e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
ILGAZ Kırkpınar Yaylası
Yazı ve Fotoğraflar: Ahmet BOZKURT
Eposta: abozkurt55@yahoo.com

‘Ilgaz’ sözcüğünü duyduğumuzda hemen aklımıza “Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” sözcükleri ile başlayan çocukluğumuzun şarkısı gelir. Yıllardır Ilgaz’a giderim: yaz, sonbahar, kış; çoğu kez zirvelere. Ankara’dan Çankırı üzerinden giderseniz, Ilgaz kavşağını yaklaşık olarak
Bu yıl Nisan, Temmuz ve Ekim olmak üzere üç kez Ilgaz Kırkpınar Yaylası’na gittim. Hepsinden biraz bahsetmek istiyorum.
İlk olarak, Nisan ayında, kısa bir internet araştırması sonunda bu yaylaya, Fotoğraf Sanatı Kurumu olarak bir gezi düzenlemeye karar verdik. Aselsan’dan bir dostumuz, “Orası bizim köyün yaylası, bu mevsimde gidemeyebilirsiniz, yollar hala kapalı olabilir” diye uyardı bizi. Onun verdiği isim ve telefonlarla görüşerek bilgi almaya çalıştık, fakat emin olamadık. Planımızı değiştirmeden yola çıkmaya karar verdik. Fakat yaylaya çıkamama ihtimaline karşın bir B planı yapmamız gerektiğini de düşündük. 12 Nisan 2009 Pazar sabahı erkenden FSK’dan 30 kişilik bir grupla yola çıktık. Ilgaz’dan bize rehberlik yapacak Erdem Kırkpınarı da alarak, Ilgaz Kastamonu yolundan Kırkpınar tabelasının olduğu yerden yaylaya yöneldik. Yarım saatlik bir yolculuk sonrasında yolun kar ile kaplı olduğunu ve zincir takmamız gerektiğini düşünerek, gereğini yaptık. Fakat kış boyunca biriken kar yer yer bir metreyi bulduğu için vazgeçmek durumunda kaldık.
Ilgaz Kese Köyü (Kırkpınar Yaylası; ormanlık alan üstünde, karlı dağların eteğinde)
B planımız Kadınçayırı piknik alanına gitmekti. Karla kaplı Küçük Hacet zirvesi eteklerindeki vadide Kadınçayırı çiğdemlerle muhteşemdi. Böyle bir alternatif bizi mutlu etmişti. Fotoğraf molası ve mangal sonrası bu kez Kese Köyü’ne ve diğer yoldan Kırkpınar Yaylası’na gitmeyi deniyoruz, fakat nafile yollar henüz geçit vermiyor. Yollar açıldığında gelebilmek ve Erdem’den haber beklemek üzere Ankara’ya döndük.
Ilgaz Küçük Hacet Zirvesi (

12 Nisan 2009, Kadınçayırı, Ankaraçiğdemi (Crocus ancyrensis)
Mayıs ayının ikinci yarısında ve Haziran başlarında Erdem haber veriyor defalarca, “Abi açıldı yollar” diye, fakat fırsat olmuyor. Ancak Temmuz ayında eşimle çıkıyoruz tatile ve güzergahımız ikinci kez Ilgaz’dan geçecek. Telefon ediyorum Erdem’e “Geleceğiz fakat kalmak istiyoruz bir gece de olsa yaylada” diye. “Bizim küçük bir evimiz var yaylada fakat beğenmezsiniz” diyor Erdem her nedense! “Olur mu Erdem gerekirse çadır kurarız, ev yaylada bulunmaz nimettir” diyorum. Böylece gidebiliyoruz Kırkpınar Yaylası’na. Komşular sahip çıkıyor bize, misafiriz diye. Yayla yaşamını kokluyoruz azda olsa. Sabah erken kalkıp dolaşıyorum göl kıyısında çepeçevre. Sabah ışığı muhteşem yaylada. Komşuların getirdiği bazlama, teryağı, kaymak, bal, yumurtalı kanlıca mantarı ile güzel bir köy kahvaltısı sonrası tatilimize devam etmek üzere yola koyuluyoruz.





Teyzem hastalığından dolayı hep böyle dolaşıyor, ama hiç durmuyor.


Daha sonra FSK Ekim ayı Gezi programına koyuyoruz Ilgaz Kırkpınar Yaylası’nı ve üçüncü kez, 11 Ekim tarihinde bu defa yirmi kişi farklı bir yoldan; Çubuk, Şabanözü, Eldivan yolundan yöneliyoruz Ilgaz’a. Eldivan’da Müzisyenler Kıraathanesinde simit, çay, kavun ve Kıymet Hanım’ın yaptığı kek eşliğinde kahvaltımızı yapıyoruz. Öğle sularında varabiliyoruz yaylaya. Yayla çeşmesinde iki gruba ayrılıyoruz. Bir gurup yaylada göl kıyısında fotoğraf çekerek zaman geçirmek üzere kalıyor. Biz ikinci grup, Temmuz ayında geldiğimde sözü edilen tepeler ardındaki diğer gölleri bulabilmek ümidi ile yayla arkasındaki tepelere yöneliyoruz. Yükseldikçe farklı görüntüler yakalıyoruz. Rota üzerinde rastladığımız belirgin izler buradaki yaban hayatı konusunda sinyaller veriyor bize. Sözü edilen göllerden eser yok maalesef.



Ilgaz yamaçları
Çıktığımız zirve (
Fotoğraf: Hüseyin Sarı
Soldan sağa: Hüseyin Sarı, Barış Şahin, Şefik Kutlu, Güneş Karacabay, Celal Büyüktuna, Ahmet Bozkurt, Rahmi Tepeli, Kadriye Baran, Cem Kaman.
Arkada Küçük Hacet (
Fotoğraf: Hüseyin Sarı
Yayla’ya döndüğümüzde, kalan gurup yemeğini biraz önce yemişti. Bizler de Yunus’un hazırladığı mangal keyfine geçte olsa katılabildik.
Arkadaşım Kelebek
Genelde kelebek fotoğrafı çekmek zor iştir. Çünkü onlar fazla kalmazlar çiçek üzerinde, işlerini bitirip uçarlar hemencecik. Siz koşarsınız peşinden bazen ümitsizce. Fakat bir süre sonra dost olursunuz adeta, istediğiniz tüm pozları çekebilirsiniz, eğer yeterince sabırlı iseniz. İşte yukarıdaki kelebek döndü dolaştı ve açık olan çantamın fermuarı ilgisini çekti. Fermuarın dişleri arasında arandı durdu, bana aldırış etmeden.





Kırkpınar Yaylası’ndan Makrolar









11 Ekim 2009, Kırkpınar Yaylası, Mor çigdem (Crocus sp)

ROTA: Hüseyin Sarı’dan alınmıştır.
Ahmet BOZKURT
18 Ekim 2009, Ankara
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : Gönlümün Artvin Köşesi 1
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : Gönlümün Artvin Köşesi 2
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : Pangea Off-Road Kıbrıscık, Ayı ve Deveci Kanyonu Etkinliği
Ahmet Bozkurt : Fotoğraf Gezginleri : 31. Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Festivali’nin Ardından
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.