e-Panel

Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Böylece o mumun ışığı yüz muma nakledilse o mumdan yüzlerce mum yakılsa, sonuncusunu gören bile, asıl ilk mumu görmüş sayılır. Işığı istersen son mumdan al, istersen cam mumundan, hiçbir fark yoktur. (Mesnevi 1950)
Peygambere uymak Tanrıya uymaktır. Onun kendisine uymak değil. Ona yapılan ibadet Tanrıya ibadettir. Onu sevmek Tanrıyı sevmektir. Tanrının gayrısından olan sevgi yine onun içindir. Her şeyin sonu ona varır. (Fihi Mafih 30.fasıl)
Kim kendini tanrıya teslim ederse, afetlerden, felaketlerden emin olup selamete kalır. Onun huzurunda hiç kimsenin dileği ziyan olmaz. (Fihi Mafih 44.fasıl)
Yayılmıştık, hepimizde bir cevherdik, o yanda hepimiz de başsızdık, ayaksızdık. Güneş gibi bir cevherdik, su gibi düğümsüzdük, berraktık. O güzelim ışık, şekle bürününce kale burçları gibi sayılar belirdi. Burçları mancınıkla yıkında şu bölüğün arasındaki fark kalksın. (Mesnevi 690)
Fiilleri yaratan Hak’tır, kul değildir. Kuldan meydana gelen ister iyi ister kötü olsun her fiili kul, bir niyet ve planla yapar. Fakat o işin hikmeti, kulun tasarladığı kadar değildir. Ona, o işte hasıl olan kadar mana, hikmet ve faydanın faydası, ancak o işin ondan meydana gelmesi kadardır. Fakat onun, umumi faydalarını Tanrı bilir. (Fihi Mafih 53.fasıl)
Dünya gafletle kaimdir. Gaflet olmasa bu alem kalmaz. Tanrı şevki, ahiret düşüncesi, sarhoşluk, kendinden geçiş ve vecd o alemin mimarıdır. Eğer onların hepsi yüz gösterirse hepimiz tamamen o aleme gideriz ve burada kalamayız. Ulu Tanrı iki alemin var olması için burada bulunmamızı istiyor. (Fihi Mafih 26.fasıl)
Bir şeyin özünü bilen fakihtir.(Fihi Mafih 60.fasıl)
Sevilen kimse güzeldir. Güzellik sevilmiş olmanın sevimliliğin bir cüzüdür. Bir şeyin cüzü küllünden ayrı olamaz. (Fihi Mafih 17.fasıl)
Kulu bir işi yapmaya sevk eden O’dur. İşte bu yönden insan Tanrının kudretinin kabzası elinde bir yay gibidir. Ulu Tanrı onu bütün işlerde kullanır ve gerçekte işi yapan Hak’tır yoksa yay değil. Yay alettir, vasıtadır. Ben kimin elindeyim? diye kendisinden haberdar olan o yay ne kadar büyük ve mukaddestir. (Fihi Mafih 53.fasıl)
Eğer maksada bakacak olursak ikilik kalmaz. İkilik teferruattadır. Esas birdir. (Fihi Mafih 6.fasıl)
Cehennemlikler, cehennemde dünyada bulunmaktan daha çok memnun olurlar. Çünkü cehennemde iken Tanrıdan haberleri vardı, halbuki dünyada bihaberdirler. Tanrının haberinden daha tatlı hiçbir şey yoktur. O halde dünyayı istemeleri, bir iş yapıp Tanrının lütfuna mazhar ve ondan haberdar olmaları içindir. Yoksa, dünya cehennemden daha güzel olduğu için değil. (Fihi Mafih 64.fasıl)
Alem bir dağa benzer. İyi ve kötü olarak ne dersen aynını dağdan işitirsin. Ben iyi söyledim dağ kötü cevap verdi der ve zannedersen bu imkansızdır. (Fihi Mafih 39.fasıl)
Bazı kimseler vardır ki, selam verirler ve selamlarından is kokusu gelir. Bazıları da vardır ki selam verirler ve onların selamından mis kokusu gelir. Bunu, koku alma duygusu olan bir kimse anlar. (Fihi Mafih 49.fasıl)
Kendi nefsinde kötülük faktörlerinin bulunmasını Tanrı ister. Çünkü o insan şükür, taat ve ittika edeni sever. Bu ise insan nefsinde bu faktörlerin var olmasıyla mümkün olur. (Fihi Mafih 46.fasıl)
Bütün alemi nur kaplamış olsa, gözde bir nur olmadıkça, hiçbir zaman o nuru göremez. (Fihi Mafih 13.fasıl)
Benim düşmanım beni kötüleyen değil, beni kötüleyen benim düşmanımın düşmanıdır. Ben şenim, neşeliyim, etrafımda bir duvar var. Duvarın üzerinde birtakım dikenler var. Dışarıdan geçenler bahçeyi görmezler, sadece duvarın üstündeki süsü görüp onu kötülerler. Şu halde bahçe buna niçin kızsın? Bu kötülemenin zararı, yalnızca bahçeye girmek için duvarla uyuşması gereken kimseyedir. Halbuki o kişi de duvarı kötülemekle bahçeden uzak kalıyor. Şu halde kendisine kötülükte bulunmuş ve kendini helak etmiş olur. (Fihi Mafih 30.fasıl)
Eşya zıddı ile belli olur. Zıddı olmayan bir şeyi tarif etmek imkansızdır. (Fihi Mafih 18.fasıl)
Hasmı, yalancılığının meydana çıkmasından çok, hiçbir şey utandırmaz. O halde sen şükürde, onu övmekle ona zehir veriyorsun. Çünkü o, senin kusurunu gösteriyor, sen ise kemalini gösteriyorsun. (Fihi Mafih 670.fasıl)
Bir insanın yüreği ferahlasa bu onun bir insanı sevindirmiş olmasının karşılığıdır. Bunun gibi üzülürse bu da başkasını üzmüş olmasındandır. İşte bunlar o dünyanın armağanları ve ceza gününün örnekleridir. (Fihi Mafih 16.fasıl)
İnsanlar menedildikleri şeye karşı haris olurlar. Sen ne kadar kadına “Kendini sakla, örtün!” diye emretsen kendini gösterme arzusu onda o nispette fazlalaşır. Halkta da gizlendiğinden dolayı o kadını görmek temayülü o kadar artar. Şu halde sen oturmuş, iki taraftan bu görmek ve görülmek arzusunu, rağbetini arttırıyor ve bununla da onu ıslah ettiğini zannediyorsun. Bu yaptığın şey fesatçılığın ta kendisidir. Onda eğer kötü bir işi yapmamak cevheri varsa, sen mani olsan da olmasan da o,güzel yaradılışına, temiz ve iyi huyuna uyacaktır. Sen merak etme. Aklını, işini, gücünü karıştırma. Bunun aksine de olsa,o yine bildiği yolda gidecektir. Ona mani olmak, muhakkak ki rağbetini arttırmaktan başka bir şeye yaramaz. (Fihi Mafih 21.fasıl)
İnsanların kötülüklerine katlanmak tıpkı kendi pisliğini onlara sürmek suretiyle kendini temizlemek gibidir. Onların bu koşturmasına ve kötülüğüne katlanmak senin huyunu düzeltir, onlarınki ise bozulur. (Fihi Mafih 21.fasıl)
Elbiselerin güzelliği fakirlerin simalarının güzelliklerini ve kemalini örttüğü gibi, onun yırtık pırtık olması da, zenginliğin letafet ve haşmetini örter. Fakirlerin esvabı parça parça olduğu zaman kalbi açılır ve tecellilerin yeri olur. (Fihi Mafih 30.fasıl)
Her nereye büyük bir kilit asarlarsa bu, orada nefis ve kıymetli bir şey bulunduğuna delalet eder. Perde büyük olursa oradaki cevher daha iyidir. (Fihi Mafih 70.fasıl)
Aynı ruhtan yücelen bir nice unsur gibiyiz, iki can=içre biriz, sonsuza yansır gibiyiz. Bir güzel anlamı elbet olacak sevgimizin; Bil ki sen bende ve ben sende birer sır gibiyiz” (Rubai)
Bütün alemin halleri belki bir rüyadır ve yorumu öbür dünyada belli olacaktır. (Fihi Mafih 24.fasıl)
Ruh, ağacın kökü gibidir. Gerçi toprakta gizlidir fakat eseri dallarında görünür. Eğer bir ağaçtan dal kırılırsa, kök kuvvetli olduktan sonra yine yetişir. Fakat kök çürük olursa, o zaman ne dal, ne de yaprak kalır. (Fihi Mafih 49.fasıl)
Kadın, akıllılara gönül ehline adam akıllı üst olur. Bilgisizlerse kadınlara üst olurlar, çünkü onlar sert, pek kaba kişilerdir. İncelik, lütuf, sevgi azdır onlarda; çünkü yaradılışlarında hayvanlık üstündür. Sevgi, acımak, insanlık huyudur, öfkeyle istekse hayvanlık huyları. Kadın Tanrı ışığıdır, sevgili değil. Kadın sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil. (Mesnevi 2440)
Ruh bütün hallerde sevgili ile beraberdir ve onun menziller katetmeye ihtiyacı olmadığı gibi yol kesiciden ve esterin palanını kaybolmasından da korkmasına lüzum yoktur. Bunlarla kayıtlı bulunan zavallı gövdedir. (Fihi Mafih 43.fasıl)
Bir kimse gündüze ulaşmak azmiyle karanlık bir gecede uyanık kalsa, gündüze nasıl gidileceğini bilmese de, madem ki gündüzü beklemektedir, ona yaklaşır.(Fihi Mafih 12. fasıl)
Kötülük iyilikten ayrılamaz, iyilik de kötülüğü bırakmaktır. Kötülük olmadan, kötülüğü terk etmek imkansızdır. Yani bu iyilik, kötülüğü bırakmaktır demektir. Eğer kötülük etmek saihası olmasaydı iyiliğin terki olmazdı. (Fihi Mafih 30.fasıl)
Aşıkla maşuk arasında tam bir teklifsizlik bulunması ne güzel şey! Bu teklif ve tekellüfler çekinmeler yabancılar içindir. Aşığa aşıktan başka her şey haramdır. (Fihi Mafih 21.fasıl)
İnsan vücudu gemisinin, yelkeni imandır. Yelken olunca, rüzgar onu muazzam bir yere götürür, olmayınca söz havadan ibarettir. (Fihi Mafih 21.fasıl)
Bir dili konuşmak hısımlıktır, bağlılıktır. İnsan yabancılarla kaldı mı bağlanmışa, hapise düşmüşe benzer. Nice Hintliyle Türk’ün dili birdir de nice iki Türk de yabancılar gibi birbirinin dilini anlamaz. (Mesnevi 1210)
Her şey Tanrının inayeti ve yardımıdır. Bunları kendi güç ve kudretlerinin karşılığı olmadığını anlamaları için halkın zaafı ile onları yok eder. (Fihi Mafih 16.fasıl)
Bütün insanları sev ki, daima çiçekler ve gül bahçeleri içinde bulunasın. Eğer hepsini düşman bilirsen, düşmanların hayali gözünün önüne gelir ve sanki gece gündüz dikenlikler ve yılanlar arasında geziyormuş gibi olursun. (Fihi Mafih 54.fasıl)
Şükür, nimet memesini sağmaktır. Dolu olsa bile sen sağmadıkça süt gelmez. (Fihi Mafih 47.fasıl)
Kul tedbir alır ve takdirin ne merkezde olduğunu bilmez. Tedbir ise Tanrının takdiri karşısında kalmaz. Bilesin ki bu dünyada yalnız onun istediği olur. Murat onun mülküdür ve maksatlarda uyruklarıdır. (Fihi Mafih 43.fasıl)
Sana yapılan düşmanlık ve beslenen kin gizlidir. Tıpkı ateş gibi. Mesela bir kıvılcım sıçradığını görünce onu söndür ki geldiği yere, yokluğa dönsün. Eğer ateş gibi, müsait bir cevap kibritiyle onu beslersen, yol bulur, adamdan çıkar gelir ve onu yokluğa tekrar göndermek güç olur. (Fihi Mafih 67.fasıl)
Eğer bütün şeyleri unutup da onu unutmazsan bundan korkulmaz. Bunun aksine hepsini yerine getirip, hatırlayıp, unutmayıp ta, onu unutursan hiçbir şey yapmamış olursun. (Fihi Mafih 4.fasıl)
Tanrı bir kulunu severse onu belaya uğratır. Sabrederse kendisi için seçer. Şükrederse onu daha fazla beğenir ve ayırır. İnsanların bazıları Tanrıya kahrı için, bazıları da lütfu için şükrederler. Bu her ikisi de hayırlıdır. Çünkü şükür; kahrı, lütuf şekline koyan bir panzehirdir. Kemale ermiş olan akıllı açıktan açığa veya gizlice cefaya şükreden kimsedir ve bu Tanrının beğenip seçtiği bir insandır. (Fihi Mafih 47.fasıl)
Herkesin hareketi bulunduğu durağa uygundur. Herkes, her şeyi kendi varlık çevresinden görür. Mavi cam güneşi mavi gösterir, kırmızı cam kırmızı. Fakat camlar renklerden arınır da beyaz olursa beyaz cam, bütünü öbür camlardan daha doğru söyler, onlara baş kesilir. (Mesnevi 2370)
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.