Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > EKİM 2008 SAYISI - OCTOBER 2008 ISSUE > Akademik Bakış : Görsel Kültür ve Toplumsal Bellek
Akademik Bakış : Görsel Kültür ve Toplumsal Bellek


Yard.Doç.Dr. A.Beyhan ÖZDEMİR

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Fotoğraf Bölüm Başkanı

Web : www.beyhanozdemir.com

e-mail : beyhan.ozdemir@deu.edu.tr



GÖRSEL KÜLTÜR VE TOPLUMSAL BELLEK

 

Bellek, bireysel ve kendiliğinden bir olgu değil, sosyal alanla kesişen, içinde bulunulan anın dinamiklerince belirlenen ve toplumsal kimliklerimizi kuran, hatırlamanın ve unutmanın bireysel olduğu kadar sosyal ve politik bir süreç de olduğunu ortaya koyan değişken bir süreç olarak tanımlanabilir. “Toplumsal Bellek” ise maddi ve manevi değerler birikimi olarak tanımlanan kültür kavramına dayandırılabilir. Çünkü, kültür; toplumun yüzlerce, binlerce yıldan beri oluşturduğu ortak amaçların, beklentilerin, değerlerin, inançların, duygu ve düşüncelerin, özetle ortak davranış kalıplarının depolandığı, saklandığı soyut bir kavram olup, toplumsal bellek olarak da kabul edilebilir. Bu açıdan Antropolog’lar toplumsal belleği oluşturan kültürü 4 temel kavram üzerinde yoğunlaştırarak açıklamaktadırlar:

 

1. Kültür, bir toplumun, yada bütün toplumların uygarlık birikimidir.

 

2. Kültür, belli bir toplumun kendisidir.

 

3. Kültür, bir dizi sosyal süreçlerin bileşkesidir.

 

4. Kültür, bir insan ve toplum kuramıdır.

 

Konusunu yaşanan gerçeklikten alan belgesel fotoğraf; insanların kültürlerinin, yaşam biçimlerinin, toplumsal değerlerinin, siyasal ve toplumsal hareketlerinin, toplumun kendisine veya bir başka topluma fotoğrafçının kendi bakış açısıyla yorumlanıp aktarıldığı bir tarzdır. Bu nedenle fotoğrafın icadından bu yana insani bir sorunun olduğu her yerde fotoğrafçılar da var olmuştur. Bu fotoğrafçıların bakışları “doğrudan bakış”tır. Bu bakış da tamamen toplumsal olmak zorundadır. Vicdan ve duygu sömürüsü yapmayan, sistemi görsel belgelerle eleştiren ve toplumsal gerçeklere tanıklık eden fotoğrafik görüntüler, toplumsal bilincin ve belleğin oluşmasında en önemli etkenlerdendir. Örneğin; savaş görüntüleri, o savaştan habersiz kitlelerin savaş aleyhtarlığını güçlendirerek insanları bu konuda motive edebilmektedir. Ancak bütün bu insan dramlarının yaşandığı yerlerdeki hayatlar bilgi toplumlarına aktarılıyor, filmlere konu ediliyor ve beyinlerde taze tutulmaya çalışılıyor. Ama ne yazıkki en barışçı ülkelerde bile silah ve sığınaklar bulunduruluyor. İnsan belleğinin derin olmadığı, olayların çabuk unutulduğu yani toplumsal belleğin yeterince oluşamadığı yerlerde ise bu tür dramlar yaşanmaya devam ediyor ve devam edecek de.

 

Tarihe baktığımızda imgeler taşa, tahtaya, kumaşa, duvara kısaca uzun ömrü olabilecek her şeye nakşedilerek maddileştirilmiştir. Bu yolla kodlamayı, saklamayı ve kuşaktan kuşağa aktarmayı olanaklı kılan toplumsal bellek oluşturulmaya çalışılmıştır. Aslında bir sonraki kuşağa aktarılabilen maddi her şey veya yinelenen, alışkanlık edinilen her pratik toplumsal bir kayıt tutmadır. Örneğin arkeoloji bilimi aslında bu kaydedilmiş belleği okuma çabasıdır. Ancak burada toplumsal belleği, alışkanlık belleği ve anımsatıcı bellek olarak ayrıştırmak gerekiyor. Bu anlamda da “tarih” kavramının anlam içeriğini yazının bulunuşuyla sınırlamak pek o kadar yerinde görünmüyor.

 

Yazının bulunuşuyla birlikte saygın görüşler maddi insandan soyutlanıp kitaba dönüşmüştü. Günümüzde ise kitabın yerini medya almış bulunuyor. Şimdi yeni gözümüz gazeteler, dergiler, televizyon ve internet oldu. Artık saygın kişiler, büyük kitaplar yok, medya var! Medyanın bu denli etkin olduğu zamanımızda ise unutkanlık (amnezi ya da bellek yitimi) genel bir sendrom haline gelmiştir. Bu sendrom toplum belleğini ve onunla birlikte aklını da yitirmesine neden olmuştur. Ancak, genel bellek yitimi tek başına psikoloji ile açıklanamaz. Bu durum daha çok toplumsal bir “bellek yitimi”dir. Çünkü “toplumsal bellek yitimi bir şeyleşme tipidir, daha doğrusu, şeyleşmenin başlıca biçimidir.” Adorno’ya göre “bütün şeyleşme, bir unutmadır.” Yani toplumsal bellek yitimi, toplumun hatırasını (kendi geçmişini) bastırmasıdır. Çünkü toplumsal bellek, aynı zamanda bastırılmış bellektir. Çünkü, toplumsal bellek, ancak müdahaleler yoluyla uyarılır ve sık aldığı müdahalelerden daha fazla etkilenir. Bireyin güçsüz durumları, genellikle benzeşik bireyler profiliyle aşılmıştır. Toplumsal belleğin biriktirilmesi ise, daima yönlendirmelere, müdahalelere ve manipülasyonlara maruz kalmıştır.

 

Fotoğraf makinesini kullanan kişi, yaşamın edilgen bir seyircisi olmaktan çıkıp, onu yeniden kuran, onu kaydederken ona müdahale eden, yaşama ve toplumsal ilişkilere kendi “gözlerinden” sıyrılarak dışarıdan bakan ve bu anlamda onu soyutlayan, yorumlayan ve değerlendiren bir bireyin kurucusudur. Her üretim süreci gibi, fotoğrafik üretim de sadece estetik ve ekonomik değil, aynı zamanda ideolojik bir süreçtir. Kamera arkasındaki kişi üretim anında “gözünü” toplumsala çevirmek, kendi siyasal-toplumsal varoluş koşullarını değerlendirmek zorunda kalır; bu da bireye siyasal ve ideolojik bilinçlenme ve özgürleşme olanağını sunar.

 

Belleğimiz zayıf. Her şeyi unutmak gibi bir eğilimimiz var. Tarihsel, siyasal hafızamız oldukça zayıf. Bir olay olduktan sonra bir hafta, iki hafta gereğinden çok fazla üzerine gidip bir ay sonra unutuyoruz. Fotoğraf belki de bu hafıza boşluğunu doldurmakta önemli bir araç. Fotoğraf, toplumun görsel hafızasıdır. Bunu çok net olarak söyleyebiliriz.

 

Hafızalara kazınan fotoğrafik görüntüler, insan belleğinin genişlemesine ve toplumsal duyarlılıklarının artmasına aynı zamanda da toplumsal gelişme sürecine doğrudan etki etmektedir. Örneğin; 1930’larda Amerikan FSA fotoğrafçılarının çektiği yoksul çiftçi ve ailelerin fotoğrafları, Robert Capa’nın savaş fotoğrafları, Vietnam Savaşı ile özdeşleşmiş Eddie Adams’ın fotoğrafları ve Ramazan Öztürk’ün Halepçe Katliamı’nın sembolü olan görüntüler, insan belleğine yerleşmiş fotoğraflardır. Görsel imgeler ve dolayısıyla fotoğraf,  toplumsal bilincin oluşmasında bilgi dolaşımını sağlayarak aynı zamanda toplumsal belleğin oluşmasında da önemli bir rol üstlenmektedir. Kuşkusuz bu görüntüler dünya tarihinde iz bırakmış fotoğrafik görüntülerdir ve toplumların ilerlemesinde, insan hakları kavramının geliştirilmesinde, demokrasi kültürünün oturtulmasında ve savaş karşıtı düşüncelerin gelişmesinde bu fotoğraflar, birçok büyük kurumun, politik kurumların, partilerin ve mekanizmaların işlevinden çok daha büyük bir işlevi yerine getirmiştir.



Sebastiao Salgado

Robert Capa

M.Bourke White

Jozsef Koudelka

İbrahim Demirel

Fikret Otyam

Eugene Smith

Dorothea Lange

Catherine Leroy 

 

Yararlanılan Kaynaklar :

Güler Ertan, “Belgesel Fotoğraf”, Fotoğraf Dergisi, İstanbul, Nisan-Mayıs 2000

Time-Life Books, Documentary Photography, USA, 1973

(http://historicalsense.com/Archive/Fener64_1.htm)

(www.adanasanat.com/orhan_alkaya/soylesi_cumhuriyet_3_mayis_2001.htm)

www.aciksite.com “Coşkun Aral ve Murat Yaygın ile Söyleşi

www.cafeturco.com “Belgesel Fotoğrafa Kısa Bir Bakış

 

FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

Akademik Bakış : Türkiye'de Fotoğraf Yarışmaları Üzerine Görüşler
Akademik Bakış : Gezi Dergilerinin Fotoğrafın Yaygınlaşmasındaki Rolü
Akademik Bakış : Üniversitelerimizin Fotoğraf Bölümleri’ne Giriş Sınavları ve Eğitim Programları
Akademik Bakış : Reklam Fotoğrafları Ya Da Çağdaş Zamanların Alternatif Hileli Güdüleyicileri


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Yazıyı okuyunca Atatürkün ; TÜRK MİLLETİNİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR sözü aklıma geldi.Sevgili Atatürkümüz bu durumu yaşadığı dönemde vurgulamış.İşte bir miletin kültürü kendine has olursa bir saldırıya uğradığında karşı koyacağı en büyük güç bu kültürel birlikteliğin etrafındaki değerleridir.Onun için Tük milleti birlik olup en kötü durumlarda bile bir milleti ve kültür değerlerini yok etmeye çalışan Yunanı denize dökebildi.Bu yazıda yer alan caterina'nın fotoğrafından da anlaşılacağı gibi güçlü amerikayı viyetnamdan söküp atan Viyetnam Ulusunun kültürel direncidir.Yazınızı ve belge fotoğraflarınızı zevkle inceledim yanlız bir eleştirim var konuyla alakalı daha çok türk fotoğrafçısının işi yer almalı derim.Bizim kültürümüzün görsel malzemesi de en az yabancıların kadar zengindir.Selamlarımla.
Kâzım ZAİM eklemiş - adds | 06 Ağustos 2010 Saat - Time 10:01
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.