"Gidenlerin Ardından" serisi, trafik kazaları ile acı olaylarla hayatlarını kaybedenlerin ve vatani görevini yaparken şehit düşenlerin, ardında bıraktıkları yakınlarını konu alıyor. Feryatlar, özlemler, fedakarlıklar ve gözyaşları fotoğraflarla belgeleniyor.

Yüreğini yırtarcasına, aklını yitirmişçesine ve kaybetmişliklerin en kötüsüne bağıra bağıra ağlıyor bir şehit eşi.

Gidenlerin ardından ağıtlar yakılır. Ağıtlar rahatlatır belki insanı ama gözlerini sıkıp ne kadar gözyaşı varsa içinde dökmek ister insan.

Gidenlerle gidilmez ama son bir kez olsun onun kokusunu duymak, yüzünü görmek ve alnından öpmek izni verilir şehit analarına, son öpücük için eğilmek dünyanın en zor işi olsa gerek.

Kara haber tez duyulur. İnsanın bu dünyadan gittiği haberini alan yakınlarını teskin etmek de yine yakınlara düşer. Kimi ağlaya ağlaya "ağlama" der. Kendi üzüntüsüyle ortak olur yanındakine.

Şehidi götüren o yeşil, o soğuk ve sirenleri ağlamaklı seslerle karışan cenaze araçlarının gitmesini engellemek için son bir tutunuş son bir feryat kopar, dağlar yürekleri.

Kara haberi alan şehit anası, evinde başlar ağıdını yakmaya. Büyütmüştü, beslemişti, damat edip yuva kurmuştu. Sonra bir pusuda, bir solukta gitmişti evladı. Ona şimdi ağıt yakmak düşerdi.

Bir ölüm en çok çocuğu yıkar. Babasını kaybeden, yüreği burkulan ve dünyaya küs küs, ağlamaklı ağlamaklı bakar gözleri bir şehit kızının. Annesinden destek alır, yine de gururuna yedirip de ağlamamak için zorlar kendini.

Giden gitmiştir artık! şimdi yapılacak bir tek şey var sabretmek der yanında bir arkadaşı. "Sarıl bana öyle ağla" dercesine sıkıca sarılır birbirine iki arkadaş. Biri ağlayandır, biri destek olan.

Gittiğini bilirsiniz, gelmeyeceğini de. Ama önündedir işte o tabutun içinde. "Haydi kalk" der insan kalkmayacağını bile bile. Bir kuru gül konulur tabutun üzerine..

Ağlamak istemleri dışındadır, gözler pınar olmuş akmıştır günlerce. Gözyaşları yanağında kurumuştur da hala içini dökememişcesine ağlamak istenir. Ağlamaklar sızılanmaya dönüşür giderlerin ardından!

Gidenlerle gidilmez ama kalmak da istenilmez. Bir insanı yitirmek, ağlamak çıldırasıya, dövünürsün şehidine de gücün kalmaz hani. İşte o anda bir yudum su istemeden de içilir.

Kaybettiği evladı gelir anaların gözlerinin önüne. Bir fotoğrafını görse sarılası öpesi gelir.Yüreğe basılmak istenir bir çerçeveli fotoğraf. Herkes dokunmak ister. Anne vermez oğlunu...

Gözyaşları kurumuştur ama ağlamak ister hala insan. Ağıtta sallanan mendil, yüze her sürüldüğünde bir kez daha ıslanır.

Artık son yolculuğun vaktidir. Soğuk ahşap tabutu kaldırır acılı vücutların bitkin elleri. Her adımda bir hüzün, her adımda bir yalnızlıktır. Feryatlar susmak bilmez ama gidilmez de gidenlerin ardından.
Abdullah COŞKUN Hakkında Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
1981 yılında Adana'da doğdu. Üniversite eğitiminin ardından yerel ve ulusal medya kuruluşlarında muhabir olarak çalıştı. Fotoğrafa mesleği dışında ayrı bir ilgi duyduğundan bu alanda bir çok atölyeye katılarak eğitimler aldı. Çukurova Üniversitesi Radyo TV Bölümü'nde temel fotoğraf derslerine eğitmen olarak girdi. Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü'nün Sosyal Riski Azaltma Projesi'nin (SRAP) desteklediği "İnisiyatif Kültür Merkezi" bünyesindeki "An Fotoğraf Topluluğu"nun kurucuları arasında yer aldı. Hala bu toplulukta eğitmen, uluslararası bir haber ajansında ise foto muhabiri olarak çalışıyor.
EİF En İyi Fotoğrafım
TFSF Onaylı Ulusal Yarışmalar
National Photo Contests Under TFSF Patronage
31 Temmuz 2008 ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"