e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
Dalış ve fotoğraf çekmek… İkisi de başlı başına eylemler gibi görünse de sualtında fotoğraf çekmek, sporu ve sanatı iç içe yapmak anlamına geliyor. Günümüzdeki teknolojik gelişimler fotoğrafın kalitesini ortaya koymakla birlikte, su altı fotoğrafçılığı ile uğraşanlara da çeşitli sorumluluklar yüklemekte. Bunlardan en önemlisi de farklı bir ortamda kullanılacak olan fotoğraf makinesi ve donanımlarının muhafazası gelmektedir. Hangi seviyede dalıcı olursak olalım, sualtında fotoğraf çekmek cesaret kırıcı ve uğraştırıcı gibi gözükebilir. Ancak doğru donanım seçimi ve kullanımı sonucunda oldukça iyi sonuçlar alabilmeniz mümkün olacaktır. Bu bilgiler ışığında su altı fotoğrafçılığının kısa tarihçesi ve gelişimi, geçmişten günümüze kullanılan donanımlar, sualtında ışığın önemi ve çekim teknikleri hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.
Su altı Fotoğrafçılığının Tarihçesi
19. yüzyılın ortalarında su altında fotoğraf çekim denemelerine çeşitli problemlere rağmen devam edildi. 1856 yılında William Thompson, İngiltere’nin güneyindeki Wey boğazında bulunan ve yüzeyden 6m (
1930, 1940 ve 1950'li yıllarda üç önemli alanda gelişmeye imza atıldı. Bunlar; okyanusların derinliklerinin araştırılmasıydı. Bunlar, 40 mt. (
Su altında Kullanılan Fotoğrafçılık Donanımları
Günümüzde, su altı fotoğrafçılığı ile uğraşanların ilk tercihi sualtında kullanımına uygun bir kamera donanımı olacaktır. Bu alanda az ödemelerle alacağınız bir donanım ile ancak 3 – 5 mt. (10-
Gerek su üstü gerekse su altında çekilen fotoğrafın kalitesini, fotoğrafçılıkla ilgili teknik bilgiler ile kullandığımız donanımların kabiliyeti ortaya koymaktadır. Bu iki unsur tek başına hiçbir anlam ifade edemez.
Su altında Renklerin Soğurulması
Beyaz ışık veya günışığı, sıcak (kırmızı ve turuncu) ve soğuk olarak tanımlanan (mavi ve yeşil) ışık tayfı tarafından oluşan renk değerlerinin dağılımını içermektedir (Şekil – 1).
Su ışığın en iyi filtresidir. Işığın yoğun emilimi, artan derinliğe bağlı olarak çok ufak renk kayıplarına sebep olmaktadır. İnsan beyni bu ışık kayıpları ve soğurulmalarını hesaplayabilecek güce ve yeteneğe sahiptir. Işığın soğurulması yalnızca artan derinlikte değil, konudan uzaklığa da bağlı olarak değişim göstermektedir. Bu sebeple su altında, konuyla aramızdaki uzaklığın az miktardaki değişimi bile büyük değerlerde renk kayıplarına ve ışık soğurulmalarına sebep olmaktadır. Sualtı fotoğrafçılığında bu durumun üstesinden gelebilmek için konuya (görüntüleyeceğimiz obje) yeterli derecede yakın olmak, doğal ışığı mümkün olduğu kadar kullanmak ve renk kaybını en aza indirgeyebilmek için de flaş kullanmamız gerekmektedir. Ayrıca sığ sularda kullanacağımız doğru renk filtreleri, pozlama değerlerini etkileyerek daha başarılı flaş seçimi yapmamızı da sağlayacaktır.
Şekil – 1 Işığın soğurulması ve yansıması
Su altında Yansıma ve Dağılma
Su altında ışık, dağılım gösterir ve maddeler üzerinde parçalı bir durum alır. Berrak tropik sularda bile konudan uzaklık arttıkça bir süre sonra çok fazla sayıda ışıktan yansıyan parçacıklar (partiküller ya da planktonlar) görülür. Bunun tek nedeni ise doğal ışığın yüzeyde kırılması ve sualtında ise dağılmaya uğramasıdır. Örneklendirecek olursak: “Berrak olmayan sisli bir günde, yüzeyde bir konu fotoğrafladık.” Bu durum su altında sürekli var olan bir durumdur. Bu sebeple, fotoğrafçı konuya mümkün olduğu kadar yakın olmalı, geniş açı veya minimize dağılım efektli close-up lens kullanmalıdır.
Su altında Işığın Kırılması
Işık ışını su altında kırılarak, dalıcının maskesinden gözüne veya fotoğraf makinesinin objektifine ulaşır. Bir anlamda insan gözünü de
Şekil – 2 Işığın kırılması ve flaşların konumu.
Su altında, *focal uzaklık mesafeli lenslerin kullanımı büyük avantaj sağlar. Özellikle close-up veya makro lensler, objenin büyüklüğünü arttırmak ve net alan derinliğini ön plana çıkartmakta etkili rol oynamaktadır. Bununla beraber, geniş açılı lensler ile doğru **dome port kullanmalıdır. Doğru açıyı yakalamak ve fotoğraflamak için bu durum önem arz etmektedir (Şekil – 3, Şekil – 4).
Şekil – 3 Su altında flat (düz) port kullanımı. Bu durumda obje olduğundan %25 daha büyük ve yakındır. Bununla beraber lensin görüş açısı da hemen hemen aynı oranda artmaktadır.
Şekil – 4 Su altında dome (kubbe) port kullanımı ve “ Dome port” lensin bakış açısı.
Backscatter
Bu terim, su altındaki ışık kaynağının yansıması ile partiküllerin fotoğraf makinesi ile konu arasında görülmesi ve fotoğrafta oluşması anlamına gelmektedir (Şekil – 5).
Şekil – 5 Su altında fotoğraf makinesi ile konu arasında oluşan partikül durumu.
Backscatter, su altı fotoğrafçılığında istenilen bir durum değildir. Bu sebeple fotoğraf çekimlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, kullandığımız flaş ya da ışık kaynağını fotoğraf makinesine yaklaşık 45 ° lik bir pozisyonda konumlandırmak olmalıdır.
Açıklamaya çalıştığım bu bilgiler doğrultusunda, dalış sporunun başlı başına fizik kuralları ile yapılan bir spor olmanın yanında, fotoğrafçılığın da bir takım kurallarının olduğu bir uğraşı olduğunu söyleyebilirim. Fotoğrafçılık tekniklerini sualtında uygulamaya başladığımız takdirde başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Bu da yapacağımız dalışlar ve görüntüleyeceğimiz karelerle doğru orantılı olacaktır.
Yaşamınızın ve karelerinizin renkli olması dileklerimle…
Caner CANDEMİR
CMAS 2 Yıldız Dalış Eğitmeni - Su altı Fotoğrafçısı
Makalede yer alan terimler ve açıklamaları:
*Focal uzaklık: Çekilecek obje ya da cisim ile fotoğraf makinesinin objektifi arasında kalan mesafe.
** Dome port: Yaklaşık 180 lik görüş açısı sağlayan kubbe şeklinde cam muhafaza.
Yararlanılan Kaynaklar:
Howes, C., Images Below (1996).
Webster, M., Art and Technique of Underwater Photography (1998).
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.