Bookmark and Share
95K40

 

‘’İki tren öpüştü mü kondüktör yanar.’’
Ah Muhsin Ünlü

 

Avnı Bashuta 1934 yılında Kosova’ nın Mitrovica şehrinde  dogmuş. Dönemin Yugoslavya’ sının okullarında okuduktan sonra;  terzilik okulunu  bitirerek terzilik yapmaya baslamış… Yıllardır duvara asmadıgı ustalık belgesini son bir haftadır, biraz kızgınlıgının simgesı olarak, biraz da Alman bir gazetecinin kendısıyle yaptıgı röpörtajdan sonra  aldığı cesaretle asmaya başlamış. Neden mı bu kadar gec? Çünkü Avni Bashuta, Kosova denilince ilk akla gelen; savaş döneminde çatışmaların en yoğun oldugu bölgesi,  kimsenin karşı tarafın diline tahammülünün olmadığı Mitrovica’ nın güneyinde yaşıyor ve Sırpça yazılmış olan diploması Yugoslav makamlarınca imzalanmış. 

Avni Bashuta ve Ustalık Diploması:
Diplomanın üst köşesindeki fotoğraf yıllar önce arkadaşlarla yapılan bir İstanbul ziyareti sırasında çekilmiş.

 

Tel Örgülerin Arkasından Mitrovica Köprüsü ve Şehri İkiye Bölen İbar Nehri



Aslında daha çok Mostar köprüsüyle anılan bir olgu Mitrovica’ da daha yoğun ve daha keskin bir şekilde yaşanıyor. Bir köprüyü geçmekle dil, din, alfabe, para birimi, kültür ve daha bir çok şey bir anda değişiveriyor. Değişmekle kalmadığı gibi köprünün her iki tarafında da karşı tarafa yönelik bir tahammülsüzlük var. Köprünün güneyinde yaşayan Arnavutların 1990 lardan 2001'e kadar geçen süreçte başına gelenleri  hatırladığımızda bu tahammülsüzlüğün çok da yersiz olduğunu söyleyemeyiz.


Kosova’ da sık görülen bir sloganın birinci kısmı: ‘Jo Negocıata’ Görüşme Yok



Ancak bu tahammülsüzlüklerin altında yıllardır gördükleri baskıyla kendilerini yer altında bulmuş ve böylece aşırılaşmış, akılcılıktan uzak, etnik kökenli milliyetçiliklerin olduğu da yadsınamaz. Zira bu aşırılıkların savaşında nüfusu daha az olan milletler daha da çok zarar görmüşler. Bu zarar kimi dönem asimilasyon olarak şekillenirken kimi zaman da Balkanlar’ da oldukça yaygın olan ‘’Etnik Kimlik Değiştirme’’ olarak kendisini göstermiş. Bu baskılarının mağdurlarından biri de Balkanlardaki ve özelde Kosova’ daki Türkler. Baskılar diyoruz çünkü tek taraflı bir baskı değil söz konusu olan.


Yugoslavya topraklarındaki  Türk nüfusun Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümranlığını hatırlatan varlıkları, Yugoslavya’ da önce Türk karşıtı politikaların benimsenmesine; 1948 yılında yapılan nüfus sayımında da Türk nüfusun artan baskılardan korunmak için kendilerini Arnavut ya da Roman olarak kaydettirmelerine sebep olmuş. 1953 yılındaki sayımda ise Balkan Paktı’ na, Yugoslavya’ dan Türkiye’ ye  gönüllü göç’ e olanak veren maddenin konulmuş olması nedeniyle Türkler dışında bir çok Arnavut ve Roman da kendisini Türk olarak kayıtlara geçirmiş. 1974-1989 arası dönemde ise Yugoslavya topraklarında Arnavut olmanın avantajları, Türk olmanın da dezavantajları artarken ‘etnik kimlik değiştirme’ olgusu Türklerin aleyhine olmak üzere had safhaya ulaşmış.


İşte bu tür ‘etnik kimlik değiştirme’ ler bugün özelde Kosova’ da genelde ise dağılan Yugoslavya’ da kimin  Türk kimin Arnavut, kimin Boşnak kimin Sırp olduğu tartışmalarına yol açıyor ki belki de sorunların özünde bu var: Biz kimiz?

 

Ve ikinci kısım: ‘Vetevendosje!’ Bağımsızlık Hemen Şimdi!



1950’li yıllardan itibaren Yugoslavya topraklarında Anayasal güvence ile Türkçe eğitim yapan okullar açılmış olmasına rağmen;  Arnavutlardan gelen baskı nedeniyle Türkler bu okullara gitmemiş ve neticede bu okullar kapanmıştır. Evet; maalesef yanlış okumadınız… Arnavutlardan gelen baskı. Bunun neticesi olarak Türkler çocuklarını Sırpça eğitim yapan okullara göndererek bir yandan etnik kimliklerini korumaya çalışırken de kültürel bir ikiliğin içine hapsolmuşlar. Kaldı ki Bosna-Hersek’ teki Türkler Kosova’ dakilere nazaran sayıca daha az olmalarına rağmen orada bu tür bir baskıcı ilişki olmaması nedeniyle etnik kimliklerini daha rahat koruyabilmiş ve daha rahat ifade edebilmişlerdir.


Ve özetle ‘Biz Kimiz?’ sorusu;  1999 Nato harekatı sonrası özgüvenleri yerine gelen Kosova Arnavutların kendilerini; Sırplar, Türkler, Boşnaklar ve Romanlara karşı tanımlamaya başlamasıyla görünürde Arnavutlar açısından cevap bulmuş.


Köprü’ ye kuzeyden bakış.


Köprünün diğer tarafında;  Kuzey Mitrovica’ da yaşayan Sırpların ise vatanperverlik gibi bir motifleri olsa da 1.Dünya savaşından bu yana çok da içaçıcı olmayan ve etikdışı bir savaş(?) anlayışları var. Savaşın da etiği mi olurmuş diye sorulabilir. Elbette istemesek de savaş gibi bir gerçek şekilde var olmaya devam ediyor; ancak Sırpların yakın zamandaki savaş anlayışları hatırlandığında savaşın  da bir etiği olması gerektiğini, savaşanların da insaf ve vicdan duygusunun olması gerektiği hayalperestliğine düşüyor insan. 

Avni Bashuta Singer’ i ile çalışıyor


İşte Avni Bashuta böyle bir ortamda yaşıyor. Aslında yaşadıklarından yorulmuş herkes gibi. Ancak Avni Bashuta’ nın ve bundan sonraki yazıların konusu olacak kişilerin bir farkı daha var… Onlar Türkçe konuşuyor… Arnavutların ve Sırpların en radikal kesimleri birbirlerini sokak sokak kovalarken buradaki Türkler her iki taraf için de düşman, her iki taraf için de ajan, her iki taraf için de öteki olmuşlar. Sırpların baskısını sadece müslüman olmaktan ötürü yaşayan Türkler, ilerleyen yıllarda Mitrovica’ yı savaş sonrasında köylerden gelerek ele geçiren ve Arnavut, Sırp, Boşnak, Türk ayrımı yapmadan şehirli kesimi evlerinden eden Arnavut aşırı milliyetçilerinin de hedefi haline gelmişler. 1950’ lili yıllarda Komunist sistemin baskısından kaçan Türkler bu sefer 1990’ dan itibaren giderek artan bir şekilde her iki tarafın da aşırı uçlarının arasında kalmışlar… Tabiri caizse bir arafta… Bosna'daki zülmün mağduru olan Boşnaklar da Mitrovica’daki arafta Türklerle aynı kaderi paylaşmışlar.

Avni Bashuta


İşte Avni Bashuta onlardan birisi. 16 kardeşten sadece ablası ve kendisi hayatta kalmış. Yaşadığı yerin doğal bir sonucu olarak üç dili de konuşabiliyor. Zira çok yakın bir zamanda Mitrovica Belediye Meclisi burada bulunan Türk Dernekleri ve Türk Demokratik Partisi’ nin çalışmalarıyla Türkçe’yi üçüncü resmi dil olarak kabul etti. Ancak bu Avni Bashuta ve onun gibilerin yaralarını sarmaya yetmiyor. Savaş sonrası canını kurtarmayı başaran Avni Bashuta’ nın fotoğraflarda gördüğünüz işyeri 10 dakika içinde Sırp Paramiliterleri tarafından harap edilmiş. Canını kurtaran Bashuta çocukları ile beraber önce Avrupa’ ya sonrasında ise Yeni Zelanda’ ya kaçmış. Halen Yeni Zelanda vatandaşı olan Bashuta’ nın çocukları orada yaşıyor fakat kendisi doğduğu yere olan özlemini yenemeyip binbir umutla 5 yıl önce Mitrovica’ ya geri dönmüş.


Arkadaki fotoğraflar ve öndeki hayat…


Ancak fiziksel şiddet kendisini bir kenarda uykuda tutsa da her iki taraftan gelen manevi baskının hala sürdüğünü görmesi çok zaman almamış. Buradaki herkes gibi 40 euroluk emekli maaşıyla geçinemediği için mesleğine geri dönmeye karar vermiş ki harap olan dükkanından kurtarabildiği yaklaşık 90 yıllık Singer dikiş makinesi yine imdadına yetişmiş.

 

 

Avni amcadan öğrendiğim başka bir şey ise buradaki  Türklerin de Yugoslavya’ nın Sosyalist sisteminde görev alanlar ve dışlananlar olarak kendi içlerinde ikiye ayrıldıkları ancak bu ayrımın kader birliği etmiş olmanın hatrına herkesin gönlünde zımni bir sitem olarak kaldığıydı. Halbuki Yugoslavya ve  sosyalist sistem  bu dünyadan göçüp gideli yıllar olmuştu.

 

Veda Fotoğrafı


Kosova’ nın diğer bölgelerinde yaşayan Türkler Mitrovica’ ya göre bir nebze daha rahatlar. Bunun temelinde Mitrovica’ da her iki tarafın en uç, en toleranssız ve belki de bunlarla yüzde yüz ilişkili olarak en eğitimsiz kesiminin tutumları yer alıyor. Ancak yine de Kosova’ daki Türklerin biz rahatız diyebilmelerini duymak için çok zaman ve çok çaba gerekiyor.


Köprünün kuzeyinde ve güneyinde diller ve dinler farklı olsa da ortak olan bir şeyler yok değil: Savaş ve sonrası sürecin yorgunluğu, fakirlik, belirsizlik, gelecek kaygısı, savaşın mağduru olmuş kadınlar ve çocuklar. Bunlar her iki tarafın da ortak sıkıntıları. Ve bütün bu sıkıntıların üstüne arafta olmayı yıllardır yaşayan Türkler ve Boşnaklar.

 

Umarım Balkanların yitik vicdanı bir daha bu kadar derin bir  yara almaz  ve umarım 95K40 seri numaralı Singer, hedefi kim olursa olsun başka bir savaşa, başka bir zulüme, başka bir talana ve ben bunları Avni amcayla konuşurken gözlerinden dökülen gözyaşlarına tanıklık etmez.


İyi Kalpler.

 

Yazı ve Fotoğraflar : Hikmet Şükrü ERTANGÜN

 


 
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 5 yorum, 1-5 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Böylesi bir çalışma için Hikmet Şükrü Ertangün'ü tebrik ediyorum.
Duygu Bayındır eklemiş - adds | 03 Temmuz 2007 Saat - Time 16:05

Daha once taslagini gorme firsatina eristigim bu calismani bu sitede sanat ve fotografseverlerle paylasmandan ayri bir gurur duydum..

Tarihi, savasi, barisi kisacasi Balkanlari birlikte yorumladigimiz o kisa ama doyurucu sohbetlerin uzerine belki de onlarla kadar ozleyecegimiz bir calismaya imza attin..

Sana da iyi kalpler..

Egilip bukulmeden, dosdogru, isiginla, sevdanla kal...

Hakan ERDAL eklemiş - adds | 03 Temmuz 2007 Saat - Time 16:07
Arnavut, Sırp, Boşnak, Türk ayrımı yapmadan,akılcılıktan uzak, etnik kökenli milliyetçiliklerin ne kadar boş oduğunu fotoğraflarla anlattığın için teşekkürler...

tebrikler... ''Vetevendosje''
Aziz YAŞAR eklemiş - adds | 03 Temmuz 2007 Saat - Time 17:28
iyi bir fotograf için doğru zaman, doğru yer, doğru ışık lazımken sen birde doğru bir hikaye bezemişsin, iyi de olmuş aklına fikrine sağlık dostum
m. emre başbuğ eklemiş - adds | 05 Temmuz 2007 Saat - Time 14:23
geçmişle gelecek aynı karede..teşekkürler
hira yıldız eklemiş - adds | 08 Temmuz 2007 Saat - Time 14:14
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Adem Sönmez

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.