Baybars Sağlamtimur kimdir, bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?
1973 yılı, Adana doğumluyum. Lisansımı 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde, yüksek lisansımı 1998 yılında Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı’nda, doktoramı 2002 yılında Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Anabilim Dalı’nda tamamladım. Şu anda Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Evliyim.
Üniversite sınavından önce tercihlerimi 2 farklı bölüme indirgemiştim. Biyoloji ve fotoğraf arasında karar vermek zorundaydım. Fotoğrafı hobi olarak da sürdürebileceğim görüşünün bana sunulması ve bu görüşün ‘o yıllarda’ akla yatkın gelmesi nedeni ile 19 yıldır amatör olarak fotoğrafçılıkla ilgilenmekteyim
Sizi fotoğraf sevdasına sürükleyen sebepler ve fotoğraf ile ilgili aldığınız eğitimler nelerdir?
Serüven resimle başlar. Elim, kalem-fırça tutmaya başladığından beri resme merakım vardı. Serap Güney, ilkokul çağlarımda ilk defa özel resim dersleri aldığım; AFAD’ın değerli üylerinden rahmetli Özgen Özgenal ise, lise yıllarımda, fotoğrafla ilgili okulumuzda sunduğu 1 haftalık seminerine katıldığım, ilk ve belki de son fotoğraf dersi aldığım hocamdır. Babamın da bir zamanlar fotoğraf meraklısı olması ve zamanında kullandığı karanlık oda malzemelerini, eskiden oturduğumuz lojman dairesinin altındaki depo gibi, bir çocuk için kolay ulaşılabilir bir mekanda saklaması beni fotoğraf konusunda etkileyen şeylerdir.
1988 yılında, 35mm SLR makine, flaş ve değişken odaklı objektiften oluşan ilk setimi oluşturmam neticesinde, amatör olarak fotoğraf çekmeye başladığımı söyleyebilirim.
O yıllarda yaşadığım ilde fotoğrafla ilgili kaynak bulmak pek mümkün değildi. Bu nedenle Adana’da bulunan -eski Amerikan mallarının satıldığı- Amerikan Pazarı sık uğrak yerlerimden biri haline gelmişti. Bu pazarda Popular Photography, Outdoor Photographer, American Photo, Aperture, v.b. yayınlara çok düşük fiyatlardan ulaşabiliyordum. Düzenli aralıklarla bu pazarı gezer, bulabildiğim tüm dergileri satın alırdım. O nedenle de elimde yığınla dergi birikti.
İnternetin bulunmadığı dönemde kaynak bulabilmenin başlıca yöntemi kütüphanelerdi. Ben de üniversite öğrenciliğim boyunca Hacettepe Üniversitesi Beytepe kütüphanesi, Milli Kütüphane, ODTÜ kütüphanesi, İngiliz, Alman ve Fransız Kültür Merkezleri’nin kütüphanelerini, fotoğrafla ilgili kaynakları taramak için sık sık ziyaret ederdim. Açıkcası, kütüphane havasını solumayı sevdiğim için o dönemlerimi özlediğimi söyleyebilirim. Öğrenciliğim süresince Ankara’da açılan fotoğraf sergilerini de kaçırmamaya çalışırdım.
Katıldığım fotoğraf yarışmalarından birinden kazandığım para ödülünün tamamına, Amerika’dan fotoğrafçılıkla ilgili yığınla kitap getirtmiştim. Askerliğim esnasında bile, yanımda götürdüğüm fotoğrafla ilgili kitapların bir kısmını okumuştum.
Sonuç olarak fotoğrafçılık konusunda herhangi bir dernekte kurs almadım. Ancak, bazı seminerlere katılarak bilgi edindiğim oldu. Bu nedenle de büyük ölçüde kendi kendimi eğittim diyebilirim. Okuma, deneme-yanılma, sonra tekrar okuma, yılmama, notlar tutma, hataları gözden geçirme, hatalardan ders çıkartma ve öğrenme şeklinde gelişti olay.
Kendinizi fotoğrafta hangi alana veya alanlara yakın hissediyorsunuz?
Doğa ve insan, fotoğrafta başlıca ilgi duyduğum iki alandır. Fakat, bazen bir rüyadan uyanırken veya farklı zamanlarda aklıma gelen, kurgusal çalışmalar da oluyor. Aklıma geldiği anda bunları boş bir kağıt parçasına çizer, fotoğrafın ne anlattığını, aklıma geldiği günün tarihini ve saatini de yazarım. İleride bu çizimlerimi de fotoğrafa dönüştürme isteğindeyim.
Fotoğrafçılık ile ilgili ne gibi faaliyetler içerisinde oldunuz ve olmaktasınız?
1996 yılından bu yana Mersin Fotoğraf Derneği’ne üyeyim. Dernekte 2 dönem yönetim kurulu üyeliği ve uzun süre temel eğitim seminerlerinde eğitmenlik yaptım. Ayrıca, 2001-2003 yılları arasında Mersin Üniversitesi Fotoğraf Topluluğu’nda danışman ve eğitmen olarak görev aldım. Mersin Fotoğraf derneğinde, 1997-2007 yılları arasında 15 adet ileri eğitim semineri sundum. Şu anda, Mersin Fotoğraf Derneği olarak ilk defa uluslararası bir fotoğraf yarışması düzenlemekteyiz (http://www.mfd.org.tr). Bu yarışmada seçici kurul ve sekreterya kısımlarında görev almaktayım.
1996 yılında Fotoğraf Dergisi’nin 3 ayrı sayısında, 2002 yılındaki Yeşil Atlas dergisinde, yerel gazetelerde ve dergilerde yazı ve/veya fotoğraflarım yayınlandı. Farklı tarihlerde, TRT Çukurova radyosunda, fotoğraf üzerine söyleşilere çağrıldım.
Fırsat bulabilirsem çantamı ve
Fotoğrafta, konulu veya projeli çalışmanın önemini biliyorum. Uzun süredir kafamda ve notlarımda biriktirdiğim projeler var. Ancak, bunları gerçekleştirmek için yeterli zamanı bulamıyorum.
Varsa açtığınız sergiler / Katıldığınız yarışmalar hangileridir?
Ankara ve Mersin’de farklı tarihlerde 5 adet ortak fotoğraf sergisinde, 6 adet ortak saydam gösterisinde fotoğraflarımla yer aldım. Ankara ve Mersin’de, mağara fotoğraflarımdan oluşan 3 adet kişisel sergi açtım. Farklı illerde 16 adet saydam gösterisi yaptım.
Dünyanın farklı yerlerinde, farklı tarihlerde yapılan FIAP patronajlı uluslararası fotoğraf etkinliklerinde 20 fotoğrafım sergilendi ve kataloğa girdi, ayrıca 4 fotoğrafım ödüllendirildi. Bunların tamamı aynı zamanda ülkemi de temsil ettiği için uluslar arası etkinlikleri önemsiyorum. Farklı tarihlerde yapılan ulusal yarışmalarda 24 fotoğrafım sergilenmeye, 15 fotoğrafım ödüle layık görüldü.
Şu an kullandığınız ekipmanınız hakkında bilgi verir misiniz?
Çekim konularıma göre, yanıma alacağım ekipmanlar değişiklik gösterir. Listeyi sadeleştirmek için yalnızca çantamda sürekli bulundurduklarımı belirteyim:
Makine: Nikon D200
Objektifler: 12-24mm f/4 Tokina AT-X Pro-1 AF-D
60mm f/2.8 Micro-Nikkor AF-D
75-150mm f/3.5 Series-E Nikkor AI-S
Flaş: Nikon SB-800
Beğendiğiniz fotoğrafçılar kimlerdir ?
Çalışmalarını ilgiyle izlediğim yerli ve yabancı bazı fotoğrafçılar var. Tüm fotoğraflarını beğendiğim bir isim vermem güç. Uzatmamak için şu anda aklıma gelen örnekleri aktarayım: Eugene Smith, Henri Cartier-Bresson, Josef Koudelka ve Art Wolfe.
“Bu fotoğrafımı çok seviyorum” diyebileceğiniz somut bir örnek verebilir misiniz?
Hepsi de evladım gibidir, ayırt edemem :)
Fotoğrafla ilgili olarak sizi heyecanlandıran, düşündüren, duygulandıran değişik anılarınız var mıdır? Bizlerle paylaşır mısınız?
Özellikle mağaralarda yaptığım çekimlerle ilgili anılarım boldur. Ancak, o kısma girmemek daha iyi olacak, zira çok uzayacak... İsterseniz farklı bir anımı aktarayım: Kaş’ta düzenlenen Doğada Görüntü Avcılığı Yarışmasının (DOGAY 2003) ödül töreninde, Türkiye’de mağara araştırmaları ve mağaracılık sporunun babası sayılan, rahmetli jeolog Dr. Temuçin Aygen anısına performans ödülü verilecekti. Mağaracılıkla ilgilendiğim, kendisini de bizzat Ankara’da, mağaralarla ilgili bir sunumundan tanıdığım bu insan, benim için çok değerliydi. Ödül töreni esnasında performans ödülünü alan kişi olarak adım açıklandığında duyduğum heyecan ve sevinci tarif edemem. Ama, bu sevincimi ve duygu yoğunluğumu daha da arttıran şey, ödülü Temuçin Aygen’in eşinin elinden almış olmamdı.
Doğada, insan eliyle değişikliğe uğratılmış her türlü alanda çekim yaparken kendimi kötü hisseder, insanoğluna da kızarım. Doğanın tahrip edilmesi beni en çok üzen şey. Diğer çekimlerimin yanı sıra, bundan sonra bu çizgide de fotoğraflar üretmeye çalışacağım.
Çekimleriniz öncesi hazırlıklarınız nelerdir? Sadece fotoğraf ekipmanlarınızı alıp çıkmaktan öte başka ne gibi ön hazırlıklarınız var?
Çekim öncesinde çekim konumu ve gideceğim alanı iyice araştırırım. Bölgeye fiziksel olarak varmadan önce, zihinsel olarak mekanda dolaşmaya çalışırım. Doğa sporları eğitimleri esnasında aldığım disiplinden dolayı, yanımda götüreceğim tüm malzemeleri listeler ve hazır halde bulundururum. Genellikle ciddi veya özenerek hazırlandığım çekimlerden önceki akşam heyecandan uyku tutmaz, o da ayrı mesele...
Daha önceden dergimizde yayınlanan “Doğa Fotoğrafçılığının Tanımı ve Etik Değerler” başlıklı yazınızda insan ve insana ait unsurların doğa fotoğrafında bulunamıyacağını belirtmiştiniz. İnsan da doğanın bir parçası değil mi, o halde neden doğa fotoğrafında insan yok?
Bu güzel soruya vereceğim cevap kısa ve öz olacak. İnsanoğlu, şu ana kadar sergilediği davranışları nedeni ile kendisini ‘o fotoğrafın’ dışına itti. Yani, doğanın bir parçası olmayı beceremedi.
Baybars Sağlamtimur'un notu: Çekim esnasında beni görüntüleyen Turan Sezer'e teşekkürler (1. fotoğraf otoportredir).
Röportaj : Ali Emre ÇETİNER
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"