Onu Zonguldak da ``mükellefiyet`` üzerine yaptığım bir araştırma için gittiğim Akçahatipler köyünde tanıdım... ZOFSAT' dan bir gurup fotoğrafçı arkadaş ile kocası mükellef İdris amca ile konuşmaya gitmiştik... Köy kahvesinde oturmuş sohbet ederken, "O" çıka geldi... Ve anında tüm ilgiyi üzerine aldı...
Adı : Dürdane Akdal... O bir fenomen...
Zonguldak Akçahatipler köyü, 1341 doğumlu olduğunu söylüyor... Kızı düzeltiyor... "Anne, sen babamdan büyüksün"... Baba 95 yaşında, anne 105... Kimbilir kaç yaşında iken nüfusa kaydı oldu... Burası mektup yazanları olmadığından postacının dahi uğramadığı bir köy...
5 kardeş, 2 kız 3 erkek...
60 senedir mükellef Idris Akdal ile evli ... 10 doğum yapmış... sadece 6 tanesi hayatta.
Dürdane ve Idris Akdal
Burnundan damar kesmelerine rağmen sigarayı bir keyifli içişi var ki.... Ocağa çalışmaya bile giderim diyor... Günde 1 paket (maltepe) sigara içtiğini söylüyor ama İdris amca düzeltiyor "günde 2 paket ! " diyor, pahalılığından yakınıyor...
Kocasi maden isçisi,o madene gittiğinde kendisi de ot yolup, orak biçmiş... Beşiği sırtına yükleyip öyle gidermiş tarlaya...
Kocası ile nasıl tanıştığını onu nasıl istettiğini anımsayıp anımsamadığını sordum... Kaçtım ona, beğendim de geldim, dedi... Pazar da görmüş, beğenmiş, kaçmış... 20 yaşında evlenmişler...

Babasi harbe gittiğinde dünyaya geldiğini söylüyor... Kapı eşiğinden salona geçiyoruz... Ev mis gibi yemek kokuları içinde... Masaya oturuyoruz.... Elleri masa üstünde... Parmağında yeşil taşlı yüzüğü... Ona çok güzel olduğunu söylüyorum... Sen benim gençliğimi görecektin, diyor ... Şimdi yüzüm buruştu...
En sevdiği yemek mancara... Yani bildiğimiz karalahana... İdris amca takılıyor ona; "kalk maden de fotoğraf çekmeye gidecez" diye... Gülerek ``gitmiyom`` diyor... Eşarbını düzeltirken görüyorum saçlarını, kınalı...
Çocuklarını nasıl uyuturdun diye soruyorum... Sarıp sarmalar, beşikte sallardım diyor. Onlara nenni söyler miydin? Bize mırıldanır mısın diyorum...``Nenni, nenni, nenni`` deye deye uyuturdum diyor... Uyusunda büyüsün demez miydin?, diyorum... Yok sesimi kıskanırdım, duymasınlar diye söylemezdim diyor... Onlara masal anlatır mıydın?, diyorum... Anımsamıyor... Aynı soruyu kızlarına soruyorum... Onlar da anımsamıyor... En sevdiği türküyü soruyorum anımsayamıyor... Oysa İdris amca bize ``karadır kaşlarını` söylemişti diyorum... Bilemiycem, diyor... Utanarak... Aklıma bir türkü gelmiyor...
Babası da madenci...
Bebelerini kendi sütü ve evde kendi yaptığı nişasta ile beslemiş, kocası madende kendi tarlada orak biçip, odun taşımış... 5 karış karda yürüyerek Zonguldak'a inerlermiş... Artık tarlaya gitmiyor... Uşaklar gidiyor benim yerime diyor...
Hala güzelsin diyorum...nerde diyor sen beni eskiden görecektin... bakim yok... krem yok diyor... Hic makyaj yapip yapmadigini soruyorum ... yapmadim diyor...
İdris amca; şimdi böyle sakin olduğuna bakma diyor O'nun... 3 adam vurduğunu anlatıyor... Bir kadının tekinin de kulağını kestiğini... Neden vurduğunu sorduğumuzda da, sakin sakin.. Damarlarım yukarı kalktı, vurdum diyor... Köyde boş dolananı ve yabancıyı sevmediğini söylüyor... Sorarım neden geldin diye, cevap vermezse; belli ki soymaya ya da çocuk kaçırmaya gelmiş, çeker çifteyi vururum diyor... Belli ki "kötü niyetli" ... Bir adamı cifte ile diğerini tabanca ile vurmuş... Jandarmalar gelip köyü basmış teslim ol demişler, olmuş..

Bir sene Mardin' de mapus yatmış... Sigarayada mapusta baslamış... Zonguldak' da yattığı cezaevi ise şu an okul... Zonguldak'da yatarken, İdris amca 5 çocukla tek başına kalınca, af istemiş... Muhtacım diye... çıkarmışlar...
Hiç okula gitmemiş... Nerde okul diyor... Olsa da nerde gidecek diyor kızları... Kendi lafa girip, olsa da yollamazdı babam diyor... 10 sığır 100 bacak keçi, 80 bacak koyun... Kim güdecek onları ? Gençlik tarlada tepede geçti diyor.....
O bunları herşeye rağmen gülümseyerek anlatırken biz de 8 fotoğrafçı arkadaş hararetle fotoğraflarını çekiyoruz... Odada deklanşör sesi bir de onun sesi... Ve arada yaptığı espirilere patlattığımız kahkahalar... Beni bir minare gibi çekiyorsunuz, bari bir ağacın tepesine çıkarsaydınız da öyle çekseydiniz diyor...
Yemek hazır çağrısını alınca hep birlikte sofraya geçiyoruz... Börek, kurufasulye, pilav ve salatadan oluşan menüyü afiyetle yiyiyoruz... Üstüne de çayımızı içip, teşekkür ederek yeniden görüşebilmek temennileri ile ayrılıyoruz...
....
...
..
.
Yazı ve Fotoğraflar : Faika Berat PEHLİVAN Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"