Annemin ağzından çıkan en sevdiğim cümleydi: “ Haydi pazara gidiyoruz” Bursa’nın merkezine kısacık bir yolculuktan sonra Bursalıların “köylü pazarı” dedikleri ve küçük bir kız çocuğu için gerçek bir cennet olan pazarın girişine gelirdik. Rengarenk bir labirentin giriş kapısı.. Burası daracık yollarla örülü bir alandı ve bizi sapsarı limonlar karşılardı. Annem hiç vakit kaybetmeden sebze meyve dersine başlardı. Limonun açık sarı renklisi ve ince kabuklusu, pırasanın beyaz kısmı çok olanı, ıspanağın su görmemişi. Marulu öğrenmeme gerek yok, marulcu zaten annemin ilkokuldan sınıf arkadaşı. Her zaman iyisini verir.
Böylelikle pazarın derinliklerine doğru ilerleyip önümüzde birkaç yol seçeneği olan ilk dönemece geldiğimizde annemle aramızda hiç konuşulmamış anlaşma devreye girer, ben köşedeki kahvenin camından içeriyi seyretmeye dalar, annem ise alışverişi tamamlamak için labirentteki yoluna devam ederdi.
Ortaya kurulmuş sobanın sıcağı, semaverden ve içilen sigaralardan yükselen duman, kararmış çayın demi, ama hepsinden önemlisi bir sırrı bilen ve bildiğini en basit şekliyle umarsızca birbirlerine anlatan, yani atışan âşıkların nefesinin hep birlikte yarattığı buğu, camın ardının görünmesini engeller ama bir el camda küçücük bir alan yaratmış olurdu genelde.
Ben burnumu bu küçücük doğal pencereye dayayarak içeriyi seyretmeye dalardım. Korku içinde bakardım ama çocuk olmanın merakı korkunun önüne geçer hep. Korkardım, çünkü yaşlı, bıyıklı, kocaman adamlar olurdu içeride, ciddiyetle vururlardı sazlarının teline. Sanki beni görürlerse içerideki büyü bir anda dağılacaktı, onları rahatsız edecektim. Hatta orada olmamam gerekirdi, beni görürlerse ya kovalarlar, bir daha onlara bakamam ya da içeri çekerler, bir daha dışarı çıkamam gibi gelirdi. Bu yüzden korkardım işte ama yine de seyre devam ederdim. Şimdi öğrenilmiş fotoğrafçılığım biliyor ki aslında çocuk aklım onların fotoğrafını çekmiş hep.
Kocaman bir kadın olup başka bir şehre taşınana kadar o pazara hep gittim. O pazar bana hep huzur verdi. Kritik sınavlarımdan, zorlu dönemeçlerimden hemen önce anneme sordum: “Pazardan bir ihtiyacımız var mı?” O da bildi hep huzura, sakinliğe, kendi kendime kalıp şöyle bir düşünmeye ihtiyacım olduğunu. Alışveriş bahane, ben görünmemeye çalışarak hep âşıkları izledim orada, onları dinleyip huzuru buldum. “İnsanın anayurdu çocukluğudur” demiş Aragon. Belki de insan ancak anayurdunda buluyor huzuru. Ama hiçbir zaman içeri girmedim, benim yerim kapının önü ve bana gereken kapının önünde geçirdiğim on dakikadır yalnızca.
Ben de büyüyüp birinin annesi, birinin karısı olduğumda ve kendi evimin Pazar alışverişinden kendim sorumlu olduğumda bir gün yolum Bursa’ya düştü. Onlara da göstermek istedim çocukluğumun renkli labirentini ve âşıklar kahvesini. Ama ne pazarın renkleri kalmıştı, ne de âşıklar kahvesinin sırrı. Hele kahvenin içinde oturup sevgilileri ile çay içen genç kızları, masaların üstünde müşteri memnuniyetini hedefleyen süslü masa örtülerini ve plastik kül tablalarını görünce anladım. Artık büyümüş, âşıkların sırrı turistik imgelerin içinde yiterken ben de çocuk olmanın sırrını kaybetmiştim.
Bir daha o pazara gitmedim. Ve yıllar sonra ilk kez Hikmet’in fotoğrafları ile içeri girdim. Ancak bu şekilde içeriye girebilirdim. Belki de ancak bu fotoğraflara bakarak oranın gerçek olduğuna inanabilirdim.
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Anıl GÜRTEN ÖZGÜÇ 
























Fotoğraflar : Hikmet Şükrü ERTANGÜN
EİF En İyi Fotoğrafım
TFSF Onaylı Ulusal Yarışmalar
National Photo Contests Under TFSF Patronage
31 Temmuz 2008 ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"