Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > ŞUBAT 2010 SAYISI - FEBRUARY 2010 ISSUE > AFSAD Doğa Fotoğrafçıları Grubu : Evrim ve Fotoğraf
AFSAD Doğa Fotoğrafçıları Grubu : Evrim ve Fotoğraf

EVRİM VE FOTOĞRAF

“Doğa Tarihinden Bir Kesit”

 

 

“200 yıl önce, 12 Şubat 1809’da doğan Charles Darwin, varlıklı ve heyecanlı bir genç olarak başladığı bilim serüveninin sonuna geldiğinde biyoloji bilimini ve insanın doğaya bakışını kökten değiştirmiş yaşlı ve dünyaca tanınan bir bilim insanıydı. Bu sürecin başında Güney Amerika, Güney Afrika ve Güney Avustralya’yı kapsayan ve beş yıl süren bir gemi yolculuğu yapmış, sonunda ise bu yolculuk sırasında ve sonrasında yaptığı sayısız gözlemi ve vardığı sonuçları anlattığı birçok eser yazmıştır. Türlerin Kökeni bu eserlerin en ünlülerinden biridir. Bu kitabın ilk baskısı tam 150 yıl önce (22 Kasım 1859) yayınlandı. Darwin bu kitapta canlıların milyonlarca yıllık süreç içerisinde nasıl değiştiğine dair önerdiği mekanizmayı, yani doğal seçilim yoluyla evrimi anlatıyordu.

 

Darwin’in önerdiği evrim fikri yeni bir fikir değildi; pek çok doğa gözlemcisi ve düşünür canlıların zaman içerisinde değiştiğini fark etmişti ancak doğal seçilim, evrim kuramı için önerilen ilk gözlenebilir ve deneysel incelemeye uygun mekanizma olmuştur. Bu kapsamlı bilimsel önermenin etkisi öylesine geniş çaplı olmuştur ki kısa zaman içerisinde klasik biyolojiyi, anlaşılmaz gözlemlerin sıralandığı bir sınıflandırma biliminden, pek çok öngörü ve sonucun üretildiği ve bugünün bilimsel atılımlarının gerçekleştiği verimli bir bilimsel alana dönüştürmüştür.

 

Evrim kuramına ilişkin bilimin dışında yürütülen tartışmalar bir yana bugün bu kuram ve uygulamaları tıp, tarım, eczacılık, hayvancılık, doğa koruma ve teknolojinin çeşitli alanlarında yoğun ve etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Yani evrim kuramı 150 yıl öncesinde kalmış bir fikir değil, 150 yıldır sınanan, her sınamadan gelişerek çıkan ve günümüzde oldukça işimize yarayan bilimsel bir kuramdır. Biyoloji bilimine bütünsel bir yapı kazandıran ve insanın doğaya bakışını olgunlaştıran evrim kuramını geliştiren Darwin’in doğumunun 200. ve bu büyük kuramını insanlığa duyuruşunun 150. yılında düzenlediğimiz bu fotoğraf sergisi ile Charles Darwin’i saygıyla anıyoruz.

 

Darwin Yılı’nda Darwin’e bir saygı selamı göndermek” teması ile yürütülen çalışma, “Evrim“ gibi soyut bir konunun fotoğraflarla ifade edilmesi; bilim çalışanlarının ve fotoğrafçıların başlangıçta kaygı ile yaklaştığı bir konu olmakla birlikte,  bizim için gerçekten öğretici olduğu kadar, fotoğrafın etkili gücünün sergilenmesi yönünden de başarılı oldu.

 

Çalışmalara katılan bilim insanlarının ve fotoğrafçı arkadaşlarımızın emeklerine duyduğumuz saygıyı, evrim ve fotoğraf dostları ile paylaşıyoruz.

 

AFSAD – Doğa Fotoğrafçılığı Grubu

 

AFSAD Doğa Fotoğrafçıları Grubu Üyeleri

 

 

Hülya AFACAN

Ercan ALGÜNER

İnci ALOĞLU

Bahar AVCI

Erol BEKTAŞ

İmren DOĞAN

Banu FIRAT

Taner KIRAL

Oya Necla KURTARAN

Aysun ÖZTÜRK

Mehmet PINAR

Ali Asgar ŞAHİN

Tarık YURTGEZER


 

 

Biyolojik Çeşitlilik

 

 

Kaç tür sayabilirsiniz? 60? 160? 500?

Çoğu doğa bilimci Dünya’da yaşayan tür sayısının 10 milyondan az olmadığı kanısında! Peki bu muhteşem çeşitlilik nasıl ortaya çıkmış?

Neden farklı bitki türleri var?

Gördüğünüz her farklı meyve ya da çiçek tipi neredeyse ayrı bir türe ait. Neden?

 

Bu sorulara verilen tatmin edici bilimsel cevap evrim kuramından geliyor. Farklı çevre şartlarına uyum sağlayan canlılar zaman içerisinde birbirinden farklı hale gelmiş ve böylece farklı türler ortaya çıkmıştır. Nitekim biyolojik anlamda türü, birbiriyle çiftleşemeyecek derecede farklılaşmış veya çiftleşse dahi üretken döller veremeyen veya bir canlı meydana getiremeyen canlılar olarak tanımlıyoruz. 

 

Doğa her zaman adil değildir. Çevre şartları zamana ve mekâna bağlı olarak değişiklik gösterir. Bir türün ancak bu değişen şartlara uyum sağlayan bireyleri hayatta kalır. Farklı şartlara uyum sağlayan bireylerin oluşturduğu farklı topluluklar ise zaman içerisinde birbiriyle çiftleşemez hale gelir; yani farklı türler ortaya çıkar. Bu türlere akraba türler denir. Akraba türler birbirlerinden ne kadar uzun süre önce ayrılmışsa birbirine o kadar az benzer.

 

İşte doğanın sergilediği muhteşem çeşitliliğin altında yatan mekanizma, ilk kez Darwin’in ileri sürdüğü, “doğal seçilim yoluyla farklı türlere ayrılma” ilkesine dayanan bu zarif mekanizmadır.

 



















 

Fosiller

 


Bilim insanları bugünkü türlerin birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerini anlamak için geçmişi yansıtabilecek veriler toplarlar. Bu verilerin en önemlileri fosillerden gelir. Geçmişte yaşamış olan canlılara ait taşlaşmış kalıntılar olan fosiller bize yaşamın geçmişine dair çok önemli bilgiler vermektedir. Örneğin omurgalı hayvanların ne zaman ortaya çıktığını, dinozor neslinin ne zaman tükendiğini, balinaların ne zaman karadan denizlere döndüğünü, böceklerin çiçekli bitkileri ne zaman tozlaştırmaya başladığını ve daha pek çok detayı fosillerden öğrenebiliyoruz.

 

Darwin, yaptığı geziler sırasında fosillere rastlamış, bunları incelenmek üzere İngiltere’ye göndermiştir. Fosiller,  Darwin ve ondan önceki doğa gözlemcilerini türlerin zaman içerisinde değiştiğini düşünmeye iten en önemli etken olmuştur. Çünkü fosiller bize hem günümüzde yaşamayan bazı canlıların geçmişte yaşamış olduğunu,  Dünya’daki canlı kompozisyonunun ve türlerinin de zaman içerisinde değiştiğini göstermiştir. Bunun en önemli kanıtı bir canlı grubuna ait fosillerin zamanda geriye gidildikçe bugünkü biçiminden farklılaştığının görülmesi olmuştur.

 












 

Jeoloji

 

 

Canlılar çoğu zaman cansız doğadan farklı bir varlık grubu gibi algılanırlar. Oysaki canlılarla cansızlar, sanılandan çok daha sıkı bir ilişkiler ağı içerisindedir. Atmosferdeki gazlar ve topraktaki mineraller gibi pek çok basit cansız madde canlıların şekillenişinde büyük öneme sahiptir. Toprakta yeterli azotun bulunmadığı coğrafyalarda evrimleşen bazı bitkilerin, böcekler gibi küçük hayvanları avlayacak şekilde evrimleşmesi bunun en çarpıcı örneğidir.

 

Cansız çevre sadece içerdiği maddelerle değil, doğa tarihine ilişkin tuttuğu kayıtla da evrimsel biyolojinin ilgi alanıdır. Tortul kayalar içerinde kalıp fosilleşen canlılar, bizlere milyonlarca yıl öncesine uzanan bir dönemin bilgisini taşır. Yeryüzünde yükselen dağların yamaçlarında gördüğümüz ve bir zamanlar deniz dibine çökelen maddelerce oluşturulmuş birikimlerin kimi zaman dikey doğrultuda olmaları, dünyanın ne kadar hareketli bir geçmişi olduğunun en belirgin kanıtıdır. Tüm bu hareketler neticesinde değişen yeryüzü koşulları canlıların seçilimi ve değişerek evrimleşmesine neden olan en belirgin kuvvetleri yaratır.

 














 

Savunma Mekanizmaları

 

 

Canlılar doğada tek başlarına yalıtılmış halde yaşamazlar; etkileşim halinde oldukları pek çok canlıyla ve cansız çevreyle birlikte yaşarlar. Bu birliktelik avlanma, rekabet gibi türler arası ve tür içi etkileşimlerin doğmasına neden olur ve bu tip etkileşimler cansız çevre ile birlikte doğal ve eşeysel seçilimin temel bileşenlerini oluşturur. Günümüzde gördüğümüz bütün canlı formlar bu etkileşimlerin sonucu oluşmuştur. Örneğin kaktüsler kurak iklimlere uyum sağlamıştır. Eğer kimsenin yaşayamayacağı bir ortamda yaşamanızı sağlayacak birkaç özelliğe sahip olabilirseniz, bu ortamda rekabetin bunaltıcılığından uzakta, rahatça yaşar, ürer ve çoğalırsınız. İşte kaktüslerin yaptığı da tam olarak budur: Yaprakları zaman içerisinde körelerek diken halini almıştır. Gövdesi su toplayacak şekilde özelleşmiştir. Hayatta kalmak için yoğun bir bitki örtüsüyle rekabet etmek zorunda değildir.

 

Canlıların birbirleriyle etkileşim halinde olmasının yarattığı görkemli sonuçlardan biri de bazı türlerde ortaya çıkmış olan taklit ve kamuflaj (mimigri) yeteneğidir. Zehirli ya da iri hayvanları taklit ederek avcıların gözünü korkutmak ya da sıklıkla üzerinde bulunduğu nesneye renk, şekil ve/veya desen bakımından benzeyerek avcıların gözüne hiç gözükmemek doğada yoğun olarak kullanılan stratejilerdir. Tür çeşitliliğinin en yüksek olduğu canlı sınıfı olan böcekler bu stratejiler bakımından çok özel ve çeşitli örnekler sunar.  












 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Bu güzel çalışmada emeği geçenlere teşekkürler.
Cem Güneysu eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 02:29
elinize sağlık emeği geçenlere teşekkürler.
Sinan Vargı eklemiş - adds | 27 Şubat 2010 Saat - Time 20:05
emegi gecenlere cok tesekkurler..fotograflar harika
semra aldırmaz eklemiş - adds | 30 Aralık 2010 Saat - Time 16:35
mükemmel bir çalışma.emeğinize sağlık.
muharrem tezcan eklemiş - adds | 29 Haziran 2011 Saat - Time 13:23
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.