancak sayısı 3 ve 5’i geçmeyen her yönden dünya ölçeğinde fotograf yarışmaları da yapılıyor. Bunları ayrı tutuyorum.
Soru : Gördüğünüz enteresan şeylerin fotograflarını çekermisiniz ? Neden ?
Evet enteresan şeylerin fotografını çekerim.Fotograf makinesi kocaman dev bir göz. Çekmek biriktirmektir aslında, önemli olan biriktirdiklerimiz ve içinden seçim yapmak.
Soru : Fotograf çekmek için sahaya çıkarmısınız ? Neden ?
Maç mı yapıyoruz ki sahaya çıkalım..., şaka şaka !
Can dostum Dursun Ali SARIKOÇ, Faruk KARACA, Adnan ATAÇ, Ahmet Can PEPE, Seval HAYKIR (darlingimle) ve kuş fotoğrafları çeken ornitofoto Mehmet GÜRBÜZ ile arazi olmaya bayılıyorum.
Soru : Deneysel ya da kreatif fotograf diye ortaya konan her fotograf yaratıcı bir çalışma mıdır ? Neden ?
Deneysel ya da kreatif bir çalışma ortaya konmuşsa. Temel bir takım estetik kaygılardan yola çıkılmışsa ve bunlara düşün (felsefi) boyutta alt yapı oluşturmuşsa fotograf yaratıcı fotograf / sanat fotografıdır. Fotograf da bilinen sürecin dışına çıkıp sınırları zorlayıp günlük yaşamın tek düze ve monotonluğun sıyrıldığımız anda fotografik anlamda da iyi işler ortaya çıkarmaya adaysınız demektir.
Soru : Bu güne kadar sizi en çok hoşnut eden projeniz hangisidir ? Nasıl bir çalışmadır ve neden hoşnutsunuz o çalışmadan ?
1- 1984 yılında Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 4 mevsim çalışmam. Bu benim gözbebeğim, o zamanki Çamlıhemşin ve Ayder’i düşünüyorum da her şey / yer gibi oraların da içine etmişiz.
2- Köy Hizmetleri Genel Müd. fotografçı olarak köy fotografları portfolyosu çalışmam
3- Hıfsızsıhha müdürlüğü ile fotograf ve film kimyasalları ve atıklarının fotograf çalışanları üzerindeki etkileri ve bilgilendirme toplantıları organizasyonun da çalışmam
4- 1995 yılında dijital fotograf eğitimi için Amerika ya gitmem ve bu teknolojinin ülkemize transferi
5- 2000 yılında İngiltere’de şair dostum Fadıl OKTAY ile bir fotoğraf galerisine gittik. Galeri yöneticisi Türk olduğumuzu ve fotografçı olduğumuzu anlayınca bize karşı tavrı değişti. Ne diyordu bu adamcağız. “Türkiye fotograf müzesiz” diyordu.
İşte o an karar verdim Türkiye’ye dönünce bu konu üzerine eğilmeliydim.
Bir sürü insan, kurum, yönetici, akademisyen, bakan, müsteşar ile görüştüm.
Herkes bana salak muamelesi yaptı.
Ben yılmadım.
Hangi ülkeye gittiysem fotoğraf müzesi/galeri aradım. Bilgi belge doküman topladım. Koruma, saklama, sunum, eğitim yeni müze vizyonları hakkında çok şey öğrendim. Hala her gün fotograf müzelerinin web sayfalarını bakarım.
Ben müzeci değilim, müzecilik eğitimi almadım ama 8.000 sayfaya yakın doküman, yazı, görüş topladım.
Ben Ankara’da bir fotograf müzesi olmasını çok istiyorum.
Bu Atatürk’ün şehrinde, Başkent’te olmalı diye düşünüyorum.
Balıkesir’deki arkadaşlar ve İstanbul’ lu arkadaşlar bana kızacaklar ama bu fotograf müzesi Ankara’da olmalı ya da Ankara’ da da ayrıca bir fotograf müzesi bulunmalı.
Sayın Kültür Bakanımız ile bu konuyu görüştüm bu konudan haberi var, ona güveniyorum ama.., ama işte.
Soru : En çok feyz aldığınız, sizi bilgilendiren ya da size en fazla şeyi öğrettiğini düşündüğünüz usta kimdir ?
Klasik Siyah/Beyaz, renkli agrandizör, karanlık oda baskısı bilgi ve görgüsünü ustam Yaşar CAN’ dan öğrendim.
Amerika’da tesadüfen Ansel Adam’sın bir sergisine rastladım.
Fotografları gördüm, dondum kaldım.
Fotograf ta zirveye nasıl çıkılır, o fotografları görmeyen kesinlikle anlayamaz.
Kitaplar, reprodüksiyonlar, internet o muhteşemliği kesinlikle aktaramıyor.
(Engin ÖZENDES Hanım, belki İstanbul Modern’e Ansel ADAMS’ ın bir sergisini getirtir)
Bir de Amerika’da bir başka fotografçı Jerry UELSMANN’ın fotograflarını çok severim.
Mustafa TÜRKYILMAZ, stil sahibi titiz insan
Basın şeref kartı sahibi, gördüğüm en titiz fotografçı.
Cinnah caddesindeki atölyesine rahmetli Cemal PESEK ile gittiğimizde. Atatürk fotografları cam negatifleri, altın Hasselblad’ı, kendi çektiği ve bastığı fotografları gösterdiğinde çok etkilenmiştim. Mustafa bey stil (tarz) sahibi titiz, çok titiz bir insan dı. İlk karşılaştığımda yaptığı bir hareket vardı hiç unutamıyorum.
Cebinden bir mendil çıkardı, zemindeki fayansların üzerini sildi.
Bak çocuk bu işte hiç toz yok. Yerde bile hiç toz yoktu.
Fotografın düşmanı “toz” dur unutma dedi. O zamanki karanlık odamı düşündüm, doğruydu.
Portfolyo gibi bir albüm yapmıştım fotograflarımdan. Mustafa bey e gösterdiğimde, “baskıları hangi laboratuara yaptırdın” dedi. Ben de, “kendim çektim, kendim bastım, kendim yaptım” dediğimde, “iyi sen sonra gel, seninle çok şey konuşacağız” dedi.
Bana fotografa dair, hayata dair çok şey anlattı. O günlerden aklımda kalan ünlü bir söze yaptığı katkı ile fotografçıları şöyle ifade ediyordu;
“Okuyup yazanla okumayanlar arasındaki fark, ölülerle diriler arasındaki fark kadardır.”
Fotografçılar içinde; bakıp da görenler yada görmeyen “bakar körler” arasındaki fark………, kadardır, diye okkalı, burada konuşulamayacak bir ifade biçimi vardı.
Bana öyle öyküler anlatırdı ki keşke sayın Tekin ERTUĞ un ifadesiyle ”fotografçı hatıratını”, kağıt kaleme sarılıp bu fotograf öykülerini yazsaydım.
Mustafa bey beni çok sevdi. Beraber fotograf çekmeye, fotograf gezilerine gittik. Ona “Manyak Mustafa” diyorlardı. Ben çok bozulurdum bu lakaba.
Hıncal ULUÇ un ifadesi ile “o fotograf sanatının manyağı idi”.
öyle şeyler anlatırdı ki, bazen çok duygulanır ağlardım. İnanılmaz serüvenlerdi.
“Duygulu çocuk seni evlendireceğim” derdi. Evlendirdi de.
Ornitofoto’ daki arkadaşları karşıma almak istemiyorum ama, Gül ile Bülbülün birlikteliğini çekmek için günlerce “sabahın köründen kuşluk vaktine” kadar sabır ve sebatla bülbülü ne kadar beklediğini ve çektiği fotografları görmeyen anlayamaz.
Ah güzel insan !
Şimdi ne zaman Cinnah Caddesinden geçsem, senin o güzel dostluğun, hatıraların geliyor aklıma. Mualla hanım, Turhan bey , Bora bey, Zeynep hanım.
Sen geliyorsun aklıma.
Dayanamıyorum
Ah üstat senin dostluğunu, muhabbetini çok özlüyorum.
Ali DEĞER; Makineleri değil “kafayı” da tamir eden usta
Ali Değer bana çok değer ve kıymet verdi. Amatörlük ve profesyonelliğin ne olduğunu öğretti. Çok yardımı oldu bana, hala da öyle.
Fotograf makinenize bir şey olduğunda ya da bozulduğunda Ali Değer’ in değerini o zaman anlarsınız. Ben ona “ustaların ustası” diyorum.Kafamdaki fotograf adına var olan sorulara direk cevap verir. Kafayı da tamir eder.
Bu kadar bilgi, bu kadar tecrübe ve onda olan makine ve aksesuarlar kimsede yoktur.
Rahmetli Mustafa Türkyılmaz’ la “kürdan” dan nasıl yüzük yaptılar. İşte bu inanılmazdı. Babacan adam sıkı bir dost. Hakkını ödeyemem. İyi ki varsın Ali Değer üstadım.
Dursunali SARIKOÇ; Kalbimdeki Başkan
Benim gözümde Türkiye’ de en iyi doğa fotografı çeken fotografçıdır Dursunali.
Karadeniz aşığı, fotograf için dört mevsim Karadeniz’e giden fotograf çekmeden duramayan, fotografı bir yaşam şekline dönüştüren bir dost.
1986 yılında tanıdım onu, çok sevdim. Sevecen, nüktedan, fotografla doluydu. Sonra Afsad başkanı oldu sık görüşmeye başladık.
O zaman tek hedefe kilitlenmişti. Derneği “kamu yararına dernek statüsü” kazandırmak.
Kazandırdı da.
O günlerde bunu kavrayamamıştım. Ne yapmak isteğini şimdi gayet iyi anlıyorum.
Dursunali bey bizim kuşağın mihmandarıdır diyebilirim.
Anadolu’da o kadar çok yere götürdü ki bizi, o olmasa idi kesinlikle gidemezdik. Onun sayesinde gidilmemiş bir çok yere/mekana gittik. Şimdi sizin sayenizde Dursunali beye teşekkür ediyorum.
SAĞOLASIN ÜSTADIM
Benim kahrımı çektiğin, kaprislerime katlandığın için.
Halil DİŞLİ; Ressam, Fotografçı, Şair, Belgesel yönetmeni bir dost
Türkiye’de ilk dijital fotograf baskı sistemini ona sattığımızda başladı dostluğumuz.
Fotograf’a, hayata, felsefe’ye, her şeye dair berrak bir zihinle öğreten bir feylesof gibidir, bu kadar sığ ve dalkavuk arasından sıyrılıp gelen. Ruhunuzun arka kapısını aralayıp içeri giren. Kendini bildiği gibi, seni de senden iyi bilen, kadim dost. Her saat konuşabileceğin, ıssızlığın ve yalnızlığın ortasında “matrix” de seni bekleyen.
İyi ki varsın, dost.
Seval Kaya HAYKIR; Dansın büyüsünü öğreten hayat arkadaşım.
Seval’ le tanıştığımızda “Modern Dans” hocalığı yapıyordu ve “dramatik dans topluluğu” vardı. Dans’la ilgili müthiş projeleri - hayalleri de vardı. Benim de hayallerim vardı. Hayallerimizi hayatımızla birleştirip evlendik. O benim “darlingim”.
Hayatıma anlam kattı, bana çok şey öğretti. Halâ da öğretiyor. En önemlisi hayır demeyi öğretti. ”Hayır” demeyi öğrenmek çok önemli. “Evet” demek kadar önemli. Bunu uygulamaya koymak daha da önemli. Bana verdiği destek ve izinler hiç bitmesin. Ondan çaldığım zaman için beni affetsin.
Seni sevgilerin en sonsuzluğunda, başka alemlerde de seveceğim.
Soru : Atölye önemli midir ? Neden ?
Fotograf Atölyeleri önemlidir. Bence bütün fotograf kurum, dernek gruplarında atölyeler olmalıdır. Atölye sizi bir yerde ayrıştırıyor. Başkalarına benzemekten kurtarıyor. Farklılaştırıyor ve en önemlisi uzmanlaştırıyor. İyi işlerden, kaliteden söz etmek gerekirse; bir program dahilinde işi bilen ustaların birikimlerini aktarmaları gerekiyor. Yoksa her şey gene lay lay lom.
Atölyeler arkadaşlarımın ifadesi ile; “Bir adım ileriye” götürüyor bizi. Sonrasında 3. yada 5. adım bizi ileri hedefe kesinlikle taşıyor.
Soru : Teknolojik yeniliklere karşı tepkiniz nasıldır ? Örneğin, dijital geçiş hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
Teknoloji akan bir ırmak. Geriye çevirmeniz, durdurmanız mümkün değil. Fotograf bağlamında teknoloji; fotografın kendisi zaten bir teknoloji. Eğer bunu inkar eden var ise, o kişinin bir ayna karşısında kendisini sorgulamasını öneririm !
Soru : Her zaman yeter miktarda ekipmanınız oldu mu, ekipman konusunda sıkıntı çektiniz mi hiç ?
Fotografta ekipman çok önemli. Bunu Amerika’da anladım. Oradaki boyutlar hep büyük ama fotografçılıkda da ekipman da ayrı bir uzmanlık orda. XXL format Fotograf çok yaygındı benim gördüğüm zamanlarda.
Bir İngiliz fotografçı ile tanışmıştım. “Fotografçının en önemli ekipmanı nedir ?” diye sorduğumda, “bir düşün bakalım sen de fotografçısın” dedi. “Sence nedir ?” diye bana sordu. Ben de “Bir fotografçının en önemli ekipmanı ayakkabılarıdır” dediğimde, adamcağız çok gülmüştü. Bu CLARCK’ ın sloganı olabilir ama çok güzel demişti. (Clarck bir İngiliz ayakkabısı markası )
Her zaman yeterli ekipmanım oldu. Bulamasam da arkadaşlardan ödünç istedim. Ekipman işi biraz da para ile doğru orantılı. Fotografın ekipman olarak üç ayak (tripod) en önemli parçasıdır diyorum. Yeni nesil polorize filtreler ve ND filtremiz kesinlikle olmalı, en önemlisi yedek 2 ayrı pil ve hafıza kartlarımızın bol olması lazım.
Şimdi söyleyeceklerim çok önemli DOĞA FOTOGRAFI İLE UGRAŞANLAR İÇİN;
Bir adet düdük, volki-tolki telsiz,testere ağızlı bıçak,fener,çorap ve yağmurluk kesinlikle çantada bulunması lazım.
Soru : S/B ya da Renkli fotograftan hangisi daha fazla ilginizi çeker ? Neden ?
Siyah beyaz fotograf çok ilgimi çeker.
Nedense çok kolay zannedilir.
İnanın kesinlikle renkliden zordur ve çok önemli bir tercihtir.
İsviçre’de Gretag firması Color Menagement sistemini öğretti bana.
Hayatım renk anlamı ile kaydı diyebilirim.
Renklere bakış açımda Gretag önümde çok farklı bir perspektif açtı.
Hatta diyebilirim ki Gretag’dan önce ve Gretag’dan sonra diye ayırıyorum artık.
Renkli de “renk kontrolü” ve “kalibrasyon” en önemli şey bence.
Soru : Yeter miktarda Türk fotografçılarının fotograf albümü varmıdır sizce ? bu konuda bir eksiklik var ise, size göre nedeni nedir ?
Türkiye’de yeteri kadar Fotograf Albümü yok. Fotografçı arkadaşlarımız ve ben de dahil ne yapıp edip, çıkınımızdaki (o düzensiz arşivimizdeki) fotograflarımızdan bir seçki portfolyo kitabı bastırmamız gerekiyor.
”Bir basılı portfolyon olsun bir “iz” in dünyaya miras olsun .” bu çok önemli.
Soru : Fotograf neden satın alınmaz Türkiye’ de ?
Türkiye’de fotograf imge olarak değerli ama obje olarak bir değeri yok.
Türkiye’de çerçeve bile fotograftan daha kıymetli.
Şimdi istatistiklere bir bakalım mı rakamlar vermeden. Türkiye’de kaç okul, kaç hastane, kaç cami var biliyor musun ? Bunları sorguladığımızda tezatları görüyorsun…
“Fotograf Müze”siz bir Türkiye….
Böyle bir şey olabilir mi ? Oluyor maalesef.
Komşularımıza bakalım Gürcistan ve Yunanistan’da bile fotograf müzeleri ne zaman kurulmuş. Hoş şimdi birileri “Türkiye Sanal Fotograf müzesi” kuruyormuş. “Sanal” adı üzerinde “zahiri” bir şey nasıl müze olacak.
Bu müze konusu üzerinde çok çalıştım, Hatta bakanlara çıktım. Dosyalar sundum. Ne yapılabilir, nasıl yapılabiliri araştırdım. Çok para ve zaman harcadım. Ama yok yok işte…
Soru : Yeter miktarda fotografa kuramsal eser eser varmıdır Türkiye’ de ? Yoksa, neden yoktur ?
Şu an Üniversitelerimizde kaç tane “Fotograf Bölümü” var, kaç üniversitenin “Fotograf Kulübü” var ona bir bakalım.
Kıymetli hocalarımızı karşıma almak istemiyorum ama daha yeni yeni son 5 yılda “Fotograf Etkinlikleri Günleri” düzenlemeye başladılar.
“Daha önceleri nerelerdeydiniz?”
Türkiye’de zenginler sanat hamisi aileler fotograf’a hala üvey evlat muamelisi yapıyor.
Soru : Fotograf eğitimi verdiniz mi hiç ? Verdiyseniz nerelerde ve hangi eğitimleri verdiniz ?
1993 yılından beri bu fotografı anlatma, gösterme, “nasıl yaptım-yapılıyor” un içindeyim. Önceleri kimyasal fotograf, procesler, filmler derken sayısal fotograf geldi.
Benim bir Akademik formasyonum yok. Merakım, samimiyetim, araştırmam konu üzerine yoğunlaşmam ve emeklerim var. Eğer usta olabildiysem insanların gözünde, iyi bir usta öğretici olabildiysem ne mutlu bana.
Ben bildiklerimi yeni nesil fotograf tutkunlarına aktarıyorum. Ketum davranmıyorum.Paylaşıyorum. Beni tanıyanlar biliyor.
Benim öyle kendimi tanıtmak. Fotograflarımı bol bol insanlara sunmak. Egomu tatmin etmek, ……… gibi şeylere ihtiyacım yok.
Soru : Bir dia gösterisi ya da dijital imaj gösterisine veya fotograf sergisine müzik ya da şiirin eşlik etmesi, ya da dans figürleriyle eşlik edilmesi sizce katkı verir mi ?
Bir dia gösterisi ve dijital projeksiyona müzik eşlik etmelidir. Hatta tanıdık bir müzisyen varsa ondan yardım da alınmalıdır.
Bir dönem Jean Micheal Jarre Yanni, Kitaro, Enya, Vangelis çok kullanılırdı.
Fahir Atakoğlu, Tuluyhan Uğurlu’nun müzikleri eşliğinde çok güzel fotograflar izledik.
Benim favorim. 2007 yılında özel Oscar alan İtalyan Ennio Moricone, Yunanlı Eleni Karaindnau, İtalyan Giovanni Marradi, İranlı Farid Farjad.
Bütün bu saydığım müzisyenleri dinlerken estetiğin ve mükemmelliğin zirvesine çıkarsınız. Notalar beyninizde sahneler yaratır uçar gidersiniz. Fotograflarınızın atmosferini oluşturursunuz. Çekim yaparken bu müzikleri dinlemek de çok hoş oluyor.
Ancak “sunumda müziğin volümü görselliği bastırmamalı,” fon oluşturmalıdır.
Soru : Bir şiirde vurgulanmak istenen ana tema için bir fotograf yapılabilir mi ?
Bir fotograf güçlüyse, bin kelimeden daha fazla şey söyler.
Soru : Bir fotografa şiir yazılabilir mi ?
Fotografa şiir yazılabilir.
Hem de nasıl !
Nazım Hikmet’in bir fotograftan yola çıkarak yazdığı şiirler vardır. M. Cevdet Anday’ın yazdığı şiirler vardır…
Soru : Bir fotograftan yola çıkarak bir öykü ya da roman yazılabilir mi ?
Bir fotograftan etkilenerek her şey yapılabilir. Bir fotograf savaşı bile bitirebilir!...bu eskidendi, şimdi Irak’ ta işgalci Amerikan askerlerinin çektiği fotograflara bakın kimse tepki vermiyor…, Fotograf eski anlam ve önemini başka medyalara devretti.
Yeri gelmişken reklam ajansları, sanat yönetmeni, grafiker, tasarımcı arkadaşlar hatta fotograf editörleri de fotograf a “görsel “diyor…!?
Alın o görseli…….
Soru : Bir öyküden veya romandan yola çıkılarak bir fotograf yapılabilir mi ?
Yaşar Kemal’in doğa tasvirlerinden yola çıkarak fotograf yapabilirsiniz.
Soru : Fotografın resimselliği nedir ? Neden önemlidir fotografta resimsellik ? Ya da önemsizmi dir ?
Ben HDR tekniği ile fotograf yapıyorum bu teknikle modern fotograf ürettiğimi düşünüyorum. Bazıları bu HDR tekniğine “resim” bazılarıda “sürreal şey” bazıları “foto ilüstürasyon” diyor. Fotograf da resimsellik o kadar önemlidir ki bir dönem Rus fotografının temel tarzı olarak dünyaya yansımıştı. Şu anda İstanbul Modern'de bu örnekleri görmek mümkün. Özellikle bir tarz oluşturmak isteyenlere yol gösterici olarak bu sergiyi izlemelerini önemle vurguluyorum.
Soru : Fotografta üçüncü boyut arayışları önemli midir, gerekli midir ? Neden ?
Fotoğrafta 3. boyut ile biraz uğraştım, gerek yazılımla gerekse çekim teknikleri ile, istediğim sonucu alamadım. İstanbul’da şu an yapanlar var. Çok yapay bir şey oluyor. 3. boyutlu sinema gibi olmuyor.
Soru : Fotograf yapma olanaklarınız olmasaydı, hangi sanat dalı ile ilgilenirdiniz ?
Heykel, seramik, Boğazkale- Hattusaş için çok çalıştım. Hitit heykel sanatı çok etkiliyor beni. Eğer hiç imkânlarım olmasaydı sıcak demirci ustası olurdum herhalde. Demire bir şekil vermek müthiş bir şey.(her halde metal işleri okuduğumdan)
Soru : Yeterli süreli fotograf yayını varmıdır ? Bir çok yayın neden kısa sürede yayın hayatını bitirmektedir ?
Yeterli süreli yayın var!. Bir çok yayın neden kısa sürede hayatı bitiriyor. Reklam alamıyorlar. Reklamlarla dergiler ayakta duruyor. Birde FOTOGRAF TUTKUNU ARKADAŞLAR Dergi almıyorlar okumuyorlar neden acaba ?
Bu ”e-dergi” yi de okuyacaklarını zannetmiyorum. Sadece neyin fotograflarını çektiğime bakacaklardır.
Soru : e - yayıncılık ilginizi çekiyormu ? e - yayının geleceği için neler düşünüyorsunuz ?
E-yayın, geleceğin yayıncılığı.
Biz bu konularda yerimizi almalıyız.
Modernfotograf.com da ben de bir şeyler yapmaya çalışacağım.
Şimdiden altyapıyı hazırlamalı ama hala en pahalı interneti biz kullanıyoruz.
Soru : Fotografçı taraf mıdır ? Neden ?
Fotoğrafçı tarafdır.
Bunu Belgeselcilere sorun isterseniz.
Zaman’dan “an”lar çalan görüntü hırsızlarına sorun derim.
Soru : Her fotograf için sanat eseridir diyebilirmiyiz ? Neden ?
Her güzel resim yapanın ressam olmayışı gibi her güzel fotograf çekenin sanatçı olamayacağı gibi her fotograf da sanat eseri değildir.
Soru : Boynunda iyi bir fotograf makinesı asılı olan herkes bir sanatçımıdır ? Neden ?
“Sanatçılık” farklı bir şey.
Siz, fotografı makine mi çekiyor zannediyorsunuz.
Bütün bu çekilen fotograflar makinelerin çektiği fotograflar (P,AUTO,Av.Tv)sizin çektiğiniz fotograf nerede ?-
Fotografı makinenin arkasındaki beyin çekiyor. Bu beynin gelişmişlik serüvenine, işine yoğunlaşmasına, bilinç düzeyine bakmak lazım.
Bunu bilinçle çekilen her fotograf içinde sanat vardır ifadesiyle durumu açıklamaya çalışırsak, bilinçsizce çekilen fotograf lar “çöp” tür …
Bir fotograf makineniz olur fotograf çekmeyi ögrenirsiniz. iyide fotograflar çekersiniz bir süre sonra sıkılır kaldırırsınız. Oysaki “seven bırakmaz”.
Fotograf sizin için bir tutkuya dönüşür. Makinenizle kendi aranızda bir bağ gelişir.
Belki makineniz fetiş bir nesneye dönüşür.
Seversiniz makinenizi tam hakim olduğunuz, kontrolu elinize aldığınız vakit tamamdır her şey.
Boynuna iyi fotograf makinesi asan, havalı lensler takan herkes dikkat etsin, “boyun fıtığı” olabilirler.
Soru : Çok iyi fotograf çekmek yeterli midir ? Neden ?
Çok iyi fotograf çekmek yeterli değildir.
Çok iyi fotograf çeken fotograf zenaatçısıdır. Fotografınız arkasında -üretici firmanın ismi yazmıyorsa…, şaka şaka - estetik kaygılar güden bir içerik yoksa bir seri yada bir portfolyonun parçası da değilse, ne kadar emek zaman para harcanırsa harcansın ortaya çıkan, konan şey, yalnızca endüstriyel bir üründür.
Soru : Uzun vadede fotografta gerçekleştirmek istediğiniz şeyleri bizimle paylaşabilir misiniz ?
Yazılmış, çizilmiş, ortaya konmuş proje çok. Ama bunları hayata geçirebilmek için gerekli olan para yok.
Doğanın ve çevrenin katledildiğini anlatan bir foto-yerleştirme (enstalasyon).
Alt geçitlerde trafiği aksatmayacak fotograflar.
Japonya, Belçika, Romanya, Almanya’da fotograf sergileri.
Eğitim kitapları, e-dergi, web portalı.
En önemlisi de sizin gibi genç arkadaşlarla ileri düzey atölye çalışmaları.
Soru : Fotograf yaşamınızda sizi adamakıllı sarsan ya da derinden etkileyen şeyler olmuştur muhakkak. Bunlardan bir kaçını bizimle paylaşır mısınız ?
Çobanları çok severim. Vaktim çok boldu o zamanlar. Bir çobanın fotograflarını çekmiştim.
40 yıldır çobanlık yapıyormuş. Bir kütüğün üzerine oturduk sohbet ettik. Çobanın gözünden koyunları, taşları, ağaçları, bulutları, çayır çimeni…, bütün çevrenin, çobanın fotografını çektim. Çoban bana adresini verdi. Adres çok ilginçti. Öyle ya, çobanın adresi nasıl olur.
Güven Bakkal Ahmet …… eliyle Çoban Rıza …
Neyse ben fotografları “tab” ettim.
Kodak’ın promosyon albümleri vardı o zamanlar. Bir el feneri ve bir de kalem koyup paketi yolladım.
Seneler sonra grup halinde aynı yere gittiğimizde tekrar çobanla karşılaştık.
Çoban beni tanımadı ben de çobanı tanıyamadım.
“Siz fotografçı İsmail Haykır’ ı tanıyor musunuz? O dünyanın en iyi fotografçısı” dedi. Ben dondum kaldım. Arkadaşlara işaret ettim, “lütfen beni söylemeyin” dedim.
Çoban cebinden mendile sardığı biraz yıpranmış Kodak albümünü törenle çıkardı. Arkadaşlarıma fotografları gösteriyor ve anlatıyordu. “Bu İsmail efendi benim her gün baktığım şeylerin fotografını çekmiş bana yollamış. Beş senedir bu fotograflara bakıyorum”.
Benim boğazım düğümlenmiş ne diyeceğimi bilemiyordum.