ÇOCUK BOKSÖRLER
Abdurrahman Antakyalı

Sokakta çalışırken boksa başlatılan çocuklardan bazıları: (Üst Sıra, soldan sağa) Nurettin, Ömer, Sedat, Orhan, Murat. (Alt sıra, soldan sağa) Mahsun, Adem, Yasin, Cengiz, Sakin.
Çocukluğumun tek kanallı siyah beyaz televizyonu… Devasa regülatörler, üzerlerine örtülen dantellerin hakkını, düşük voltajlardan televizyonları koruyarak fazlasıyla verirdi. Gece yarıları uyanırdık 4 erkek kardeş. Çünkü televizyon Muhammed Ali’nin maçlarını canlı veriyordu. Ben 6 yaşındaydım, en büyüğümüz ise 13. Çocuksu bir merakla şehre hakim kenar mahallemizden diğer evlerin ışıklarına bakardık; kimler bizim gibi saatini kurup maçı seyretmeye gecenin en derin vakti uyanmış diye.
Evlerinde televizyon olmayanların üzerlerinde pijama, ayaklarında terlik ya da arkalarını ezerek bastıkları ayakkabılar, paytak adımlarla televizyon sahibi komşularının evine seğirtmesini görürdük. Yayını daha net alabilmek için çatıda telaşlı elleriyle antenlerle oynayanlara, “olmadııı, biraz daha çevir!” diyerek onları yönlendirenlerin seslerine uzak bir yerlerden havlayan köpeklerin sesleri eşlik ederdi.
Ve maç başlar, rauntlar rauntları kovalardı. Yumruklar havada uçuşur, gonglar çalar, oturduğu tabureden kalkan boksörler yaylanarak rakibine doğru hamle yapar, hakem sarılan terli vücutları ayırır, “boks!” der, yumruklar tedirgin birkaç yoklamadan sonra var güçleriyle karşısında duran iri cüsselere savrulurdu.
Genelde maç sonu kalkan el, yüzünde rakibine de dünyaya da alaycı bir ifade yapışan ve cümleleriyle sürekli meydan okuyan Muhammet Ali’nin eli olurdu. Sabahı iple çekerdik. Mahalledeki çocuklara ballandırarak anlatırdık geceki maçı, yumruklarımızı sıkıp –genelde kendimizden güçsüz gördüklerimize- Muhammed Ali’lik taslardık. Sene 1974 idi, hepimizin içinde bir boksör olma, Ali’nin dediği gibi “kelebek gibi uçup, arı gibi sokma” sevdası...
Ancak, annemiz “hakkını helal etmeme” kontenjanını kullandığından bu sevda kısa sürede küllendi.
Yıllar geçti, unutmuştum bile o anki duygularımı.
Ta ki 2005 yılında okuduğum küçük bir gazete haberine kadar: “Gençlik ve Spor Genel Müdürü çocuk boksörleri kabul edecek” idi haberin başlığı. Bir genel müdürün rutin bir programı olarak algılanabilecek bu haberin peşine takıldım. Çocuklar ve Mustafa Hoca ile ilk buluşmamız orada oldu. Öykülerini de orada öğrendim ve zorlu yolculuklarının bir parçası olmayı talep ettim.
Özel yanları ile sayfalar tutabilecek bu öyküyü kısaca özetlemeye çalışayım öncelikle:
Türkiye'nin boksta hiç olimpiyat şampiyonluğu olmaması boks antrenörü Mustafa Genç'i (Eski Dünya Gençler Boks Şampiyonu) bu hayalin peşine takmış. Genç, öncelikle boksta başarılı ülkeler ile ilgili bir çalışma yapmış. En önemli bulgu olarak, bu ülkelerde (Küba, Rusya, Ukrayna vb.), boksa başlama yaşının oldukça küçük olduğuna ulaşmış. Türkiye'de de kurulacak pilot bir takımla başarıya ulaşılabileceğine inanmış ve takım kurma çalışmalarına başlamış.
Asıl sorun burada kendini göstermiş. Hangi kapıyı çalsa, kimse çocuğunu boksa başlatmaya yanaşmamış.
“Rocky filmleri boksu bitirdi!” diyor Mustafa hoca. “Kanlı dövüş sahneleri, ringde ölümler... Boks bu değil ki.” diye ekliyor. Savunduklarını desteklemek için, boksun, dünyanın en tehlikeli sporları sırasında yüzme, futbol, basketbol hatta atletizmden sonra geldiğine vurgu yapan istatistiksel raporu gösteriyor.
Mustafa Hoca'nın aklına başka bir fikir gelmiş ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) başvurarak, çocuk yetiştirme yurtlarında kalan çocukları boksa başlatma yönünde izin talep etmiş. SHÇEK, Mustafa Hoca'yı yurtlarda değilde, sokaklarda mendil satıp ayakkabı boyarken SHÇEK'in koruması altına alınmış çocuklara yönlendirmiş. Ailelerin de onayı alınınca çalışmalar başlamış.
Dört yıl boyunca bu çocuklarla birlikteydim. Projenin hayata geçirilişinden itibaren gerek antrenman salonunda, gerek turnuvalarında, gerekse tamamına yakınının yaşadığı, Ankara'nın suç oranı yüksek gecekondu mahallelerinden İsmetpaşa'da onlarla hayli zaman geçirdim. Gördüklerim, dinlediklerim bazen gülümsetse de çoğu kez hüzünlendirdi.
Çocuklar, bu süreçte sayısız il birincilikleri, 9 Türkiye Şampiyonluğu, 1 Avrupa ikinciliği ve 2 Avrupa üçüncülüğü elde ettiler. Bir kısmı Mustafa Hoca'nın tüm çabalarına rağmen bokstan koptu, çocuk yaşta “hayata” atıldı. Kalanlar var güçleri ile çalışmalarına devam ediyorlar, etmek zorundalar. Ellerine geçirdikleri eldiven değil, umut. “Tutunabilmek” için boksun dışındaki seçenekleri o kadar az ki...
Fotoğraf projemi 2009 yılının bitiminden sonlandırdım ama onların yolu hayli uzun ve çetin. Salonlarının girişinde, “Bu kapıdan nice şampiyonlar geçti” yazıyor ama o kapıdan hala hiç Olimpiyat Şampiyonu geçmedi. Peki geçecek mi? Hep birlikte bekleyip göreceğiz...
Abdurrahman ANTAKYALI Çocuklar, boks antrenmanlarını yaptıkları Ankara 19 Mayıs Spor Kompleksi içinde yer alan Şefik Tetik Boks Eğitim Merkezi'ne erken gelmiş, salon önündeki bankta sohbet ediyorlar. Koşu, her spor dalında olduğu gibi boks için de önemli bir egzersiz. Çocuklara, bu egzersiz oldukça sıkı bir şekilde uygulatılıyor. Boksta Antrenman, bir başka boksörle yapılan çalışmanın yanı sıra, gölge boksu, kum torbasıyla çalışma, Orhan ve Serkan'ın fotoğrafta yaptığı ip atlama egzersizini de içeriyor. Antrenörünün, "daha seri!" talimatını duyan Nurettin, kum torbasını hızla yumrukluyor. Yasin, güneşin süzüldüğü boks salonunun kum torbasında çalışıyor. Çocuklar, boks salonlarında başka bir turnuva olduğu için geçici bir süre güreş salonunda çalıştılar. Muharrem ile Serkan serbest eldiven çalışması yapıyorlar. Serbest eldiven çalışmasında sporcular durdurularak hataları söylenebiliyor, sonra raunt kaldığı yerden devam ettiriliyor. Çocuklardan Orhan ve Sakin, yumruk kombinelerinin öğrenildiği model çalışması yapıyor. Mahsun ve Ömer sağlık topu ile çalışıyorlar. Sağlık topunu elinden fırlatan boksör, top kendine tekrar gelene kadar hızlı bir şekilde gölge boksu yapıyor. Bu sayede çocukların çabuk ve kuvvetli olması amaçlanıyor. Projenin de fikir babası olan Mustafa Hoca, barfiks esnasında diğer çocuklara hatalarını söylüyor. Mahsun, atılan fırçadan kurtulmak için, hareketi nizami yapmaya özen gösteriyor. Yasin, yüksek tempoda geçen bir antrenmanın ardından ter içinde kalmış. Çocuklar, Mustafa Hoca'nın azar da içeren talimatlarını dikkatle dinliyor. Çocuklar uzunca bir süre ringde rakiplerine değil, zayıflıklarına yenildiler. Dengeli beslenemedikleri için kilo alamayan çocukların büyük kısmının en önemli sorunu, müsabık olabilmeleri için gerekli olan Yasin ve Cengiz, kombine yumrukların öğrenildiği model çalışması yapıyorlar. Disiplinli çalışması ve öğrendiklerini uygulamadaki başarısı ile sivrilen Yasin, Mustafa Hoca'nın en fazla güvendiği isimlerden. Adem, Şefik Tetik Boks Salonu'nun soyunma odasından çıkarken kaskını düzeltiyor. Mustafa Hoca, salonun ana girişinde Yasin'i çalıştırıyor. Yasin (ön planda) ve Murat, müsabakaları öncesi son hazırlıklarını Mustafa Hoca gözetiminde yapıyor. Ankara İl Birinciliği Müsabakalarına katılmak isteyen küçük boksörler, ellerinde iştirak belgeleri, lisans ve nüfus cüzdanları ile sağlık kontrolü için sırada bekliyorlar. Sırası gelen minik boksörler tartıya çıkıyor. Orhan (Kırmızı formalı) Cumhuriyet Kupası Boks Turnuvası'nda rakibi ile zorlu bir mücadelede. Orhan, raunt arasında hocasının taktiklerini dinlerken dişliğini de ağzına yerleştirmeye çalışıyor. Çocuklar, müsabaka deneyimlerini arttırmaları için sıklıkla turnuvalarda dövüştürülüyor. Mustafa Hoca, raunt arasında taktik verdiği Cengiz'in yüzüne ferahlaması için su serpiyor. Nevşehir'deki Türkiye Büyük Minikler Boks Şampiyonası'nın Nevşehir'deki Türkiye Büyük Minikler Boks Şampiyonası'nda görevli hakemler müsabakaları dikkatle izleyip elektronik puanlama yapıyorlar. Nevşehir'deki Türkiye Büyük Minikler Boks Şampiyonası'nda şampiyon olan Nurettin (Kırmızı) çeyrek final maçında.(14 Ağustos 2009). Aldığı darbe ile burnu kanayan Ömer, hakem tarafından mağlup ilan ediyor. Nevşehir'deki Türkiye Büyük Minikler Boks Şampiyonası'nda Sedat, kazandığı madalyayı soyunma odasının askısına asmış, düzgün durup durmadığını kontrol ediyor. Mustafa Hoca, imza karşılığında çocuklara antrenmanlara gelebilmeleri için “dolmuş paralarını” veriyor. Çocuklara devam ettikleri antrenman başına cep harçlığı veriliyor. Mustafa Hoca, ellerindeki kısıtlı bütçeyi performanslarına göre çocuklara dağıtırken, ödemeleri bir tablo halinde tutuyor. Türkiye Şampiyonluklarının yanına Avrupa üçüncülüğünü de ekleyen çocuklar, kazandıkları madalyaları ile oturdukları İsmetpaşa Mahallesinde toplu fotoğraf çektirdiler. Adem, yaşadığı ortamı sevmiyor, kurtuluşun şampiyon olmaktan geçtiğini söylüyor. Adem'in ailesi ile yaşadığı gecekondu kısa bir süre sonra yıkılacak. Kardeşi ile Katıldığı tüm turnuvalardan birincilikle ayrılan Yasin, toplamış yer yataklarının olduğu bu odada yaşıyor. Yasin, otoritelerce geleceğin en büyük şampiyon adaylarından gösteriliyor. Nurettin, çocuklar arasında en başarılı olanlardan. Türkiye Şampiyonluğu'nun yanısıra Avrupa Okullar Arası Boks Şampiyonası'nda 2. olan Nurettin, anne-babası ve kızkardeşi ile birlikte aynı odada uyuyordu. Nurettinlerin gecekondusu, bu fotoğrafın çekilmesinden kısa bir süre sonra belediye ekiplerince yıkıldı. Antrenmana gitmek üzere bodrum katındaki evinden çıkan Nurettin'i kız kardeşi uğurluyor. Mahsun, kardeşleri ile birlikte yattığı yer yatağından az önce kalkmış, elinde eldivenleri ile poz veriyor. Yasin'in mahallesi, Ankara'nın diğer bir gecekondu mahallesi olan Hıdırlıktepe ile karşı karşıya. Bir antrenman daha bitmiş, çocuklar, girişinde "Bu kapıdan nice şampiyonlar geçti" motivasyon yazısı olan salonu terk ediyor. Çocukların en büyük hayali, bu kapıdan "Türkiye'nin boksta ilk Olimpiyat şampiyonu" olma ünvanıyla gururla geçmek. www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
e-Panel
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Anadolu Fotoğraf Dergisi