Dalyan , bizim gizli cennetimiz...Eşimle 16 yıl evvel keşfettiğimiz o güzellikten bunca yıldır kopamadık. Çok önceleri başka tatil beldelerini denesek bile illaki bir kaç günlüğüne de olsa uğramadan , kalmadan yaz iznimizi bitirmezdik. Sonrasında ise zaten artık Dalyan’dan başka yerde tatil geçirmez olduk. Oğlumuz bile Dalyan aşığı oldu. Tatile gideceğimiz tarihi iple çekiyor her yaz. Bizim için huzurun , keyifin, koskoca bir yılın yorgunluğunun atıldığı bir yer Dalyan.
Gündüz upuzun kumsalı ve ister dalgalı tuzlu, Akdeniz ve Ege’nin birleştiği deniz tarafında dalgalarla oynaşır ; ister plajın arka tarafında yer alan tatlı ve durgun suda yüzeriz. Teknelerde yapılan mangallarda kah tavuk veya et , kah o anda tekneden misinalara sarılarak atılan et parcalarına gelen ve Dalyan’ın meşhur mavi yengeci pişirilir ve afiyetle yenir.
Hava çok sıcak , serinlemek istiyorum derseniz sizi bambaşka bir cennet bekler o zaman. Yuvarlakçay. Oralıların ağızı ile “suyun gözü”ne çıkılır. Bu buz gibi suyun üzerine kurulan tahta yerler üzerindeki tahta yer masaları ve sedirlerde kiremitte alabalık ya da tandır yiyip sonra suyun yüzünüze vuran serinliğinde ve dünyada sadece iki yerde varolan günlük ağaçlarının gölgesinde uzanır şekerleme yaparsınız. Uyanınca ise bir bardak demli çay...Değmeyin keyfinize...
Akşam olup yemeğimizi yedikten sonra kanalın yanında kurulmuş olan hotelimizin havuz başındaki şezloglarına uzanıp yıldızları ve karşı kıyıdaki kayalığın ayın ışığı ile suya vuran görüntüsünü cırcır böceklerinin ve kurbağaların birbirleri ile yarışırcasına söyledikleri şarkılar eşliğinde izlemek en büyük hazzımız.

Dalyan’da yıllar boyu ne çok dost biriktirdik. Yerli halktan bir sürü tanıdığımız oldu. Çarşısına çıktığımızda kuyumcusundan pansiyoncusuna restaurant işleteninden balıkçısına bir çok dost yüzle selamlaşırız. Bir de tabii bizim gibi her sene oraya gelmeyi adet edinmiş yabancı turistler var...Avusturalyalısından İngilizine İskoçyalısından Almanına kadar hala mailleştiğimiz ve bazısı ile aynı hotelde aynı tarihlerde karşılaştığımız dostlarımız...

Likyalı krallar Dalyan’a tepeden bakan kayalara oyulu mezarlarında yatarken , labirent gibi sazlıklarla oyalı kanallarda tekneler bir aşağı bir yukarı giderken , carettalar Akdenizin tuzlu , nil kaplumbağaları kanalın tatlı sularında yüzerken İztuzu’nun o incecik ipeksi kumunda yürüyüp kendinizi denizin mavi sularına atmak , Yuvarlakçay’ın günlük ağaçları gölgesi ve buz gibi suyunun serinliğinde dinlenmek , Sultaniye Kaplıcalarında ya da dünya starlarını sessizce ağırlayan çamur banyolarında güzellik ve sağlık kazanmak için daha ne bekliyorsunuz? Dalyan sizi bekliyor...

Dalyan
Dalyan Köyceğiz Gölü'nü Akdenize bağlayan ve antik dönemde Calbis olarak adlandırılan

Ulaşım
İstanbul’a 880, Ankara’ya 750, İzmir’e

İztuzu Plajı
Carreta caretaların güvenip, yavrularını emanet ettikleri ender plajlardan birisi İztuzu plajı. Plajın uzunluğu
İztuzu antik çağda kaunoslar tarafında kullanılan bir limanmış. İztuzu’nda bulunan bir yazıttan antik çağda burasının bir gümrük kapısı olduğu ve Kaunosluların tuz, köle ve tuzlu balık sattıkları belirlenmiş.
Caretta caretta kaplumbağaları
Dünyada soyu tükenmekte olan canlılar listesinde yer alan bu sevimli deniz kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için Dalyan’daki İztuzu plajına geliyorlar. Caretta Carettaların boyları 115 ile 150 santim arasında değişiyor kiloları ise 70 ile 90 kilo ağırlığında. Ömürlerinin 70 yıl olduğu tahmin ediliyor
Kaya mezarlıkları
Arkeologlara göre bu mezarlar antik Kaunos kentinin zenginliği ve gücünün bir göstergesi. Bugün hala büyük bölümü siperlerine kadar 7-

Kaunos Antik Kenti
Kaunos ticari açıdan önemli bir liman kentiydi. Zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetti. Heredot'a göre Kaunos’lular Karia’nın yerli halkındandı ama kendilerini Giritli sayıyorlardı. Coğrafyacı Strabon da Kaunos'un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanın bulunduğunu yazıyor. Kenti ikiz kız kardeşi ile uygunsuz ilişki kurduğu için sürülen Miletus’un oğlu Kaunos kurmuş. Dalyan'dan da görülebilen kaya mezarları ise MÖ. 4. yy. da yapılmış, daha sonraları Roma döneminde de kullanılmış. Kentin limanı akropolün aşağısındaki Sülüklü Göl'dü. O zaman deniz Kaunos'un akropolüne kadar gelmekteydi. Tiyatro Akropol'ün eteğindedir. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye aittir. Diğerleri Roma Hamamı ve Tapınağa aittir.
Yuvarlakçay
Kayaların arasından 7 noktadan kaynayan buz gibi soğuk su, çay oluşturarak Köyceğiz Gölü'ne akıyor. Yöre halkı, Yuvarlakçay üzerine kurdukları tahta platformları restoran olarak işletiyor. Bunlardan bazıları konuklarına ikram ettikleri alabalıkları kendileri üretiyor. Alabalık ve tandıra doyum olmuyor. Salatalarda da yörenin zeytinlerinden üretilen saf zeytinyağ kullanılıyor.

Sultaniye Kaplıcaları
Köyceğiz gölünün güney batısında,Ölmez dağının eteklerinde yer alan Sultaniye Kaplıcaları, Dalyan’a
Kaplıca suyunun bel ağrısı,romatizma, siyatik,nefrit,lumbago,nevtalfi, cilt ve kadın hastalıkları tedavisinde etkili olduğu söyleniyor. Ayrıca içme suyu olarak kullanıldığında karaciğer,safra kesesi,bağırsak rahatsızlıklarına karşı iyi gelmekte.
Sultaniye Kaplıcasındaki su Kaunoslar zamanında kullanılmaya başlanmış. Daha sonra Bizanslılar tarafında konaklama yerleri yapılmış. Bu döneme ait liman ve binaların kalıntıları Köyceğiz gölünün suları altında.
Kaynaklar:
http://www.dalyan.bel.tr/dalyan.html
http://www.keysan.net/Dalyan/Dalyan_iztuzu.html
http://www.dalyaninfo.com/turlar.htm
Yazı ve Fotoğraflar : Berna AKCAN
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"