Güzel bir Nisan Pazar’ında üç aile , Değirmendere’den iki araba ile peşpeşe yola koyulduk. Karamürsel’den İznik yol ayrımına sapıp 53 km lik hafif tatlı virajlarla ama bol yeşillik manzaralı yola dizildik. Köy evlerinin yanısıra şehrin trafiği , kirli havası ve gürültüsünden kaçan insanların inşa ettikleri güzel, bahçeli villaları izleyerek yüksekçe bir yerde bir manzara molası verdik. Kıvrıla kıvrıla giden yoldan İznik Gölü görünmeye başladığı andan itibaren arabamızda arka koltukta oturan iki delikanlının (yaşları 11) ”Burası göl mü yoksa deniz mi? Bu nasıl göl , kocaman!” diye şaşkınlık içinde sorularına maruz kaldık. İznik’e vardığımızda arabalarımızı göl kenarındaki yola parkederek bir çay bahçesine girdik. Demli birer yorgunluk çayı içerken çay bahçesi sahibinden nereleri gezebiliriz diye fikir aldık. Ve hemen yayan olarak başladık İznik turumuza.
İZNİK
İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir. Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.
Bursa'nın 86 kilometre kuzeydoğusunda yer alan İznik İlçesi, aynı adla anılan gölün doğu kıyısında kurulmuştur. Çevresi zeytinlik, bağ ve bahçelerle çevrili olan İznik'in etrafı yaklaşık 5 kilometre uzunluğundaki surlarla çevrilmiştir. İlk çağda kurulan kentin ızgara planı aynen korunmaktadır.
İznik sadece Bursa civarının değil bütün Marmara Bölgesi’nin en önemli tarihi ve turistik yörelerindendir.
İznik Britanya, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan bir şehirdir. Bu kadar medeniyete ev sahipliği yapan İznik bağrında birçok medeniyetin izlerini görebileceğimiz ender şehirlerimizdendir.
İznik, şehir olarak tarihte ilk defa Büyük İskender’in Komutanlarından Antigonyus tarafından kurulur. İznik ismi Nikai’a dan türemiş olup, muhtemelen Nika’nın şehri anlamını taşımaktadır. Nikai, Antigonyus devletini yıkan bir diğer Büyük İskender komutanı Lysimakhos’un eşinin adıdır. Lysimakhos, çok sevdiği eşinin adını bu şehre vererek eşinin anısını asırlar boyunca insanların dillerinde yadettirmiştir.
Göl kenarındaki kaldırımdan yürürken yöre insanlarının Pazar sabahı kahvaltılarına tanık olduk çimlerde yayılarak yaptıkları. Kimi banklarda oturmus dinleniyor , gölü seyrediyor , kimi kahvaltısını ediyordu. Gölün hemen kenarında Senato Binası’ndan kalma ufak bir kalıntı gözümüze çarptı. Ama çoğu göl suları altında kaybolmuş ne yazık ki.
Senatüs (Bizans sarayı): Sarayın 4. yüzyılda yapıldığı katî olup halen göl suları tarafından örtülmüştür. Zemin mozaikleri toprak altında mevcut olup Hristiyanların Teslis ve İsa’nın ulûhiyeti,insaniyeti münakaşalarını yapan 318 papazın ilk Konsili 325 yılında burada akdolunmuştur. 787 yılında Ortodokslar arasında Azizlerin tasvirleri hakkında çıkan ihtilâfın münakaşası için toplanan 7. Konsil de burada toplanmıştır.
Yolumuz bizi ilk olarak benim çok görmek istediğim Çini Vakfı’na götürdü. Çok güzel ve bakımlı bir bahçe içerisine kurulmuş vakıfta hafta içleri çini kursları veriliyormuş. Fırınları mevcut. Çininin boyandığı taşın ana maddesini oluşturan kuartz taşlarını gördük. Bir odada sergiledikleri çini ürünler ise gerçekten birer sanat harikası idi. Hayranlıkla izledik. Müsade alıp fotoğraflarını çektik. Bize modellerini çalmak için çekmeyin yeter çünkü bazen bu amaçla fotoğraflarını çekip kopyalarını yapanlar da oluyor dediler.
İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı, 400 yıl önce üretimi biten İznik çinisini yeniden hayata geçirmek için 1995'te kuruldu. Vakfın ArGe merkezindeki çalışmaları, TÜBİTAK ve Princeton Üniversitesi'nden de destek gördü. Çiniler, 16. yüzyıldaki formüle uygun olarak, yüzde 85 oranında kuvarsla ve vakfın kendi ürettiği boyalarla yaratılıyor. Japonya ve Almanya gibi ülkelerden gelen sanatçıların, atölyelerimizde bizimle beraber çalışıp kendi çinilerini ürettiklerini görmek de çok keyifli. Bu arada devamlı yurtiçi ve yurtdışından siparişler alıyoruz. Tokyo'da Dostluk Anıtı, Kanada'da Barış Bahçesi, Taksim- Levent metro hattı, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, THY Dış Hatlar, Sabiha Gökçen Havaalanı ve Çırağan Oteli sadece birkaçı. Ayrıca ev, restoran, büyükelçilik, kışla, iskele, müze gibi sayısız mekanı da çinilerle süsledik.
Vedalaşıp ayrıldıktan sonra mahalle aralarından sessiz sakin ve bahçeli evlerin oluşturduğu sokaklardan geçerek Roma Tiyatrosu kalıntılarına vardık. Bizim gibi gezmeye gelen bir grupla daha karşılaştık. Onlar İstanbul’dan gelmişlerdi tur minübüsü ile.
Tiyatro: İznik Antik Tiyatrosu göl kıyısı ile Yenişehir Kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir. Tiyatro, İmparator Traianus döneminde Bithynia prokonsülü (valisi) Plinius'un çabalarıyla 111-112 yıllarında yapılmıştır. Tiyatro, XIII. yüzyılda toplu mezarlığa dönüştürülmüştür. Daha sonraki yıllarda içinde kilise, saray ve Osmanlı seramik atölyeleri ve çini fırınları yapıldığı, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır.
Tiyatroda fotoğraflarımızı çektikten sonra şehrin merkezine yürüdük. Yoldan geçen el arabasında toprak kaplar satan bir satıcıdan eşim dayanamayıp hemen bir yayvan tepsi satın aldı. Bizim İznik hatıramız da böylece toprak bir kap olmuştu içinde lezzetli yiyecekler pişirip o günü anacağımız...
Yeşil Camii’ye vardığımızda öğle namazı saati olduğunu ve abdestini alan erkeklerin camiye girişlerini gördük ancak içini gezemedik sadece dışından fotoğrafladık.
Yeşil Cami: İznik'in sembolü olan Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Caminin yapımını Çandarlı Hayreddin Paşa 1378 yılında başlatmış, fakat ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391'de tamamlatmıştır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesindedir. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zigzaglı mozaik tekniğiyle bezenmiştir. Selçuklu minare geleneğinin ilk dönem Osmanlı sanatına yansımasının önemli bir örneğidir.
Oradan sonraki durağımız ise şehir merkezinde bulunan
Ayasofya Kilisesi idi.
Ayasofya Kilisesi: İki ana caddenin kesiştiği yerde, kentin tam ortasındadır. Bizans dönemi eseridir ve tahminen XI. yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiştir. 1331 yılında Orhan Gazi Camii adını almıştır. Deprem ve yangınlarda tahribe uğramıştır. XVI. yüzyılda Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde değişikliğe uğratılmış ve yenilenmiştir. Bir mezar odası duvarında Hz. İsa freski bulunmaktadır. VII. Konsil'in toplandığı yerdir. Bu nedenle inanç turizmi için önemli bir merkezdir.
Gezmekten çocuklarımızın acıktığını bile akıl edememiştik. Hemen onlar için birer ekmek arası tavuk döner ile ayran alarak bu defa arabalarımızla Abdülvahap Tepesi’ne çıkarak İznik manzarasına tepeden baktık.İnsanlar oradaki türbeye dualar okumaya gelmişlerdi.
İznik’in doğusunda yüksek bir tepe üzerinde Abdülvahab Sancaktari Türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin İznik’i kuşatan İslam ordularından Abdülvahab adlı bir kişiye ait olduğuna inanılmıştır. Osmanlılar İznik’i ele geçirdikten sonra, VIII.yüzyıldaki Arap kuşatmalarında yararlılıkları görülen ve sancaktarlık yapmış olan Abdülvahab isimli kişinin halk arasında inanılmış bir de efsanesi bulunmaktadır:
“Abdülvahap kuşatma sırasında gönlünü genç bir Rum kızına kaptırmıştır. Kızlar burcunu müdafaa eden sevgilisi her seferinde Abdülvahap´a Kaleyi alırsan beni de alırsın diye bağırırmış. Genç sancaktar sevgilisine kavuşmak için yaptığı hücumda bir düşman oku ile yaralanmış ve başı uçurulmuştur. Buna rağmen kılıç sallamaya devam eden sancak bir arkadaşının “bre Abdullah başını unuttun” demesi üzerine sancaktari geri dönmüş ve başını koltuğuna alarak yedi adımda bugün yattığı tepeye çıkarak kendini defnetmiştir”.
Bugün bu türbe halk arasında, sürekli bayrak asıldığından ötürü Bayraklı Dede olarak anılmaktadır.
İznik’i tepeden izleyip çocuklarımızın da karınları doyduktan sonra oraya giderken altından geçtiğimiz Lefke Kapı’yı fotoğraflamak üzere yine kısa bir mola verdik.
Kentin günümüze kalan dört kapısı; İstanbul, Lefke, Yenişehir ve Göl kapıları. Kapılar, MS 1. yüzyılın sonlarına doğru İmparator Vespasianus ve Titus tarafından yaptırılmış. Önceleri, Zafer Takı olarak düşünülen bu kemerler, Roma döneminin ilerleyen yıllarında surlarla birleştirilmiş. İstanbul'dan gelenler, kente bu kapıların en güzeli ve en iyi korunmuşu olan, İstanbul Kapısı'nın yanındaki bir açıklıktan girer. Dış surdaki kapı, iki büyük, yuvarlak kule ve ünlü Roma İmparatoru Hadrianus'un MS 123'te, kente gelişi anısına dikilen zafer takından oluşuyor. Bursa'dan gelenlerse, İznik'e Yenişehir Kapısı'ndan girer. Bu kapının daha az korunabilmiş olması, Selçuklular'ın ve Osmanlılar'ın kente girmek için bu kapıya zarar vermiş olmalarından kaynaklanıyor. Bu kapının yakınında bulunan Roma Tiyatrosu'nun üst sıraları çökmüş, ardından da alt sıraların taşları, surların ve kapıların onarımında kullanılmış. Doğu'daki Lefke Kapı, üçlü bir yapıda. İki surun arasında da, yine İmparator Hadrian'a adanmış bir Zafer Takı var. Yeşil Cami'yi geçince varılan kapının hemen dışında görülebilen bir sıra su kemeri, yakın zamana kadar şehre su getirirmiş. Göl Kapısı'ndan ise geriye pek bir şey kalmamış.
Meydan Hamamı:1.Murat Hamamı olarak da bilinir. Çifte hamam biçiminde inşa edilmiştir. Hamam XIV. yy sonlarına tarihlenir.

Tekrar şehrin merkezine dönerek Bu defa 1.Murat Hamamı , Süleyman Paşa Medresesi Çini ve Seramik Çarşısı ile çiniciler sokağını dolaştık ve fotoğrafladık. Medresenin avlusunda gölgelikte , tahta masa ve sandalyelerden oluşmuş küçük ama güzel bahçede yine yorgunluk çaylarımızı yudumladık.
Bu sırada ben avlunun dört bir tarafına yayılmış olan ufak çini dükkanlarına girip çıkarak hem satış hem de bir taraftan boyama yapan dükkan sahiplerini görüntüleyip dergimizin adresini verdim. İnsanlar gayet kibar , anlayışlı ve hoşgörülü idiler.
Sokak arasında yürürken bir kaldırım kenarına oturmuş yaşlı teyze dikkatimizi çekti. Kendisine yaklaşarak biraz sohbet ettik. Teyze bize 130 yaşında olduğunu söylüyordu. Kulaklarımıza inanamadık ama o sırada bizi izleyen bir komşusu “bazen 130 der bazen 110 ” diyince durumu kavradık. Teyzeden müsaade isteyerek fotograflarını çektik. Kendisine iyi dileklerde bulunarak ayrıldık yanından.
Son olarak İstanbul Kapıyı da görüntüleyerek İznik Gölü kıyısında büyükçe bir bahçesi olan Kopuk’un Yeri’nde balık çorbamızı, yayın balıklarımızı, salatalarımızı yedik. Ve tekrar Değirmendere yoluna koyulduk. Herkesin üzerine tatlı bir yorgunluk çökmüştü dönüş yolunda. Kendi memleketimize vardığımızda ise deniz kenarındaki çay bahçesine giderek birer çay da orada içip bir sonraki geziyi yapabileceğimiz yerleri konuşarak evlerimize döndük.
Bir anı...
Atatürk 1936'da İznik'e uğramıştı. Yanında Celal Bayar, Afet Hanım ve daha birçok arkadaşları vardı. İznik Belediye Bahçesi'nde uzun bir masanın etrafında toplananlar, O'nu eğliyorlardı.
Afet Hanım, tarihi İznik'i gezmek için Atatürk'ten izin alarak ayrılmak istedi. Atatürk, herkesçe malum olan tarih bilgisine dayanmış oalcak ki, şöyle dedi: "Hay hay, gidebilirsiniz, fakat unutmamalı ki, asıl İznik'i göremeyeceksin, çünki o topağın altındadır." Afet Hanım ayrıldıktan sonra Atatürk, masasında oturanlara şöyle bir soru soruyor:
"İznik'in etrafını çeviren surların kaç kapısı vardır?" Bu sorunun yanıtını İznik tarihini iyi bildiğini sanan bir İznikli veriyor: "Üç kapısı vardır efendim. Bulunduğumuz yerin doğusundaki kapı, kuzeyindeki Yenişehir Kapısı, güneyindeki İstanbul Kapısı diye bilinir." Atatürk: "Hayır, dört kapısı olacak. İznik Türkler tarafından ilk zaptında Kılıç Aslan'ın girdiği Batı Kapısı nerede?"
"Böyle bir kapı bilmiyoruz efendim." Atatürk bir süre sustu. Canı sıkılmışa benziyordu. Nihayet konuyu değiştirdi. Aradan seneler geçti. Biriken suları İznik Gölü'ne akıtmak için yol açmaya uğraşan işçiler, bir noktada suların kendiliğinden boşluk bularak akmakta olduğunu hayretle gördüler ve ilgililere bildirdiler. Kazıya devam olununca, bunun bir kapı, hem tam teşkilatlı kurşunlu bir kapı olduğu meydana çıktı. Atatürk'ün bahsettiği Batı Kapısı bulunmuştu
Alıntılar:
http://www.bursa.gov.tr/ilce/turizm/iznik.htm
http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/02/18/415198.asp
http://www.tekadamdevrimi.com/tekadamdevrimi/tad_anilar/tad_aanilar_05.htm
Yorumlar - Comments
Toplam 27 yorum,
1-27 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sevgili Berna ;
gerek yazı gerek fotoğraflar insanda yollara düşme arzusu uyandırıyor .Ellerine sağlık ...
Çok sevgiyle,
Hande
Hande Kayi eklemiş - adds | 05 Haziran 2007 Saat - Time
11:15
Güzel fotoğraflar, güzel bir yazı ve elbette eşsiz İznik çinileri... Keyifle okudum izledim... Böyle bir sitenin mutfağında olduğun kadar vitrininde de başarılısın sevgili Berna... Eline, gözüne sağlık...
Enver Şengül eklemiş - adds | 07 Haziran 2007 Saat - Time
00:45
Herkese Bufçikler...Çok güzel olmuş.Tebrikler.http://279.freebb.com/pc
Can Akcan eklemiş - adds | 08 Haziran 2007 Saat - Time
15:49
Merhaba Berna Hanım,
Nicedir düşünüp bir türlü ziyaret edemediğim bir yeri hem fotoğraflar hem de yazınız ile mükemmel bir şekilde anlatmışsınız... Ayni zamanda çok güzel bir kaynak yaratmışsınız... Gerçekten de bir an önce yola çıkma dürtüsünü körüklüyor... Kutluyorum...
Merhaba Bernacığım;
Giderek güçlenen fotoritim kadrosunda, hem fotoğrafların ve yazılarınla hem de dergiye kattığın emeğinle takdire değer bir isimsin.
Anlatımı akıcı ve örneklerle güçlendirilmiş yazını merakla okudum ve güzel fotoğraflarını keyifle izledim.
Başarılarınını devamını dilerim.
İyi tatiller:)
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 11 Haziran 2007 Saat - Time
12:18
Bir çay molası sonunda yapılıveren harika bir çalışma. İznik için yeterli sayılmaz ama buna rağmen bir fikir vermesi açısından güzel.. Sizin gibi duyarlı ve yetenekli arkadaşlardan daha kapsamlı çalışmalar beklemek hakkımız helesi tarih zenginliği ile dolu mekanlar için teşekkürler
Rıdvan Kaya eklemiş - adds | 11 Haziran 2007 Saat - Time
19:20
Merhaba Berna,
Fotoritimle yeni tanıştım ve inceleme fırsatı bulabildim.
Gerçekten çok elit bir grup ve çok seçici olmuş.
Gezi yazını akıcı üslubunla keyifle okudum.
Başarın için tebrikler...
Nercü Akkaya eklemiş - adds | 12 Haziran 2007 Saat - Time
12:08
Tebrikler valla ne diyeyim :)
Önder SAYAN eklemiş - adds | 12 Haziran 2007 Saat - Time
21:46
İznik'i, yazı ve fotoğraflarınızla;tarihi,el sanatları, doğal güzellikleri ile bizlere taşımışsınız,teşekkürler.
Sevgiler.Cem
Cem Güneysu eklemiş - adds | 13 Haziran 2007 Saat - Time
01:42
şık bir çalışma.tebrikler..
"İznik Britanya, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan bir şehirdir."
Britanya değil, Bitinya olmalı.
Geçekten çok güzel bir yazı.
Emin CAN eklemiş - adds | 02 Temmuz 2007 Saat - Time
09:13
YARIN İZNİKE GİDECEĞİZ GÖNÜL DOSTLARIMLA SİTENİZ ÇOK YARARLI GEZİYE ÇIKACAKLAR İÇİN BİLEREK GEZMEK ÇOK GÜZEL OLACAK TEŞEKKÜRLER HEPİMİZE YARARLI OLDUĞUNUZ İÇİN BERNA HANIM ALLAH RAZI OLSUN
eklemiş - adds
| 25 Ağustos 2007 Saat - Time
23:09
ben daha 13 yaşımdayım ve yazdıklarınız , fotoraflarınız gerçekten de çok anlamlılar bende iznikliyim ama ilk defa 2.9.2007 tarihinde gittim ve onun için yani ABDÜLVAHAB dede'nin ruhuna bir ELFATİHA OKUDUM size çok teşekkür ediyorum bu sayfadanda araştırma yaptım ve daha çok bilgi kazandım size çooookkkkkkkkkk teşekkürler.
gercekten ıznıgı ıznıklılerden daha ıı anlatmıssınız yazdıklarınızın tum kelımesını okudum ve herzaman oldugu gıbı memleketımle bır kez daha gurur duydum ben ıstıorum ıznık ı bılmeyen gelmeyen ınsan kalmasın ama bı okadar da korkuorum bılen veya gorenlerın buraya tasınmasından cunku ıznık ı ıznık yapan en onemlı faktorlerden bırıde kucuk sakın bı ılce olması ve ben burda yasadıgım surecede bole kalmasını ıstıorum sıze sonsuz tesekkurler ıznıkı bu kadar ıı tanıttıgınız ıcın ayrıca ıznık de golde lambada cafe yı ısletıorum ve ıznıke dısardan gelen herkezı mısafırım olarak gelmelerını beklerım kapımız herkeze acık çayımız her zaman demlı :))
sinan acar eklemiş - adds
| 07 Ocak 2008 Saat - Time
02:31
İznik benim memleketim bu güzel ilçemiz fotoğraflarla tarihi ile harikulade bir yeri
Tahsin ERGUN eklemiş - adds
| 08 Ocak 2008 Saat - Time
18:25
Tek kelimeyle muhteşem bir yer İZNİK....
Mithat GÜVEN eklemiş - adds
| 16 Ocak 2008 Saat - Time
22:22
Merhaba Sevgili Berna,
Ben de bu Berna Akcan nerelerde diye düşünüyordum...Meğer Değirmendere'den kalkmış benim çocukluğumun kenti baba ocağım-ana kucağım İznik'e gitmiş,fotoğraflar çekmiş ve bir de akıcı,kolay okunan güzel bir yazı yazmış...Nasıl mutlu oldum bilemezsin...Gözlerine,eline,emeğine sağlık.Selam,sevgi ve saygılarımla.
Hüseyin AY eklemiş - adds
| 13 Şubat 2008 Saat - Time
11:11
Bir başkadır benim ilçem.Bu güzel fotoğraflar için teşekürler.
tahsin uslu eklemiş - adds
| 13 Şubat 2008 Saat - Time
19:51
Merhaba Çalışmanız ve anlatımınız etkileyici,
Çalışmalarınızı şöyle Mavinin ruh bulduğu yeşilin binbir tonu şirin karadeniz ilçesi Cide'ye yolunuz düşerse enaz İznik kadar güzel çalışmalarda bulunacağınızı umarım.
Aliye ERGÜN eklemiş - adds
| 18 Şubat 2008 Saat - Time
12:54
iznik mi ? tarihin ve doğanın başkenti ve benim memleketim
Korhan Çoşan eklemiş - adds
| 01 Mayıs 2008 Saat - Time
12:50
Merhaba Berna Hanım.
Öncelikle fotograflar ve yazınız için emeğinizi kutlarım.
Her ne kadar annemin memleketide olsa hala orada bizimdir diyeceğimiz toprak parçasıda bulunsa nedendir iznik yerli halkını bir türlü sevemedim..(belkide onlardan yediğimiz kazıkların esiridir.) Sizden ricam , izmit doğa gezginleri grubu İznik'e yapacağımız kültürel amaçlı gezide bize rehberlik yapmanız.
umarım sizin içinde bizim içinde güzel olur..
Görüşmek Dileğiyle
Tansu Arın eklemiş - adds
| 25 Temmuz 2008 Saat - Time
16:14
mrb. tüm fotoritim okuyucuları ben bir iznikli olarak bu resim ve yazılardan çok ama çok memnun oluyorum herkeze nasip olmaz iznikli olmak herkeze tavsiye ediyorum izniği bir kere görmeyi buram buram tarih kokan ve çinisi balığı gölü ve doğasıyla yaşanacanacak ve bir tutku olacak olan i<nik gezisi sizlere hayat katacak böyle bir zamanı kendinize ayırın bence sevgilerimle ERSOY_
ERSOY DEMİRKAN eklemiş - adds
| 15 Aralık 2008 Saat - Time
15:12
reklam ıcın solemıorum bu sıteden yanı fotorıtım uyesı musterılerımıze cayda yuzde 40 varan ındırmlerımız var :D :D IZNIK LAMBADA CAFE :D :D herkezi beklıoruz
SİNAN ACAR eklemiş - adds
| 18 Aralık 2008 Saat - Time
00:33
ayrıca tansu arın sen basına gelen kotu bı olay ıcın butun ıznıklılerı suclaman cok yalnıs bısı bılıosun soledıklerın dogru olabılır ama sunuda unutma 5 parmagın 5 de bır deıl bır ıkı akrabanın veya tanıdıgının kotulugunu gormussen bunu butun ıznıklelılere baglamanı cok kınıorum gel bıde benı arkdslarımı tanı ozaman bıde buraya yorum yap grım ıznık ınsanı hakkında ne yazıcaksın
SİNAN ACAR eklemiş - adds
| 18 Aralık 2008 Saat - Time
00:36
izniğe gitmenizi tavsiye ederim kesinlikle bu yaz 2 defa gitme şansım oldu gerçekten çok güzel bir yer.Doğası harika,sakin kendi halinde insanları sevecen..
merve güven eklemiş - adds
| 27 Ağustos 2009 Saat - Time
17:58
merhaba berna hanım.
yazınızı ilgiyle okudum. ben iznikliyim. ve çok teşekkür ediyorum. o kadar güzel ve yalın anlatmışsınız ki ben bile yine hayran oldum izniğe. ama daha göremediğiniz bir çok eser, yada anlatmadığınız o kadar çok eser varki orada. gezmekle günler yetmez. hele 700 yıllık olduğu sanılan fakat araştırmalar sonucu 1200 yıllık olduğu anlaşılan çınar ağacı. yada kadınlar hamamı.yada elbeyli de tarla içinde kalan dikilitaş . ama en güzeli bir doğa harikası izniğin bir köyü olan sansarakta cehennem deresi kanyonu. bir gün vaktiniz olursa oraya gidip derede yürüyüş yapıp sonrası çoban İdris'in annesinden keçi sütü peyniri alıp. birde odun ateşinde demlenen tavşan kanı çayı içmeden dönmeyin.aa aklımdayken en güzel mevsimi hazirandır, çilek zamanı
murat özmen eklemiş - adds
| 18 Kasım 2009 Saat - Time
21:55
Çok güzel bi yermiş iznik hiç gitmedim ama gitmiş kadar oldum :) ayrıca benim adım ABDÜLVAHAP :) ismimle aynı olan ilk defa bir tarihi yer gördüm :)
eline sağlık cok güzel olmuş
Abdül vahap KODAMAN eklemiş - adds
| 14 Nisan 2011 Saat - Time
18:04