BU BİR MAGRİTTE DEĞİLDİR!
Rene Magritte: 1898 - 1967

On dokuzuncu yüzyılın büyük Fransız ressamı Gustave Courbert, hiç melek görmediği için melek resmi yapamadığını söylemişti; bu sözü Magritte’de söylemiş olabilirdi. Döneminin ressamları özellikle gerçek üstücü ekolün ressamları kendi yarattıkları meleklerin ada şeytanların resimlerini yaparken, Magritte gözüyle gördüklerinin dışına çıkmadı.

O imgelerinin bilinçdışı korkuların ya da bastırılmış arzuların simgesi olarak yorumlanmasına inatla karşı çıktı. Çalışmaları düşten öte hayal gücümüze değil direkt beynimize seslenir. ”Tablolarım, özgür düşüncenin maddi işaretleri olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle anlamda kusur etmeyen duyarlı imajlardır” sözü belki de gerçeğin sürekli sorgulanması izleyicide sürekli “gizem duygusu” uyandırırlar. Öte yandan Magritte’e göre gizem gerçeğin olasılıklarından biri değil ama gerçeğin olabilmesi için gerekli bir elemandır.
Magritte’in çalışmaları resim dilini anlatmaktan çok bir kavramın tanımı olarak ortaya çıkar çoğu kez. Ünlü düşünür ve yazar Michel Foucault bir keresinde “Ne gördüğümüzü söylememiz boşunadır; çünkü gördüğümüz söylediğimizin içine hiç bir zaman yerleşmiş değildir” demiştir. Şüphesiz Foucault’un resme ilgisinin görsel değil, daha çok sözel bir sebebi vardır.
Magritte ve Foucault gibi alanlarında önemli iki insanı bir araya getiren ise René Magritte’in bir pipoyu model alan tablonun hemen altına yazmış olduğu “Ceci n’est pas une pipe” yani "Bu bir pipo değildir" cümlesidir (Foucault, söz konusu tablo için birde kitap yazmıştır).
Magritte, eğer yapmış olduğu pipo deseninin, altına "Bu bir pipo değildir" cümlesini koymasaydı, Foucault da bu konuyla ilgilenmeyecekti belki de. Peki, basbayağı bir piponun resmi olduğu hâlde tablodaki niçin bir pipo değildir. Bu sorunun cevabı her ne kadar resmin içinden bir cevap bekliyor gibi görünüyorsa da, temelde bir dil felsefesi sorunu vardır.

Birinci önermede “Bu bir pipo değildir” yazısı karşımıza kaligram olarak çıkmaktadır (kaligram yazının resme dönüşmüş halidir, mesela şelale yazısını ben şelale şeklinde yazarsam bu bir kaligram olur). ”Bu bir pipo değildir” yazısı burada yukarıdaki resmi işaret etmektedir. Yani yazı “ben bir pipo değilim” demektedir. Daha açık bir ifadeyle eğer alttaki yazı pipo şeklinde yazılabilseydi o zaman ona “Bu bir pipodur” diyebilecektik.
İkinci ve en önemli önerme ise “Bu bir pipo değildir” yazısının kavramsal olarak ortaya çıkmasıdır; “Bu bir pipo değildir”. Evet, bu bir pipo değildir. Gördüğünüz resimdeki sizin deyiminizle tabii ki de bir pipodur haklısınız ama hangi pipodur bu?
René Magritte’in oraya yazdığı belki de en önemli kelime ”bu” dur. Bu oradaki çizili pipoya işaret etmektedir. ”Bu bir pipo değildir” demektedir. ”Bu bir pipodur”. Ama hangi pipodur bu? Resimde yazıldığı gibi bu pipo değildir orası kesin. Peki, hangi pipodur? Bütün pipoları içine alan sizin gördüğünüz görebileceğiniz pipo kavramını içine alan, piponun bütün ilişkileriyle bağları kuran ve bize hepsini birden hatırlatan pipodur bu. Kavramın kendisidir. Yani o pipo benim ya da sizin kullandığınız bir pipo olabilir, tütünler değişik olabilir, içenleri hatırlayabilirsiniz, içenlerin birbirleriyle ilişkilerini vs… Pipo kavramı bize neyi hatırlatıyorsa, neyi gösteriyorsa BU O PİPODUR!. Ama, burada tek başına duran pipo değildir.
İşte, René Magritte’in yaptığı en önemli şey budur. Onu maddeden uzaklaştırıp kavrama yaklaştırmak. Yani yapılan çalışma artık kendi nesnesi olmaktan kurtulmuştur. Sonuçta üzerinde durulması gereken en önemli konu ister resim ister fotoğraf olsun eserin böyle bir kaosu işaret edip o boşluğa kapı açmasıdır.
O kapıdan başını uzatan seyirci, alışılmış duyumlara rastlamayacak ama bir “boşluğu” korkuyla hissedecektir. Bu bildik, somut bir korku değildir. Yalnızca bir histir. Kısaca izleyicinin yapıtı algılamasıyla işe girişilir ve o nesnenin sonradan algılanan şey olmadığı sezilir. O nedir? Ve o hangi düşüncedir?
Ali ALIŞIR
www.alialisir.com
alialisir@hotmail.com
ali@alialisir.com
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Sanat ve Sanatçı
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : J.D. Salinger
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Bir Serginin Ardından
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : İlahi Dali
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Rüyasal Kurgular
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Sanatın Yeniden Doğuşu
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 8 yorum,
1-8 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Muhteşem bir yazı Ali Bey!
Aylin Erten eklemiş - adds
| 04 Ocak 2009 Saat - Time
15:51
Ali bey harika bir yazı olmuş bir roportajınızda dali hayranı olduğunuzu okumuştum ama görüyorum ki magritte sizi daha derinden etkilemiş. en sevdiğim sanatçının en güzel çalışması ancak bukadar güzel anlatılabilirdi.
tebrik ederim,
sevgiler...
Nurgül Çetin eklemiş - adds
| 05 Ocak 2009 Saat - Time
01:38
Bu bir pipo değildir. Bu bir pipo resmidir. Ayrıca, gerçek bir pipoyu gördüğümüzde de, gördüğümüz bir pipo değildir, çünkü piponun rengini beynimiz sabitlemektedir; oysa, pipo gerçekte her (gözümüz için 1/10 saniyede 1) an değişen bir renktedir, en azından açık havada. Milan Kundera: Okunuyoruz, çünkü yanlış anlaşılıyoruz, demiş. Bu Magritte yorumu, tam da bu yanlış anlamayı imliyor. Dipnot: Epistemolojik, informatik ve kognitif olarak, asla ve kata agnostik ve idealist biri değilim. Yalnızca başlangıç koyutu: Bilgi bir dolayımdır, doğrudan bilgi, sezgi, trans, yoga, vd aracılığı ile olabiliyor. Ayrıca bu metafizik ve/ya teolojik bir konu da değildir, ontolojik (daha çok Heidegger anlamıyla 'ontik') bir konudur. Yani; varlık, görünen ve bilgisi ayrı ayrı şeylerdir, üçünün bilgisi de ayrı ayrı şeyler olabilir. Epistemolojik ontoloji budur: Varlığın bilgisini görüngüler aracılığıyla algılarız, bu da bizi dalgayı gerçekte dikey devinirken, yatay deviniyormuş bilgisine götürebilir. Ayrıca, saltık içsel bir bilgiyle saltık dışsal bir bilginin ayrımı da şu yeranda kesin değildir, çünkü siberuzay o çizgiyi eritmiştir. O nedenle, rüyamızda gördüğümüz bir pipoyu, aslında gerçek yaşamda görmüş olduğumuz sanırız, beyin bunların ayrımını yapamayabilir, yapabilir de; bunun araçlarını üretmeye çabalıyoruz zaten. Fotoğraf için de yaptığımız, onu duygusal bir kaynak olmaktan çıkarıp, düşüncesel bir kaynak olmaya dönüştürmektir. Magritte'in resimde yaptığı budur: Öte'yi imler, seyircinin kafasını ne yana çevirdiğiyle ilgilenmez ki sanatçının böyle bir sorumluluğu olmayabilir ama sanatçı isterse o sorumluluğu üstlenebilir. O nedenle belgesel fotoğrafçılar, inanılmaz bir dezenformasyon kaynağı durumundalar. Bunu, kademe kademe Ali Öz'ün 'Moskoca Evsizleri' için açımlamaya çabalayacağım.
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds
| 05 Ocak 2009 Saat - Time
19:17
Fotoğraf sanatımızdaki en önemli eksiği düşünsel~felsefi boyutun, fotoğraflarımıza eşlik etmiyor, bir başka ifade ile fotoğraflarımızın zeminini oluşturmuyor olmasıdır diye düşünüyorum.Oysa fotoğraf özellikle" kavramsal" sanat dalında yapıtlar oluşturmaya resimden daha yakındır.Zira resim ; evrende yer almayan "şey" lerin resmini yapabilir.Oysa fotoyraf ; "şey" lerin fotoğrafını yapabilmek için somut nesneye(soyutlama dahil) dayanmak durumundadır.
Somut bir nesnenin fotoğrafını çekip,sonrasında ,aslında o nun o şey olmadığını dil!in olanakları ile ifade etmek fotoğrafa yakışmaktadır.Zira birçok konuda yazı "fotoğraf altı yazısı" (çoğunlukla açıklama yazısı) olarak yer almakta,bu biçim de belleğimize yerleştiğinden doğal~inandırıcı bir ikili oluşmaktadır.Öte yandan; görsel bir malzeme ile yazı ,iki farklı sanatın ögeleri olarak büyük bir "kontrast" oluştururlar.Bu büyük kontrast ,kavramsal sanat ta önemli işlerin ortaya çıkmasına büyük oranda yardımcı olur.Kontrast!ın küçük olması,(resim ve fotoğraf birlikteliği gibi) kavramın da derinliğini azaltır.
Aslında sayın ALIŞIR,bu derleme ile fotoğrafımıza ciddi katkılarda bulunuyor.
Selam ve saygılarımı gönderiyorum
Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds
| 09 Ocak 2009 Saat - Time
14:11
Ali Rıza Akalın için: "Oysa fotoğraf, 'şey'lerin fotoğrafını yapabilmek için somut nesneye (soyutlama dahil) dayanmak durumundadır."
Hayır, öyle bir zorunluluk yoktur. 'Photoshop'tan söz etmiyorum, rüyalarımın fotoğrafını kolaj olarak resmetmekten söz ediyorum. 'Yapılmış' görsel öğeler, bazan 'yapılabilecek' görsel öğelerin sayısını geçebilir ki klasik / skolastik dönemler böyle oluşur.
O nedenle, yapılmamış fotoğraflar yapmak için, somut nesneye dayanmamak dahil, her yol denenebilir; yanılabilinir, ayrı konu. Denemek gerekir, yapılmamış olanı denemek gerekir, durum bu.
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds
| 09 Ocak 2009 Saat - Time
18:19
Gerçekler, görme biçimleri, yanılsamalar ve algılama kavramları üzerine düşünen ve düşündüren bu yazıdan dolayı kutluyorum sevgili Ali arkadaşım...
Görsel sanatlarla ilgili üretim halinde olan ve hatta, sadece iyi bir izleyici olmak isteyen herkesin biraz da felsefe bilimine yakın durması gerektiğine inanırım ve bu konudaki eksikliğimize hayıflanırım. Çünkü böylesi bir bilinçlenme ve katkılar çoğaldıkça, eylemekte olduğumuz işlerin derin sularında ortak dil oluşturmamızda köprüler oluşacaktır kanısındayım.. İşte bu sebeple, ender rastladığım nitelikteki yazından ötürü tebrik ve camiamız adına teşekkür ediyorum...
ilke Veral eklemiş - adds
| 14 Ocak 2009 Saat - Time
00:45
Yine düşündürücü ve zevkli bir konu hakkında yazmışsınız...
Özer Özmen eklemiş - adds
| 21 Ocak 2009 Saat - Time
22:15
Reha ÜLKÜ için :Otuz yılı aşkın bir süredir ve yoğun bir biçimde fotoğraf üretiyorum.
1999 yılına kadar belgesel tarzda sürdürdüğüm çalışmalarımı ; daha sonra deneysel tarzda sürdürmeye başladım ve halen devam ediyorum.Çalışmalarımın temeli ; Resim - Fotoğraf ilişkisi,ilintisi,etkileşimi,aykırılıkları üzerine kurulmuştur. Bu çalışmalarımın dört başlığı vardır.Resimsel-Fotokolaj-Fotogravür ve Fotopentür. Resimsel çalışmam bitmiş olup,bir kataloğa dönüşmüş bulunmaktadır. Fotokolaj serisini,yaptığım bir aparat ile sürdürüyorum.Bu aparat için,Türk Patent Enstitü'sünden berat almak üzere başvuruda bulundum.
Fotoğraf dünyamızı irdeleyen yazılarında sayın Ahmet Öner GEZGİN ile sayın Zuhal ÖZEL doğru tanımlamalar ile beni "deneyselciler"sınıfında göstermektedirler.Fotoğraflarımın öznel yapısı için,halen klasik malzemeler kullandığımı ve Photoshop kullanmadığımı da belirtmeliyim.
Buraya dek yazdıklarım ; sizin, "yapılmamış fotoğraflar yapmak için,somut nesneye dayanmamak dahil her yol denenebilir;yanılabilinir,ayrı konu.Denemek gerekir,yapılmamış olanı denemek gerekir,durum bu.", ifadenize(somut nesneye dayanmamak dahil) hariç olmak üzere mutlak katıldığımı,katılmakla kalmayıp,uyguladığımı bilmeniz içindir.
Farklı düşüncemiz;fotoğrafın,somut bir nesneye ihtiyaç duyup duymadığında dır.
Rüyalarınızın fotoğrafı olamaz.Zira rüya "imge" dir.Kolajlı ya da sade ne şekilde olursa olsun,Rüyanızdaki bir "dino"'nun fotoğrafı için,en azından,oyuncağa ihtiyacınız var demektir.Oysa ressam böyle bir ihtiyaç içinde değildir.
Bu nedenledir ki;"....rüyalarımın fotoğrafını kolaj olarak resmetmekten söz ediyorum "
.şeklindeki ifadenizin "rüyalarımın kolaj resmini yapmak istiyorum" biçiminde olması gerektiğini düşünüyorum.
Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds
| 30 Ocak 2009 Saat - Time
14:53