Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Birgül Erken : Bali

Bali’m

 


 

Sualtı fotoğrafçılığına dikkat geliştirdiğimizden bu yana uygarlığın odağında çok uzaklardaki adalara, tropik denizlere karşı ilgimiz de attı. Birer yeryüzü gezgini oluverdik kısa sürede.

 

Geçtiğimiz yıl kurban bayramında da dünyanın en büyük adalar topluluğu olan Endonezya’nın Bali Adası’na gitmeye ve dalış odaklı bir tatil yapmaya karar verdik.

 

O sıralar Endonezya’da depremler ve terörist saldırılardan dolayı bir takım çekinceler doğdu. Son anda planı değiştirenler Bali Adası’ndan vazgeçip başka planlar yaptılar. Biz ise Bali’ye gitme konusunda ısrarlıydık.  Sonuçta yalnızca iki kişilik bir tur organizasyonu ile Bali’nin tadını çıkarmaya karar verdik.

 

Singapur’da bir gecelik mecburi konaklamadan sonra nihayet adaya vardık.

 

Ayak bastığımız andan itibaren ilk izlenimimiz harika idi. Önce sesler sonra kokular sardı çevremizi. Çiçek kokuları…

 

Vurmalı ağırlıklı yerel enstrümanların ritmi ile kocaman bavullarımızı ardımıza katıp sallana sallana adayı selamladık.

 

Görünürde sadece iki Türk yolcu bizdik. Oysa dönüş yolunda karşılaşacağımız çok sayıda vatandaşımıza da şaşıracak, hatta sevinecektik.

 

İner inmez dolarlarımızı Endonezya Rupiahı ile değiştiriyoruz, ama sonrasında acele etmenin pişmanlığını yaşayacağız. Çünkü adada daha uygun Change Officeler bulabiliyorsunuz. Hem de daha hesaplı…


 

Ada insanları güler yüzlü ve sevimliler. Mısır’da olduğu gibi sırnaşık değiller. Çabucak havasına giriyoruz adanın.

 

Burayı seçmeden önce arkadaşlardan görüş almıştık. “Bir kere giden mutlaka yeniden gitmek ister” yorumu ilginç bir biçimde herkesçe tekrarlanmıştı.

 

Gerçekten hem sualtında hem de su üstünde çok doyurucu zenginliklere sahip, yeryüzü cenneti tabirine çok yakışan bir yer burası. Kumsalın, denizin, canlı çeşitliliğinin ve bitkilerin renk renk bambaşka bir havası var. Ada’nın turizm potansiyeli oldukça gelişmiş olsa da, özünden, geleneklerinden, göreneklerinden ve inançlarından ödün vermemesi çok güzel.


 

Bu muhteşem doğada günde iki üç dalış yapmayı planlıyoruz. Ancak bir süre sonra hem dalıp fotoğraf çekme özgürlüğümün elimden alınışı, hem de adanın gizemli çağrısı sadece dalışlarla enerjimi tüketip adayı gezemiyor oluşum huzursuz ediyor beni. Dalış için yapılan on günlük plan eziyet haline geldiğinde tüm bunları bir yana bırakıp ertesi gün bir araba kiralayıp gerçek Bali’ye yolculuğum başlıyor. Öncesinde akşam kısa bir çevre turu ile Sanur Bölgesi’ni keşfe çıkıyorum. Sanur’un merkezinde  “Fine Art 10” adıyla on sanatçının açmış olduğu bir galeriyi geziyorum. Galerideki Dollar adındaki ressam arkadaş, özgün resimleri ve Bali’de sanat konusunda kısaca bilgi veriyor ve gezip görebileceğim her yeri ayrıntısıyla anlatıyor. Arkadaş canlısı güleç yüzlü biri Dolar. Adadaki pek çok insan gibi…

 

Bedıgul’da çok büyük ağaçlar ve harika çiçekler olduğunu;

 

Ubud’ta kültürel zenginliği beğeneceğimi;

 

Karang Asem’de dağ havası alıp iyi yemekler yiyebileceğimi;

 

Teganan’da bozulmamış, doğal yapısını korumuş, geleneksel Bali’yi görebileceğimi;

 

Kintamani’de dağ havası ve göl manzarasını sevebileceğimi;

 

Kuta denilen yerin eğlenceli olduğunu söyledi.


 

Truyan denilen yerde ise farklı seremonilerle büyük ağaçlara, kafataslarına..vs tapınan insanların varlığından bahsetti. Ancak bu bölgeye rehberler pek götürmezler diye de ekledi.

 

Gerçekten de değişik inanışları ve farklı tapınma biçimleri olan Truyanlılar nedense rehberlerce bölge insanları agresif ve tehlikeli diye adlandırıldı hep. Ne yazık ki çok meraklandığım halde Truyan’a gidemedim.


 

Akşam yemeklerini orkidelerin ve tropik ağaçların arasındaki havuz başında canlı müzik eşliğinde yiyoruz. Oldukça romantik bir yer burası. Mistik bir havası ve gizemli doğasıyla balayı çiftlerine de cazip bir mekân olma özelliği taşıyor. Tropikal iklimin neşeli geleneksel dansçıları, ufuk çizgisine dek lacivertten maviye ve maviden beyaza uzanan sınırsız renkleriyle okyanusun muhteşem heybeti, kokularıyla, çiçekleriyle ve meyveleriyle cömertçe yaşamın içinde olan her türlü bitki, aromatik yağlar ve kokulu mumlar eşliğinde yaptıracağınız Bali masajı… ve daha neler neler… Bizim bu muhteşem seçeneklere ayıracak vaktimiz yok. Sadece fotoğraf avcısıyız ve adayı fotoğraflarla her biçimde kuşatmak niyetindeyiz.

 

Karada ilk günüm, yerli rehberim Wayan ile yola çıkıyoruz. Tropikal meyvelerden kocaman bir tabak mideye indirmeden kahvaltı tamamlanmıyor burada. Hem meyve suyu hem de meyveler hiç aşina olmadığımız enfes tatlar vaat ediyor.


 

Bali’de trafik soldan akıyor ve o kadar çok motosiklet var ki, üstelik daracık yollarda araç kullanmak gerçekten zor bir iş.

 

Uzakdoğu kültüründe din çok önemli. Bali’ye de Tanrılar Adası diyorlar.  Nereye giderseniz gidin, onların dinlerine duyduğu saygıyı ihtişamlı tapınaklarından anlayabilirsiniz. Ama daha da ilginci insanların gündelik yaşamlarına tanrılara sunulan hediyeler ve dualarla her evin bahçesinde bulunan aile tapınağında başlamaları oluyor. Muz yapraklarından yapılmış “ofrin” denilen küçük sepetçiklerde birkaç çiçek, biraz bisküi, pirinç ve tütsü ile sabah seremonisi gerçekleştiriliyor.


 

11.yy’da inşa edilmiş olan Pura Besakih Tapınağı adada mutlaka görülmesi gereken bir yer. Bali’ye gidip de “Ana Tapınak” olarak adlandırılan bu tapınağı görmeden dönmemeli. Tapınaklara girmeden önce turistlere uzun bir anvalop etek veriyorlar ve üzerine de zıt renkte bir kemer bağlıyorlar.


 

Bali’de bir kuru bir de ıslak dönem var. Bizim ziyaretimiz ıslak dönemde gerçekleştiği için ekvatora 60 km uzaklıktaki ada, tropik yağmurlara teslim oluyor.. Bu yüzden şemsiye kiralayan küçük çocuklar peşiniz sıra sizinle geliyorlar çoğu zaman. Ama rahatsız edici bir tavırları yok. Sadece şemsiyeyi başka birinden alırsanız çok darılıyor küçük kızlar

 

 

İnsanlar turistlere çok alışıklar ve hemen hepsi İngilizceyi iyi kötü konuşabiliyor.

 

Öğle yemeğinde rehberin yönlendirdiği bir yerde yemek yiyoruz.  Adada hemen hemen bütün yemeklerde pirinç kullanılıyor. Yol boyunca gördüğümüz pirinç tarlaları ise fotoğrafik açıdan da çok hoş.

 


 

Bol bol deniz mahsülleri ile donatılmış yemekleri arasından seçim yapabilmek çok zor. Bildiğimiz sigara böreğinin içinde bile çeşit çeşit deniz ürünü ve sebze oluyor ve bunun adına “spring roller” diyorlar. Bu benim aperatif için ilk tercihim oluyor bu yemek.

 

Yemekte dinlediğimiz müzik de ilgimi çekiyor.  Geleneksel giysileri ile hizmet veren güler yüzlü garsonlardan müzik albümünün ismini öğrenip hemen o gün içinde bu albümü ediniyorum. Sonrasında araştırdığımda oldukça ünlü bir grup olduğunu öğreniyorum ve internette bu grubun sitesine de ulaşıyorum: http://sabilulungan.org/d/?q=About

 

Gün boyu yakıcı güneş, bir başlayıp bir kesilen muson yağmurları bitkileri coşturuyor. Kakao, muz ve farklı tropik meyve ağaçları yanı sıra çok büyük heybetli ağaçlar yol boyunca şaşırtıcı bir gürlükte yanı başımızdan akıyor.


 

Bali’de her yerde büyük su paklarında çok çeşitli çiçeklerle dolu. Rutubetten yemyeşil yosunlar içinden bin bir çeşit çiçeğin, kelebeğin peşinde günlerce fotoğraf çekebilir makroya ilgi duyan fotoğrafçılar burada.  Özellikle su içinde yaşayan Buda için çok önemli olduğu söylenen Lotus her yerde karşımıza çıkıyor.


 

Gündelik hayatta da farklı şekillerde kullanılan lotus sembolü Budistler için lotusun ne kadar özel olduğunu anlatıyor.

 

En eski Budist sutralardan birinde, lotus yapraklarının üstündeki çiğ damlacıkları ve lotus tohumları arzuyla kirlenmemiş hayatı ifade ettiği söyleniyor. Lotus tohumunun içindeki besleyici beyaz özsuyu, "insanların Budist doğasına" benzetilirmiş.


 

Lotus her şeyden önce, onu diğer bitkilerden ayıran ve Budist bir simge haline getiren, ekolojik bir özelliğe sahip. Mevsimler bir döngü içinde hareket ederken, çiçekler de çiçek açıp ölürler. Ancak bitkilerin pek çoğu önce çiçek açıp çiçeklerini döktükten sonra meyve verirken, lotus meyvesi olgunken çiçek açar. Bu nedenle Budistler, lotusun geçmişin, şimdinin ve geleceğin biraradalığının bir ifadesi olduğunu düşünmüştür.

 

Buda, her şeyin - geçmiş, şimdi ve gelecek; cennet ve cehennem; uzay ve zaman; zengin ve yoksul; ucuz ve değerli - eşit olduğunu vurgulamıştır.


 

Dönüşe bir gün kala dalışlar sona erdiği için eşim de benimle geliyor. Kültürel zenginliği ile gezilecek yerlerin toplandığı bölge olan Ubud’da “Maymunlar Ormanı”nı görmek istiyoruz. Maymunlar adanın geleneksel danslarında da çok kullanılan bir figür. Bu ormanda maymunlar kutsal sayılıyor. “Monkey forrest” denilen yerde ve içinde tapınak da olan bu görkemli ormanda yaşıyorlar. Bu arada elinizde kazara yiyecek, içecek bir şey varsa göz açıp kapayıncaya dek bir tanesi üstünüze tırmanıp elinizde ne varsa kapıp aynı hızla bir ağaca kaçıyor. Maymunlara muz verirken birkaç maymun omzunda oturup şımarıklık yapıyor. Bir ara ne olduysa maymunlar birbirini kıskanıp eşimin kafa derisini ısırıyor ve kanayan kafasına rağmen tepki vermeyin uyarısıyla yürüyüp aradan uzaklaşıyoruz. Hayvan sevgisini abartınca acılı ve kanlı bir tecrübe yaşamış oluyoruz. Yine birlikte gittiğimiz Bali Bird Park ve Bali Zoo adanın en ilginç hayvanlarını görebildiğimiz yerler oluyor.

 

Bali Adası’nın sanat merkezi de Ubud Bölgesi’nde bulunuyor. Ubud kasabasından duvarınıza asacağınız resimler, aksesuarlar çok uygun fiyata alınabiliyor. Ayrıca gümüş işçiliğinin de oldukça incelikli yapıldığı bu kasabada adanın mercanları ve değerli taşlarıyla işlenen gümüş tasarımları gerçekten çok şık. İmalathanelerinde gezerken fotoğraf çekmeye izin verseler de satış mağazasında fotoğraf çektirmiyorlar.

 

 

Kintamani’de yağmur ve sis göl ve dağı sakladığı için küçük bir mola verip o bölgeden fotoğraf açısından eli boş dönüyoruz.

 

Bugünü telafi etmek için yol boyunca gördüğüm okullarda, kenarda köşede kalmış mahalle aralarında portreler yakalamaya çalışıyorum. Bir ara çeltik sulama kanallarında yüzen çocuklar gözümüze ilişiyor. Çıplaklıklarına aldırmadan atlayıp zıplayarak kanalda yüzmek eğlenceli bir oyun onlar için.

 

Bali’ye özgü tanıdık görüntülerden biri de horoz dövüşleri olmalı. Horozunu özenle yıkayıp gururla poz veriyor bu işin meraklıları.


Okullar saat 11.00 olmadan dağılıyor. Yollara dökülen öğrencilerin vesaiti tabanvay…

 

Öte yandan seremonilerin her gün özel günler ve bayramların sık sık olduğu adada özel giysileri ile salınan çoklarına rastlamak mümkün. Yüzlerine pirinçler yapıştırıp tapınaklara giden Hindulara sepetler dolusu hediyeler veriliyor olmalı ki seremoniden gelen insanlar ofrin denilen sepetleri ile yürüyorlar yol boyunca.

 


 

Bu sepetleri taşıdıkları gibi pek çok şeyi başlarının üzerine yerleştirip götürüyor kadınlar. Bu aynı zamanda zarafet dersi gibi bir şey bence. Hem de iskelet sistemini güçlendiren bir şey gibi duruyor.

 

 

Dalışlar devam ederken kıyıdan gelen ezan sesi üzerine Müslüman azınlığı sorguluyorum. Adada gerçekten çok az Müslüman var. Cami ise bildiğimiz anlamda bir formda değil. Çok farklı bir mimari ile yapılmış.

 

Camiyi görebilmek için kıyıya çıkıp dalışları sonlandırmamız gerektiğinden, merakımı ertelemek zorunda kalıyorum. Karada yaptığım gezilerden birinde sapsarı bir örtü ile başı sıkıca bağlanmış bir kız çocuğu ile annesine rastlamak suretiyle adadaki ilk Müslümanla karşılaşmış oluyorum.

 

 

En güzel portrelerimi ise Teganan’da çekiyorum. Teganan bozulmamış bir kasaba. O gün herkes topluca hamama gitmiş olmalı ki saçlarından sular damlayarak peştamalları ile aşağıdan bir yerlerden geliyorlar. Bir süre sonra yağmur başladığında kocaman muz yaprağı kesip şemsiye olarak kullanıveren insanlar bu çabucak başlayan aniden biten tropik yağmurlara aldırış etmeden yürüyorlar.

 


 

Dokuma tezgahları, el sanatları her evde yaşatılıyor. Leyla ile Mecnun gibi Bali’nin aşıkları Rama ve Şhita’nın uzun bir aşk öyküsünü anlatan figüratif çalışmalar bazen bir papirüs üstünde; bazen de ağaç oymacılıkta karşımıza çıkıyor. Maskeler de buranın vazgeçilmezleri arasında, çünkü gerek tiyatral danslar, gerekse gölge oyunu Bali’nin klasiklerinden.


 

Bu arada Bali’de dalış için en uygun mevsimin Aralık ayı olmadığı kesin. Yağmurlar bir yandan fizibiliteyi olumsuz etkiliyor. Öte yandan adanın karakteristik mola mola balığı da bu dönemde görülemiyor. Bir köpek balığı dışında ilk günler istediğimiz biçimde geçmediği için sonraki günler Tulanben’de dalmak için yer değişikliği yapacağız bu yüzden.


 

Ben yine Tulanben’de de karadan devam ediyorum gezilerime. Dalışlarda olan bitenleri ve karadaki maceraları akşam yemeğinde paylaşıyoruz. Benim için keyifli geçen su üstü fotoğrafları, Değer(eşim) için sualtında mola mola özlemiyle biraz eksik bir pazıl gibi boşlukta kalıyor.


 

Bir türlü göremediğimiz mola mola için Ağustos ayının en iyi zaman olduğu düşüncesi ile adaya yeniden gelmeyi aklımıza koyuyoruz. Çünkü Bali’de Ağustos’ta deniz soğuyor ve 23–24 dereceye düşüyor ve canlı çeşitliliği artıyor. Adaya veda etmeden önce geleneksel dansları izlemek için fırsatlar yaratıp bu arada dalış ekipmanlarının kurumasını sağlıyoruz. Gerek geleneksel yaşamıyla, gerek verdiği hizmetle, gerek tarihiyle, gerekse son derece güler yüzlü, sıcak halkıyla çok beğendiğimiz adadan ayrılırken Ağustos ayında kaldığımız yerden devam etmeyi hayal ediyoruz.

 

Bundan sonra Bali’mi özlemekle geçen bir süreç başlıyor J

 

Birgül ERKEN

 

Kaynak:

http://www.populerbilgi.com/bitki/biyomimetik_lotus.php

 

 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :


Birgül Erken : Akvaryum
Birgül Erken : Yaşayan Marmara Sualtı Görüntüleme Yarışması
İçimizden Biri : Birgül Erken
Birgül Erken - Değer Erken : Su"yakarış"an Su Perisi
Birgül Erken : Asi Yeşil, Derin Mavi
Birgül Erken : Ölüdeniz Fotoğrafçılar Buluşması
Birgül Erken : Üzümlü'de Dastar
Birgül Erken : Yamaç Paraşütü
Birgül Erken : Heraklia


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 11 yorum, 1-11 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Harika görsellerle harika bir çalışma olmuş. Gönülden kutluyorum Birgül Hocam...
Atakan Dürüst eklemiş - adds | 01 Ağustos 2009 Saat - Time 21:39
Sevgili Birgül, tuşlarından dökülen kelimeler ve objektifinden görüp bizlerle paylaştığın karelerle Bali'yi harika tasvir etmişsin. Zevkle okudum ve izledim. Ellerine sağlık.
Berna Akcan eklemiş - adds | 02 Ağustos 2009 Saat - Time 00:15
Bali'de geçirdiğimiz güzel günleri ,diğer insanlarla yada doğru kelime ile diğer fotoğraf dostlarınla bu kadar güzel bir kadrajla paylaşmış olman çok keyifli,seni tebrik ediyorum.hatta daha çok tebrik eiyorum nedenmi ? bu kadar uzak bir yolculuktan sonra okadar olumsuz hava koşullarına rağmen keyifli ve seyrine doyulmaz karelerini bizlerle paylaşmış olmandan dolayı.
başarılarının devamını diliyor,değişik portfolyalarını bekliyorum.
Ellerine sağlık.
Değer ERKEN eklemiş - adds | 02 Ağustos 2009 Saat - Time 14:46
Gerçekten görülmeye değer yerlerden bir tanesiymiş. "Umarım bir gün oralara yolumuz düşer" demekten başka bir şey kalmıyor sanırsam bize :) Bu arada bu güzel gezi günlüğünü bizimle paylaştığınız için de teşekkürler!!!
Çalışmalarınızın devamını dilerim...
Oğuz Kurul eklemiş - adds | 20 Ağustos 2009 Saat - Time 20:47
Sevgili Birgül ERKEN.
Öyle güzel gezmiş, kaleme almış ve fotoğraflamışsın ki ben de seninle sanki oraları gezmiş gibi oldum. Aslında senin anlatımlarınla gitsem sanki gezebilirmişim gibi.
Ellerine sağlık sizin gibi sevimli ve cana yakın olmuş.
habip YANÇ eklemiş - adds | 24 Ağustos 2009 Saat - Time 13:07
Birgül hanım, çok güzel çalışmalar .Kutluyorum.
BoraBenic eklemiş - adds | 31 Ağustos 2009 Saat - Time 20:07
En başta Değer'ciğim; Sevgili Atakan ve Berna'cığım,
Sizler en yakın tanıklar, en büyük destekçilerimsiniz.
Kocaman bir aileyiz biz:)
Yüreklendirmeleriniz olmasa bu paylaşımlar da biraz eksik kusurlu olurdu.
İyi ki varsınız
Teşekkür ederim.
Oğuz Bey, Habip Bey ve Bora Bey;
Beğeninizi kazanmak beni mutlu etti.
Desteğiz için çok teşekkür ederim.
Selam ve saygılar...
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 01 Eylül 2009 Saat - Time 21:58
sunumunuzu ilk izlediğimde de hayran kalmıştım.
harika fotoğraflarla süslü çok keyifli bir yazı.
gitmediğimiz diyarları sizin objektifinizden görüp, sizin kaleminizden okumak ayrı bir güzel.
elinize, emeğinize sağlık.
sevgiyle...
Kazım Çapacı eklemiş - adds | 04 Eylül 2009 Saat - Time 11:29
Fotoğraflarını daha evvel incelme fırsatım olmuştu, sunumunu bütün olarak da çok beğendiğimi belirtmeden geçemiyorum Birgül :)

Tebrikler ve başarılı çalışmalarınızın-gezilerinizin-paylaşımalrınızın devamını diliyorum.
Baybars SAĞLAMTİMUR eklemiş - adds | 04 Eylül 2009 Saat - Time 11:42
merhabalar birgül hanım; arşivi incelerken bali gezinize dair notlarınızla ve fotoğraflarınızla karşılaştım. geçen yıl; bali adasına gitmek umuduyla eşimin endonezya seyehatine ben de eşlik etmiştim. bir iş seyehati olduğundan bali ye gitmek kısmet olmadı. o günlerde yeterince üzülmüştüm, bugün sizin yazınızı okuyunca, fotoğraflarınızı izleyince pişmanlığım bin kat daha arttı. mangislerin fotoğrafını görünce kokusu ve tadı belleğimde tazelendi, tabi daha nice farklı tadlar, görüntüler... uzuuun ve zorlu bir yolculuk sonucu ortaya çıkan birikimlerinizi paylaştığınız için teşekkürler...değer bey ve ege ye selamlar, konya dan sevgilerle...
öznur çin çiftçi eklemiş - adds | 22 Mart 2010 Saat - Time 15:34
Sevgili dostlar,
İlginize ve beğeniniz mutlu etti.
Çok teşekkür ederim.

Öznur Hanım;
Bu yaz Bali taraflarına yeniden gideceğiz.
Birlikte gideriz belki de kimbilir:))
Selam ve segiler..

Sevgili Baybars;
Desteğine teşekkür ederim.
Beğenini kazanmak benim için çok önemli.
Eksik olma.
Sevgiler..
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 23 Mart 2010 Saat - Time 22:49
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.