Sevgili fotoğrafçı dostum Ufuk AKGÜN’le uzun zamandır planlayıp ama bir türlü zaman bulup gidemediğimiz Güneydoğu gezisini Eylül ayı içinde gerçekleştirdik…
18 Eylül akşamı THY tarifeli uçağı ile akşam 23’te Antep’e indiğimizde gezinin daha doğrusu fotoğrafın heyecanı her yerimizi sarmıştı…
İlk geceyi Antep’te geçirip 19 Eylül sabahı kiraladığımız araçla ilk fotoğraf durağımız olan Mardin’e doğru yola çıktık…
Belki yanlış bir rota izlemiştik ama Antep’ten Mardin’e doğru yol alırken dönüşte uğrayıp fotoğraflayacağımız mekanları not alıyorduk…
Birecik, Urfa, Viranşehir ve nihayetinde Mardin. Yaklaşık
MARDİN :
Bir çok medeniyetin buluştuğu yer.
Tarihi M.Ö. 4500 yıllarına dayanan kentte Hititler, Medler, Persler, Romalılar, Araplar, Türkmenler, Artuklular ve daha nice medeniyet yaşamış.
Mardin eski adıyla Erdoba, geleneksel Mardin evleri, dar sokakları ile adeta bir açık hava müzesi durumunda.
Dar sokaklarını gezerken bir çok tarihi çarşı ile karşılaşabiliyorsunuz. Burada Süryani, Müslüman olan halk iç içe ve kardeşçe yaşamakta.
Çarşılarında daha çok Süryanilerin halen devam ettirmekte olduğu telkari ustaları ile karşılaşmak mümkün. Dar sokakları ile açılan her çarşıda ayrı bir dokuyu, bu doku içinde ayrı bir yüzü fotoğraflamak mümkün. İnsanları kendilerine yöneltilen objektife soğuk değiller. Aksine fotoğrafçıya yardım etmek için elinde geleni yapmaktalar.
Kent, Mardin Kalesi, tarihi evleri, kiliseleri, camileri ve medreseleri ile turizm açısından bir cazibe merkezi. Kentte yapmış olduğumuz fotoğraf çalışmasında; Mardin Belediyesi Kültür Müdürü Sayın Mehmet Baran kentin yapısı, kültürü, tarihi yerleri ile ilgili çok yardımcı oldu.
Kentin en eski camisi Ulu cami Artuklular döneminde inşa edilmiş. Şehidiye Cami de çift merdivenli helezonik minaresi ile diğerlerinden ayrılıyor. Mardin kent merkezinde Latifiye Cami, Kadiriye Medresesi, Zinciriye Medresesi ve Kırklar Kilisesi de mutlak görülmesi gereken yapılar arasında.
Gece olduğunda Mardin ayrı bir görüntüye bürünüyor. Ve hemen tripotlarımızı alıp yüksek bir yere konumlanarak Mardin’i gece fotoğraflıyoruz. Mardin ışıkları bir gerdanlık biçimini alıyor. Ama ne yazıkki ben istediğim pozlamaları yapamıyorum ve güzel gecenin görüntülerini istediğim şekilde fotoğraflayamıyorum.
O gece Mardin’de Öğretmen Evinde konaklıyoruz.
20 Eylül sabahı yine Mardin sokaklarındayız. Yoğun olarak portre çalışıyoruz. Mardin’de tanıştığımız fotoğrafçı arkadaşımız Selmet Güler’in Yezidi’lerle yapmış olduğu fotoğrafik çalışmayı gıpta ile izliyoruz. Kendisinden bir dahaki sefere foto öykü olarak hazırlayabileceğimiz Yezidi’lerle ilgili çalışmada, bize yardımcı olacağı sözünü alıp, Urfa’ya doğru yola çıkıyoruz.
Mardin Urfa arasında yol alırken Viranşehir’e uğruyoruz. Burası da tam bir fotoğraf platformu. Dokusu, insan yüzü ile her tür fotoğraf alınacak bir yer.
Urfa yolunda bir çok çoban ve koyun sürüleri ile karşılaşmak mümkün. Akşam üzeri yanal ışıkta bize yardımcı oluyor ve bir çok güzel fotoğraf alabilme imkanımız oluyor.
20 Eylül akşamı saat 20 civarlarında Urfa’dayız.
URFA :
Otelimize yerleşip ilk işimiz gece Urfa’yı geziyoruz. Karnımızı doyurmak için fazla dolaşmaya gerek yok. Burada caddeye, sokağa kurulu bir sürü Sokak Kebapçısı ile karşılaşmak mümkün. Her bir sokak kebapçı dükkanı gibi. Hemen birine kurulup Urfanın meşhur kebapları ile karnımızı doyuruyoruz ve kalkarken ödediğimiz hesap, büyük şehirlerde normal bir kebapçıda ödediğimizin dörtte biri. Ve o gecenin boş geçmesini istemediğimiz için Balıklıgöl’e gidiyoruz. Balıklıgöl’ü gece pozlaması ile epeyce fotoğrafladıktan sonra otelimize dönüyoruz.
21 Eylül sabahı saat 8’den itibaren kendimizi Urfa’ya fotoğraflamaya veriyoruz. İlk iş olarak Urfa Belediyesi Kültür Müdürlüğünce tarafımıza verilen rehber Adnan Demirkol’u alıyoruz. Ve sevgili Adnan’nın rehberliğinde gezmeye başlıyoruz.
Şanlıurfa’nın eski adı Edessa. Tarihi M.Ö. 8000 yıllarına dayanıyor. Şanlıurfa’ya peygamberler şehri de deniyor. Şanlıurfa’nın simgesi ise Balıklı Göl.

Balıklıgöl ile bitişik olan ve bizim fotoğrafik olarak en çok önem verdiğimiz Gümrükhan’a girdiğimizde “işte aradığımız fotoğraf” burada diyoruz.
Gümrükhan bir tarihi çarşı. Burada giyimden yiyeceğe kadar her türlü ihtiyacı karşılamak mümkün. Ve en önemlisi bölgenin önemli alışveriş merkezi olması nedeni ile her tür insan yüzünü fotoğraflamak mümkün.
Han içerisindeki kahvede mola veren insanların tepeden gelen ışık huzmeleri ile fotoğraflamak en keyif aldığımız anlardan biri.
Urfa’da öğlen saatlerine kadar insan yüzü ve yöresel mesleklerin ön planda olduğu fotoğrafları çekip Antep’e doğru yola çıkıyoruz.
Antep’te fotoğrafçı dostlarımız Erol Doğaner, Metin Karadağ, Metin Diken ve Ümit Doğan bizi bekliyorlar. Bizim için program yapmışlar.
GAZİANTEP :
21 Eylül akşamı fotoğrafçı dostlarla, fotoğraf üzerine güzel bir muhabbet sofrasındayız. Ertesi gün (22 Eylül) için güzel bir gezi programı hazırlamışlar. O heyecanla Öğretmen Evi’ne geliyor ve konaklıyoruz.
22 Eylül sabahı Antep’li dostlar bizi alıyorlar ve ilk durak Birecik.
Dünyada sadece Birecik’te bulunan kelaynaklar, Mısır’dan Nil nehri kıyılarından Fırat nehri kıyılarına göç etmiş. Çeşitli böcek ve sürüngenlerle beslenen bu kuşların, zehirli tarım ilaçları nedeniyle 1970’lerde nesli tükenmeye yüz tutmuş. Ömürleri 25-30 yıl olan kelaynak kuşları tek eşliler. Eşi ölen kelaynak kuşu başka bir kuşla kesinlikle çiftleşmiyor. Erkek kuşlar da kuluçkaya yatıyor. Dünyada ortalama 250 adet kelaynak kuşu bulunuyor. Kelaynak çekimi için özel izin gerekiyormuş. Biz bu izin olayını orada öğrendiğimiz için Kelaynak çekmekten vazgeçiyoruz. Ve Birecik içinde sokakları dolaşıyoruz. Bir çok mekanda insan ve doku fotoğraflayıp Halfeti’ye doğru yola koyuluyoruz.
Doğunun bir diğer masal kenti olan Halfeti, yarısına yakını sular altında kalan toprakları ile her şeye rağmen, göz dolduran doğası ve tarihi dokusuyla, doğunun en güzel köşelerinden biri…
Halfeti’nin sular altında kalma nedeni; Fırat nehrinin sularına set koymak için yapılan Birecik Barajı’nın 2000 yılından itibaren kademe kademe yükselen suları… Kente gelipte sular altında kalan toprakları, evleri, bahçeleri gördüğümüzde kent halkının maddi şeyler kadar; anılarını, çocukluklarını kısacası geçmişlerini de Fırat’ın sularına teslim ettiklerini anlıyorum.
Yalnızca tekne ile gidilebilen Rumkale’ye yaptığımız yolculukta, ilk durağımız tamamı sular altında kalan Savaşan Köyü… Terk edilerek tamamen boşaltılmak zorunda kalan köyde, sular içinde yükselen minarenin nehrin üzerinde uzayıp giden yansımasını görünce, birer hüzün karesi kazınıyor hafızalarımıza... Savaşan Köyü’nden sonra yaklaşık yarım saat süren yolculuğun nihayetinde, sarp kayaların üzerinde yükselen Rumkale’ye ulaşıyoruz.
İki üç katlı Halfeti evlerinin mimarisi oldukça ilginç; hiçbiri bir diğerinin görüş mesafesini engellemiyor çünkü.
Halfeti’de Birecik Barajı, Rumkale ve Savaşan Köyünden oldukça iyi fotoğraflar aldıktan sonra yola koyuluyoruz.
Bir sonraki durağımız Doğanpınar köyü… Fotoğrafik olarak Antepli fotoğraf dostlarının vazgeçemediği yer… Bu köye giderken yol üzerinde Suriye ile en yakın sınırımız olan Karkamış ilçesinden geçiyoruz… Sınır olan nehrin öbür yakasındaki Suriye köylerini görüyoruz.
Ve nihayet Doğanpınar köyündeyiz. Dokusu ile insanları ile tam bir fotoğraf okulu. İnsanların sıcak yaklaşımı karşısında şaşırıyoruz, etrafımızı saran çocukların neşesine diyecek yok. Tabii ki böyle bir fotoğrafik poz veren insanları yakaladığımız için bizim keyfimizede diyecek yok.
Günün nasıl geçtiğini anlayamadan portfolyomuza yüzlerce fotoğraf ekleyerek gün batımı ile Antep’e dönüyoruz. Ve artık gezi bitmişti.
Doğu’nun sarı sıcak kentleri Mardin-Urfa ve Antep’i; güzel insanları ile baş başa bırakırken, içimizi kaplayan hüzünle 23 Eylül sabahı dönüş yoluna koyuluyoruz. İlk fırsatta bir daha buralara gelmek için kendi kendimize söz veriyoruz…
Yazı ve Fotoğraflar : Cemal DAŞ Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Fotoritim e-Panel "Fotoğraf Eleştirmenliği"
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
02 Eylül 2009 UMUT VAKFI "Bireysel Silahsızlanma Günü" FOTOĞRAF YARIŞMASI
15 Eylül 2009 GENÇ ÇEVRE GİRİŞİMİ ve MSGSÜ İLETİŞİM KLÜBÜ "Doğanın Direnişi" Fotoğraf Yarışması
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Dask Anadolu Dağ Maratonu