e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
AŞKOLSUN SİZE ÇOCUK/LAR

Yard.Doç.Dr. A.Beyhan ÖZDEMİR
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Fotoğraf Bölüm Başkanı
Web : www.beyhanozdemir.com
e-mail : beyhan.ozdemir@deu.edu.tr
“O Mahur Beste Çalar Müjgan’
“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı” (6 Mayıs 1972)
Dizede tevriyeli [1] bir kullanım söz konusudur. Bir kadın ismi olan “müjgan” Farsça’da “kirpik” anlamına gelir ve şairin “müjganla ağlaşmaktan” ne söylemek istediği daha iyi anlaşılır. O, “Denizler”e ağlıyordu…
Deniz Gezmiş, 24 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas’ta, liseyi İstanbul’da okudu. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. Kasım 1966’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1968’de “Devrimci Hukukçular Örgütü”nü kurdu.
Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı’nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı. Öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İstanbul'a gelen 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı. Ekim 1968’de eylemlerde birlikte olduğu “Devrimci Öğrenci Birliği”nden arkadaşlarıyla 1 Kasım 1968’de “Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”nü düzenledi.
31 Mayıs 1969’da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. 10 Haziran 1969’da “üniversiteyi işgal” ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Verdiği bir röportajda “Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise, Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.” diyerek üniversiteden ihracına tepki göstermişti.

12 Mart’ın ilk günlerinde Yusuf Aslan ile Sivas’a gitmekte iken motosikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Yusuf Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Yusuf Aslan o sırada, Deniz Gezmiş ise 16 Kasım 1971’de Sivas’ın Gemerek ilçesinde yakalandı. Ankara’ya götürülerek dönemin İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu’nun makamına götürüldü. Mahkemeleri 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu Binası’nda Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 nolu Mahkemesi’nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz Gezmiş ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırıldı.

İnfaz günü Deniz Gezmiş savcıya “Ellerimi çözün. Babama mektup yazmak istiyorum” dedi. Subay ve sivil görevliler bakıştılar. İnfaz savcısı “Sen söyle Deniz. Yazarlar” dedi. Ellerini çözmediler. Bir daktilo getirildi. Deniz Gezmiş darağacına bakarak, düşünüp, sözcüklerini tek tek seçerek mektubu yazdırmaya başladı. Mektup bittikten sonra masanın başında bekleyen cellat ilmiği kavradı. İki eliyle çekti. Genişletti. Deniz’in incecik boynuna geçirdi. Takvimler 6 Mayıs 1972’yi gösteriyordu. Saat 01.25. İşte o anda Deniz’in gür sesiyle, “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” sloganıyla çınladı ortalık. Deniz, düzene başkaldıran üniversite gençliğinin simgesiydi. Karizmatik, öğrenci gençliğinin lideri olarak, şimdiye dek nice forumda, toplantı ve mitingte konuşmuştu. Nice kez, gür sesiyle öğrenim gençliğini coşkuya kaptırarak sel gibi sürüklemişti. Ses aynı sesti. Aynı coşku… Miting alanıydı sanki…

“Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar müjgan’la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
O mahur beste çalar müjgan’la ben ağlaşırız
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı
Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara.” (6 Mayıs 1972, Attila İlhan)
Erdal Öz’ün “Gülünün Solduğu Akşam” ve “Deniz Gezmiş Anlatıyor”, Nihat Behram’ın “Darağacında Üç Fidan”, Oral Çalışlar’ın “Denizler İdama Giderken”, Turhan Feyzioğlu’nun “Bizim Deniz”, Türey Köse’nin “İdam Tarih Oldu Utancı Kaldı” ve Halit Çelenk’in “İdam Gecesi Anıları” gibi birçok kitap onurlu bir insanın hayatını, inandığı ideoloji için ölüme giden ve ülkesini seven insanların mücadelelerini anlatır. Yazılar, fotoğraflar ve görüntüler birer tarihsel belge niteliğinde, o insanların ve o günlerin birer kanıtı olan belgesel nitelikteki kayıtlardır.
“Bir Portrenin Devrimle Başlayıp İkonla Biten Öyküsü” başlıklı fotoğraf serisi dünyaca ünlü fotoğrafçı Alberto Korda’nın objektifinden “Che” fotoğrafları serisi tüm dünyada bilinen ve çok büyük ilgi gören çalışmalardan birisi olmuştur. Riverside Kaliforniya Üniversitesi’ne bağlı UCR/Kaliforniya Fotoğraf Müzesi tarafından düzenlenen ve İngiltere’deki Victoria ve Albert Müzesi’nin yanı sıra, ABD, İtalya, İspanya, Hollanda ve Portekiz’in önde gelen müzelerinde ziyaretçilerle buluşan “Korda’nın Objektifinden Che” sergisi, Alberto Korda’nın 1960 yılına ait “Guerrillero Heroico” (Kahraman Gerilla) Che Guevara portrelerinden yola çıkmaktadır. Fotoğraf tarihinin en çok kopyalanmış imgesi olarak kabul edilen bu ikon fotoğraf, on yıllardır düzen karşıtı düşünce ve eylemlerin simgesi olmuştur.[2]

Alttan çekilmiş, heykel izlenimi veren bir imge olan “Guerrillero Heroico” (Kahraman Gerilla), Che’nin Küba hükümetinde tarım ekonomisinden endüstri ekonomisine geçişten sorumlu olduğu sırada, 5 Mart 1960 günü yapılan bir toplu cenaze töreninde çekilmişti. Serginin küratörü Trisha Ziff, Alberto Korda’nın çektiği, “Kahraman Gerilla” portresini “Korda, sosyalist gerçekçilik döneminde yaygın görülen, efsaneleştirilmiş kahramanlığın görsel dilini kullanmakla birlikte Che’nin klasik, hatta İsavari duruşunu vurguluyor. Che’nin gizemli bakışında ise hem kararlılık hem de arzu bir arada izleniyor.” şeklinde tanımlamaktadır.

“Korda’nın Objektifinden Che” sergisi, otuzun üzerinde ülkede, üretilmiş fotoğraf, afiş, film, ses, giysi ve eşyayı bir araya getiriyor. Çok çeşitli öğelerden oluşan bu koleksiyon, fotoğrafın devrim sırasında ortaya çıkışından günümüze uzanan çizgisini göstermektedir. Sergi, devrimsel içeriğinden çıkıp bir tüketim aracı haline gelen Korda’nın Che’sinin, çok çeşitli uyarlamalarla, hem en ince yorumlara bile direnen, hem de her tür değişime açık bir simgeye dönüşmesini de ortaya koyuyor.[3]







Che Guevera’nın fotoğrafları Kübalı Alberto Diaz Gutiérrez, daha çok Alberto Korda (14 Eylül 1928 - 25 Mayıs 2001) olarak tanınan fotoğrafçı tarafından Küba gazetesi “Revolución” (Devrim) için 1960 yılında fotoğrafçılık yaparken çekilmiştir. Alberto Korda’nın 1960 yılında çektiği “Che” fotoğrafları zamanla bir simge olmuştur. Bu fotoğraf daha sonra ona sorulmaksızın sayısız defa yayımlanmıştır. Ünlü alkol firması “Smirnoff” Che’nin fotoğraflarını izinsiz olarak reklam amacıyla kullanınca Korda, 2000 yılında Smirnoff`a dava açtı. Alberto Korda, dava açma gerekçesini ve Che fotoğrafının kullanımıyla ilgili şöyle demişti: “Che Guevara”nın uğrunda öldüğü görüşleri destekleyen biri olarak, bu fotoğrafın onun anısını yaşatmaya ve dünyadaki sosyal adaleti sağlamaya çalışanların kullanmasına karşı değilim. Fakat alkol gibi ticari nesnelerin reklamını yapmak için Che’nin şöhretini kullananların kategorik olarak karşısındayım.” Korda, bu davadan kazandığı 50.000 doları Küba Sağlık Sistemi’ne bağışlamış ve “Eğer Che yaşasaydı o da aynısını yapardı” demişti. Korda, Küba Devrimi’nden sonra da 10 yıl boyunca Fidel Castro’nun kişisel fotoğrafçılığını yaptı. Daha sonra su altı çekimlerine ilgi duydu. 2001 yılında Paris’te kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Birer tarih ve devrim görüntü kayıtları olan Güney Amerika’nın devrimci liderlerinden Che Guevera’nın kült olmuş fotoğraflarına karşılık, 68 öğrenci hareketlerinin simgesi olmuş Deniz Gezmiş fotoğrafları sadece bir haber fotoğrafı olarak kayıtlara geçmiştir. Che fotoğrafları bir tüketim nesnesi haline gelip birçok yerde ticari amaçlarla kullanılırken, Deniz Gezmiş’in az sayıdaki fotoğrafları devrimci ideolojinin bir simgesi haline gelmiştir.
Beyhan ÖZDEMİR
Yararlanılan Kaynaklar:
Che, Aktüel Dergi, Bir Numara Yayıncılık, İstanbul, 1998
“Deniz” (Büyük Albüm) Editör: Özgür Erdem, İleri Yayınları, İstanbul, Ekim 2006,
http://sanatkop.com/index.php/alberto-korda-objektif-che-santral-istanbul/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alberto_Korda
http://www.baktabulum.com
http://images.google.com.tr (Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7)
[1] “Tevriye” Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı.
[2] http://sanatkop.com/index.php/alberto-korda-objektif-che-santral-istanbul/
[3] http://sanatkop.com/index.php/alberto-korda-objektif-che-santral-istanbul/ FOTORİTİM ARŞİVİNDEN : Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Akademik Bakış : Beyhan Özdemir : Teknolojik Gelişim Ve Toplumsal Değişim Çağında Fotoğraf Sanatı
Akademik Bakış : Üniversitelerimizin Fotoğraf Bölümleri’ne Giriş Sınavları ve Eğitim Programları
Akademik Bakış : Görsel Kültür ve Toplumsal Bellek
Beyhan Özdemir : Türk Fotoğraf Sanatında Bir Ekol, Şahin Kaygun
Beyhan Özdemir : Çağdaş Sanat Akımları ve Fotoğraf
Beyhan Özdemir : Fotoğraf ve Zaman
Beyhan Özdemir : Ekrandan Bakanlar
Beyhan Özdemir : Toplumsal Bilincin Oluşmasında Belgesel Fotoğrafın Önemi