e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
GÖNLÜMÜN ARTVİN KÖŞESİ 2
26 Temmuz – 3 Ağustos 2009
Yazı ve Fotoğraflar: Ahmet BOZKURT
Eposta: abozkurt55@yahoo.com
Hep gitmek isteriz bir yerlere, ama gidemeyiz çoğu kez, bağlar bizi bir şeyler evimiz, işimiz, çocuklarımız ve çoğu kez kendimiz. Gönlümüz özgürdür, fakat biz tutsağızdır kendimize. Arada bir gidebildiğimizde gönlümüzce, işte budur deriz yaşamak, farkına varırız güneşin, suyun, ağacın, dalın, kuşun, çiçeğin, böceğin. Hayran kaldığımız bazı yerler için de, burada yaşamak vardı diye düşünürüz sesli veya sessizce. İşte Artvin’e giderseniz bu tür hissedeceğiniz bir çok mekan göreceksiniz. Belki kalamayacaksınız benim gibi, fakat her yıl tekrar gitmek isteyeceksiniz farklı bir bölgesine. Gidemediğiniz yıllar hayıflanacaksınız kendi kendinize, bu yıl olmadı gidemedim Artvin’e diye.
Fotoğraf Sanatı Kurumu olarak üst üste 4 yıl, her yaz bir hafta Artvin çalıştıktan sonra artık böyle hisseder oldum. Hala gidemediğim yerler var Artvin de, köyler, patikalar. Umarım gelecek yıllarda tamamlama şansım olur.
Borçka, Borçka Baraj Barajı
29 Temmuz günü Şavşat’ta İrfan Beyin arkadaşlarından Cavit Ünver Bey de ekibe katılıyor. Kahvaltı sonrası hep birlikte Borçka’ya gidiyoruz yol boyu fotoğraf çekerek. Burada Necdet Hoca’nın çocukluk arkadaşı Petrol İstasyonu sahibi Yusuf Bey ile buluşacağız. Yusuf Bey 2004 yılında yaptığımız gezimizde bizi Borçka Karagöl’de “gardaşımın gardaşı gardaşımdır” diye karşılamış, ağırlamıştı. Yine bu kez bizi Mavi Ay tesislerinde balık yemeye davet etti. Hem de kırmızı benekli.
Yıllar önce sadece bir tane yiyebildiğimiz alabalıklardan bu kez doyuncaya kadar ikram ediliyor. Yusuf Bey’in bu gezide de unutulmaz bir lafı var. Yemek sonrası bize diyor ki “Benden öyle şey bir isteyin ki, yapamayayım mahçup olayım”. Onun dostluk anlayışına, misafirperverliğine ve esprilerine her defasında hayran olmuşumdur ve örnek almaya çalışmışımdır. Borçka’da Karçal rehberi ve Beyazsu Yaylası’nda evlerinde kalacağımız İsa Atar ile tanışıyoruz. Daha sonra bize Erzurum’dan katılacak Osman Bey ve arkadaşlarını beklemeye başlıyoruz. İnşaat nedeni ile kapanan yol yüzünden gecikiyorlar. Sn. Osman Ünlü, Bayram Çetin ve Abdullah Çiftçioğlu akşama doğru Borçka’da olabildiler ve hep birlikte İsa’nın aracı ile Beyazsu Yaylası’na doğru yola koyulduk. Vadiler boyunca yükseldikçe derin vadiler ve sık orman dokusu muhteşemdi. Yol toprak ve yer yer sel suları ile bozulmuş olduğundan araçta otururken bile dikkatli olmak zorunda idik. Beyazsu Yaylası’na vardığımızda hava kararmak üzere idi. Beyazsu Yaylası N41’21.184’, E41’57.049’. Hemen odalarımıza yerleştik ve akşam yemeği için salonda buluştuk. Yemek sonrası çaylarımız eşliğinde tanışma sohbetimize devam ettik. Ertesi gün zirve günü olacağı için erkenden yatmayı tercih ediyoruz.
Karçal zirve yolunda oldukça kalabalık bir ekip olduk. İsa rehberliğinde Sami, Necdet, İrfan, Tuğrul, Cavit, Osman, Çetin, Abdullah ve ben, önce araçla Beyazsu Yaylası’ndan Atanoğlu ve Kaynarca Yaylaları’ndan geçerek aracımızı park edip rotaya başladık.



Yaklaşık 5 saatlik bir yürüyüş sonrası Karçal zirvede idik (



31 Temmuz günü yeni ve zorlu bir güne uyanıyoruz. Tuğrul Ankara’ya dönmek zorunda olduğu için burada vedalaşıyoruz. Diğer dostlarla Merata Yaylası’nda buluşacağız. Kahvaltı sonrası hazırlıklar tamam, hemen başlıyoruz zorlu geçişimize. Bir gün önce akşam Camili Efeler Köyü’nden İsmail geldi, bize yeni rotamızda rehberlik etmek üzere. Rota Yıldız Gölü’nden geçerek, Seksendolamaç (Çişkara) Geçidi’nden Sükünet Yaylası (Çükünet Yaylası). 2004 yılında tanımıştım İsmail’i o zamanlar halen çocuktu, şimdi genç bir delikanlı olmuş. Tekrar görmekten mutlu oldum. En az 10 saat yürümeyi tahmin ettiğimiz bir rota. Yıldız Gölü sonrasını İsmail’de daha önce hiç geçmemiş ve geçen birisini hatırlamıyor.


2004 yılında biz Fotograf Sanatı Kurumu’ndan bir ekiple ters yönde Çişkara Geçidi’nden Seksendolamaç’tan Gorgit Yaylası’na inmiştik. Rehberimiz İsmail olmak üzere Osman, Çetin, Abdullah, İrfan, Cavit ve ben olmak üzere toplam 7 kişiyiz bu zorlu rotaya talip. Yıldız Gölü’ne kadar bir hayli tırmanıyoruz, ağaç dokusu yok, her yer ot ve çiçek. Kelebekler dans ediyor etrafımızda. Bir ara bir kelebek peşine düştüm, bir de baktım patikadan bir hayli uzaklaşmışım. Birkaç kare fotoğrafını çekebildim ama bana pahalıya mal olabilirdi. Sonra ekibin sonunda yürüyen Abdullah Bey’e tembih ettim bana dikkat et bir yerlerde kalmayayım diye. Yıldız Gölü sonrası artık patika da yok, biraz tahmini istikamet belirleyerek yatay geçiyoruz ve bazen zorlu inişler yapıyoruz orman güllerine tutunarak, adeta sarılarak kayalar arasından. Yıldız Gölü N41’21.876’, E41’58.658’. Sonunda Seksendolamaç patikasını bulduğumuzda seviniyoruz nedense. Bu çok sevinilecek bir durum olmasa gerek daha seksen dolamaç var dolanacak hem de yukarıya doğru. Sonra Çişkara Geçidi geçiliyor ve iniş başlıyor solda patika yanında kalan buzul boyunca. Çişkara Gecidi N41’22.130’, E41’59.920’. Sükünet Yaylası evleri göründü sırt üzerinde, fakat bitmeyen yürüyüş onuncu saatini tamamlıyor.

Sükünet Yaylası
İsmail’lerin 2 yıldır kullanmadıkları yayla evi temizleniyor kuzenleri tarafından hızlıca. Sular taşınıyor, ayaklar yıkanıyor, sarılmış kilimler açılıyor odalara ve uyku tulumları seriliyor yaklaşan gece için. Sonra İsmail’in kuzenlerinin evine gidiliyor akşam yemeği için. Kuzine yanı sıcak ve harlı. Yemek sonrası Ayşe Hanım günlük sütü kaynatıyor ve ardından peynir yapmaya başlıyor biz çayımızı yudumlarken. Fotoğraf için güzel görüntüler. Biz imrenerek söz ediyoruz yayla yaşamından. Ayşe Hanım gün sayıyoruz diyor köyümüze dönmek için. Yayla yaşamı zor diyor, bu yüzden her yıl azalıyor yaylacıların sayısı, evler kapanıyor yıllar sonra çöküyor bir çoğu. Sabah çok erken kalkamıyoruz zorlu bir gün sonrası, yine aynı evde kahvaltıdayız, bu kez muhlama da var sofrada.


Hazırlıklar sonrası teşekkür ederek, kolaylık dileyerek ayrılıyoruz yayladan. Yolumuz hala uzun ve zorlu. Sırta kadar yine yükselmemiz gerek. Bu arada hava hafif sisli, yerler ıslak çiğden. Kelebekler henüz ısınmamış sere serpe yatıyorlar. Güzel br kelebek görüyoruz ve fotoğraflıyoruz hemen kare kare. Kafkas Apollosu olduğunu sonradan öğreniyoruz Adnan Hoca’dan, nadir bulunan bir tür,
Sis yoğun artık bir ara endişe başlıyor doğru yoldamıyız diye. İsmail anlatıyor; “Benim dayım 60 yaşında yıllardır buralarda, bir defasında yolu şaşırmış 2 defa Merata Yaylası’na inmiş ve tekrar çıkmış. Burada diyor hiçbir rehber garanti edemez size”. Yanılmak kolay diyor sis yoğunsa. Az diyor, az biraz açsa bulacağım patikayı. Derken sis aralanıyor ve biz doğru yolda olduğumuzdan emin oluyoruz. Merata Zirvesi sonrası aşağı doğru koyulduğumuzda Merata Yaylası inekleri karşılıyor bizi önce. Uzakta görünen araç bizimdir diye ıslık çalıyoruz uzaktan. Yandaki şelale patikayı değiştirmemize neden oluyor kısa da olsa.
Merata Yaylası

Virajda görünen araçtan Adnan Hoca iniyor bizi karşılıyor, özlemişiz iki gündür sarılıyoruz. Sami bizim için Iğdır kayısısı almış çok sevdiğimiz. Cami altında yanan soba başında üzerimizi değiştiriyor, kurulanıyoruz ve yaylacılarla tanışıp konuşuyoruz. Sonra İsa’nın aracına binip Camili istikametine yöneliyoruz. İrfan Bey’ler Meydancık tarafına şantiyelerine gidiyorlar. Gece vakti Camili’de Hasan Bey’in pansiyonuna inip yerleşiyoruz. Yemeğimiz balkonda hazırlanmış.
2 Ağustos Pazar, kahvaltı sonrası Maral Şelalesi’ne gidiyoruz, yol boyu köylü kadınların fotoğraflarını çekmeye çalışırken onlar neden izin almadınız diye kızıyorlar. Bakıyoruz pabuç pahalı Sami yanaşıyor önce, sonra Necdet hoca, derken akraba olmadığımız kalıyor. Maral Şelalesi dönüşünde teyze kızıyor niye tarlaya benim yanıma gelmediniz diye ve Sami çareyi teyzenin ot yükünü taşımakta buluyor. Teyze topladığı armutlardan ikram ediyor bize. Otları aracımızın üstüne yükleyip teyzeyi de aracımıza alıyoruz.

Borçka Karagöl

Maral Şelalesi
Yol üzerinde rastladığımız İremit Camisi mest ediyor bizi. Nasıl güzel ve hoş bir cami anlatamam. Sonra Camili’den ayrılıp, Borçka yoluna revan oluyoruz. Yol üzerinde Karagöl var. Günlerden Pazar ve piknikçiler Karagöl’ü basmış adeta, sadece 10 dakika mola diyor ve süre dolmadan araçta oluyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Tekrar Borçka Mavi Ay tesislerinde balık menüsü başındayız. Bu kez Yusuf kardeşimiz yok ve menü çiftlikte yetişen alabalık. Garsonlar da aynı ihtimamı göstermiyorlar. Acıkan Sami kızıyor ve ancak balıklarımız bu sayede gelebiliyor, sağol Sami sen bazen kız iyi oluyor. Yemek sonrası Erzurum ekibi ayrılıyor araçları ile Sami ve Adnan Hoca da onlara katılıyor, Erzurum’dan dönme planları var. İsa’nın aracı ile Borçka’ya dönüyorum. İsa unutmayın diyor, “Burada bir kardeşiniz var”. Ben otobüsle Ankara’ya dönmeyi düşünüyorken İrfan Bey akşamdan araçla Ankara’ya gitmeye karar verince onlara katılıyorum.
İremit Camisi


Fotoğraf: Sami Türkay
3 Ağustos sabahı Ankara’dayız salimen ve zorlu zirveleri, rotaları başarmış, yapılan programı uygulamış olarak.
Organize eden, katılan, rehberlik eden, ağırlayan, yol gösteren, merak eden, yolumuzu gözleyen, bizi kollayan, bu yazıyı okuyan, yazının altına yorum yazan herkese, çiçeğe, böceğe, poz veren kelebeğe, ağaca, suya, zirvesine çıkmamıza izin veren dağa her şeye sonsuz teşekkürler.
Artvin artık doğasıyla, insanıyla gönlümüzde silinmez yer etti.
Dilerim sizin gönlünüze de girer.
Artvin Doğası’ndan Makrolar

Kafkas Apollosu

Fotoğraf: Abdullah Kınalı








FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : Gönlümün Artvin Köşesi 1
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : Pangea Off-Road Kıbrıscık, Ayı ve Deveci Kanyonu Etkinliği
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : 31. Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Festivali’nin Ardından
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.