e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
“Alio, gökyüzünü işaret etti minik elleriyle ve sordu: Amerika’da da ay var mı?’’
Röportaj ve röportaj fotoğrafları : Pınar DAĞ
Bir taraftan birçok insanın kendisiyle sohbet etmek istediği bir kokteyl, diğer taraftan da benim ısrarcı bakışlarım arasında kaybolmuş ama bunu gazeteci olduğu için anlayan biri. Yoğun bir köşe kapmaca sonrası röportajımıza başlıyoruz Ami ile… Ami diyorum çünkü bana ismimle hitap et dedi samimi bir sesle…
Ami Vitale gözlerinde sempatik bir ruhu sınırsızca taşıyan yürekli, sempatik bir insan… Yoksa odaya zorla kapattığım için, sohbeti kısa kesebilirdi J

PD: Türkiye’ye ilk 2004 yılında, 2003 En İyi Basın Fotoğrafçısı Ödülü’nü alan ‘Keşmir: Sorunlu Cennet’ isimli ödüllü fotoğraf sergisi için gelmiştiniz. Şimdi ise Alexia Vakfı ile belgesel fotoğraf semineri Ekim ayı “Full of Grace ve “Reaching Beyond Borders” fotoğraf atölyesi ile BUFSAD’ın konuğu oldunuz Nasıl buldunuz bıraktığınız gibi mi her şey?
Ami Vitale: Evet, yıllar önce gelmiştim. Ve şimdi tekrar gelmem bazı kıyaslamalar yapmamı sağladı diyebilirim. O dönemde bir hareketlilik vardı Türk fotoğrafçılarında ancak şimdi birçok şeyin daha büyük bir hızla yol aldığını görüyorum. Örneğin, yıllar önce geldiğimde tanıştığım birçok öğrenci şimdi alanında ismini duyurmuş iyi bir fotoğrafçı. Ülkenizde tutkulu ve paylaşıma açık fotoğrafçı çok fazla. Bu harika birşey!
PD: “Full of Grace” ve “Reaching Beyond Borders” projenizden bahseder misiniz?
Ami Vitale: “Full of Grace” dünyanın çeşitli yerlerinden çektiğim fotoğraflardan oluşuyor. Reaching Boyond Borders yani sınırların ötesine ulaşmak atölyesi ise, belgesel fotoğrafçılık ile ilgili. Yani ben bununla, insanlar arasında var olan ancak fark edilmeyen sınırları aşarak, daha samimi, daha derin, daha tutkulu, daha dürüst fotoğrafları ortaya çıkarmayı hedefledim.
PD: Biliyorsunuz fotoğrafçılık bazen bir birikim süreci olarak karşımıza çıkıyor bazen ise özel yetenek gibi kendiliğinden. Siz nerede ve ne zaman başladınız bu yolculuğa? Fotoğrafçılıkla ilgili özel bir eğitim aldınız mı?
Ami Vitale: Pinarrr (Zorla da olsa söylemek istiyor adımı) Özel bir eğitim almadım ancak okul dönemlerimde bir iki sınıfa katılmıştım. Ancak bana öncü olan kişi profesör Rich Beckmandır. Bunu her yerde belirtirim. O bunun üzerinde durmasaydı şu an her şey farklı olabilirdi. Okul sonrası Associated Press (AP)’de 4 yıl süren fotoğraf editörlüğüne başladım. Ardından Çek Cumhuriyeti’ne gittim ve orada küçük bir gazetede fotoğrafçı olarak başladım. Daha sonra oradan ayrıldım ve Kosova çatışmasının ortasında buldum kendimi. Aslında hayatımın arka bahçesi denebilecek, kalbime işleyen bir süreçti.
PD: Neden fotomuhabirlik?
Ami Vitale: 2000 yılında nadir imkanlardan birini yakalamış, Afrika’da Guinea Bissau şehrinde uzak bir kasabaya gitmiştim. Dünyanın döndüğü bir yer olan Amerika’da fotoğraf editörlüğü yapmakla, orada o köyde olmak, hayatıma, fotoğraf serüvenime başka tecrübeler kattı.
“İnsanların sürekli acıyarak ya da üzülerek baktığı Afrika toplumunun, aslında kendi içinde muazzam bir mutluluğu keşfetmiş olduğunu öğrendim.”
PD: Nasıl bir tecrübe ?..
Ami Vitale: Bazı insanlar hep varlık içinde olmanın onları mutlu ettiğini hisseder. Bu tabii ki meteryalist olmayı da beraberinde getirir. İnsanların sürekli acıyarak ya da üzülerek baktığı Afrika toplumunun aslında kendi içinde muazzam bir mutluluğu keşf etmiş oluğunu öğrendim. Hatta orada olduğum süre boyunca kendimi hiç bu kadar özgür hissetmedim. Her şey doğal ve gerçek. Sizin içinde olduğunuz dünyayı bilmeden yaklaşıyorlar. Kendilerinden biri gibi. Sizi yabancı gibi görmüyor, sarmalıyorlar.
PD: Sizi etkileyen bir anınız var mı o döneme dair?
Ami Vitale: Çok anım var. Hele bir tanesi var ki seni de etkileyecek biliyorum (Öylesine emin ki bundan nitekim haklı) O küçük kasabada kaldığım sürece kadınlara yardımcı oldum, onların barakalarını yapmaları için çamur taşıdım ve suyun, yiyeceğin kilometrelerce uzakta olduğu Fulani adlı kasabaya gidip, su, odun, yiyecek getirdim. Hep çocuklar ve anneleri ile birlikte gittik. Özellikle bana yakınlaşmaya çalışan bir ufaklık vardı “Alio” adında. Kaynaşmamız iki günü buldu. 2. günün ardında bir akşam yanıma geldi Alio: “Minik elleriyle gökyüzünü gösterip, sizin orada da ay var mı dedi…”
Bu belki de yeryüzünde yaşanabilecek en güzel anıydı benim için.
PD: Gerçekten çok masum bir soru. Ben de sorardım sanırım J
Ami Vitale: Gülüyor… Hatta iltifat ediyor Ami: Türk insanın sıcaklığını seviyorum diyor… Üstüme alınıyorum, kahkaha kopuyor J
PD: “Hayatın gereksiz şeyler için heba edilmemesi gerektiğini, mutluluğun ay’ı izlemek olduğunu” anlıyor mu insan gerçekten bu tecrübeden sonra?..
Ami Vitale: Evet Pinarrr evet. Yani yaşamak için inanılmaz bir savaş verildiği gerçek ama benim gibi New York’da göktelenlerin arasında Fotoğraf Editörlüğü yapıp, bir sürü insanın günlük gereksiz hezeyanlarını, kuruntularını, problemlerini ve güzel olma ya da daha iyi olma kaygılarını yaşamış biri olarak, bu küçük kasaba da “mutlu olmanın” en yalın halinin nasıl olduğunu öğreniyorsun. Bana çok şey öğretti. 
İşte o dönem karar verdim, bağımsız bir gazeteci olmaya ve zamanımı bu gerçek hikayelere ayırmak için çalışmaya. Bence önemli olan, bilinmeyenin ve giderek silikleştirilen hayatların sesini duyurabilmek. Bu nedenle bildik haberler yapmak yerine, onların seslerini, derinlerinde uyuyan hayallerini ve sevinçlerini yakalamak gerekliydi ve hala öyle.
PD: Ama sizin fotoğraflarınız da dahil Afrika’nın dramatik yönünü görüyoruz…
Ami Vitale: Aslında bu gerçek. Bugüne kadar çekilenler hep acıyı, gözyaşını ve çaresizliği anlatıyor. Tabii ki yaşamanız gerekiyor hikayelerini hissedebilmek ve anlayabilmek için.
Ben dramatik fotoğrafları yakalamak adına değil ancak bazı anları yakaladığımda hakim olan masum ruh ve bakış doluşuyor kadrajlara. Benim gerçekten istediğim gerçek olanlar yansıtmak. Ve kim olduğumuzu birlikte keşfetmeyi sağlamak. Bu nedenle onlara yardımcı olmak ve yıllardır anlatılan yüzlerin sadece mutsuzluğu değil, mutlu olmayı da bildiğini anlatmak istedim.
PD: Paylaşmak istediklerin ve yapmak istediklerin heyecan verici. Dünya şanslı demeliyim. Şimdi biraz fotoğraf makinelerine dönelim… Ne kullanıyorsun?
Ami Vitale: Teşekkür ederim çok incesin. Dünya şanslı mı bilmiyorum ama ben elimden geleni yapmaya hep istekli oldum. Fotoğraf makinelerime gelince: çantamda A Nikon D3, Nikkor 17-35mm 80-200mm, Nikon D2xs, Sb800 flash(3). Diana kamera ve 75mm lens Bronica medium kamera bulabilirsiniz.
PD: Fotoğraf bana görebildiklerimi yakalayabilme şansımın olduğunu öğretiyor her defasında. Bu her göz için değişiyor tabii ki. Sana fotoğraf ne diyor? Neyi öğretiyor ve sen neyi öğretiyorsun yakaladıklarınla?
Ami Vitale: Güzel bir soru! Fotoğraf bana, diğerlerinden öğrendiğimi paylaşmayı öğretiyor. Tabii ki fotoğraf öğretmek de aynı duyguyu veriyor. Şunu fark ettim: Öğretmek için yola çıktığımda kendim de her defasında yeni şeyler öğreniyorum. Bu sonsuz bir süreç.
PD: Dünyada tanınıyorsun. İnsanlar gerçekten seni özenle takip ediyor. Seni izleyen fotoğrafçılara bir tavsiyen var mı?
Ami Vitale: Aslında çok fazla şey var. Fark etmiş olmalısınız fotoğrafçılık sektörü giderek değişiyor ve birçok genç fotoğrafçı çekimlerini arka plana atarak, piyasa tarafından belki birgün fark edilirim düşüncesi içersinde. Önemli olan, bizim ne yapmak isteğimiz. Fotoğraf kulüpleri ya da bu tarz kurumlar, kendileri için önemli olanı çalışmaları öne sürecektir ki, bu da bir fotoğrafçı için ölmekten farksız bir durum. Gençlere ve herkese söyleyebileceğim, bağımsız hareket ederek fotoğraflarını yaşatmaları ve tanıtmalarıdır.
PD: Ben de gazeteciyim ancak hep fotomuhabirlik yapmayı istedim. Ne önerirsin, başlamak isteyen ya da başlamış olan genç fotomuhabirlere?
Ami Vitale: Bu tamamen fotomuhabirlik denince ne anladığınızla ilgili gelişiyor. Ben hep şunu öneriyorum, daha önce de bir röportajımda aktarmıştım. Önce bir proje üretmeli, üzerinde yıllarca titizlikle ve yılmadan çalışmalı. Ve hazır olduğuna emin olduğunda bunu paylaşmalı. Ve ondan itibaren geri dönenlerdir yapmak istenenle – başarılanı anlatan! Savaş bölgesine giderek, oradaki ortamı çekip ünlü olacağını düşünenlere bunun kocaman bir hata ve yanlış olduğunu belirtmeliyim. Bu tamamen ego üzerine kurulu bir istek oluyor. Hayatınızı tehlikeye koymadan ve başkalarının da hayatlarını tehlikeye atmadan kendi evinizde, arka bahçenizde işi öğrenmeye bakın ve daha sonra uzaklara gitmeyi hedefleyin!
PD: Sevgili Ami, seni zorla bu odaya kapattığım için üzgünüm. Ancak Fotoritim ekibine röportaj verdiğin için binlerce teşekkürler. Türkiye’ye tekrar hoş geldin.
Ami Vitale: Ben teşekkür ederim. Keyifti benim için…
Fotoritim: Bu röportajın gerçekleştirilmesindeki yardımları için Fototrek Fotoğraf Merkezi’ne teşekkür ederiz.

Alio pointed to the sky and innocently asked me if we had a moon in America?
Interviewer and photographer: Pınar Dağ
On the one hand a cocktail where everyone wants to talk to her, on the other hand a person who is lost in my insistent looks but she can understand because she is a journalist as well. After a long pursuit we start our interview with Ami…I say Ami becau she told met do so with a sincere voice… .Ami has a very sympathic soul, otherwise she could have cut the interview short just because I closed her in a roomby force.
PD: In 2004 you came to Turkey for the first time for the exhibition called ‘keshmir: problematic paradse’ which was awarded as the best PRESS PHOTOGRAPHY in 2003. and now you are the guest of Alexia Foundation’s ‘Full of Grace’ and ‘Reaching Beyond Borders’ photography workshop and BUFSAD. How did you find here? Is ithe same as you left?
Ami Vitale: Yes, I came years ago and I can say that this gave me an opportunity to compare and contrast. At that time there was a great vivacity among Turkish photographers and now I can see that things are changing even fast. For example many of the studets which I met years ago now became well-known photographers. There are many enthusiastic and passionate photographers. This is a great thing!
PD: Could you please tell us about the ‘Full of Grace’ and ‘Reaching Beyond Borders’ projects?
Ami Vitale: ‘Full of Grace’ consits of the photographs which I have taken all over the world. And ‘Reaching Beyond Borders’ is about documentary photography. I wanted to find out sincere, profound and passionate photographs by overcoming the borders which exist between people without noticing.
PD: Sometimes photography seems to be the result of accumulation process and sometimes it is a special talent. How did you start this journey? Did you get any special education?
Ami Vitale: Pinar, I did not have any special education but I had some classes at the school. Prof. Rich Beckman is the one who led me. I say that everywhere. If he was not insistent everything would be different. After the collage I became the photography editor in Associated Press which lasted for 4 years. And then I went to czech Republic and I worked became a photographer in a small newspaper. And then I left there and found myself at the heart of Kosova conflict. It was a very hard process.
PD: Why photojournalism?
Ami Vitale: In 2000 I had a rare opportunity to travel a small and far away town in Guinea Bassu in Africa To be a photography editor in a country like the US and tol ive in a small African village added new experiences to my life and to mey photography journey.
‘I found out that Africans who were looked by pity and sadness, actually have explored a great happines among themselves’
What kind of experience?
Ami Vitale: Some people think that being of fluent makes them happy. Of course this brings materialim. I found out that Africans who were looked by pity and sadness, actually have explored a great happines among themselves. I felt very free there as much as I have never felt before. Everything is natural and real. They approach you without knowing your inside world. As if you were one of them. They do not see you as a stranger, they wrap you up.
PD: Do you have any memory which affected you at that period?
Ami Vitale: I have many memories. An here is one which will affect you for sureJ in that town I helped the women. I cried mud for their hut and I went to bring wood, food and water to Fulanii which is kilometres away. We went altogether with mothers and children. There was a boy called Alio who was trying to be close to me. We became close friends in two days. At the end of the second day, he came near to me at night and pointed the sky with his small hands and asked: ‘ Is there sky in America as well?’ maybe this was the best memory on the earth form me…
PD: Very innocent question really. I would ask the sameJ
Ami Vitale: (Ami is smiling even complimenting. I love the warmness of Turkish people. I took it personaly and we burst into laughter.)
PD: After this experience do people really understand that the life should not be wasted for unworthy things and the real happiness is to follow the moon?
Ami Vitale: Yes Pinar yesss, it is true that there is a life struggle but for a person who is a photography editor in the skyscrapers in New York, who experienced many delirium, illusions, beauty worries like me this small town is the place where you learn how to be happy in a very simple way. I learned many things. At that period I decided to be an independent journalist and spend my time on these kind of real stories. I think the important thing is to give voice to unknown and insignificant lives. So it was necessary to capture their happiness, their dreams which are deep inside of them and their voice instead of making ordinary news, and stil is
PD: But we see the dark side of Africa in photographs including yours…
Ami Vitael: Actually this is reality. All the photos which were takn till today shows us pain, tears and helplessness. We have to have experiences in order to understand them and their stories. Sometimes innocent faces and looks comes to my camera to reflect reality, and explore our identity together, so fort his reason I wanted to help them and show that the pictures knows both sadness and happines
PD: The thing that you want to share and you want to do is quite exciting. WORLD IS VER LUCKY! LET’S talk about cameras. What are you using?
Ami Vitale: Thanks you are very kind. I do not know whether world is lucky or not but I was always enthusiastic. About cameras. You can find a A Nikon D3, Nikkor 17-35mm 80-200mm, Nikon D2xs, Sb800 flash(3). Diana camera ve 75mm lens Bronica medium in my bag.
PD: Photography teaches met hat I have a chance to catch what I see. I caheges from eye to eye of course. What does photography tells to you. What does it teach and what are you teaching by your captures?
Ami Vitale: Good question! Photography teaches me to share what I learned from the others. It gives the same feeling with teaching. I noticethat when I started to teach, i learn different things every time. It is a never-ending process.
PD: You are famous around the world. People are following you carefully. Do you have any suggestion to your followers?
Ami Vitale: Actually there are many things. As you notice photography sector is changing and developing everyday, and most of the young artists are leaving their shots and hoping to be discovered one day. The important thing is what we want to do. Photography clubs and this kind of groups always support what is important for them and this not different from dying for a photographer. My suggestion to youth and everyone is to work independently and try to recognize and animate their photograps.
PD: I am also journalist but i always wanted to be a photographer. What do you suggest to beginner or willing to start photojournalists.
Ami Vitale: It changes according to what you understand from photojournalism. I always suggest that, ı suggested in my previous inteviews firstly you should have a Project and you should work on it carefully for years. And when you feel ready you should share it. And the people who returns and who succeeds are defined at the point. I should say to the ones who think that they can be famous journalist by just going to conflict area, it is a huge mistake. This is a very egoistic desire. At your home at your backyard, Without dangering your and other people’s lives, you try to learn the job and then you want to go far away!
1971 Amerika doğumlu. Son yıllarda serbest fotoğrafçı olarak çalışan Hint asıllı Ami Vitale’nin Orta Asya, Hindistan, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da gerçekleştirdiği fotoğraf çalışmaları ve makaleleri Time, Newsweek, US News, World Report, Business Week, The Guardian, The Telegraph Sunday Magazine, The New York Times, The Los Angeles Times, USA Today, Financial Times ve MSNBC gibi basın organlarında yayınlanıyor. NPPA tarafından (Ulusal Basın Fotoğrafçıları Birliği / National Press Photographers Association) En İyi Basın Fotoğrafçısı 2003: ‘Yılın Basın Fotoğrafçısı Ödülü’ verildi. ‘Kashmir: A Troubled Paradise’ (Keşmir: Sorunlu Cennet) isimli çalışması ile dünyanın en saygın fotoğraf festivallerinden biri olan Visa pour l’Image’da (Perpignan, Fransa) ‘Yılın Kadın Basın Fotoğrafçısı Ödülü’nü kazandı. Bunun yanı sıra World Press Photo ‘Genel Haberler’de üçüncülük ödülü, 2002 yılında Magnum ‘Inge Morath Onur Ödülü’ gibi pek çok önemli ödülün de sahibi. North Carolina Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar mezunu olan Ami Vitale, 1994 - 97 yılları arasında Associated Press’in New York ve Washington bürolarında fotoğraf editörü olarak çalıştı. Bugün serbest basın fotoğrafçılığı yapan Ami Vitale dünyanın en sıcak noktalarında çalışmalarını sürdürüyor.
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.