Arşivimizden  - From Our Archives

 

Claudio Cambon

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2007 SAYISI > Birgül Erken : Heraklia
Birgül Erken : Heraklia

Latmos’ta Herkül’e Adanmış Bir Kent: Heraklia

 

Yüzyıllardır anlatılan efsaneleri ve o muhteşem doğasıyla insanları kendine bağlayan Latmos’a yolculuğumuz.  Yeryüzünün ayrıcalıklı coğrafyalarından bir tanesi de Ege bence. Doğanın cömertliği ve tarihi dokunun zenginliği çekici kılıyor burayı. Belki bu yüzden dönüp dolaşıp Ege’ye geri geliyorum. Bafa Gölü kıyısındaki antik liman kenti olan Herakleia ile buluşmak üzere yol alıyoruz. Liman kenti diyoruz; çünkü Söke Ovası 200 yıl kadar önce denizmiş. Büyük Menderes Irmağı’nın getirdiği alüvyonlar körfezi doldurmuş ve ova haline getirmiş.


Bafa Gölü de denizden bir parça olarak arada kalmış. Bafa’ya sabaha karşı sekiz sularında varıyoruz. Beş Parmak Dağları ardından doğmak üzere olan günün kızıllığını suların aynasından seyrediyoruz. Gölün kıyısında sevimli bir köy olan Kapıkırı Köyü’ne girdiğimizde güneş ortalığı aydınlatıyor. Antik Kent Herakleia ile Kapıkırı Köyü iç içe kurulmuş. Antik Agora’nın en uç kısmında yer alan pansiyonumuzu kolayca buluyoruz. Orhan Serçin ve ailesinin işlettiği nezih bir yer Agora Pansiyon. Sıcak bir karşılama ve Özgün Hanım’ın hazırladığı enfes kahvaltının ardından acele bir şekilde günün programını oluşturuyoruz. Çünkü keşfedilmeyi bekleyen çok şey var.


Beşparmak Dağları’nın eteklerindeki bu göl ve çevresindeki dağlar, ormanlar; tarihiyle, kültürel mirasıyla bizlere sunulmuş bir armağan. Ayrıca olağanüstü bir doğa içinde yüzlerce çeşit kuşlarıyla dünyanın sayılı kuş izleme merkezi Bafa.


Yöreyi çekici kılan bir başka yönü ise söylence yüklü tarihi. Antik Milas kentinin ardülkesinde, Bafa Gölü kıyısında yükselen Beşparmak Dağları’nın(Latmos), Anadolu’nun kutsal dağlarından biri olduğu söyleniyor. Garip taşlar ülkesi diye de anılan bu dağ, Anadolu’nun Hava Tanrısı ile yerel bir dağ tanrısının tapınım yeri olarak geçiyor. Bu tanrıların yerini daha sonra Greklerin Hava Tanrısı Zeus ile Ay Tanrıçası Selene’nin sevgilisi Endymion alıyor. Bafa Gölü’nün doğu kıyısında yer alan Herakleia antik kenti Tanrı Herakles’e (Herkül) adanmış olduğu söyleniyor.


 

Coğrafyacı Strabon tarafından hiç önemli sayılmasa da, günümüzde çağdaş arkeolog ve tarihçilerin çalışmaları sonucu elde edilen bilgiler, kentin görkemli geçmişi hakkında doyurucu bilgiler sunuyor. En çok da Almanların rağbet edip ilgiyle incelediği bu topraklardaki kaya resimlerini keşfeden de bir Alman olmuş. 1971 yılından bu yana bölgede çalışan Alman arkeolog Anneliese Peschlow’un Latmos Kaya Resimleri ile yolu 1994’te ziyaret ettiği bir köyde kesişmiş. İnsanlığın gelişim tarihi açısından çok önemli olduğunu söyleyen uzmanlar bu resimlerin Anadolu’nun ilk aile tablosunu sembolik bir dille anlatıldığını ifade ediyorlar. Ayrıca resimlerde Avrupa’da bulunanlardan farklı olarak savaş figürlerinin bulunmadığı vurgulanıyor. Batı Anadolu’da benzerleri bulunmayan bu resimler, tarih öncesi resim sanatına olduğu kadar dönemin kadın-erkek ilişkilerine dair de bilgileri günümüze ulaştırıyor. Paleotik zamandan Neolitik zamana geçişi simgeleyen kaya resimlerinden 170 tane bulunmuş. Son yirmi yılı aşan çalışmaları kazılar sonucu değil, toprak üstü kalıntıların gözlenmesine dayandığı bilgisi, Heraklia ve Latmos’un gizlerini henüz derinlemesine çözülmediğini düşündürüyor.


 

Bilene gizlerini açan Bafa Gölü ve çevresi, doğal zenginlikleri yanında; mercek altına aldığınızda görülebilecek tarihi bir dokuya sahip. Pansiyon sahibinin büyük oğlu Mithat rehberimiz. Beşparmak Dağları’nda yürürken bizi çepeçevre saran kayaların ruhu olduğuna inanıyorum. Hayal gücümüzü zorlayan kaya şekilleri yol boyunca şaşırtıyor insanı. Bu arada bölgede granite benzer taşlar da dikkate değer. Sonradan öğreniyorum ki Bafa Gölü’nün güney kıyısındaki Miletos; batı kıyısında Heraklia Antik Kentine ait mermer ocakları varmış. Beşparmak Dağları’nda yüzlerce mağara olduğu söyleniyor; ancak kayalarla işbirliği yapıp insanoğlundan saklanmış gibiler.  Herakleia antik kentinin güney doğusunda Latmos dağları üzerinde iki kilise, bir şapel, keşiş hücreleri ve sarnıçtan oluşmuş Kellibaro Manastırı (Yediler Manastırı) bulunmaktadır. Yediler Manastırı’na Kapıkırı’na komşu olan Gölyaka Köyü’nden ulaşılıyor.


Gölyaka insanları konuksever, sevecen ve açık yürekli. Mehmet AKGÜN’ün kahvesi’nde duraklıyoruz. Gölyaka’nın muhtarı Ahmet Kırcı köyündeki evlerin tavan süslerinden bahsediyor. Köy damlarında incir kurutan, Kasım ayında zeytin işlerine koşan, hayvancılık ve tarım ağırlıklı çalışan Gölyakalılar nazlanmadan poz veriyor. Pamuk toplayanlar da fotoğrafa değer görülüyor; ama programımıza aldığımız Latmos bizi çağırıyor kalamıyoruz, aklımız kalıyor.


 

Bu arada Antik Kayra yolunu sonbahar laleleri süslemiş konuklarını bekliyor. Kayalık parkurda yapılan bir saatlik yürüyüş sırasında katlanılan zahmete değecek güzellikte tarih ve doğa hayranlığımız artıyor. Uzun yürüyüşler sonrasında, hiç beklenmeyen güzellikleri önünüze seriliyor. Yol boyunca köydeki taş işçiliği de gözümüzden kaçmıyor. Yediler Manastırından hemen önce ilk durağımız Kaya Manastırı. Manastır ilginç bir şemsiye şeklindeki bir kayanın içerisine oyularak yapılmış. Yapının hemen arkasındaki bir kovukta 12–13. yüzyıldan kalma bir İsa ve on iki havarisinin tasvir edildiği fresk görülmeye değer. Biraz daha yorulmayı ve daha da zorlu bir parkuru göze alırsanız, ilkçağ mağarasındaki resimlerini görme şansınız da var ki, bu resimleri görmeden gitmemenizi özellikle tavsiye ederim. Yaptığımız yorucu yürüyüşün en büyük ödülü, bu çok gizli bir mağaradaki Neolitik döneme ait “Kaya resimleri” oluyor. Dokuz bin yıllık geçmişiyle Latmos’daki aile yaşamının ipuçlarını bizlere sunan bu resimlerde, çoğu figür T biçiminde veya anten benzeri başlara sahip Uzmanlar bunların sembolik bir dil olduğu görüşünde. Burası gerçeküstü bir yontu parkını andırıyor.. Kendimizi gizemli bir bilim-kurgu filminde hissediyoruz.


 

Kerdemelik, dere yatağı üzerindeki mağaranın içinde bulunan kaya resimlerindeki figürlerine ulaşıyoruz. Fotoğraflarını çekmek için reflektör yardımıyla gün ışığını mağaranın içine çeviriyor; flaşsız çekimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Kumanyalarımızı paylaşıp soluklanırken, bir yandan hayal gücünü serbest bırakan resimlerdeki şematik betimlemeleri düşüneduralım; her şeyi unutup tarihin gizemine dalıyoruz. Akşam Ege’ye has mezeler ve sebze ağırlıklı sağlıklı yemeklerle güzel bir sofranın yanında, yörenin sanatçısı, ozanı Mehmet AKGÜN’ün sazı ve sözü ile yorgunluğumuzu atıyoruz. “Türkü dinlemeyen Türk’ü anlayamaz.” derler, doğrudur. Ezgiler bizi bize anlatıyor.


 

Ertesi gün kuşların, horozların ve eşeklerin seslerinin birbirine karıştığı bir güne gözlerimizi açıyoruz. Hazırladığımız gezi planına göre Heraklia harabeleri üzerinde kurulmuş olan Kapıkırı ve civarını inceleyeceğiz. Sonrasında Bafa Gölü’ne açılmak niyetindeyiz. Rehberimiz Mithat’la Helenistik bir kent Heraklia’yı kısa daha kısa bir parkurla dolaşıyoruz. Heraklia’nın antik giriş kapısından Nekrapolis(Ölüler şehri)’e kadar uzanıp güneşin batışını Latmos’un eteklerinden izliyoruz. Heraklia’nın en belirgin özelliği uzaklardan rahatlıkla görülebilen ve üzerinde yetmişten fazla kule bulunan 6.5 km uzunluğunda muazzam şehir surları. Bugün çocukların oyun alanı olmuş Agora(Pazaryeri)  ise Athena Tapınağı’nın doğusunda yer almış ve güney cephesi oldukça iyi durumda. Ortasına köy ilkokulu yapılmıştır.


Heraklia’nın simge yapılarından olan Athena Tapınağı, göle ve köye hâkim bir tepede bulunuyor. Şehir surlarını gezerken gördüğümüz asırlık zeytin ağaçları, Kapıkırı Köyü’ndeki yaşlı insanlar nasıl dingin ve huzur verici yaşam sürdürüyorsa, onlar da heybetli bir eda ile olgun ve ağırbaşlı görünüyor. Surlarının güney ve doğu tarafında ise binlerce kaya mezarı var. Bunlar doğal kayalara oyulmuş lahit şeklinde ve üzerleri aynı tür taştan kesilen kapaklardan oluşuyor. Bunun dışında Meclis binası, batı duvarı köy evlerinin duvarlarına bitiştirilmiştir. Oturma yerleri toprak altında kalmış olduğu görülüyor.


 

Tiyatro; Beşparmak Dağları'nın sırtına dayanmış güneydeki göle doğru inşa edilmiş. Harabeden geriye çok az bir bölüm kalmış. Anıtsal Çeşme diye anılan yer ise; tiyatronun kuzeybatı tarafına bitişik olarak yapılmış. Agora’nın güneyindeki at nalı şeklinde ve önünde sütunları bulunan yapının Endymion’a adanmış bir kutsal alan olduğu sanılıyor. Söylence ise şöyle: Yunan Mitolojisine göre Ay Tanrıçası Selene, Çoban Endymion‘a aşık olunca her gece gölde yıkanan çobanı daha yakından görebilmeyi ister. Bunun için Ay ışıkları gölün üzerinde daha çok parlayarak gölü aydınlatır. Tanrı Zeus ise, çobanın isteği üzerine ona ölümsüzlüğü ve sonsuz uykuyu bahşeder. Böylece Selene dilediğince onu ziyaret edebilir. Endymion‘dan 50 çocuk sahibi olur.


 

Üçüncü gün gökyüzünde yumuşacık, uysal bir güneşle Bafa’ya açılıyoruz. Teknemiz yol alırken sudan fırlayan, adeta uçan balıklar kaptanı çok heyecanlandırıyor. Bafa Gölü dört adaya ev sahipliği yapıyor. Kapıkırı Adası, batıda İkizce ve Menet Adaları ve güney yönünde Kahvesar Adası. Yol boyunca burçlara konup uçan balıkçıllar, dalıp çıkan karabataklar ve soylu yürüyüşleri ve narin edaları ile flamingolar bize eşlik ediyor. Kimi adacıklarda yaban keçileri var. Bir grup genç flamingo göl üzerinde süzülürken kanatlarının altındaki pembe renk ortaya çıkıyor. Bu halleriyle hoş bir görüntü oluşturuyorlar. Gölde pelikanların da olduğunu söylüyor kaptanımız, ama az kaldı diyor. İkiz Adalar Kumsalı tekne turlarının yüzme molası verdiği güzel bir sahil. Beyaz kumları kırıntı haline gelmiş kaya parçalarından oluşuyor ve deniz kabukları buranın bir zamanlar deniz olduğunu hatırlatıyor. Ada üzerinde Bizans dönemine ait bir kale ve bir manastıra ait kalıntılar var. Kalıntılar iyi korunmuş durumda. Herakleia sur sisteminin bir parçası olan bu sisteme ait izleri yörenin çiçekleri ile kadraja alıp görüntülüyorum.
 

 

Beşparmak Dağları’nın eteklerindeki bu göl ve çevresindeki dağlar, ormanlar; tarihiyle, kültürel mirasıyla ve eşsiz doğasıyla bizlere sunulmuş bir armağan. Sahip olduğu özellikler açısından zengin bir ekosistem olan Bafa Gölü, üzerinde yaşayan canlılar için kayda değer bir habitat kimliğinde, ancak göl şu anda tehlike altında. Büyük Menderes Nehri’nin sanayi atıklarıyla kirlenmesi sonucu gün geçtikçe kirlenmiş. DSi buna önlem olarak göle nehirden gelen suyun önüne bent çekmiş, gölün suyunun çekilmeye başlamasına neden olmuş. Bu da gölü besleyen oksijen dolaşımının azalmasına ve sudaki tuz oranının artmasına neden olmuş. Çok hassas bir denge üzerine kurulu ekosistemi ciddi biçimde tahrip edilmiş. Göl rengi maviyken yeşile dönmüş, eskiden içilen göl suyu balıklara mezar olacak kadar kirletilmiştir. Kanatlı dostlarımız da birer birer bölgeden çekiliyor görünüşe göre. Her şeye rağmen öylesine güzel ki, insanın içini fazlasıyla acıtan bu güzelliğe kıyamıyor insan. Korumak adına yapılan çeşitli çalışmalar var. Bafa gölündeki hazin durumu birçok aydın dillendirdi, kamuoyu yaratmaya çalıştı. Bafa’nın durumu ulusal basında günlerce yankısını buldu. Dergimizin formatına ve bana ayrılan köşenin hacmine sığmayacak boyuttaki bu sorunu genişçe açıp yayamayacağız; ama değinmeden de edemezdim. Umarım çok geç olmadan elimizden kayıp giden bir güzelliğe duyarlı bir olunup gereken önlemler alınır ve yörenin sakin, barışçıl insanları da yaşadıkları çevrenin kurtulması için yetkililerden hak ettikleri ilgiyi görür. Öte yandan hepimiz doğayı korurken onun bir parçası olarak kendimizi koruduğumuzu artık anlamalıyız.


 

Dünün görkemli tarihinin izleri, insan ilişkilerindeki samimiyet, bozulmamışlık geleceğin de değerleri olsun istiyorum bu güzel insanlardan ayrılırken. Yalnız yabancıların değil, Türk insanının da tanıması ve sahiplenmesi gereken eşsiz bir yer olan Latmos’u, yeter derecede tanıtabilmiş olmak ise en büyük arzum. Malum tanımak; sevmek ve korumak için ilk şart. Bafa’ya yeniden gelebilmeyi ise çok istiyorum, ama bıraktığım onca güzelliği aynı şekilde bulabilir miyim bilmiyorum. Agora’ya veda ederken Özgün Hanım’a takılıyorum. Sizin bu güzel yemeklerinizi özlersek ne yaparız diye. Güleryüzlü, ama ciddi yanıtlıyor:

 

“- Gelirsiniz yeniden...”


 

 

Birgül ERKEN


 

Birgül Erken Hakkında

 

1972 yılında Şubat ayında  Çanakkale’de bir deniz  kızı olarak  martıların ve takaların sesleriyle hayata merhaba dedi.İlk öğrenimi Gazi ilkokulu ve Merkez Orta Okulu’nda okudu. Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.

 

Zeyniler Köyü öğretmeni Çalıkuşu Feride’ye özendi durdu. Öğretmen olmayı küçük yaşta kafasına koydu.  Öğretmenlik yaşamına Edirne’ye bağlı Meriç İlçesi'nde başladı. Sonrasında sırasıyla Kurtuluş ilköğretim Okulu ve görevlendirme olarak Anadolu Öğretmen Lisesi’nde çalıştı. Şu an Edirne Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'nde, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği görevini yürütüyor.Aynı zamanda Trakya Üniversitesi Türk Dil ve Edebiyatı Ana bilim Dalı'nda Yüksek lisans programında öğrenci. Evli ve bir çocuk annesi.

Fotoğrafa uzun yıllardan beri olan merakı, 2002 yılı içinde Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği (E-FOT) nin açtığı kurslarla daha ciddi bir boyuta ulaştı. Çeşitli alanlarda fotoğraf üretiyor ve dia gösterileri yapıyor.

 

Şu ana kadar yaptığı çalışmalar arasında: "Yeni Ufuklar:Yunanistan-İtalya", "Uygarlığın Beşiği Mezapotamya", "Almanya" ve "Çimen, Yağ, Ter Er Meydanı Kırkpınar..." ve "Edirne" adlı sunumları yer alıyor. Ulusal çapta düzenlenen yarışmalarda beş sergileme, bir mansiyon  ödülü bulunuyor. Ulusal bir yayın olan "Turizmce" Dergisinde yazı ve fotoğraflarıyla her ay okurlarıyla buluşuyor. Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği (E-FOT)Yönetim Kurulunda yer alıyor ve aktif olarak fotoğraf üretmeyi sürdürüyor... 




Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, eser sahibine ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.
 

Yorumlar - Comments
Toplam 28 yorum, 1-28 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
içim içime sığmıyor.
tebrik ederim Birgül.
özcan çeltikli eklemiş - adds | 01 Mayıs 2007 Saat - Time 01:14
Sevgili Birgül ,
Güzel fotoğrafların ve yazınla dergimizde yer almandan büyük mutluluk duydum. Paylaşım için çok teşekkürler.Sevgiler...
Berna AKCAN eklemiş - adds | 01 Mayıs 2007 Saat - Time 09:08
tebrikler birgül abla....
benim sayfayı gezerken seni burada görmek çok mutluluk verici....
çalışmaların zaten bir birinden güzel ...
sevgiler.....
burak giritli eklemiş - adds | 01 Mayıs 2007 Saat - Time 13:05
Bu fevkalade güzel fotoğraflar
ve fotoğraflarla beraber
ortaya çıkan anlatı için yürekten tebrik ederim.
Çok güzel olmuş.
Başarılar.
mustafa hatipler eklemiş - adds | 01 Mayıs 2007 Saat - Time 14:18
Sevgili birgül,gönderdiğin mailden büyük zevk aldım.seni tebrik ediyorum ve güzel çalışmalarının devamını diliyorum.saygılarımla..Mehmet LOBUT...
Mehmet Lobut eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 12:05
Basarilarrr.....

(Kayakoy sanat kampi)
Mutlu ekiz eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 13:10
Sevgili Birgül;
Fotograflarınla tarihe tanıklığında ve anlatımında senin yüksek insani değerlerini,sevgi ve hoşgörünü tekrar görmek beni gururlandırdı.Teşekkürler dostum,böyle kal...Mehmet hoca
Mehmet Özşimşek eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 13:43
sevgili Birgül,
fotolarin herzamanki gibi sahane .......
Rita & Halit
Rita & Halit Omay eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 19:42
sevgili dostum,sana yakışır bir biçimde yine harika bir çalışma yapmışsın.Fazla söze gerek yok sanırım.Dilemesemde başarılarının devam edeceğine eminim;)
emel benzet eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 21:52
Birgül hanım merhabalar,
sizin adınıza çok sevindim fotoğraflarınızın güzelliğini zaten önceden biliyordum
bu haberi benimle paylaşmanızdan dolayı da teşekkürler

size iyi günler diliyorum
sevgiyle kalınız....
korhan şengür eklemiş - adds | 06 Mayıs 2007 Saat - Time 11:11
Sevgili Birgül,
Çalışmalarını çok beğendim. Bizleri çok uzaklara götürdün.Tarihin derinliklerinde gezindik
Başarılar dilerim.
GÜLİZ DOĞAN
GÜLİZ DOĞAN eklemiş - adds | 09 Mayıs 2007 Saat - Time 09:12
Sevgili Birgül
Bafa Gölü ve Çevresinde yakaladığınız görüntülere, Bir Milas'lı olarak Hayran kaldım.Bir yöre fotograflarla ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.Allah objektifinize zeval vermesin :)
İ.Behlül BALDAĞI eklemiş - adds | 09 Mayıs 2007 Saat - Time 20:20
belgesel tadında....havadaki leylek karesine bayıldım...
ellerine saglık arkadaşım....sevgiler
eklemiş - adds | 22 Mayıs 2007 Saat - Time 15:53
Birgül hanım öncelıkle sızı tebrık ederım fotolar kadar yazılarınız da ii, cok ii yorumlamıssınız.benm memletim die solemıyorum ama yazılarınızda bişey demeyi unutmussunuz kapıkırı köyü ve cevresı gidilip görülmesı gereken bı yer :P çünkü bu yere gelen trıstlerın coğu yabancı.
bafa/heraklia eklemiş - adds | 02 Haziran 2007 Saat - Time 00:34
grselliği çok güsel fotoğaflarınızn..herzamn bole gusel çalışmalar yapmanız dıleğiyle..
zeynep dindar eklemiş - adds | 30 Haziran 2007 Saat - Time 11:28
tebrilker birgülcüğüm
okurken ve izlerken keyif aldım
sevgiler
tüten
tüten dağdaş eklemiş - adds | 10 Ağustos 2007 Saat - Time 12:31
Sevgili Birgül;
Sunumlarını ve yeni çektiğin fotoğraflarını keyifle izledim.Bir hayli yol almışsın.Emeğine ve ellerine sağlık.Başarılarının devamını dilerim.Işığın daim olsun.Sevgiyle kal..
eklemiş - adds | 07 Eylül 2007 Saat - Time 14:49
güzelll bi gölyakalı olarak:)
büşra akbulut eklemiş - adds | 09 Ekim 2007 Saat - Time 23:05
merhaba birgül erken...
ülkemizin güzeliklerini büyük bir özenle çekip birer edebi metin tadında tanıtarak çok güzel bir tanıtım yazısı çıkmış son dönemde giderek yaygınlaşan fotoğraf altı yazılarla izleyci ve fotoğraf severlere keyfli ip uçları vermekte nice güzel fotoğraflara selamlar
ali dağer eklemiş - adds | 10 Ekim 2007 Saat - Time 20:16
Merhaba Birgül,
Fotoğrafların harika. Allah eline gözüne sağlık versin. Bol bol çek ve bizle paylaş.
kenan olgun eklemiş - adds | 15 Ekim 2007 Saat - Time 21:56
sevgili birgül hocam resimlerinizi gördüğümde bakış ufkum genişledi valla:) başarılarınızın devamını dilerim...
mahmut gülgen eklemiş - adds | 31 Aralık 2007 Saat - Time 22:31
Sevgili Mahmut;
Sen zaten ufku geniş ve gelişime açık bir evlatsın.
Benim buna bir nebze katkım olduysa ne mutlu bana.
Seni burada gördüğüme sevindim.
Güzel yorumuna teşekkürler.
Sevgiler.
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 09 Ocak 2008 Saat - Time 01:49
birgül hanım çektiğiniz fotoğraflar ve anlatımınız benim içinde ayrı bir önem taşıyor çünkü bende gölyaka köyünde yaşıyorum bu bölgeyi böyle güzel tanıttığınız için size çok teşekkür ederim.
Mehmet UYSAL eklemiş - adds | 18 Ocak 2008 Saat - Time 00:28
Çok sevindim duyduklarıma:)
Teşekkürler Mehmet Bey.
Gölyaka'ya selamlar.
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 19 Ocak 2008 Saat - Time 00:34
selam ben mustafa bafa gölünün kıyısındaki gölyaka köyünde yaşıyorum kapıkırı köyü çok güzel ayrıca sitenizde çok güzel olmuş köylerimizi tanıttığınız için teşekkür ederiz
mustafa samaz eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 08:44
Birgül hanımcım, fotoğraflarınız safsu kadar berrak ve temiz.
Biliyor musunuz bazı konularda size yardım edemediğim için ne kadar üzgünüm.
Bu güzel fotoğrafları gördükçe üzüntüm kat be kat artıyor.
Siz, gerçekten fotoğraflarını gördüğüm çok iyi bir kaç fotoğrafçıdan birisiniz.
Bu işi gerçekten sevdiğiniz belli.
Fotoğraflarınız haykırarak söylüyor bunu...

Selam ve sevgiler Trabzon'dan


Müfit Semih Baylan eklemiş - adds | 26 Temmuz 2008 Saat - Time 13:33
bir çok yönüyle çok sevdiğim yerlerden biri Heraklia, ama sizin kaleminizden bir başka güzel olmuş.
sevgiyle...
Kazım Çapacı eklemiş - adds | 29 Temmuz 2008 Saat - Time 12:38
Bize bu güzellikleri yaşattığınız için teşekkürü borç bilirim öğretmenim size...
Heleki bu güzellikleri Birgül öğretmenimizin sayesinde yaşıyorsak daha fazl mutluluğumuz artar...Çok güzel resimler öğretmenim...:)
Zeynep Öztürk eklemiş - adds | 09 Eylül 2008 Saat - Time 17:53
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.
Onay Kodu - Security Code

Ara - Search

 

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.