e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
ARİF AVİZE İLE MAKRO FOTOĞRAF ÜZERİNE
Öncelikle fotoğraf ile tanışmanız ve fotoğrafa başlama öykünüzü öğrenmek istiyorum…
Fotoğrafa herkes gibi çocuk yaşlarda elimize oyuncak zannettiğimiz makinelerle başladık. Hayatı dondurmak onu vizörden seyretmek keyif veren bir şeydi. Zamanla fotoğraf makinesinin oyuncak değil de fotoğraf üreten aletler olduğunu anladık. Fotoğrafla tanışmam çocukluk ve erken gençlik yaşları diyebileceğim yıllarda merakla dikkatimizi çekmeyi başaran tam manuel Zenit makinelerle başladı elbette. Ancak tam anlamıyla fotoğrafı kavramam ve fotoğrafın bu aletlerle düşünce ve hayal gücüyle sentezlenip üretilmesi bilinci son 10 yıldır hakim bende. Rastgele bas çek yaparak karelediğim insan ve doğa fotoğrafları oldu hep. Doğaya olan hayranlığım doğa fotoğraflarında karar kılmama sebep oldu.

Çoğu zaman doğa yürüyüşleri olsun ya da günlük hayat içinde olsun, küçük şeyleri fark etmiyoruz bile... Doğaya makro (en yakından) bakmak duygusu siz de nasıl oluştu?
Aktif bir şekilde doğa sporlarıyla uğraşıyorum. Dağcılık en büyük tutkum. Bence bu doğa fotoğrafçılığı için inanılmaz bir şans ve kocaman bir artı. Doğa yürüyüşlerinde doğaya hem sporcu hem fotoğrafçı gözüyle bakıp iki aktiviteyi senkronize etmeye çalışıyorum. Makro benim için vazgeçilmez bir şey. Doğa yürüyüşlerinde ve tırmanışlarda durup dinlenmeye başladığınız zaman gördüklerinizin ötesinde doğanın kendi lisanıyla seslendirdiği senfoniyi duymaya başlar ve kendinizi ona kaptırırsınız. İşte makroya hayranlığım tam bu noktada başlıyor. Hayal gücünüz sizi doğanın ötesine götürür. Yorgunluk sonrası tattığınız inanılmaz dinlenme ve rahatlama duygusu doğaya ve doğayı oluşturan mikro hayatlara yönlendirir sizi. Oturup dinlenmeye çalıştığınız size inanılmaz bir huzur veren 2-3 metrelik yerde şöyle bir etrafınıza baktığınızda mikro hayatların kocaman seslerini ve dünyalarını görürsünüz. Doğayı oluşturan yegane kompozisyon unsurlarının bu canlılar olduğunu anlarsınız. Makronun aslında muntazam dilini ve size seslenişlerini hissedersiniz. İşte tam bu noktada ben bu sese kulak veriyorum sadece.

Makro fotoğrafın zorlukları nelerdir? Ve makro fotoğrafla ilgilenmek arzusunda olan fotoğrafçılara neler önerirsiniz?
Her branş gibi makronun da zorlukları var elbette. Beni en çok etkileyen teknik zorluklar. Makro, geniş açı fotoğraflardan çok fazla teknik itina, bilgi ve beceri istiyor. Donanımınız makro donanım değilse makro fotoğrafınız eksik kalacaktır. İnanılmaz bir sabır istiyor. Doğada fiziksel mücadeleyle önce uygun ortamı bulmak, sonra uygun kompozisyonu oluşturmak, zamanı değerlendirmek, sabretmek, canlılarla iletişim kurabilmek, onları fotoğraflarken onlara hedef olmamak vs. bayağı bir emek ve güç istiyor.

Makro fotoğrafçısı önce makro fotoğraf çekeceğine karar vermelidir. Ekipman ve donanım tercihini bu yönde yapmalı sadece makro üretmek için tasarlanmış donanımlar kullanmalıdır. Bunlar makro objektif, uzatma tüpü ya da close-up lensler olabilir. Benim tercihim makro objektif sonra uzatma tüpleri. Close-up lensleri tercih etmiyorum çünkü optik kaliteyi bozuyorlar. Geniş açı objektiflerle makro üretmeye çalışmak çok zorlama bir durum olur. Zaten sonuçta tatminkar olmayacaktır. Makro fotoğrafçılarına ben sabırlı olmalarını öneririm. Makro çekerken sanki yoga yapar gibi rahat ve sabırlı olmak gerekir. Sonucun mükemmel olacağına ve tüm emeklerinizin karşılığını eksiksiz alacağınıza inanmanız gerekir. Makro sadece küçük nesneleri kocaman gösteren ya da belgesel bir takım argümanlar içeren kareler değildir bence. Makro başlı başına fotoğrafçının düşüncesiyle sentezlenmeli, estetik olmalı, belgesel ve teknik içeriğinin yanı sıra kompozisyon zenginliği ihtiva etmeli ve güçlü bir anlatımı olmalıdır. Hatta makroyla sosyal mesajlar dahi verilebilmedir.

Makro sadece doğa anlamında bir fotoğraf türü değil malumunuz. Sizin de mevcut ekipmanlarınız ile farklı konularda makro çalışmalarınız oldu mu?
Evet, doğa dışında farklı cansız nesneler üzerinde çalışmadan ziyade denemelerim oldu. Bu denemelerim teknik anlamda makro konusunda çok şey öğretti şüphesiz. Ancak bu denemelerimi bir çalışma olarak sunmayı düşünmedim. Çünkü doğa ve doğanın gizemli canlılığı daha cezbedici geldi bana. Aslında doğada makro çekmek zor ve zahmetli bir iş. Zorluğun üstesinden gelmek belki işin esprisi.

Fotoğrafın yanı sıra şiir ile de ilgileniyorsunuz. Bu yönünüzden de bahsetmenizi rica edebilir miyim?
Şiir konusunda çok iddialı değilim ama naçizane ilgileniyorum. Duygularımı hislerimi yazıya dökmek ve onu paylaşmak mutlu ediyor beni. Bana göre şiir hüznün diğer adı ve hep hüzünlü psikolojilerimde yazmışımdır. Fotoğraf ta şiirin görsel hali gibi geliyor bana ve öyle algılıyorum. Fotoğraflara çoğu kez dizeler yazdığım olmuştur. Bu dizeler fotoğrafı çekerken oluşuyor genellikle. Dizelerle süslenmiş bir fotoğrafın edebi üslup taşımasından dolayı hem kitlesini genişlettiğini hem de daha güçlü bir anlatıma sahip olduğunu düşünüyorum.

Diğer bir konu isim konusu. Bazı fotoğrafçı arkadaşlarımın fotoğraflarına isim vermediklerini görüyorum. Bu kişisel bir tercih olabilir ama o kadar emek verilip özene bezene oluşturulan bir fotoğraf neden isimsiz olsun aklım almıyor. Fotoğraf her şeyi anlatabilir, bir çocuk ta çocuğa dair her şeyi anlatıyor ama önce ismini soruyoruz. Fotoğraf her şeyi anlatıyor diye ona isim vermemek biraz garibime gidiyor. Zaten esprisi olan bir karenin ister istemez ismi dilinizden dökülüveriyor ya da çekerken oluşuveriyor. Fotoğraflarımızla mesaj vermek istiyorsak bence isim koyma konusunda biraz düşünmeliyiz.

Sizce doğa fotoğrafçılığında bir fotoğrafçının uyması ve dikkat etmesi gereken etik kurallar nelerdir? Veya neler olmalıdır?
Adı üstünde zaten, her şey doğa ve doğal kelimesinde gizli. Eğer doğaya çıkmışsanız doğaya konuk olmuşsunuzdur. İnsan ev sahibini incitir mi? ev sahibi konuğunu incitir mi? Kaldı ki bizler onun bir parçasıyız. Ona muhtacız. Onun doğasına layık onu incitmeden ona konuk olmak düsturumuz olmalı. Fotoğrafçı doğaya sanatçı edasıyla yaklaşmalı. Onunla konuşmalı. Öldürmek, yok etmek, aslını değiştirmek bırakın bir doğa fotoğrafçısını hiçbir insanın hakkı olmayan barbarca bir eylem. Doğa bizden çok şey istemiyor. Onu kendi haline bırakmak en doğrusu. Kaliteli bir doğa fotoğrafçısı doğada sadece ayak izlerini bırakabilir. Ben yıllar öncesi gittiğim bir yere yıllar sonra gidişte aynı şeyleri Görünce mutlu oluyorum. Doğa en güzel fotoğrafımız olmalı.

Makro fotoğraflarda objelere makul seviyelerde yaklaşmak, ayrıntıları öne çıkarmak, kompoze etmek, keza en uygun anı sabırla beklemek, denemek, araştırmak vs. vs. pek çok konu var önemli olan... Bunların yanında benim gözlemlerimde bir makro fotoğrafın başarısı için yani anlattığı konuyu öne çıkarıp, vurgulaması için arka plan da çok önemli. Arka plan oluşturmakta ve öndeki konuya uyumlu hale getirmekte ne gibi tecrübe paylaşımlarınız olur bizlerle?
Aslında bir makro fotoğrafın başarısı arka planda gizli, arka planı oluşturmak ise tamamen teknik ve donanımsal bir konu, biraz da itina tabi. Örneğin makro objektifler bu konuda çok başarılı, ben pek nadir açık diyafram değerleri kullanıyorum. Eğer elimde uygun donanımım varsa ortam ışığı da yeterliyse diyafram değerim f9 ve yukarısı enstantane 1/125- 1/160 oluyor. Yani sabit bir enstantanede diyaframı mümkün olduğunca kısık tutmayı yeğlerim. Aslında burada bir dezavantajınız bir de avantajınız var. Dezavantajınız eğer arka plan kalabalık ise haliyle onlar da gözükecek alan derinliği yeterli olmayacak belki de kompozisyon kafa karıştırıcı olabilecektir. Asıl anlatılmak istenen obje arka planın gürültüsünde boğulacaktır. Bu noktada ya arka plan estetik ve ana objeyle senkronize bir oluşum içermeli ya da gereksiz kalabalıklar objeye uzak olmalıdır. Eğer lüzumsuz kalabalıktan kurtulamıyorsanız, tüm açılar buna müsaade etmiyorsa mecburen diyaframı daha da açık tutarak pozlamayı kısaltmanız gerekecektir. Bu durum arka planı soyutlayacak ancak net alanı daraltacaktır. Ben Objenin tamamının net olmasını tercih ederim. İşte kısık diyaframın avantajı da bu zaten. Diyafram objenin tamamını net alana dahil edebilecek seviyedeyse en temiz arka planı bulmak için değişik açı denemeleri yaparım. Arka plana müdahale şansım varsa ottan taştan temizleme gibi bunu uygularım.

Dijital fotoğraf teknolojisi makro fotoğraf üzerinde ne gibi olumlu/olumsuz etkiler yaptı? Ve yapıyor? Makro çekimleri daha da kolaylaştırıp, herkesin yapabileceği hale mi getirdi sizce?
Fotoğraf üretme olayı değişmedi bence. Fotoğraf çekmek ya da fotoğraf sanatını icra edecek fotoğraflar üretmek, bunlar farklı şeyler. Dijital inanılmaz kolaylıklar getirdi. Fotoğrafçılıkta adeta çığır açtı. Bu rahatlama gelişimi de beraberinde getirdi. Ama düşünce değişmedi. Düşünülmeden fotoğraf eksik kalıyor. Dijitalle herkes fotoğraf çekebiliyor, çekerken merak ediyor, araştırıyor, öğreniyor. Bu herkes diye tabir ettiğimiz insanlardan birçoğu ciddi anlamda fotoğraflar üretmeye başlıyor. Yani dijital bu platformun üye sayısını artırıyor, fotoğraf düşüncesini oluşturuyor beyinlerde. Ürün artıyor, çeşitlilik artıyor. Dolayısıyla sinerjik bir durum ortaya çıkıyor. Rekabet oluşuyor belki de digital bunca kalabalığın ve çeşitliliğin arasından kaliteyi tesis etmeye yardımcı olabiliyor. Dijital sadece makro fotoğrafçılığını değil tüm fotoğrafçılık dallarını kolaylaştırdı. Ancak bu kolaylık herkesin makro fotoğraf üreteceği anlamına gelmiyor. İstiyorum daha çok kişi üretsin ama bunlardan pek çoğu fotoğraf çekmekten öteye gidemiyor. İyi araba kullanmak için nasıl ki öncelik iyi şoför olmaktan geçiyorsa iyi fotoğraf üretmek için de iyi bir fotoğrafçı olmanız gerekiyor. Teknik ve düşünce yönünden donanımlı olmanız gerekiyor. Dijital teknolojinin makroya olumsuz etkileri olduğunu düşünmüyorum. Bilakis hata yapma olasılığını minimize ederek bizzat uygulamalı öğreticilik yaparak, en iyi sonucu elde etmemizde büyük katkılar sağladığını düşünüyorum.

Makro fotoğraf alanında çalışmalar yapan biri olarak bu alanda başarılı fotoğrafçıların karşısına ne gibi imkanlar çıkabilir? Oluşturacakları başarılı portfolyoları nasıl değerlendirebilirler?
Zor bir soru, açıkçası ben illa bir imkan çıksın diye makro fotoğrafçılığı yapmadım. Bu işi yaparken gerçekten zevk aldım. Kendim panik atak hastası olmam dolayısıyla olaya rehabilitasyon gözüyle baktım birazda. Bunda başarılı da oldum. Doğayı daha çok sevdim onu kazandım. İnsanlar dağlara define aramaya çıkarken ben makro fotoğraflar çekmek için çıktım. Hem hastalığı yendim hem de gerçek defineyi buldum.
İmkan çıkar mı? Mutlaka çıkar. Ama insan kendini buna endekslememeli. Siz başarılı olursanız ve kaliteyi tesis ederseniz, kalite prim yapmaya mahkumdur. Her şeyin bir alıcısı var şüphesiz. Makronun da bir alıcısı çıkar elbette.

Makro evrensel bir konu. Kuşlar her yerde aynı kuş, böcekler, çiçekler kısacası doğa tüm dünyanın ortak doğası. Etnik ve sosyolojik unsurlar içermiyor. Dolayısıyla kitlelere ulaşımı ve kendini anlatması daha kolay ve direkt olur diye düşünüyorum. Makro fotoğrafçılık birçok alanda değerlendirilebilir bence. Belgesel ve bilimsel çalışmalarda kullanılabilir. Kaldı ki bizim makrolar biraz farklı, sosyal mesajlar da veriyor. Neden imkan çıkmasın. Temennimdir.

Fotoritim’e söyleşiniz ve fotoğraflarınızla katıldığınız için çok teşekkür ederim...
Marifet iltifata tabidir derler. Fotoritim bu platformda fotoğraf sanatı adına salt bir yeri olan ciddi bir oluşum. Kaldı ki sizler fotoğraf sanatına iltifat etmekle en büyük marifeti gösteriyorsunuz. Bu marifetiniz iltifata şayandır. Teşekkür eder saygılarımı sunarım.
Röportaj: Levent YILDIZ
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.