e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
PANGEA OFF-ROAD Kıbrıscık, Ayı ve Deveci Kanyonu Etkinliği
20 – 21 Haziran 2009
Yazı ve Fotoğraflar: Ahmet BOZKURT Kod adı İso, kendisine böyle söylenmesini ister, gerçek adı İsmail Dursun. Birkaç yıl önce tesadüfen İnternet’te dolaşırken buldum İso’yu ve kendi kaleme aldığı “Bir CJ7 Hikâyesi”ni okudum. Sonra, fırsat buldukça Fotoğraf Sanatı Kurumu etkinlikleri ile çakışmadığı zamanlarda ara sıra katıldım etkinliklerine. Aşağıdaki Web sayfalarında “Hakkımızda” köşesinde aşağıdaki gibi tanımlıyorlar kendilerini.
“Bizler, Off-Road'u bir spor olarak kabul eden ve bu anlayışla faaliyetler düzenleyen bir-kaç deliyiz. Ve kendimize benzeyen tüm insanlarla beraber hareket etmeye hazırız.”
PANGEA: (süper kıta) Günümüzden 225 milyon yıl önceki tek kara parçasına verilen isimdir. Bugünkü kıtalar Pangea'nın parçalanması sonucu oluşmuştur.
Bu ismi birleştiricilik vasfından ötürü seçtik. Pangea ismi bize tüm kıtalarda bölge, coğrafya, iklim, ülke, ırk, dil, din ayrımı yapmadan off-road yapabilme isteğimizi ifade ediyor. Ve bizim gibi düşünen her insanı ülkemizde buluşturabilmeyi...
2009 yılı etkinliklerinden bazı ilginç örnekleri aşağıda sıralamak istedim.
Pangea off-road 2009 yılı etkinlik takvimi
Aladağlar kamp ve off-road …
Gavurhisar off-road,
Atderesi – Abdülselam dağı geçişi,
Güdül, Kurumcu dağı ve Sorgun göleti, navigasyon denemesi..
Kando, kamp ve off-road …
Yazıca – Deveören yaylaları off-road,
Tosya – Hacet tepe,
Tuz gölü, bu yıl tuz gölünde gün batımının fotoğraflanması, gece off-road’u ve gündüz göl zemini üzerinde hız off-road’u etkinlikleri yapacağız.
Sakal yaylası – Eğriova, önce Cumaderesi’nden girip, Serke ve Sakal yaylaları üzerinden Eğriova’ya geçeceğimiz…
Dağ Yürüyüşleri, Zirve Tırmanışları, Kanyon Geçişleri:
Kirazyanı yaylası kar yürüyüşü,
Akçakoca kamp, Düzce cangıl yürüyüşü, Akçakoca sahillerinde kamp
Nallıhan – Seben kamp yürüyüş, Muslar kaya evlerini de ziyaret….
Çukurören zirve tırmanışı,
Yedigöller kamp ve derin orman yürüyüşü,
Cumaderesi oryantiring,
Gürleyik vadi yürüyüşü,
Ayı kanyonu,
Medetsiz dağı zirve tırmanışı, bu sene bolkarlar’ın en yüksek zirvesi…
Eğirdir etkinliği, Dedegöl dağlarında kamp, yürüyüş ve fotoğraf…
Sarıyar barajında kano, bu yıl ilk kez..
Niğde Aladağlar, iki gece kamp…
Bisiklet: Köroğlu dağlarında bisiklet, ortalama yüksekliği
Tuz gölü, yaz aylarında gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bu etkinlikte tuz gölü’nün çevresinde bulunan ve birbirlerine toprak yollarla bağlanan, zaman zaman kum fırtınalarının görüldüğü köyler arasında pedal çevireceğiz.
Tüm motor sporlarını yapmaya çalışan ve motorlu, motorsuz tüm vasıtaları doğaya ulaşmak için bir araç olarak gören yardımsever, paylaşımcı, doğada bulunmaktan zevk alan bu dostlarla bir etkinliğe katılmak beni her zaman mutlu ediyor.
İki yıl kadar önce ilk kez yaptığımız Ayı Kanyonu etkinliğinin, 20-21 Haziran tarihlerinde, tekrar yapılacağını duyduğumda sevindim. 20 Haziran Cumartesi akşamı Beypazarı Karagöl yakınında buluşulup kamp yapılması, Pazar sabahı araçlarla bir yere kadar gidilip Ayı ve Deveci Kanyonları’nın geçilmesi planlanmıştı. Cumartesi günü konuştuğum İrfan Bey ile bu etkinliğe Pazar sabahı katılmaya karar verdik. Sabah 7:30 da Ankara’dan çıkıp, 9:30 da Karagöl’e yaklaştığımızda yol kenarında İso ve arkadaşları bizi bekliyordu. Başka gelenler olduğunu öğrenip biz de beklemeye başladık. Grup tamamlanınca, yaklaşık olarak 30 kişi araçlara binip Karagöl’ü geçerek Cuma Deresine yöneldik. İso’nun yol arkadaşı Kangal köpeği Dost da bizimle birlikte. Ankara Olimpiyat Spor Kulübü kickboks ekibi hocaları Ali ile birlikte 7-8 kişi bu etkinliğe gelmişlerdi. Takımı oluşturan arkadaşlar 18-20 yaşlarında, birçoğu ilk defa doğada bulunan genç ve deneyimsiz arkadaşlar idi. Karagöl’de, adı festival, aslında toplu piknik olan bir etkinlik vardı. Beypazarı-Kıbrıscık karayolunu her iki yönden keserek katılımcılardan haraç alıyorlardı. Deli Dumrul’u anmadan edemedik. Cuma Deresine gelmeden araçlarımızı yola yakın uygun bir alanda bırakarak kısa bir hazırlıktan sonra yürüyüşe başladık. Rotamız, sağı takip ederek Cuma deresine ulaşmaktı. Küçük vadiler geçerek batıya doğru ilerledik. Yaklaşık 1,5 saat sonra Cuma deresine ulaştık. Burada, botlarımızı çıkardık ve kimimiz yalın ayak, kimilerimiz deniz ayakkabıları ile dere içine girerek yürümeye başladık. Hava sıcaklığı 30 derecenin üzerinde olduğu için su içinde yürümek oldukça keyifli idi.
Yıllar önce, Sinop Erfelek şelalelerine gittiğimde Erfelek kasabasından aldığım Soğukkuyu kara lastikler bu iş için idealdi. Yıllardır, sadece kanyon geçişleri için sakladığım bu basit ve ucuz ayakkabılar her zaman çok işime yarıyor. Bu tür ayakkabıları su içinde mutlaka çorap ile giymek gerekir, aksi halde sürtünmeden dolayı ayağınızın bazı bölümleri kolayca tahriş olur ve acı verir. Çıplak ayakla yürümekte risklidir, her an bir dal parçası, keskin bir taş ayağınızda yara açılmasına sebep olabilir. Bu iş için eski bir bot kullanılabilir, fakat o da ıslandığında oldukça ağırlaşacaktır. Ayrıca, botun sert tabanı göremediğiniz su altındaki taşları hissettirmeyeceğinden, eğer taşlar yosunlu ise kolayca kaymanıza ve düşmenize sebep olabilir. Lastik ayakkabıların tabanları ince olduğu için su altında taşları kolayca hissedebilir ve taşları ayağınızla aralayarak, alttaki kum zemine basarak, kayma riskini en aza indirebilirsiniz. Acele etmeden, ağır adımlarla sağlam basarak ve bastığınız yerden emin olarak ilerlemek sizi koruyacaktır. Ayrıca, elinizde baton veya bir dal parçası olursa dengenizi sağlamak veya derin suya girmeden önce size derinliği ölçme şansı vereceğinden çok yardımcı olacaktır. Özellikle, kanyon içinde yer yer oluşan havuzlarda batonun çok faydasını göreceksiniz. Batonun bir tane olması yürüyüşün aksine yeterlidir. Bu sayede, bir eliniz boş kalacak ve gerektiğinde tutunmanızı sağlayacaktır. Yürüyerek geçilemeyecek derinlikte mayo giymeniz ve yüzerek geçmeniz gerekebilir. Kanyon içerisinde kaya bloklarından çıkıp, inmeniz veya çantalarınızı aktarmanız gerekebilir. Bu durumda, 8-
Eğer ilk defa denemiyor iseniz veya kanyonu bilen birisi ekibinizle birlikte ise, nelerle karşılaşabileceğiniz ve ne tür ekipmanların gerekeceği bellidir. Sadece, mevsime göre su debisini düşünmeniz gerekir. Yağmurlu veya yağmur yağması muhtemel havalarda kanyonlardan uzak durunuz. Yağmur sonrası oluşabilecek sel, hayatınız için tehlike oluşturur.
Yaklaşık iki saatlik bir yürüyüş sonrası sola doğru giren dere yatağı burada, küçük dar bir geçit oluşturmuştu. Geçidin üzerindeki 8-10 m’lik köprü ve çevredeki kaya blokları güzel bir görüntü oluşturuyordu. Geçidin büyük vadiye bağlandığı noktada oluşan havuz, ekip için serinleme fırsatı yarattı. Yarım saatlik bir yüzme ve istirahattan sonra yolumuza devam ettik. Biraz sonra, Ayı kanyonu girişinde olacaktık. Çevredeki söğüt ve kavaklardan kendimize birer asa yaptık. Tabi sağlamlıklarını kontrol ederek kullanmaya başladık.
Soldan gelen dere, bizi Ayı kanyonuna götürecekti. Yörede başkaca bir adı var mı bilmiyoruz. İki yıl kadar önce bu kanyonda bir ayı kafatası bulmuştuk ve bu nedenle buraya “Ayı Kanyonu” adını koymuştu İso. Eğer yolunuz düşer, çevre köylerden soracak olursanız, “Yok beyim böyle bir kanyon” diyeceklerdir.
Yer yer 50-60 m’ye yükselen, dik duvarları ile başlayan kanyon muhteşem görünüyor. İlerledikçe daralan duvarlar arasına sıkışan kaya blokları, bana Afyon Tokalı kanyonunu hatırlattı. Başlangıçta, yolumuza rahat devam edebiliyorken ilerledikçe zorlaşıyordu. Biriken sulardan hemen sonra bir iki metrelik kayaları geçmek durumunda kalıyoruz. Elimizdeki sopalar çok yardımcı oluyor. Ne yazık ki bize yardımcı olacak ip araçta unutulmuş. İleride yaklaşık 6-

Öğle yemeği için mola veriyoruz ve artık botları giyme zamanı geldi. Mola sonrası, dere boyu ağaçların altından ilerliyoruz.




İleride biriken kelebekler ilgimizi çekiyor. Islak zemin üzerinde kümelenmişler. İran Bey’le birlikte fotoğraflamaya dalıyoruz. Bu arada, ekip hareketlenmiş ve biz orada kalmışız.


Neyse ki cep telefonu çekiyor. Ekiple haberleşerek dere boyunca yolumuza devam ediyoruz. Ekiple buluştuğumuzda, vaktin, Deveci kanyonunu sonuna kadar geçmek için yetmeyeceği düşüncesi ile kısa yoldan araçlara ulaşmak üzere değişiklik yapıldığını öğreniyoruz. Kanyondan çıkmak için dik yamaçlardan tırmanmak hepimizi zorluyor.

Düze çıktığımızda yol görünüyor. Araçlarımızın yakında olduğunu anlıyoruz. Keyifli bir final yürüyüşü ile sonlandırıyoruz. Beypazarı İnözü sapağında çeşmeden bol bol su içip elimizi yüzümüzü yıkayarak serinliyoruz. Piknikten, köyünden Ankara’ya dönen araçlar yoğun bir trafik oluşturuyor yol boyunca. Ayaş’tan kiraz alıp, çay molası sonrası 9:00 sularında Ankara’ya ulaşıyoruz, yoğun geçen bir günün ardından. Yorgun ama mutlu olarak.
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.