Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > MART 2009 SAYISI - MARCH 2009 ISSUE > Caner Candemir : Dalış ve Fotoğrafçılık
Caner Candemir : Dalış ve Fotoğrafçılık

DALIŞ VE FOTOĞRAFÇILIK

        

Dalış ve fotoğraf çekmek… İkisi de başlı başına eylemler gibi görünse de sualtında fotoğraf çekmek, sporu ve sanatı iç içe yapmak anlamına geliyor. Günümüzdeki teknolojik gelişimler fotoğrafın kalitesini ortaya koymakla birlikte, su altı fotoğrafçılığı ile uğraşanlara da çeşitli sorumluluklar yüklemekte. Bunlardan en önemlisi de farklı bir ortamda kullanılacak olan fotoğraf makinesi ve donanımlarının muhafazası gelmektedir. Hangi seviyede dalıcı olursak olalım, sualtında fotoğraf çekmek cesaret kırıcı ve uğraştırıcı gibi gözükebilir. Ancak doğru donanım seçimi ve kullanımı sonucunda oldukça iyi sonuçlar alabilmeniz mümkün olacaktır. Bu bilgiler ışığında su altı fotoğrafçılığının kısa tarihçesi ve gelişimi, geçmişten günümüze kullanılan donanımlar, sualtında ışığın önemi ve çekim teknikleri hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.


 

Su altı Fotoğrafçılığının Tarihçesi

 

19. yüzyılın ortalarında su altında fotoğraf çekim denemelerine çeşitli problemlere rağmen devam edildi. 1856 yılında William Thompson, İngiltere’nin güneyindeki Wey boğazında bulunan ve yüzeyden 6m (20 ft.) derinlikteki yıkılmış köprüyü karanlık bir şekilde fotoğrafladı. 1875 yılında Eadweard Muybridge sualtında çeşitli çekim denemeleri yaptı. Bu işlemler 1890 yılının başlarında Louis Boutan tarafından geliştirilmeye çalışıldı. 1893 – 1899 yılları arasında doğal ve yapay ışık kullanılarak başarılı fotoğraflar çekildi. Louis Boutan, 1899 yılında bir gece dalışı gerçekleştirerek, 50 m (164 ft.) derinlik limitlerinde güç bataryaları, kavisli lamba ve su geçirmez kap kullanarak sualtındaki bitki örtüsünü görüntülemeyi başardı. 1926 yılında W. H. Longley ve National Geographic fotoğrafçılarından Charles Martin su altında renksiz fotoğraflar çekerek bu fotoğrafları 1927 yılının Ocak ayında yayımlamışlar.

 

1930, 1940 ve 1950'li yıllarda üç önemli alanda gelişmeye imza atıldı. Bunlar; okyanusların derinliklerinin araştırılmasıydı. Bunlar, 40 mt. (130 ft.) derinlik limitlerinde hareketi ve fotoğrafçılığı kolaylaştıracak donanımların icadı ve stroboskopik ışık sistemlerinin buluşu oldu. Jacques-Yves Cousteau (1910–97) ile Harold Edgerton uzun yıllar ortaklık yaparak su altında kullanılan ışık donanımları ile Akdeniz ve Andes’te bulunan Titicaca gölünde yaptıkları denemelerde sonar arama cihazını geliştirdiler. Cousteau aynı zamanda, Belçikalı Jean de Wouters ile birlikte çalışarak 35mm su altı kamerasını geliştirdi. Tasarlanan bu dizayn Nippon Kogaku tarafından 1963 yılında Nikonos adı altında suya indirildi.


 

Su altında Kullanılan Fotoğrafçılık Donanımları

 

Günümüzde, su altı fotoğrafçılığı ile uğraşanların ilk tercihi sualtında kullanımına uygun bir kamera donanımı olacaktır. Bu alanda az ödemelerle alacağınız bir donanım ile ancak 3 – 5 mt. (10-15 ft.) derinliklerde fotoğraf çekebilmeniz mümkün olacaktır. 1000$ veya daha fazla yatırım yapmak suretiyle kompakt ya da daha ileri seviye SLR (Single Lense Reflex) makinelere sahip olabilirsiniz. Bu seçenekler arasında, amfibik ve yarı kompakt sistemler Nikon (Nikonos) ve Sea&Sea (Motormarine) tercih edilen lens özelliklerine göre esneklik göstermektedir. Bu tip kameralar Refleks makine görünümüne sahip değildir. Bu sebeple kamera ve konu arasında belirli bir mesafe değeri olmak zorundadır. Bununla beraber, konu uzaklığı ölçümü için close-up veya makro çalışılmalıdır. Kullanılan aksesuar lensler, uzatma tüp lens (extension tubes) ve geniş açı lensler alan derinliği açısından büyük önem taşır. SLR sistemler ağır ve hacimsel olarak büyüktür fakat kullanım olarak çok daha esnek ve aynı zamanda geniş lens seçimine de olanak sağlamaktadır. Bu sebeple 21. yüzyılda özellikle dijital sualtı fotoğrafçılığı alanında büyük gelişmeler görülmektedir. Teknolojide her zaman daha iyiyi ve daha mükemmeli yakalama çabası başta Nikon ve Canon gibi büyük markalar olmak üzere fotoğrafçılığa hizmet eden tüm üreticilerin temel hedefini oluşturmaktadır.

 

Gerek su üstü gerekse su altında çekilen fotoğrafın kalitesini, fotoğrafçılıkla ilgili teknik bilgiler ile kullandığımız donanımların kabiliyeti ortaya koymaktadır. Bu iki unsur tek başına hiçbir anlam ifade edemez.


 

Su altında Renklerin Soğurulması

 

Beyaz ışık veya günışığı, sıcak (kırmızı ve turuncu) ve soğuk olarak tanımlanan (mavi ve yeşil) ışık tayfı tarafından oluşan renk değerlerinin dağılımını içermektedir (Şekil – 1).

 

Su ışığın en iyi filtresidir. Işığın yoğun emilimi, artan derinliğe bağlı olarak çok ufak renk kayıplarına sebep olmaktadır. İnsan beyni bu ışık kayıpları ve soğurulmalarını hesaplayabilecek güce ve yeteneğe sahiptir. Işığın soğurulması yalnızca artan derinlikte değil, konudan uzaklığa da bağlı olarak değişim göstermektedir. Bu sebeple su altında, konuyla aramızdaki uzaklığın az miktardaki değişimi bile büyük değerlerde renk kayıplarına ve ışık soğurulmalarına sebep olmaktadır. Sualtı fotoğrafçılığında bu durumun üstesinden gelebilmek için konuya (görüntüleyeceğimiz obje)  yeterli derecede yakın olmak, doğal ışığı mümkün olduğu kadar kullanmak ve renk kaybını en aza indirgeyebilmek için de flaş kullanmamız gerekmektedir. Ayrıca sığ sularda kullanacağımız doğru renk filtreleri, pozlama değerlerini etkileyerek daha başarılı flaş seçimi yapmamızı da sağlayacaktır.

 

 

Şekil – 1 Işığın soğurulması ve yansıması

 

Su altında Yansıma ve Dağılma

 

Su altında ışık, dağılım gösterir ve maddeler üzerinde parçalı bir durum alır. Berrak tropik sularda bile konudan uzaklık arttıkça bir süre sonra çok fazla sayıda ışıktan yansıyan parçacıklar (partiküller ya da planktonlar) görülür. Bunun tek nedeni ise doğal ışığın yüzeyde kırılması ve sualtında ise dağılmaya uğramasıdır. Örneklendirecek olursak: “Berrak olmayan sisli bir günde, yüzeyde bir konu fotoğrafladık.” Bu durum su altında sürekli var olan bir durumdur. Bu sebeple, fotoğrafçı konuya mümkün olduğu kadar yakın olmalı, geniş açı veya minimize dağılım efektli close-up lens kullanmalıdır.


 

Su altında Işığın Kırılması

 

Işık ışını su altında kırılarak, dalıcının maskesinden gözüne veya fotoğraf makinesinin objektifine ulaşır. Bir anlamda insan gözünü de 35 mm lens olarak düşünebiliriz. Işığın sualtında kırılması cisimlerin %25 daha büyük ve %33 yakın görünmesine olanak sağlar (Şekil – 2).     

 

Şekil – 2 Işığın kırılması ve flaşların konumu.

 

Su altında, *focal uzaklık mesafeli lenslerin kullanımı büyük avantaj sağlar. Özellikle close-up veya makro lensler, objenin büyüklüğünü arttırmak ve net alan derinliğini ön plana çıkartmakta etkili rol oynamaktadır. Bununla beraber, geniş açılı lensler ile doğru **dome port kullanmalıdır. Doğru açıyı yakalamak ve fotoğraflamak için bu durum önem arz etmektedir (Şekil – 3, Şekil – 4).

 

 

Şekil – 3 Su altında flat (düz) port kullanımı. Bu durumda obje olduğundan %25 daha büyük ve yakındır. Bununla beraber lensin görüş açısı da hemen hemen aynı oranda artmaktadır.

 

 

Şekil – 4 Su altında dome (kubbe) port kullanımı ve “ Dome port” lensin bakış açısı.

 

Backscatter

 

Bu terim, su altındaki ışık kaynağının yansıması ile partiküllerin fotoğraf makinesi ile  konu arasında görülmesi ve fotoğrafta oluşması anlamına gelmektedir (Şekil – 5).

 

 

Şekil – 5 Su altında fotoğraf makinesi ile konu arasında oluşan partikül durumu.

 

Backscatter, su altı fotoğrafçılığında istenilen bir durum değildir. Bu sebeple fotoğraf çekimlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, kullandığımız flaş ya da ışık kaynağını fotoğraf makinesine yaklaşık 45 ° lik bir pozisyonda konumlandırmak olmalıdır.


 

Açıklamaya çalıştığım bu bilgiler doğrultusunda, dalış sporunun başlı başına fizik kuralları ile yapılan bir spor olmanın yanında, fotoğrafçılığın da bir takım kurallarının olduğu bir uğraşı olduğunu söyleyebilirim. Fotoğrafçılık tekniklerini sualtında uygulamaya başladığımız takdirde başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Bu da yapacağımız dalışlar ve görüntüleyeceğimiz karelerle doğru orantılı olacaktır.

 

Yaşamınızın ve karelerinizin renkli olması dileklerimle…

 

 

Caner CANDEMİR

CMAS 2 Yıldız Dalış Eğitmeni -  Su altı Fotoğrafçısı

 

 

Makalede yer alan terimler ve açıklamaları:

*Focal uzaklık: Çekilecek obje ya da cisim ile fotoğraf makinesinin objektifi arasında kalan mesafe.

** Dome port: Yaklaşık 180 lik görüş açısı sağlayan kubbe şeklinde cam muhafaza.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Howes, C., Images Below (1996).

Webster, M., Art and Technique of Underwater Photography (1998).


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN:


Caner Candemir : Sualtındaki Canavarlar

Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
sevgili dostum,uzun zamandır zaten çalışmalarını izliyorum,çok güzel mükemmel çalışmalar,emeğine sağlık.,
Fazlı Altuntaş eklemiş - adds | 02 Mart 2009 Saat - Time 16:36
İlginiz, beğeniniz ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.
Sevgi ve saygılarımla...
Caner CANDEMİR
Caner CANDEMİR eklemiş - adds | 02 Mart 2009 Saat - Time 19:39
sevgili caner önceden de belirttiğim gibi,ilgi ile defalarca izliyor ve bilgilerini okuyorum,ilk resime defalarca bakarak o muhteşem ayrıntıyı algılamaya çalışıyorum, acaba profesyonelce hazırlanmış bu resimde,focal uzaklıl ile makro lenslerin seçimi derinlik arttıkça ayarlanmış veya değiştirilmiş mi, bu konu ile ilgili ayrıntı hakkında biraz daha bilgi vermeni rica etsek biz foto severler için., saygılarımla.
Fazlı Altuntaş eklemiş - adds | 03 Mart 2009 Saat - Time 12:27
Fazl... Devamıı abicim beğeniniz ve ilginiz için çok teşekkür ederim. Görüntülediğim genellikle fotoğrafları profesyonel fotoğraf makinesiyle çektim. Dolayısıyla değişken odaklı gerek geniş açı gerekse dar açı olarak tanımlandırdığımız objektifler bunlar... Yakın çekimlerde Sigma 105 mm micro objektif, geniş açılarda ise 0.6X Wide Conversion çevirici port kullandım. Geniş açılarda focal uzaklık o kadar önem arz etmiyor. Ancak macro çekimlerde net alan derinliğini arttırmak için focal uzaklığı mümkün mertebe yakın tutmakta fayda var. Makro çekimlerde diyarfram ayarı ne kadar yüksek olursa Örn :f22 yada f16 gibi, o derecede netlik ve doygunluk almanız mümkün. Ancak flaşın konumu da konuya yaklaşık 45 derecelik bir açıdan bakmalıdır.

Sanırım bu bilgiler de size yardımcı olacaktır.
Sevgi ve saygılarımla...
Caner CANDEMİR eklemiş - adds | 03 Mart 2009 Saat - Time 19:05
Canım kardeşim,
Seninle gurur duyuyorum, başarılı çalışmalarını takip ediyorum.
Sağlıkla kal.
Hakan BÜYÜK eklemiş - adds | 13 Mayıs 2009 Saat - Time 11:20
Beğeniniz ve desteğinizi hiçbir zaman unutamam Hakan abicim.
Sevgi ve saygılarımla...
Caner CANDEMİR eklemiş - adds | 02 Haziran 2009 Saat - Time 17:19
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.