Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > NİSAN 2009 SAYISI - APRIL 2009 ISSUE > Akademik Bakış : Oktay Çolak : Dönemsel İpuçları ve Fotoğraf
Akademik Bakış : Oktay Çolak : Dönemsel İpuçları ve Fotoğraf

Dönemsel İpuçları ve Fotoğraf

 

Yrd.Doç.Oktay ÇOLAK

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi

colakoktay@hotmail.com

 

 

İnsanlar, kültürel açıdan ele alındığında, birçok değişimin varlığı ile karşılaşılır. Yenilen yemek, dini inançlar, yaşam biçimleri ve kültürel farklılıklar, değişim gösteren farklılıklardan birkaçını oluşturmaktadır. Bazı bölgeler için çok iyi sayılan gıdalar, diğer bölgeler için yasaklanmış olup, mide bulantısı verebilir. Gıdaların, sadece yenmesi aşamasında değil, hazırlanması aşamasında da büyük farklılıklar vardır. “Fizik yapısındaki temel benzerliklerine, hatta aynılığına ve psikolojik mekanizma yönünden eşliğine rağmen insanlar, davranışları ve yaşamları yönünden akıl almaz bir farklılık ve çeşitlilik gösterirler.” 1

 

Dini inançlar da, insanlar arasında kolay görülen farkları oluşturur. Ayrıca giyim kuşam da insanları birbirinden ayıran özelliklerden biridir. Bazı toplumlarda vücut tepeden tırnağa kapatılırken, bazı toplumlarda çıplaklık doğallığını hala korumaktadır. Bu gibi farklılıklar, antropolojinin temel konularını teşkil ederken, fotoğraf için de, ele alınan konuların başında gelmektedir.

 

“Değişik çevre ve koşullar altında yaşayan insanların, yaşamın bu temel sorununu nasıl çözümlediği, ilgi çekici bir konudur. Köpek, fare ve pire de dahil olmak üzere, insandan başka hiçbir hayvan, onca değişiklik gösteren çevrelerde yaşamını sürdürememiştir. Yeryüzünün her yerinde yaşayabilen biricik varlık, insandır. Bunun bir sonucu olarak insan, her türlü yaşam çevresinde; güneşten kavrulan çöllerde, kutup bölgesinin buz katmanlarında, mercan adalarında, tropik ormanlarda, yüksek sıradağlarda, bataklık, hatta hızla yayılan büyük kentlerin gecekondu yerleşimlerinde bile besin sağlamanın yollarını bulmuş, öğrenmiştir.” 2 Dünya üzerinde bulunan bu yöresel farkların, kültürel farkları da doğuracağı düşünüldüğünde, portre fotoğrafı için ortaya çıkan konu zenginliği de dikkat çeker noktaya ulaşmış oluyor.  

 

“Her insan grubunun kendisine göre bir kültürü vardır. Bunlardan bir bölümü kendi kültürümüzden çok farklıdır ve bizim alışkın olduğumuz kavramsal çerçeveye başvurularak anlaşılmaları olanak dışıdır. Buradan çıkarılacak sonuç, başka kültürleri kendi ölçütlerimize göre yargılamamamız gerektiğidir.” 3 Özellikle portre fotoğrafçılarının, bu konuya çok önem vermeleri ve kültürel yapının, toplumlara göre değişebileceği gerçeğini, çalışmalarını sürdürürken sürekli akıllarının bir köşesinde tutmaları gerekir. “Her olay, cereyan ettiği toplumun kriterleri çerçevesinde ele alınmalıdır” ilkesi, portre fotoğrafçısının unutmaması gerekenlerin başında gelmektedir. 


 

Fotoğraflar, çekildiği dönem hakkında zengin ipuçları verir. “İşte James Van der Zee’nin 1926’da fotoğrafladığı bir zenci Amerikan ailesi... Fotoğrafın bana söyleyeceği şeyle, uysal bir kültür konusu olarak ve sempati ile ilgileniyorum çünkü bu fotoğraf konuşuyor (bu ‘iyi’ bir fotoğraf): saygınlığı, aile yaşamını, konformizmi, bayramlık giysileri, beyaz adamın niteliklerini kazanmak için girişilen sosyal ilerleme çabasını çekiyor, ama beni delmiyor. Garip ama beni delen şey, ellerini bir okul çocuğu gibi arkasına kavuşturmuş olan kız kardeşin (ya da kızın) -zenci sütnine- düşükçe bağladığı kemer ve hepsinden öte, O’nun bağcıklı ayakkabılarıdır (Bu eski moda, bana, niçin bu kadar dokunuyor? Demek istediğim: beni hangi zamana gönderiyor?).” 4  (Fotoğraf-1)

 

“Bireyin, hangi ailenin veya milletin üyesi olarak dünyaya geleceği konusunda seçme şansı yoktur. Fakat kendi eşini seçmekte özgür olabileceği gibi, yerel tenis kulübüne üye olup olmamak konusunda da kendisi karar verebilir. Genelde, ilkel kültürlerdeki toplumsal yapı, esneklikten hayli uzak örüntüler halindeki akrabalık ilişkileri, kalıtımsal sosyal sınıf ve evlenme sonrası belli bir yerleşme düzeni gibi temellere oturur.” 5 Bireyin toplum içinde hareket alanının genişliği ve tercih serbestliği, yaşanılan çevreye göre de farklılık gösterir, kuşkusuz. Bu farklılık, portre fotoğrafının ele alabileceği ve izleyiciye sunabileceği bir başka çalışma alanının kapısını aralar. 

 

İnsan ilişkilerini etkileyen diğer bir etmen de, yaşanılan yer kavramıdır. Belirli bir yerde, ortaklaşa yaşamak, toplumsal yapıyı etkiler. Göçebe yaşayan gruplarla, köylerde ve şehirlerde yaşayan insanların birbiri ile olan ilişkileri, büyük oranda farklılık gösterir. Birlikte yaşama ilkesi, insanları işbölümüne iter. İşler, kadınlara ve erkeklere göre ayrışırken, aynı zamanda çocuk ve yaşlılara göre de farklılaşır. Toprağa bağlı yaşamın hakim olduğu bölgelerde de durum, buna benzer bir yapı içerir. Şehir yaşamında ise, geniş aile gruplarının küçüldüğü gözlenirken, bireyselliğin de ön plana çıktığı kolayca fark edilir.  İnsan Bilimi, insanların birlikte yaşayışlarını ele alırken, hem ilişkilerini hem de kültürlerini inceler. Bu yaklaşım, portre fotoğrafçısı tarafından da aynen uygulanabilir niteliktedir. Bir fotoğrafçının, göçebe yaşayan grupları ele alması gibi, köy yaşamını ya da şehir yaşamını tema edinen portre fotoğrafları çekmesi, ilginç sonuçlar doğurabilir. Fotoğrafçının, böyle bir çalışma esnasında İnsan Bilimi dalından destek alarak konuya yaklaşması, kuşkusuz, anlatımı daha da güçlü bir noktaya taşıyacaktır.


 

“Fotoğraf, tek sözcüğün ani bir hareketiyle bir tümceyi betimlemeden düşünceye kaydırıveren metnin tam tersine, salt olumsaldan başka bir şey olmayacağı için (her zaman temsil edilen bir şeydir) etnolojik bilginin asıl hammaddesini oluşturan ‘ayrıntıları’ ortaya çıkartıverir. William Klein, Moskova’da, Bahar Bayramı, 1959’u fotoğraflarken bana Rusların nasıl giyindiğini (hepsinden öte, hiç bilmediğim bir şey) öğretiyor: bir çocuğun kocaman kumaş şapkasını, bir başkasının boyunbağını, yaşlı bir kadının başındaki örtüyü, bir gencin saç kesimini fark ediyorum. Bu tür ayrıntılara daha da derinlemesine girebilir, Nadar’ın fotoğrafladığı erkeklerin çoğunun uzun tırnaklı olduğunu gözlemleyebilirim. İşte etnografik bir soru: acaba belirli bir dönemde tırnaklar ne kadar uzun bırakılıyordu? Fotoğraf bunu bana portre resimlerinden çok daha iyi söyler. Bir alt bilgiyle yetinmeme izin verir: bana nesne parçalarından oluşan bir koleksiyon sunar, belki de bana ait bir fetişizmin gururunu okşar...” 6


 

“Tarih 1914. Üç genç adam, Avrupa’nın kırsal kesiminde bu tür elbiseleri giyen olsa olsa ikinci kuşaktan geliyorlar. O tarihten 20 ya da 30 yıl öncesinde bu tür elbiseler köylülerin alabilecekleri fiyata bulunamazdı. Günümüzdeki köylerde, en azından Batı Avrupa köylerinde, gençler arasında resmi koyu renk giysiler ender görülür oldu. Ancak bu yüzyılın büyük bir kısmında çoğu köylü –ve çoğu işçi- kutlamalarda, Pazar günlerinde ve ziyafetlerde üç parçalı koyu renk takım elbise giyerdi. Benim oturduğum köyde, yaşıtlarım ve benden yaşlı olanlar cenazelerde hala bu elbiseleri giyiyorlar. Kuşkusuz modaya göre bazı değişiklikler oldu. Paçaların ve klapaların genişliği, ceketlerin boyu daima değişir. Yine de takım elbisenin fiziksel niteliği ve verdiği mesaj değişmez... Elleri çok kocaman, bedenleri çok ince, bacakları çok kısa görünüyor. (Bastonlarını sanki sürü güdüyormuş gibi tutuyorlar.) Sırf yüzlere bakma deneyini burada da tekrarlayabiliriz. Sonuç, orkestrayla yaptığımız deneyle tamamen aynı olacaktır. Yalnızca şapkaları üstlerine uymuş gibidir.” 7

 

Teknoloji ve iletişimin hızlı gelişimi, aynı zamanda yöresel kültürlerin değişerek, global bir yapıya kavuşmasını hızlandırıyor. Bireyler dış güçler tarafından zor kullanılarak bu değişimi zorlanmıyorlar. Oluşturulan “Ama kimse köylüleri takım elbise almaya zorlamış değildir; dansa gitmekte olan üçlünün giysilerinden açıkça gurur duydukları da ortadadır. Bunları bir tür hevesle giymektedirler. Takım elbisenin sınıf hegemonyasının bir klasiği, kolayca öğretilir bir örneği haline gelmesinin nedeni tam da budur... Köylüler –daha farklı bir yolla da, kentli işçiler- takım elbiseye yönelmeye ikna edilmişlerdir. Reklamlarla. Fotoğraflarla. Yeni kitle iletişim araçlarıyla. Satıcılarla. Örneklerle. Yeni tip yolcu görüntüleriyle.” 8

 

Portre fotoğrafçısının, göz ardı etmemesi gereken bir diğer noktada da, kültürün sürekli değişim içinde olduğu gerçeğidir. Fotoğrafçının yaşadığı ortamlarda kültürel değişim hızla gerçekleşirken, çalışmanın yapıldığı bölgede, bu değişim, aynı hızda olmayabilir. Ayrıca, kültürün değişim hızı, çağlara göre farklılık gösterirken, yörelere bağlı olarak da farklık gösterebilir gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

 

Toplumsal yaşam yoksa insan olmaz ve insan yoksa da kültür olmaz. İnsan ve kültürler yoksa da, ne “İnsan Biliminden”, ne de “Portre Fotoğrafı’ndan” söz edilebilir.


 

Kaynaklar:

 

1.       Nephan SARAN, Antropoloji, 128.

2.       Nephan SARAN, Antropoloji, 129.

3.       Calvin WELLS, İnsan ve Dünyası, Çev. Bozkurt Güvenç, 44. 

4.       Roland BARTHES, Camera Lucida, Çev: Reha Akçakaya, 72.

5.       Calvin WELLS, İnsan ve Dünyası, Çev. Bozkurt Güvenç, 86.

6.       Roland BARTHES, Camera Lucida, Çev: Reha Akçakaya, 45.

7.       John BERGER, O Ana Adanmış, 55, 56, 59.

8.       John BERGER, O Ana Adanmış, 12.

 


Yrd.Doç. Oktay ÇOLAK

Marmara Üniversitesi

Güzel Sanatlar Fak. Fotoğraf Böl.

Öğretim Üyesi

 

1970 Yılında Trabzon Çaykara'da doğdu.1997' de Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi.1999'da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak başladığı akademik hayatını aynı kurumda Öğretim Görevlisi olarak sürdürmekte. 2001 Yılında Marmara Ün. Güz. San. Fak. Fotoğraf Bölümü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 2006 Yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümünde Sanatta Yeterlik eğitimini tamamladı. Bir dönem ulusal ve uluslararası yarışmalara katılarak birçok ödüle ismini yazdırdı. İspanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya'dan beş adet altın madalya kazandı.

 

Fotoğrafları birkaç müze tarafından kabul edildi. Dünyanın değişik yörelerine fotoğraf amaçlı kültür gezileri yaptı. Eylül 2003'de ilk kişisel sergisini Taksim Sanat Galerisinde "Doğa" başlığı altında açtı. 2004' Mayıs ayında Fotografevi Sanat Galerisi'nde ikinci kişisel sergisini "On yılda" başlığı altında fotoğraf severlerle paylaştı. Bu sergileri yurt içi ve yurt dışında birçok kez sergiledi.

 

Son yıllarda portre fotoğrafına yöneldi. Son sergisini 2007 yılında Londra'da, eğitim gördüğü dil okulunda "Portrelerle Callan Okulu" başlığı altında açtı.

 

Halen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nde Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır. 
 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

Akademik Bakış : Beyhan Özdemir : Teknolojik Gelişim Ve Toplumsal Değişim Çağında Fotoğraf Sanatı
Akademik Bakış : Osman Ürper : Derinlerin Görüntüsü
Akademik Bakış : Hasan Yelken : Makro Fotoğraf
Akademik Bakış : Görsel Kültür ve Toplumsal Bellek
Akademik Bakış : Türkiye'de Fotoğraf Yarışmaları Üzerine Görüşler
Akademik Bakış : Gezi Dergilerinin Fotoğrafın Yaygınlaşmasındaki Rolü
Akademik Bakış : Üniversitelerimizin Fotoğraf Bölümleri’ne Giriş Sınavları ve Eğitim Programları
Akademik Bakış : Reklam Fotoğrafları Ya Da Çağdaş Zamanların Alternatif Hileli Güdüleyicileri
Akademik Bakış : Arkeoloji ve Fotoğraf


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz. No comments for this document yet, you can make comment from the form below.
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.