Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > KASIM 2007 SAYISI > Aykan Özener : Arkeoloji Fotoğrafçılığının İlk Zamanları
Aykan Özener : Arkeoloji Fotoğrafçılığının İlk Zamanları

Diğer bilimsel gelişmelerde de olduğu gibi, fotoğrafçılık, birkaç büyük ülkedeki keşiflerin ve uzun zamandan beri bilinen, ancak daha önceden pratik kullanımı olmayan, fizik ve kimya prensiplerinin uygulanmasının birleşiminin bir sonucuydu.

 

Fotoğrafçılık tarihi, kendisine yakışacağı şekilde, ayrıntılı bir biçimde belgelenmiştir. Arkeoloji fotoğrafı ile ilgili ilk bilgiler ise, özellikle Fransa’da FEYLER tarafından verilmiştir. (Dorrell 1994: 1) Fotoğraf tarihini kısaca özetleyecek olursak; 1829 tarihinde Joseph Nicopherre NIEPZE doğadaki bir görüntüyü (evinin penceresinden arka bahçesinin görüntüsü) sekiz saatlik bir pozlama sonucu, litografi (taş baskı) tekniği sayesinde bir yüzeye aktarmayı başarır. Fotoğraf tarihinin bu tam anlamıyla ``ilk örneği`` birçok el değiştirmiştir. Niepce tarafından 1827’de Londra’daki Royal Society’nin üyesi Dr.Bauer’e teslim edilen eser, yüzyıl içinde iki kez açık arttırmayla satılır. 1898’de Londra’da sergilendikten sonra, elli yılı aşkın bir süre ortadan kaybolur. Görüntü bu dönemde Londra’da emanete verilmiş bir sandık içinde unutulmuştur. Ancak fotoğraf tarihçisi ve koleksiyoncu Helmut Gernsheim’ın araştırmaları sayesinde, sonunda unutulduğu yerden çıkarılır. Gernsheim, eseri 1964’te Texas Üniversitesine bağışlar. (Bajak, 2001: 17)

 


Niepce’nin bir yüzeye aktarmayı başardığı dünyanın ilk görüntüsü (Bajak 2004: 17) 
 

 

Ardından L. J. DAGUERRE, kendi buluşu olan karanlık kutu ile gümüş kaplı bakır levhalara görüntüyü kaydeder (Dölen 1999: 11). 1841‘de W. H. Fox TABLOT İngiltere’de “kalotip” işleminin patentini alır. Bu işlem; gümüş kloroid kaplı bir kâğıt yüzeyindeki negatif görüntünün, benzer bir kâğıt yüzey üzerine değmeli baskı yöntemiyle pozitif görüntüsünün alınması metodudur. 1851’de F. Scott ARCHER, “kolodyum işlemi” ile ilgili buluşunu anlatan bir yayın hazırlar. Bu buluş ile cam levhanın kullanımı, kâğıt veya metal zeminden daha kullanışlı hale gelir ve böylece etkili hızın ve negatiflerin tonlarının arttırılması imkânı doğar. Ancak levhalar derhal kaplanmalı ve kullanılmalıydı.

 

Sonuçta bromür-jelâtin emülsiyonların kullanıldığı sistemlerin ortaya çıkması ancak 1870’lerden sonraya kalır (Dorrell 1994: 1).

 

Tarihi eserlerin kaydedilmesi için fotoğrafın kullanılmaya başlanması aslında sürpriz sayılabilecek kadar erken olmuştur. İngiltere’de kendisi de antika meraklısı olan Fox TALBOT, birçok şey yanında, el yazması kitapların, oyma yöntemiyle yapılan resimlerin ve çeşitli büstlerin fotoğrafını çekti. O günlerde arkeoloji bilimi hala antikacılığın etkisi altındaydı. Binalara, sitelere, objelere ve bunların bu saydıklarımızla olan ilişkisine çok az ilgi duyuluyordu. Siteler ve özellikle de klasik siteler toplu ve kişisel koleksiyonların sergilendiği bir kaynak olarak algılanıyordu. Bunları tarif eden, çizen ve daha sonra fotoğraflayan seyyahlar, diplomatlar ve askerler; görülür, duran kalıntıların ötesinde çok az şeyle ilgilenirlerdi. Yüzyılın ikinci yarısında fotoğrafçılık, ören yerlerinin kazılmasında ve kaydedilmesinde, ki; daha ziyade bilimsel ve analitik yaklaşımdaki gelişmelerde, çok büyük bir rol oynadı. Fotoğrafın doğasında olan bir özelliği seçici olmamasıdır. Binayı kaydettiği gibi arka planı da görüntüler, nesnenin kendisini olduğu gibi, yerleştiği yeri de görüntüler. Buna benzer sebeplerle fotoğrafçılık çok gerçekçi, somut bir anlatım biçimi olarak anlaşıldı. Teknik ressamlar ve edebi ilimlerde araştırma yapan kimseler, Avrupa’da klasik geleneklerle eğitildiler ve klasik geleneklere aşina idiler. Akdeniz’in ötesine geçtiklerinde eserleri -özellikle heykelleri- hala klasik kurallara göre dikkate alma ve kaydetme eğilimindeydiler. İşte fotoğrafçılık bu kabul edilebilir eğilimi önleyecek çok şey yapmıştır.

 

1850’lerde arkeologlar, fotoğrafçılığı tüm sorunlarını çözecek bir gelişme olarak algılamaya başlarlar. 1852’de British Museum’un vekilleri, müzedeki çivi yazılı tabletlerin fotoğraflanmasının mümkün olmasına dair Fox Talbot’a, Brooke’ye (Royal Observatory’nin fotoğrafik departmanı’nın müdürü) ve Wheatstone’ye (fizikçi ve elektronik-telgrafın babası) danıştılar. 1853’de Roger Fenton, vekillerin davetiyle “kalotip” işlemi ile eserlerin fotoğraflanması için müzenin alt katında karanlık oda ve doğal ışık yaratan (sera) bir stüdyo inşaa etmenin maliyeti ile ilgili rapor sundu. Müzenin çalışmaları kazılardan gelen eserlerin artmasıyla hız kazanmıştı. (özellikle Sir Henry LAYARD’ın Nineveh’teki (Nimrut) kazılarından gelen tablet ve kitabelerle) Fotoğrafların ancak edebi ilimlerde araştırma yapan herkese dağıtılmasıyla bunlar üzerinde uygun bir çalışma yapabileceği düşünülmüştü. Bu düşünce sermaye yetersizliğinden dolayı hiçbir zaman tamamlanamadı. Bu yüzden Layard’ın Nineveh üzerine yazdığı kitabını sadece kazı alanını gösteren gravürler süslemiştir (Dorrell 1994: 2).

 

1854’te Antikacılar Cemiyeti, Dr. H. W. DIAMOND’u cemiyetin fotoğrafçısı olarak tayin ederler ancak cemiyet bu konuda sonraları çok isteksiz ve gevşek bir tavır takınır. Aynı cemiyet, İngiliz ordusundaki askeri araç ve silah daire sorumlusu generale ve daha sonra aynı yolla Kırım’a yazdığı bir yazıyla doğuda orduya eşlik eden fotoğrafçının, gözlemlediği herhangi bir antika eserin fotoğrafının çekilmesi ve kendilerine iletilmesi hususunu içeren bir mektup yazar. Lord RAGLAN Bulgaristan’da birçok kalıntının bulunması ve o zamanlar karargâhın orada bulunması nedeniyle şüpheye düşmesine rağmen bu isteğe olumlu yanıt verir. Fotoğrafçı daha önce British Museum’la çalışan Roger FENTON’dur. Fenton Kırım harbinde çektiği 350 den fazla savaş fotoğrafı nedeniyle tüm dünyada tanınacak olmasına rağmen, antika eserlerin olduğu fotoğraflar hiçbir zaman gerçek değerine kavuşamamıştır. (Dorrell 1994: 2)

 

Fenton’ın Kırım Savaşı sırasında kullandığı fotoğraf laboratuarı (Bajak 2004: 71).

 

Aynı dönemde İngiltere’nin aksine, Fransa’da yeni sanat dalına gösterilen ilgi daha fazla olmuştur. Eski eserlerin ve anıtların belgelenmesi için ayrılan fonun kullanımı organizasyonu İngiltere’nin aksine daha güçlüdür. Baron GROSS Kuzey Afrika’daki anıtların gümüş kaplı levha üzerine fotoğraflarını çeker ve 1850’lerdeki Paris’i gösteren fotoğraf arşivinin çekirdeğini oluşturan görüntüleri yaratır. 1851’ yılında Güzel Sanatlar İdaresi en mühim antik eserlerin görüntülerinden oluşan bir görüntü müzesi kurmaya karar verir ve fotoğrafçıları bunun için dışarıya gönderir. (Rosenblum 1984: 107) Fransa’da gerçek anlamda fotoğraflarla resimlenmiş ilk eser, Egypte, Nubie, Palestine et Syrie 1852’de çıktı. Maxime Du Champ’ın 1849-1850’de yanında Flaubert olduğu halde yaptığı bir yolculukta çektiği klişeler, Blanquart-Evrard matbaasında basıldı. Bu görüntüler “soluk ve tekdüze gri tonları” nedeniyle kimi zaman haksız yere eleştirilirler.(Bajak, 2004: 115).

 

Blanquart-Evrard matbaasında basılan ilk resimli eserden bir örnek (Bajak, 2001: 115). 

 

Avrupalı gezginlerin geliştirdiği portatif karanlık oda çadırı (Rosenblum 1984: 107 res: 114).


O dönem gezgin fotoğrafçılarının donanımlı görüntüsü (Rosenblum 1984: 107 res: 113).

 

 

 

Maxime Du Camp. Abu Simmel, 1850.Kalotiyp baskı. Victoria ve Albert Müzesinde, Londra (Rosenblum 1984: 106 res: 111).

 

 

L.D. BLANGUART-EVRARD, Fox TALBOT’un “Kalotip” işlemini biraz değiştirip kullanarak LILLE’de bir fotoğraf atölyesi açar. Burada Du CAMP’ın fotoğraflarından oluşan bir 124 sayfalık kitap basarlar ve bu çok büyük bir başarı sağlar. Bu sayede sosyal ve edebi bilimlerde araştırma yapanlar ve bütün toplum için doğudaki anıtları tanımak çok kolay oldu. (Dorrell 1994: 3)

 

Arkeolojik eserlerin fotoğraflarından oluşan ilk sergi, R. Lepsius tarafından Mısır’da (1842–45) yapıldı. Fakat arkeolojik fotoğrafçılık bakımından en önemli çalışma Fransız M. Tranchand tarafından Asur’daki V. Place’da yapılan kazıların (1852–1855) fotoğraflarından oluşan seridir. (Dorrell 1994: 4)

 


Khorsabad giriş kapısı. M.Tranchand tarafından çekilen seriden bir görüntü. 1852–1855 (Dorrell 1994: 3 res: 1).  

 

Place ve Tranchland, Arnavutluk ve Doğu Anadolu ve ötesini dolaşarak fotoğraf konusu olabilecek bölgeleri fotoğrafladılar (Dorrell 1994: 4). İlk çekimler daguerretip metot uygulanarak (üzeri gümüş kaplanmış bir bakır levhanın gümüşlü yüzü iyot buharına tutularak elementel gümüş ışığa duyarlı gümüş iyodüre dönüştürülür. Levha kamerada pozlandırıldıktan sonra 20 dakika süreyle civa buharına tutulur. Işık etkisiyle açığa çıkan elemen tel gümüş cıva ile beyaz renkli gümüş amalgamı oluşturur. Işık alamamış yerler ise koyu olarak kalır. Bunun sonucunda pozitif bir görüntü oluşur. Ancak bu görüntü terstir. Gümüş iyodürün değişmeden kalan kısmı sodyum tiyosülfat ile yıkanarak sabitleştirilir ve civanın uçmaması için üzeri camla kaplanır.) (Dölen 1999: 11). Fakat daha sonra kalotip yöntemi (W. W. Nicol tarafından bulunmuş olan bu baskı yöntemi demir III tuzlarının ışık etkisi ile demir II tuzlarına indirgenmesine ve bunların da çözünür bir gümüş tuzunu metalik duruma indirgemesine dayanır.) (Dölen 1994: 30) kullanıldı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra orijinal negatiflerin kaybolduğu sanılmasına rağmen bunların birçoğu 1920’lerde tekrar basıldı veya kopyalandı. Bu fotoğraflar Place’nin yayınlarında dokulu yüzeylerin fotoğraflanmasının temeli olarak yer almıştır ve günümüz tekniğinde çekilmiş birçok site fotoğrafıyla kıyaslanabilecek çalışmalardır. Tuğla gibi dokulu bir yüzeye sahip yapı ve yine kabartmalı yüzeye sahip heykeli fotoğraflayacak meyilli ışık, bakış açısı ise, kemerin derinliğini ve ön seviyesini, duvarın tepesini, göstermek amacıyla seçilmiş ve fotoğraftaki yapının büyüklüğünü gösterebilmek için insan kullanılmıştır (Dorrell 1994: 5).

 

 

Fotoğrafçılık Filistin’deki kutsal toprakların görüntülenmesiyle birlikte, ilginin bölgeye yönelmesini de sağlamıştır. Bu durum 1854’te A. Salzman’ın çalışmaları ve Kaptan Wilson’un 1860’larda İsrail’e yolculuğu ile başlamıştır (Dorrell 1994: 6).

 

 

1855’te Mısır’da, J. B. Green, Thebes’teki kazıları sırasında kalotip fotoğraflar çeker. 1865’te ise C. P. Smith, büyük piramitlerin odalarının içinde magnezyum flaş ışığını ilk kez kullanır (Dorrell 1994: 6).

 

 

C. T. Newton aşağı yukarı aynı zamanda, Yunanistan ve Türkiye’de yaptığı kazı çalışmaları sırasında litografi (taş baskı) tekniğiyle çektiği fotoğrafları, 1 yıl sonra yayınlanan kazı raporunda kullanır (Dorrell 1994: 6).

 

C.T.Newton Knidos kazısında. Litografi ( Taş baskı ) tekniğiyle çekilen fotoğraflardan bir örnek (Dorrell 1994: 4 res: 2).

 

 

Aslında litografi tekniğinin dışında çekilmiş, albümin baskıların (pozitif baskılar için albüminli kâğıt yöntemi Lois Desire Blanquard –Evrard tarafından bulunmuş ve Mayıs 1850’de Fransız Bilimler Akademisi’nde açıklanmıştır. Yumurta akı ağırlığının dörtte biri kadar doymuş tuz çözeltisi ile köpürünceye kadar çırpılır ve bir gece beklemeye bırakılır. İyi kalitede bir kâğıt bu çözeltinin üzerinde bir dakika süreyle yüzdürülür. Bunu sonucunda yarı saydam albümin katmanı içinde ışığa duyarlı gümüş klorür oluşur. Ardından kurutulan kâğıt bir negatif altında doğrudan güneş ışığı ile 5–10 dk. pozlandırılır ve sodyum tiyosülfat ile sabitleştirilir. İşlem sonucunda sarı-kahverengi ve göze hoş gözükmeyen bir görüntü ortaya çıkar. Bu nedenle altın tonlama yapılması gerekir.) (Dölen 1999: 17) kullanıldığı ilk rapor Conze tarafından yayınlanmıştır. Bunlar yüzyıllarca daha bozulmayacak gibi görünen, standardı yüksek fotoğraflardır (Dorrell 1994: 4–5). Bu raporlar hiç tartışmasız günümüz raporlarına eşit veya daha iyi sayılabilirler.

 

Conze tarafından çekilen ve albümin baskı tekniğinde basılan fotoğraflardan biri (Dorrell 1994: 5 res: 3).

 

Conze tarafından fotoğraflanan Ptolemaeion frizleri (Daniel, 1971: 84 res: 22).


Alexander Conze 1870’de Samothrace’da çalışırken ( Daniel, 1983: 124 res: 77).

 

 

Amerika’da W. H. Jackson (Batı Amerika’nın büyük fotoğraf ustası) 1870’li yıllar ve takip eden yıllarda, Mesa Verde ve güneybatıdaki Kızılderili evlerini ve o kültürü fotoğraflayan ilk fotoğrafçıydı. 1880’lerden itibaren A. P. Moudslay, E. H. Thompson, T. Maler ve diğer birkaç fotoğrafçının Meksika’nın birçok tarihi eserlerinin ve yapılarının fotoğraflarından oluşan geniş bir arşivi oluşmuştu. Bu fotoğraflardan bazıları çok yüksek standartta fotoğraflardı ve Peabody Müzesi arşivinin en güçlü parçalarını oluşturmaktaydılar. Ardından 1890’dan daha sonraki yıllarda özellikle F. W. Putnam’ın yaptığı kazılarla birlikte, arkeoloji fotoğrafçılığı, kazıların önemli bir parçası olmayı başarmıştı (Dorrell 1994: 6–7).

 

 

Heinrich Schliemann ve kazı ekibi. Troia.1890 (Daniel, 1971: 186 res: 29). 

 

 

Viking gemisi, kazı sırasında çekilmiş bir fotoğraf. Norveç 1904 (Daniel 1983: 141 res: 92)



Kazı fotoğrafları kartpostallara dahi konu olacak kadar yaygınlaşır (Daniel 1983: 146 res: 94).

 

 

Howard Carter Tutankamon’un mezarını açarken.1922 (Daniel 1971: 190 res: 33).
 
Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Merhaba

Çalışmalarınızı beğenerek izledim. Bazı resimleri de bilgisayarıma kopyaladım.
Başarılar dilerim.
İrfan Yalın eklemiş - adds | 14 Nisan 2008 Saat - Time 09:30
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.