e-Panel
Sayın Caner Cangül bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?
1973 Ankara doğumluyum ve endüstri mühendisiyim. Son 10 senedir İstanbul’da yaşıyorum.
Sizi fotoğraf sevdasına sürükleyen sebepler nelerdir? Fotoğrafa nasıl başladınız?
Aslında fotoğrafla ilgim çok eskiye gitmiyor. 2,5 sene oldu. Diğer illerden İstanbul'a gelen, fotoğrafla ilgilenen arkadaşlarımı gezdirirken, -birlikte fotoğraf gezisi yaparken- ara ara ellerinden makinelerini alıp ben de çekmeye başladım. Sonra kendi makineme sahip olmam gerektiğini hissetmeye başladım. Hangisini alayım şeklinde araştırmalarımda herkeste olduğu gibi kafam iyice karıştı. Çünkü ne fotoğrafı biliyordum ne de fotoğraftaki temel terimlere hakimdim. 
Bir makineye karar verip satın aldım ve fotoğraf nasıl çekiliri öğrenmeye başladım. O gün bugündür çok az zaman makine yanımda olmadı. Fotoğraf makinemi sürekli yanımda taşımaya çalışırım. “An”ın ne zaman karşınıza çıkacağı hiç belli olmuyor.
Fotoğrafla ilgili aldığınız eğitimler nelerdir?
Mesleki bir eğitimim zaten yok, kursa da gitmedim. Ama eksikliğini hissettiğimi söyleyebilirim. Daha çok deneme yanılma, özellikle internet üzerinden bilgilenme ve arkadaşlarla yaptığımız geziler sırasındaki görüş alışverişleri ile epeyce şey öğrendim. Her geçen gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam ediyorum.
Kendinizi fotoğrafın hangi alanına veya alanlarına yakın hissediyorsunuz?
Belge niteliğindeki fotoğraflar daha çok ilgimi çekiyor bu ara. Bu bir mimari eser de olabilir, zanaatkarın işini yaparken çekilmiş bir fotoğrafı da olabilir, bir ağaç da olabilir.
Fotoğrafla ilgili ne tür faaliyetler içerisinde oldunuz ve olmaktasınız?
Çeşitli arkadaş gruplarım var bu konuda. Onlarla geziler yaparız zaman zaman. Bunun haricinde İstanbul’u fotoğraflamak adına bazen tek başıma, bazen bir arkadaşımla birlikte fotoğraf çekmek için sokaklara çıkarım. Kimi zaman bilinçli olarak bir yere girerken, çoğu zaman tesadüfi olarak keşfedip fotoğraflıyorum. Açıkçası kalabalık olarak gidilen bir fotoğraf turundan verim alamıyorum, bazen elim makineye gitmiyor. Fotoğrafı bireysel bir üretim olarak görüyorum.
Fotoğraf yarışmalarına katılır mısınız? Neler düşünüyorsunuz bu konuda?
Henüz hiçbir yarışmaya katılmadım. Faydalı bir tecrübe olacağını sanıyorum; pek takip de etmiyorum nerede hangi yarışma var. Bu soru üzerine ilgilensem mi diye düşünmeye başladım. Fakat bir dergide, bir kitapta fotoğrafınızı görmenin keyfi de bambaşka. Mesela bir kitap kapağında fotoğrafımın olmasını çok isterdim.
Fotoğrafı tek başına proje yapılabilir bir olgu olarak mı görüyorsunuz yoksa projeler için bir araç olarak mı?
Fotoğrafı ben bir araç olarak görüyorum. İfade etmek için kullandığınız bir araç, bir anlatım biçimi. Zaman zaman ise ifadeye görsel bir yardımcı.
Çok farklı portfolyo dallarında fotoğraf çekimleriniz var, bu fotoğraf üzerinde bir arayışta olduğunuzu mu gösteriyor bizlere?
Bir “arayış” diyemiyorum açıkçası. Kendimi tek veya bir iki alana hapsetmek yapıma uygun olmadığından diyebilirim. Bir kısmı deneme yanılma yoluyla öğrenme serisi de oluyor. Zaman içinde bazı dallardan uzaklaşacağımı ya da bazısına daha fazla ağırlık vereceğimi sanıyorum.
Şu an kullanmakta olduğunuz ekipmanınız hakkında bilgi verir misiniz?
Fotoğraflarımın çoğu Panasonic FZ7 ile çekildi. Bunun haricinde Nikon D80, D50 ve Panasonic FZ50 ile çekilenler de var. Gönlüm daha üst sınıf bir makine kullanmak istiyor.
Beğendiğiniz fotoğrafçılar kimlerdir?
Her fotoğraf çekiminde bir emek olduğunu düşündüğümden pek ayrım yapmıyorum. Ama çok fazla Ara Güler fotoğrafı gördüm, sergilerine gittim. Özellikle İstanbul fotoğrafları nedeniyle bende yeri ayrı. Bir de kimin çektiğinden ziyade fotoğrafa baktığımdan olsa gerek bazen isimlerini bile bilmediğim oluyor. 
Belge niteliğindeki fotoğraflar ve bunları çeken fotoğrafçılar daha çok ilgimi çekiyor. Attila Durak'ın Ebru Projesi'ne bayılmıştım. Sergisine de gitmiştim, gerek internetten gerekse kitaptan incelemiştim projeyi. Bunları gerçekleştirmek sadece deklanşöre basmak değildir, arkasında ciddi bir emek, ciddi bir bilgi birikimi ve saha çalışması var.
Fotoğraflarınız ile izleyicilere neyi aktarmak istiyorsunuz? Yani fotoğraf çekmekteki kaygınız ve amacınız nedir?
Daha çok “belge” maksatlı çektiğimden bakın burası da var demek istiyorum. Özellikle tarihi ve doğal mirasımıza dikkat çekmeye çalışıyorum. Bunun haricinde aslında hep gözümüzün önünde olan, yanından çekip gittiğimiz ama farkındalık geliştiremediğimiz yanları ortaya çıkarmayı seviyorum.
Çekmeden önce görüntü aslında kafamda oluşuyor. Bazen o an elimdeki makinenin yetersizliğinden istediğimi alamadığım da oluyor. Fotoğraf ile ilgili bilindik kurallara çok fazla itibar etmiyorum. Kurallara sıkıştırdığınız noktada sizin yaratıcılığınız ölecektir.

Aydınlık oda yani fotoğraf düzenleme programları ile aranız nasıldır? Sizce bir zaman kaybı mı yoksa fotoğrafın işlenmesi başlı başına bir yaratım mı?
Hiç aram hatta kabiliyetim olmadığını söyleyebilirim. Mesela Photoshop’da en ufak düzenlemeleri bile beceremiyorum. Bu iş için yeterli olmadığını bilmeme rağmen ufak düzenlemeler için halen Picasa, Irfanview gibi programları kullanıyorum. Kesinlikle bir zaman kaybı değil işlemek, ancak üzerinde çok fazla işlem varsa bu başlı başına yeniden yaratım ve ayrı bir beceri alanı olmalı. 
Çok iyi fotoğraf çekemeyebilirsiniz ama çok iyi düzenlemeler yapabilirsiniz. Ayrıca fotoğraf çekmekten ziyade onları ayıklamak, tekrar tekrar bakarak içlerinden seçmek bile çok zaman alıcı oluyor.
Fotoğrafla ilgili olarak sizi heyecanlandıran, düşündüren, duygulandıran değişik anılarınız var mıdır? Bizlerle paylaşır mısınız?
Bahar göçü zamanı binlerce leylek hemen üstümden geçerken onları fotoğraflamak ya da bir yırtıcı kuş sadece birkaç metre üstünüzden geçerken onu kadraja alabilmek için yaptığımız çırpınışlar çok heyecanlandırdı beni.
Bir de minik bir kız çocuğunu 1,5 sene sonra aynı kapı önünde, aynı şekilde etrafa meraklı gözlerle bakarken yakaladığım an çok önemliydi kendi adıma.
Fotoğraf hayatınızın devamında nasıl bir öngörünüz var? Nerelerde olmayı planlıyorsunuz ve gelecekteki proje düşüncelerinizi bize aktarır mısınız?
Fotoğraf bunda sonra hayatımın her anında olacak. Neredeyse makinesiz sokağa çıkmıyorum. Şu an çok önemsediğim bir proje için İstanbul’daki tarihi eserlerin ve İstanbul’un köşe bucak çekimlerini yapmaya devam ediyorum. Bunu planlı olarak gerçekleştirdiğimden küçük turlar şeklinde planlayıp zamanı bulunca harekete geçiyorum. Bunun haricinde gittiğim her şehirde muhakkak çekim yapıyorum. Kuş fotoğrafçılığına özel bir merakım var ama bunu gerçekleştirecek ekipmanım yok henüz. 
Kuşlar özellikle göç zamanı çok ilgimi çekiyorlar. Bu konuya zaman içinde eğilmeyi planlıyorum. Türkiye’nin tamamını fotoğraflamak için uzun vadeye yaydığım bir gezi planlamam var ve fırsatı buldukça bunu tamamlıyorum. Fakat burada en çok zorlayan şey bilgi sahibi olmak. Arka planında ciddi bir öğrenme ve bilgilenme süreci de istiyor. Çok okumanız gerekiyor. 
İnternet maalesef kötü bir kaynak bu konuda. Kitaplar, romanlar, dergilere başvurmak gerekiyor. Eğer bilmeden çekiyorsanız hep bir eksik bırakıyorsunuz, doğru kadrajı da alamıyorsunuz. Türkiye bittikten sonra Güney Amerika’yı görmek istiyorum.
Röportaj : Levent YILDIZ
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.