Arşivimizden  - From Our Archives

 

Birgül Erken

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

 FR Duyurular - FR News

 

 


Etkinlikler - Activities

4. Sami Güner Kupası Ödül Töreni ve Gösterileri

 

Uğur Günay Fotoğraf Sergisi

 

Yusuf Tuvi Fotoğraf Sergisi Dünyanın Renkleri, İzmir'de

 

Özlem Kadakoğlu 40x40 Fotoğraf Sergisi İstanbul'da

 

2010  FIAP Doğa Bienali Başvuruları

 

Tersane-i Amire Fotoğraf Sergisi

  

5 Usta / 5 Atölye Fotoğraf Sergisi

  

Dask Dogay 2010'da Şanlıurfa'da

  


Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > AĞUSTOS 2008 SAYISI - AUGUST 2008 ISSUE > Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Sanatın Yeniden Doğuşu
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Sanatın Yeniden Doğuşu


Sanatın Yeniden Doğuşu

 

Dünya yeni bir yüzyılın kırılmasını tüm hızıyla yaşarken bizler değişen bu yeniçağda her şeyden biraz “izlenim” edinerek yaşıyoruz. Her gün elimize geçen gazete, kitap, dergiye göz atarken, aynı zamanda hem internette sörf yapıp hem de cep telefonlarına yanıt verip hayatımızı bir saatlik hatta bir dakikalık zaman dilimleri içine sığdırmaya çalışıyoruz.     

 

Bütün bu fütiristik trafik sıkışıklığında ülkeler nerdeyse o hızda birleşiyor ve ayrılıyor. Sevinçler, hüzünler, öfkeler bir o kadar kısa ömürlü oluyor. Sanatın ve sanatçının sayısı bir o kadar hızlı artarken, bir dönemler sıkça kullandığımız “biz en gelişmiş çağda yaşıyoruz” lafı da şimdiden içi boş, nostaljik bir iddiaya dönüşüyor…   

 

Biz sanatçıların ve bilimkurgucuların hayal güçleri ne kadar güçlü olursa olsun, geleceğin ancak çok küçük bir kısmını öngörebiliyoruz.    

 

Örneğin bin yıl sonra Picasso’nun yaptıkları hala ilgi çekici ve sanatsal bulunacak mı? Kubrick gibi yönetmenlerin filmleri hala izlenilebilecek mi? Yahut Marilyn Monroe, Madonna, Elvis Presley gibi ikonlar tıpkı bugün ki gibi popüler kimliklerini sürdürebilecekler mi? İşte bu tam bir muamma…

 

Unutmamak gerek ki sanat daha 20.yüzyıla gelinceye kadar, (bırakın hayal etmeyi) bir “şey”in hatırlanması üzerine kuruluydu. Sanatın en önemli özelliği de toplumun en “değerli” gördüğü şeyi “doğru” olarak yansıtmasında yatıyordu. Bu yansıtmanın ve temsil etmenin amacı da, onu ölümsüzleştirmekti.     

 

Oysa fotoğraf makinesinin icadı ile ilk defa “temsil” kavramının sanat alanında sorgulama süreci de başlamış oldu. Yani, sanatçının gördüğünü artık aynen yapıtına aktarması artık sanatsal bir uygulama olamazdı. Çünkü fotoğraf makinesi bunu son derece başarılı bir biçimde yapabiliyordu. O halde sanatçının işlevi artık fotoğraf makinesi ile aynı idi. Böylece beklide sanat tarihindeki en büyük kırılması yaşandı ve sanat o ağır gövdesinden, temsil etme zorunluluğundan kurtuldu. Sanatçı da bu durumda kendisine yeni alanlar açarak sanat kavramını yeniden sorgulamak ve tanımlamak zorunda kaldı.      

   

Madem görülenin aynen resmedilmesi önemsizleşmişti, o halde sanatçı için “yetenek” kavramı da değişmeliydi. Taklit etmek konusunda, en yetenekli olan yalnızca ufak bir makineyse, o halde en iyi sanatçı bir fotoğraf makinesi mi olacaktı?

      

İşte fotoğrafın icadıyla izlenimciliği tetikleyen ve bütün bildiğimiz “izm”ler dönemi böylece başlamış oldu. Bu tavrın önde gelen isimlerinden Marcel Duchamp “eğer sanatçının işini artık bir makine yapabiliyorsa, sanatçılar o zaman bu tavrı terk etmelidirler diyip galerinin ortasına “pisuar” koymaya kadar işi götürüyordu. Böylece, herkesin ortak düşüncesi olan “sanatçı yetenekli olmalıdır”  sözü de anlamını yitirdi. Teknoloji ürünlerinin insan yapımı ürünlerden daha işlevsel oluşu, insanların da ona karşı (içten içe) bir eziklik duymasını getirmişti. İnsan, bir makinenin üretimi kadar kusursuz iş yapamıyorsa, o halde kendi kusurlarını sevmeli ve onu savunmalıydı. Bu noktada Manet'in gerek sanatındaki biçimsel savrukluğu (gelişigüzel fırça darbeleri) gerekse toplumsal ahlaka alaycı yaklaşımı, bu durumun belirtileri olarak görülebilir. Belki Duchamp'ın en itici obje olarak pisuarı seçmesinin de önemli nedenlerinden biriydi bu.     

 

Üstüne üstlük bir de dünya savaşlarının patlak vermesi ve yıkıcı atmosferi sanatçıları iyiden iyiye hayatın saçmalığını, anlamsızlığını, gülünçlüğünü, tutarsızlığını haykırmaya yöneltti. Dadaistler garip ve acayip makineler resmederek mevcut makinelerden intikam almaya çalışıyorlardı. Pop-art sanatçıları ise günlük hayatı kimi zaman popülürize edip kimi zamanda folklorize ediyorlardı. Sürrealistlerin doktrini ise yaşamakta olduğumuz dünyanın ötesinde çok daha gerçek bir dünyanın var olduğuydu. Fütüristler daha da ileri giderek geleneksel alışagelmiş formalara, kuruluşlara şiddetle karşı çıkacaklar, hatta savaş fikrini bile destekleyeceklerdi.   

 

İşte tam bu noktada modern sanat belki de tarihinin en renkli delilerinin gömlek değiştirdiği bir platforma dönüştü. Dali, Picasso, Magritte, Chagall, Mondrian, Kandinsky, Warhol, Beuys, Carl Andre gibi isimler hem yaşam tarzlarıyla hem de yapıtlarıyla sürekli gündemdeki isimler haline geliyorlardı.   

 

20.Yüzyıla kadar sanatın içindeki tüm bu biçimsel öğelerin birbiriyle ilişkisi ve kavramların içten içe çatırdaması sanat yapıtındaki atmosfer kaybını da beraberinde getirdi. Çünkü teknolojiyle beraber sanat yapıtının seri üretimi de söz konusu olmaya başlamıştı. Bu yolla, sanat yapıtı artık yalnızca olduğu yerde değil, her yerde görülebilir bir hale gelmeye başladı.

 

Müzedeki bir yapıtın kitaplarda, t-shirtlerde, reprodüksiyonlarda ve takvim yapraklarında görülebilir olması o yapıtın artık "biricik" olmasından uzaklaşmasına ve mesajının değişmesine de neden oluyordu. (Eskiden kendi mekanında "tek" olan bir yapıt, kendine bir atmosfer-aura yaratır ve o atmosferde yapıtın anlamını etkilerdi) Oysa mekan değiştikçe anlamda değişeceğinden, o eser artık her görüldüğü yerde farklı bir anlamla değerlendirilecekti. Artık bir La Jokond'un (Mona Lisa) müzedeki anlamıyla manav dükkanındaki anlamı bir değildi. Sanat yapıtı artık ilk mekanıyla olan anlam alışverişini terk ediyor, her girdiği mekanda anlam değiştirmeye başlıyordu.  

 

Modern Sanat alışagelmiş geleneksel kalıpları kırıp kompozisyonu ret edip, biçimi içerikten koparıyordu. 80’lerin sonuna doğru gelinirken sanatın yeni bir flörtü ortaya çıkmaya başlamıştı: Postmodernite. Postmodernistler Modernitenin ortaya koymaya çalıştığı yapıtın içindeki anlamsal birliği ret edip, sanat yapıtının bir bütün olarak hiçbir anlam taşımadığını iddia ediyorlardı. Modernizmin “yenilikçi” tavrı ile insanlığın ilerleyeceği tezi yerine postmodernistler insanlığın ilerlemesinin dönem dönem olmayacağı, tarihe düz ve gelişen bir çizgide bakılamayacağı ancak homojen olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorlardı.

  

Günümüze gelindiğinde ise yüz yıl önce sanat dünyasının bu yaramaz çocuklarına klasik fotoğraf ile açılmış olan bu uçsuz bucaksız yaratıcılık dünyası, bugün biz dijital fotoğrafçıların önüne yeniden açılıyor.

 

Fotoğrafın icadı ile izlenimciliği izleyen bu 140 yıllık serüven bugün dijital fotoğrafın resim ile evliliğine tanık oluyor. Işık ile çizmenin(Photography),boya ile birleşiminden ortaya çıkan yeni bir oluşum bu: Işık ile resim yapmak. Belki de “her şey yapıldı” dendiği bir dönemde, sanatın tıkanmış olan bu solunum sistemi ve can damarlarını tekrar açıp, sanat çevresini ve geniş halk kitlelerini içine alacağı bir döneme giriyoruz.

 

Sanatın yeniden doğuşu…

 

 

Ali ALIŞIR

 

www.alialisir.com

alialisir@hotmail.com

ali@alialisir.com  
 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Ali Alışır : Düşlerin Konukları : Rüyasal Kurgular
Ali Alışır : İmkansızı Kurgulamak


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
sevgili ali,
fotoğrafların kadar düşündürücü yazıların nefes almama yardım ediyor. hani bir fotoğrafının altında tom robbins'ten yaptığın alıntıdaki dürüst nefesin benzeri, o nefesi almayı unutuyorum çoğu zaman, adı kirlilik olan bir karmaşanın içinde yaşarken.
kendi halinde bir fotoğraf izleyicisi olarak, sanat ve fotoğrafın tanımlarını yapmak ne haddime, ben sadece baktığım şeyden aldığım hazzın yaşamla özdeşleşen/kesişen yanının peşindeyim. oscar wilde'in dorain gray'in portresi'nde hamlet'ten yaptığı alıntıdaki gibi:
"Bir hüznün resmi gibi,
Kalbi olmayan bir yüz. "
bir resim, ya da bir fotoğraf, ya da iki dize. bir insanın kocaman dediğimiz yaşamını özetleyebiliyor.
dolayısıyla, ister öldür, ister yeniden doğur, sanat/fotoğraf baktığımda yüzleşebildiğim ölçüde var ya da yok.
yine wilde'ın dediği gibi:
"Sanatın aynasında yansıyan, aslında yaşam değil seyircidir. "
işte bu yüzden, seyirci olmak, bence edilgen değil, yaratıcılığa soyunan sanatçı kadar etken. işte bu yüzden seyircin olmak harcanan çabalar...

sevgilerimle...
şule tüzül eklemiş - adds | 31 Temmuz 2008 Saat - Time 22:50
"işte bu yüzden seyircin olmak için harcanan çabalar..." demek istemiştim:)
şule tüzül eklemiş - adds | 01 Ağustos 2008 Saat - Time 11:25
Sevgili Şulecim çok teşekkür ederim bukadar güzel sözlerin ve düşüncelerin için.
Benim içinde senin yorumlarını ve düşüncelerini okumak gerçekten çok büyük ve mutluluk.Çünkü ancak o yorumlarla insan birazda yolunu bulabiliyor.
Bu arada bu Tom Robbins'in o bahsettiğimiz güzel sözünü de buraya yazıyorum belki birileri için bir anlam ifade edebilir.Kendine çok iyi bak:)



"Bir insan diğerinden nasıl daha gerçek olabilir? Eh, kimileri gerçekten saklanır, kimileri de arar. Belki saklananlar; karşılaşmalardan kaçarak, süprizlerden sakınarak, mal varlıklarını koruyarak, fantezilerini dikkate almayarak, duygularını kısıtlayarak, yaşantının göbek dansı eşliğindeki pan flütünden uzak durarak saklananlar, ayakkabılarını çamurlamaktan yada burunlarını ıslatmaktan korkanlar,meksika suyu içmekten
korkanlar, kazanmak için düşük olasılıklı bahse girmekten korkanlar, otostop yapmaktan, trafik kurallarını çiğneyerek yürümekten, izbe meyhaneleri dolaşmaktan, düşünüp taşınmaktan, manen yükselmekten, salınmaktan, aheste yürümekten, yumruk atmaktan ve ay’a havlamaktan korkanlar, belki de böyle insanlar cidden sahtedir. Aksini iddia eden düzmece bir hümanist belki.
Aramak, akılsız, nevrotik, deliye dönmüş bir halde yada korkakça yapıldığında bir saklanma biçimi olabilir. Ama öğrenmeyi isteyen, aramaktan korkmayan ve aradığını buldumu kıçını dönüp gitmeyen insanlar vardır.Bu insanlar aradıklarını asla bulamasalar bile yine de iyi vakit geçirirler; çünkü hiçbirşey, korkunç gerçeğin ne kendisi ne de yokluğu, yeryüzünün tatlı havasından çekilen tek bir dürüst nefesi onları elinden alamaz."


Tom Robbins

Ali Alışır eklemiş - adds | 02 Ağustos 2008 Saat - Time 23:17
Ali bey harika bir yazı olmuş kutlarım sizi.Sanatın yeniden doğuşu yazınızı genç bir fotoğrafçı olarak manifesto niteleğinde olduğunu düşünüyorum.Resim geçmişinizin fotoğrafla bütünleşmesi inanılmaz etkili olmuş hem çalışmlarınızda hemde fikirlerinizde tebrik ederim sizi,

Sevgi dolu saygılar.
Hakan Ümit Güçlü eklemiş - adds | 03 Ağustos 2008 Saat - Time 15:16
Çok teşekkürler Hakan güzel sözlerin ve ilgin için,beğenmene gerçekten sevindim
Ali Alışır eklemiş - adds | 05 Ağustos 2008 Saat - Time 02:46
Müthiş bir yazı olmuş Ali bey tebrikler...Sanat tarihinden geleceğe bir zaman makinası yapmışsınız resmen olağanüstü !
okan eklemiş - adds | 22 Ağustos 2008 Saat - Time 01:58
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim e-Panel "Fotoğraf Eleştirmenliği"


 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

 DEVAM EDEN ONAYLI YARIŞMALAR 

 

 


M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.