e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
GELENEKTEN GELECEĞE ÜZÜMLÜ’DE DASTAR
Üzümlü’deyim. Fethiye’den
Pek yakın bir geçmişte, bu şirin evlerde yaşayıp pencerelerini dünyaya açmak isteyen bir bilinç yeşermiş Üzümlü Köyü’nde. Köy, adını yetiştirdiği lezzetli üzümlerinden alıyor aslında; ama ne şarabı ne mis kokulu üzümleri ne de evleriyle ünlenmiş. Buraların en gözdesi ‘dastar’mış artık. Geleneğin izlerini sürerek; gelenekten geleceğe aktarılan yaşam bilgisini dokur olmuş köylüler ilmek ilmek... Dastarın dokunmadığı ev yok diyebilirim. Bu mucize yapılanmayı başlatan insanların öncülüğünde haklı bir üne kavuşmuş dastar. Üzümlü halkını, geleneksel el tezgâhı dokumacılığını canlandırmak için harekete geçiren ilk kıvılcım Fethiye Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden çıkmış. Proje sahipleri, esnaf kooperatifiyle birlikte, Üzümlü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve FETAV ( Fethiye Tanıtma Vakfı). Projenin mimarı ise, kadın doğum uzmanı Dr. Güneş Ermumcu.
Projenin en can alıcı noktası, kaybolmaya yüz tutmuş dastar dokumacılığının canlandırılmasıdır. Adeta “Yoksa gelenek; yok gelecek” felsefesiyle yola çıkılmış. Teli teleği kırılmış, unutulmaya yüz tutmuş bu işleri, kimselerin yapası, öğrenesi yokken, bir anda Üzümlü’nün simgesi haline gelmiş. Likya uygarlığından süzülen gelenek sürdürülmüş. El dokuması tezgâhlarında dokunan “dastar” ile anılır olmuş Üzümlü. Atalarına göz kırparak, kurulu düzenin alışkanlıklar otağını gelip değiştirmiş dastar. Dastara sahip çıkmış ve onu canlandırmış yörenin kadını. Uygarlığın yeşerdiği bu topraklarda geleneğin izini sürmeyi ilke edinmiş yöre halkı.
Bize rehberlik eden Hüseyin Çatal, S.S. Üzümlü Tarımsal Kalkın Kooperatifi Başkanı. Hüseyin Bey, köy kahvesinde soluklanırken Likya Uygarlığı’ndan ve Cadianda’dan bahsediyor. Roma, Bizans ve Türkmen gelenekleriyle, Likya Uygarlığı’na uzanan kültür birikiminin harmanlandığı öyküyü içselleştirmiş, akıcı bir dille aktarıyor bizlere. Türk boylarının bölgede yerleşik düzene geçişi kadar eski olduğu söylenen bu el sanatını yalnızca kadınların dokuduğunu söylüyor. Düne kadar ihtiyaç için üretilen konu komşunun gelinlik çağındaki kızlarına hediye olarak sunulan dastar, son yıllarda teknolojinin insanlara sunduğu ürünlerin birçoğundan kaçış ve tekrar doğal olana dönüş söz konusu olduğu için aranan otantik bir obje haline gelmiş.
Dastar; Üzümlü yöresinde kamçısız tezgâh kullanılarak, ağartılmış pamuk ipliği ile tercihen üzerine ayni renk iplikten desenlerin atıldığı karakteristik bir dokuma cinsi olarak dokunuyor. Dokumada atkı ve çözgü olmak üzere iki çeşit iplik kullanılırmış. Boyuna uzananlar çözgü, enine uzananlar atkı ipliklerinden oluşuyor. Dokumada en ve boyda aynı bağlantıyı tekrar eden örgü kompozisyonuna dokuma örgüsü adı veriliyor Üzümlü dastar dokumacılığında bez ayağı örgü tekniği kullanılıyor. Bez ayağı örgüsü, örgü çeşitlerinin en eskisi, bağlantısından dolayı en basitiymiş.
Dastar dokumasında; topak yanış, sulu yanış, sülük yanış, çengel yanış, kilim yanış, deve boynu gibi motifler kullanlııyor. Bu motifler, dokumanın boynuna ve enine doğru tekrarlanarak, kullanılacak mekâna göre kompozisyonlar oluşturulduğunu anlatıyorlar.
Yerel dilde “düven” denilen tezgâhların en iyi fotoğraf verenini, fotoğraf sanatçısı dostumuz, Faruk Akbaş’tan öğreniyoruz. Proje kapsamında yetkili ve etkililerle buluşturan da yine arkadaşımız ve mihmandarımız oluyor. Yetkililerden aldığımız bilgilere göre: Avrupa Birliği’nin fonlarıyla AB’ye aday ülkelere aktarılan fondan yararlanarak “Cadianda Üzümlü Geleneksel Dokumacılığının Ekonomiye Kazandırılması” projesi kapsamında 120 hanımın tezgâh başı eğitimi sonucu üretim sertifikası almasıyla başlamış. Halk önce çekingen davranmışsa da sonrasında ilgi o kadar yoğun olmuş ki, en başta belirlenen kursiyer sayısı biraz aşılmış. Hatta son başvuruları geri çevirdikleri bile olmuş.
Projeyi hayata geçiren Üzümlü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Üzümlülü kadınlar yalnızca üretmekle kalmayıp pazar yaratma çabası içine de girmişler. Bu kapsamda tanıtım ve pazarlamaya yönelik seminerlere katılan 80 kişi, kendi ürünlerini tanıtım ve satış için ortak stratejiler üretmeye koyulmuşlar. Bu yolla hem gelir getirme kapasitesini artırmışlar, hem de geleneği koruma ve yaşatma bilinciyle donanmışlar. Projenin adı ise, yüzyıllar öncesinin sırlarını geleceğe taşıyan Lycia Kenti Cadianda’dan geliyor.. Üzümlü Beldesi, Cadianda Antik Kenti’nde izlenen yapı kalıntılarının büyük çoğunluğunun Roma Dönemi’ne ait olduğu söyleniyor.
Kültürel değerleri koruyarak geleceğe mal etmek için, tek yürek olmayı başaran kadınlar, bir noktada ayrılıyorlar: Hiç birbirine benzemeyen tasarımlarıyla… Öyle ki satın aldığımız kumaşları başımıza sarmalayıp üzümlü sokaklarında dolaşırsak, örneğini komşularının alabileceği endişesini dile getirenler bile oldu. Her biri çalışkan birer ana arı olan kadınlar, yaratmanın heyecanıyla iplik iplik dokunduğu her parçanın eşsiz olmasını istiyorlar. Bu otantik kumaşın karşı konulmaz cazibesi biraz da buna bağlı sanırım.
Üzümlü’nün 150 yıllık dokuma tezgâhlarının başında, ninelerinden öğrendikleri yaratım bilgisini bilgeliğe dönüştürmüş, işlerine el ve yürek hünerini de katıp yaşama durmuş kadınların, üretirken aldıkları haz gözlerindeki ışıktan okunuyor. Kınalı ellerin büyük bir sabırla, sevgiyle dokuduğu kumaşlar giysi olup, sana bana dokunuyor.
Dokudukları ipek, pamuk ve yün kumaşların özel tasarımlarla tüketiciye ulaşması sunulup paylaşılması yeni yaratımları özendiriyor. Asla küçümsenmeyecek bir değer üretmek onları yüceltiyor. Artık ne ev gezmesine ne de dedikoduya meylediyorlar. Yaratma cesareti onları farklı kılmış. Bu değişimden son derece memnunlar. Değer üreten insanlar olarak dışa açılabilen, bunu yaparken de sıcaklığını, samimiyetini koruyabilen bir yapı var Üzümlü’de. Köyün sokaklarında dolaşırken hanımlar İngilizce konuşup buyur ediyorlarsa da bizi-yabancı sanıp- sonrasında Türk usulü misafirperverlikleriyle kucaklıyorlar herkesi.
Köylü kadınlar sabah erkenden kalkıyorlar, ev işlerini bitirdikten sonra oturuyorlar tezgâhlarının başına. Düvenler yazın kapı önlerine, sokak aralarına taşınıp günlük yaşama karışıyor. Akşama kadar dastar dokuyorlar. Hem boş zamanlarını dolduruyor hem de ev bütçelerine katkı sağlıyorlar. Masa ve yatak örtüleri, yemeni, etek, elbise, perde ya da fular olarak kullanılabilen dastar, Üzümlü'de tezgâh olan her evde satılıyor
Binlerce yıldır anneden kızına geçen bu geleneği canlandırmış insanlarla yapılan yalın, içtenlikli sohbetler, defalarca yıkanarak ipte kurutulmuş kumaşın öyküsü, sözcüklerin kapısını açtıran heyecanı bulaştırıyor bize. Yüreklerini ortaya koyarak inandıkları bir proje etrafında kenetlenen, misafirperver, güleç yüzlü insanlarını, bize ikram edilen has ekmeklerini, yaşadığım sürece hiç unutmayacağımı sanmıyorum.
Arşivden :
Birgül Erken : Yamaç Paraşütü
Birgül Erken : Heraklia
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.