Arşivimizden  - From Our Archives

 

İbrahim Demirel

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ayşegül Kanbak

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2007 SAYISI > Cihan İncebel : Sevilla
Cihan İncebel : Sevilla

Her bahçesine her köşesine çökmüş flamenkonun hüznüne rağmen Sevilla, Cervantes gibi maceralarla dolu bir şehirdir. Küçük bahçelerde, yarım açık kapılar arkasında flemenkonun büyüsüne kapılırsınız. İspanya’nın 17 özerk bölgesinden biri olan Andalucia’nın (Endülüs bölgesi) başkenti Sevilla ilginç mimarisi ile tarihi dokusu korunmuş dünya’nın sayılı şehirlerinden biridir. Surların içindeki eski Sevilla’nın dar sokaklarında kaybolmadan dolaşmanıza imkân yoktur.  Araçla gezecekler için dar sokakların girişinde sokak genişliği yazar. Surların dışında ise geniş caddeler ve modern binalar vardır. Surların çoğunun yıkılmış olmasına rağmen, tarihi yapılar arasındaki büyük farktan, surların eskiden nereden geçtiğini kestirebilirsiniz.

           

 

Daracık sokaklardan yürürken, karşınıza şehrin giriş kapılarından birisi olan Macarena Kapısı çıkar. Kapıdan çıktığınız anda sizi altı şeritli bir yol karşılar. Yüzyıllar boyu küçücük bir alanda yaşamanın verdiği sıkıntı, yeni Sevilla’ da geniş caddeler ve büyük evler olarak kendini göstermiştir. 

 

Şehrin yakınından geçen 856 kilometrelik Guadalquivir Nehri’nden ek alınarak şehre teğet, dekoratif bir nehir oluşturulmuştur. Nehir ve nehrin üzerine kurulmuş birbirinden ilginç dokuz köprü şehre canlılık verir. Bu köprülerden en güzeli 1845 yılında yapımına başlanan Triana Köprüsü’dür. Köprünün kıyısında turistik kafe ve barları ile ünlü Betis Caddesi bulunur. Sevilla’ya gidip de Betis’te Paella yenmeden gelinmez. (Paella bkz. İspanyol Mutfağı)


Guadalquivir Nehri ve Puente de Alamillo


 Puente de Barqueta

 

 

TARİHİ VE TURİSTİK MEKANLAR

 

La Catedral Giralda (Giralda Katedrali)

 

Şehrin en görkemli yapısı Giralda Katedrali’dir. Katedral, 1499’ da Sevilla’dan  çekilen Endülüs Emevileri’nden kalan bir caminin kubbesi yıkılarak üzerine inşa edilmiştir. Duvarlarında beyaz sütunlu, derin işlemeli mermerler kullanılmıştır. Arap tarzı işlemelere sonradan ilave edilen gotik işlemelerle iç duvarları yeniden şekillendirilmiştir. Dış duvarlarına ise, Hıristiyanlık tarihindeki ünlü kişilerin özenle yapılmış heykelleri bulunur. Onlarca küçük heykel katedralin giriş kapılarını bekliyor gibi durur. (Bu heykeller bana, “Gathering  (Toplantı):Tanıdık Yüzler”  isminde bir filmi anımsattı.)


Giralda Katedrali

Christoph Colomb Amerika’yı keşfe Sevilla’dan yola çıktığı için mezarı Sevilla’da Giralda Katedrali’nin içindedir. (Gerçek mezarı mıdır bilinmez. Colomb’un bir mezarı da Dominik Cumhuriyeti’ndedir) Christoph Colomb’un tabutu dört dev heykelin omuzlarında ziyaretçilerini karşılar.Bir rivayete göre Colomb kendisini keşfe gönderen kraliçe Isabella ile anlaşmazlığa düşünce İspanyol topraklarına gömülmek istemediğini belirmiş, bu yüzden tabut toprağa değmeyecek şekilde heykellerin omuzlarına yerleştirilmiştir. 

Katedralin Kulesinden


 Kuleden Plaza de Toros Real Maestranza (Boğa Güreşi Alanı) ve Triana Köprüsü


Christoph Colomb'un Mezarı


Katedralden Bir Kesit


Giralda Girişindeki Heykellerden

Dünya’nın büyüklük sıralamasında üçüncü olan katedralin otuz yedi katlı kulesine çıktığınızda tüm Sevilla ayaklarınızın altında kalır. Beyaz Sevilla evlerinin kat kat, üst üste binen manzarası görülmeye değerdir. 

     

Alcazar  Sarayı ve Alcazar Bahçeleri (Jardines De Alcazar)

 

 

Katedralin yanında yemyeşil bahçesi ile Alcazar Sarayı (El Kasr) bulunur. Güzel bahçeleri nedeni ile Jardines de Alcazar ( Alcazar Bahçeleri) da denir. Yapımına 1181 yılında başlanan saray Endülüs Emevileri’ nden kalmış, Arap mimarisinin eşsiz örneklerinden biridir.


Alcazar
 

Sarayın en güzel bölümü, Sefirler Salonu’dur. Buradaki at nalı kemerleri destekleyen zarif sütunlardan oluşturulan dekorasyon, mağribî mimarinin mükemmel bir modelidir. Sefirler Salonu’nun yandaki kapı ise, “Oyuncak Bebekler Avlusu” diye anılan Patio de las Munecas’dır. Bu adı almasının sebebi, duvarların dış yüzeyine kuklaya benzer iki oyuncak bebek başının çizilmiş olmasıdır. Diğer bir salon ise Patio de las Doncellas (Bakireler Salonu) kırk tanesi ikiz halde dizilmiş olmak üzere elli iki mermer sütunla çevrilmiştir. Sala de Justicia’nın (Mahkeme Salonu) dış cephesi, göz alıcı renklerle parlatılmış, dış cephesine ışıl ışıl parlayan bir görünüm verilmiştir.

Alcazar'dan Bir Havuz : Asklepios.
Heykel fıskiye olarak kullanılmış ve duvara ise Poseidon resmedilmiş. 

Sarayın bahçeleri havuzlar ve minik su kanalları ile donatılmış, fıskiyelerle Sevilla sıcağında bahçelerin serinlemesi sağlanmıştır. Küçük çalılarla oluşturulmuş labirent bahçe, çıkması çok zor olmasa da eğlenceli bir bahçe olarak tasarlanmıştır. Endülüs Emevileri, Sevilla’dan çekildikten sonra Alzacar Sarayı’na gotik tarzda eklentiler yapılarak ilginç bir mimari ortaya çıkarılmıştır. Özellikle havuz fıskiyeleri değiştirilerek Yunan tanrılarının heykelleri, fıskiye olarak kullanılmıştır. 
Parque De Maria Luisa

 

Jardines de Alcazar’dan çıkıp Palos De La Frontera Caddesi’ni (Calle Palos De La Frontera) izlerseniz sağ tarafınızda  Parque De Maria Luisa  (Maria Luisa Parkı) gelir.  Bu yemyeşil park içinde fayton turu atılablir ya da 2-3-4 kişilik muhtelif bisikletlerden kiralayıp gezilebilir. Her köşesi heykellerle süslenmiş bu parkta, ispanya tarihine ait birçok iz bulunmaktadır.


Parque de Maria Luisa


 Gustavo Adolfo Becquer Heykeli

 

Plaza De España 

 

Parque de Maria Luisa’dan çıkınca karşınıza iki yüz metre çapında, yarım çember şeklindeki görkemli mimarisi ile Plaza De España  (İspanya Meydanı)  gelir. 1914 yılında yapımına başlanan 1928 yılına yapımı biten bu yapı İspanyolların gurur duyduğu yapılardan biridir.


Plaza de Espana


Plaza de Espana


Plaza de Espana Gravürlerinden


Plaza de Espana Kulesi

Bahçesindeki İspanya şehirlerini anlatan gravürleri, İspanyolların Atlas Okyanusuna açılmasını simgeleyen su kanalları ve devasa kuleleri ile görülmeye, fotoğraflanmaya değer bir yerdir.                          

 

KÜLTÜR & SANAT

 

Sevilla denince akla ilk Flamenko gelir. Flamenko, İspanya’ya özgü bir dans olarak bilinmesine rağmen aslında bir Endülüs bölgesi kültürüdür. Kökenleri hakkında birçok soru işareti olsa da genel olarak yüzyıllarca iç içe yaşamış Müslüman, İspanyol, İspanyalı Yahudi ve Çingene kültürlerinin sentezinden oluşmuş bir kültürdür. Sevilla, Andalucia’nın (Endülüs Bölgesi) başkenti olduğu için Endülüs sentez kültürü Sevilla ile özdeşleştirilmiştir. Bazı barlarda Flamenko geceleri düzenlenir, sabaha kadar Flamenko gösterisi yapılır. Turistler için özel olarak hazırlanmış salonlarda daha profesyonel gösteriler de yapılır. Flamenko bir sanattır ve onlarca çeşidi vardır. Halk ise genellikle Flamenkonun bir türü olan Sevillanas stilinde dans eder. Sevillanas hızlı ritimli, çift olarak yapılan bir karnaval dansıdır.

           

Sevilla’daki en sevdiğim dans etkinliği ise Plaza Cristo de Burgos ‘da ( Cristo de Burgos Meydanı) yapılan tangodur. Cuma ve Cumartesi geceleri 20–25 kişilik, her yaştan dansçının bulunduğu bir tango grubu yanlarında getirdikleri müzik setinden yayılan müzikle sabaha kadar halka hünerlerini sergilerler.  Tangonun büyüsü ile transa geçmiş bir şekilde izlerken, çok sayıda çiftin içinden en özgün figürleri yapan çifti seçmekte zorlanırsınız.

 

Şehir kültürünün vazgeçilmez bir parçası da Boğa Güreşleridir. Ünlü bir matador şehirde gösteri yapacaksa. Haftalar öncesinden sokaklara pankartlar asılır, gösteri tanıtılır. Gösteriler Plaza De Toros (Boğa Güreşi Alanı) ‘da yapılır. Türkçede Arena dediğimiz mekâna İspanyolca’da Plaza De Toros denir. İspanyada Güreş alanını Arena diye sorarsanız olmadık cevaplar alabilirsiniz çünkü arena İspanyolca’da kum anlamına gelir. Sevilla’nın Güreş alanı Plaza De Toros Real Maestranza dır. Boğa güreşlerinin kökeninde bir mit yatar. Taurobolium denen boğa kurman etme ritüelinin MS 160 yılında roma imparatorluğunda başladığı bilinir. Amaç öldürülen boğanın kanı ile güçlenmek ve yeniden doğmaktır. Kurban adayan kişi öldürülen boğanın kanında yıkanırdı, böylelikle boğanın gücünü kazanacağına ve yeniden doğacağına inanılırdı. Şimdi ise sadece turizm amaçlı olarak yapılmaktadır.

 

Sevilla’nın en ünlü isimlerinin başında Cervantes gelir. Tüm kitapçılarda Cervantes’in ünlü romanı Del Quijote’nin (Don Kişot) her yaş grubu için onlarca çeşit kopyası bulunur. Sevilla ile özdeşleşmiş bir diğer eser de  George Bizet’in tanınmış eseri Carmen’dir. Carmen operası Sevilla’da geçtiği için Don Jose’nin Carmen’e olan aşkı her yaz Sevilla açık hava tiyatrosunda defalarca sahnelenir. Ayrıca Şair Gustavo Adolfo Becquer,  Flamenko’nun bir türü olan Fandangos’un öncüsü Manolo Caracol, Barok heykeltıraş Juan de Mesa y Velasco ve modern resmin temel taşlarından Diego Rodriguez de Silva y Velazquez Sevilla’lı ünlüler arasındadır.

 

 

 

YAŞAM

 

Sevilla’da hayat gündüzleri çok durağandır.  Yazın kırk dereceyi aşan hava sıcaklığı ile gündüzleri sokağa çıkmak imkânsızdır. Zaten öğlen saat 14:00 ile akşam 17:00 arası siesta (öğle uykusu)  vakti olduğundan bütün dükkanlar ve iş yerleri kapalıdır. Hatta bankalar bile saat 14:00’a kadar çalışır. Sevilla’da Hayat 17:00’dan sonra başlıyor diyebiliriz. Siestanın bitimi ile dükkanlar açılmaya sokaklar dolmaya başlar. Alışverişin kalbi Zaragoza caddesi ve çevresindeki mağazalar birkaç dakika içinde öğlen uykusundan uyanır.


Santa Justa Tren İstasyonu Tavanından Bir Detay
 

Alışveriş için ağustos ayı beklenir. Ağustos ayında tün mağazalar indirime girer,  iğneden ipliğe piyasada ne varsa indirimli satılır (sadece Versace, Armani,  Dolce Gabbaba gibi çok lüks markalarda indirim yapılmaz). Alışveriş genelde Zaragoza caddesi etrafında toplanmış irili ufaklı dükkanlardan ya da El Corte Ingles , Opencor, Hipercor gibi büyük mağazardan yapılır. Özellikle Latin ülkelerinde yaygın olan El Corte Ingles’in Sevilla’da birçok mağazası vardır.

 

Şehir içi ulaşımda bir sıkıntı yoktur. Sokaklar dar olsa da şehri çevreleyen geniş caddeler ulaşımı kolaylaştırır. Şehirlerarası ulaşım ise iki adet otobüs terminali (Estación El Autobuses Plaza De Armas ve San Juan), Estación Santa Justa tren istasyonu ve San Pablo Hava Alanı ile sağlanır.

 

İspanyol insanı klasik sıcakkanlı, konuşkan Akdeniz insanıdır. Mahalle marketi, apartmanın giriş kapısı, her zaman sabah kahvenizi içtiğiniz kafe gibi ortak mekânlarda selam vermeden geçmezler. Çok konuşkandırlar hatta bazen kafa ağrıtacak derecede konuşabilirler.

 

Geleneklerine çok bağlı olan İspanyol toplumunda karnavallar ve dini törenler büyük önem taşımaktadır. Bunların başında Santa Semana (Azizeler Haftası) gelir. Santa Semana’da Porselenden yapılmış bir Meryem Ana heykeli omuzlara alınarak şehir sokaklarında dolaştırılır. Heykelin arkasına takılan kalabalık şehrin ana caddelerinden geçer ve şehirdeki en büyük dini yapıya getirilerek (Sevilla’da La Giralda Katedraline gelinir) dini bir tören gerçekleştirilir. Şehri gezen kalabalık arasında üçgen uzun şapka şeklindeki maskeleri ile dini yaymakla görevli din adamları en ilgi çekici kişilerdir. Bölgelere özgü karnavallar ve festivaller de vardır. Bunarın genel adı Fiestadır (Eğlence). Sevilla’nın en ünlü Fiestası La Feria’ dır. Diğer ünlü İspanyol karnavalları ise Domates Karnavalı ve  Boğa koşusudur.

 

Geleneklerine bağlı İspanyol kadınlarının en dikkat ettikleri gelenekleri bir erkekle tanışırken güzelliklerini ispatlama geleneğidir. Bir erkek, bir İspanyol bayanla tanıştığında onu öpmezse onu yeterince güzel bulmamış demektir, bir bakıma ona hakaret etmiş sayılır. Bu yüzden İspanyol kadınları tanıştıkları erkeklerin onları öpmemelerine müsaade etmezler. Eskiden bir güzellik belirtisi olarak kullanılan bu gelenek şimdilerde ise geleneklerine bağlı İspanyollar için sadece bir zorunluluktur.

 

 

GECE HAYATI

 

Yazları gündüz kırk dereceyi aşan hava sıcaklığı nedeniyle, gündüzleri halk pek sokağa çıkmaz klimalı ortamları tercih ederler. Alışveriş akşam serininde yapılır eğlence ise geceye kalır. Altın sarısı Sevilla geceleri hem eğlenmek hem de fotoğraf çekmek için mükemmeldir. Gece hayatı botacina (İçkileri ele alıp sokakta içmek) ile başlar. Botacina için akşamdan çanta veya poşet hazırlanır. Poşete birkaç şişe içki, plastik bardak, küp buz ve biraz meze (tapas) konulur, kısacası önemli bir akşam yemeğine hazırlanılır gibi hazırlık yapılır. Hava kararınca botacina mekânlarından birine gidilip yerli, turist her milletten gencin arasına karışılır.

Sevilla'da Gece (Betis Caddesi)

Botacina içki kültüründen çok bir tanışma kaynaşma kültürüdür. Genelde buz veya kola erkenden biter. Fazla buzunuz var mı bahanesi ile kalabalık birbiri ile kaynaşır. En gözde botacina mekânları Plaza Alameda De Hercules (Herkül Yürüyüş Meydanı), Parque Cartuja (Cartuja Parkı), Betis Caddesi, Avenida Maria Luisa (Maria Luisa Meydanı) dır. Bu mekanların etrafında kaliteli açık hava diskoları ve barlar bulunmaktadır.

Sevilla'nın Altın Sarısı Işıklandırması

Diskolar saat 01:00 civarı açıldığından gençler önce bu mekanlarda buluşup eğlenerek diskoların açılmasını beklerler. Diskolar açılınca da eğlenceye içeride devam ederler. Eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürer. Sabah 7:00 civarı diskolar boşalmaya başlar. Eğlencenin sabaha kadar sürmesinin nedenlerinden birisi gündüz siesta (öğlen uykusu) nedeniyle herkesin uykusunu almış olması, bir diğeri de İspanyol bar kültüründe “kapatıyoruz” diye bir tabirin bulunmamasıdır. Siz barda otururken hiç kimse gelip “kapatıyoruz sizi dışarı alabilir miyim” demez. Tek başınıza sabaha kadar dahi otursanız bar çalışanları sizin kalkmanızı beklerler.  

İSPANYOL MUTFAĞI

 

İspanyollar klasik Akdeniz insanıdır. Yemekleri domuz eti ve deniz ürünü ağırlıklıdır. Yemekler genelde Türkiye’de olduğu gibi ekmekle yenir. En gözde yemeği ise Paella’dır. Paella Velencia’ya özgü bir yemek olmasına rağmen İspanya’nın genelinde en çok bilinen yemektir. Paella aslında bir tür deniz ürünleri yemeği olup paellara denilen, kaplarda odun ateşi ile pişirilir.

 

Sarı pirince sebzeler ve deniz ürünleri eklenerek tavada hazırlanır. İçerdiği deniz ürünleriyle ( havyar, midye, ıstakoz, karides ve hatta salyangoz ) enfes bir görüntüye sahiptir. Değişik yörelerde değişik türlerde de yapılır (jambonlu). Lezzetli bir yemektir ancak Türk insanın deniz ürünlerini temizleyip pişirme âdetinin tersine İspanya’da deniz ürünleri denizden çıktığı gibi pişirildiği için paella yemesi bizim için biraz zahmetlidir.

           

Akdeniz’in sıcak ikliminin de etkisiyle ispanya da her Akdeniz ülkesi gibi zeytin yetiştirir ve İspanyol mutfağında zeytinyağının önemi büyüktür. Zeytin ise salamura yapılarak genelde meze (Tapas) olarak kullanılır. İspanyol kahvaltılarında zeytin yenmez hatta kahvaltıda Tostado denilen kızarmış ekmekten başka bir şey yenmez. Günün ilk öğünü için Tosatado (kızarmış ekmek) yenir ve yanında kahve içilir. Kızarmış ekmeğin üzerine zeytinyağı dökülebilir, zeytinyağı ya sade ya da sarımsaklıdır.  Tostado’nun üzerine tereyağı, reçel, jambon ya da bunların birleşiminden oluşan bir karışım konulur. Ama kahvaltıda Tostado’dan başka bir şey yenmez. Herhangi bir Türk’ü 4-5 porsiyon İspanyol kahvaltısı ancak doyurur. Tostado’nun yanında sert bir kahve içilir ve akşamın yorgunluğu atılarak güne zinde başlanır.

 

İspanyol mutfağının ayrılmaz bir parçası da Tapas’dır. İspanyol yaşam tarzını en iyi yansıtan tapası tarif etmek çok da kolay değildir. Kısaca meze olarak adlandırılabilir. Soğuk ve sıcak çeşitli karışımlar, salamura sebzeler, meyve karışımları kısacası alkollü içeceklerin yanında yenen her türlü garnitürdür. Bazı barlar tapasları ile ünlüdür ve tarifleri meslek sırrı olarak saklanır. Tapas kültürünün kaynağı tam olarak bilinmemektedir. Kimilerine göre 13. yüzyıl Kastilya kralı Alfonso X El Sabio hastalanmış ve doktoru tarafından günde birkaç küçük yemeği şarapla birlikte yemesi tavsiye edilmiş. İyileştikten sonra da lokantalarda yemeğin şarapla ikam edilmesini emretmiş. Bazıları ise ‘tapas’ların çiftçilerin, uzun ve ağır yemekler için ara vermek zorunda kalmadan gün boyu çalışırken yedikleri mezeler olduklarını söylemektedir. Kimi görüşler de Cervantes’in 17. yüzyıl klasik romanı olan Don Kişot'ta açlık veya susuzluk uyandırıcı lezzetli lokmalardan veya "büyülerden" söz etmesini kaynak göstererek tapas’ın çok eski mitlere dayanan bir yemek olduğunu savunur.  Ama en çok kabul gören görüş; kokuyu şarap kadehi içerisinde tutup, sinekleri uzaklaştırmak için kadehlerin üzerine küçük tabakların konulması ve bazı zeki pazarlamacıların bu tabaklar üzerinde konulacak ücretsiz mezelerin satışları artıracağını düşünmesidir.

 

İspanyol mutfağının özgün lezzetlerinden bazıları :

Tortilla :  Dilimlenmiş patates, soğan ve yumurta ile yapılan bir tür omlet.

Gaspaco : Soğuk olarak yenen bir tür domates çorbası.

Champiñones al Ajillo : Kaynayan suya sarımsak  ve mantar katılarak yapılan bir tür yemek.

 

İspanyol içkileri bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte tüm bölgelerde içilen içkiler de mevcuttur. İspanya’nın her bölgesinde şarap içilir ve bölgesel içkiler de genellikle şarap karışımlarından oluşur. Bunların başında Sangrina gelir. Sangrina bir tür alkollü meyve kokteyli olup kırmızı şarap, meyve suları, votka, şeker ve meyve parçacıkları ile yapılır. Çoğunlukla küp şeklinde kesilmiş elma kullanılır. Karışım büyük bir kovada hazırlanır (yer silinen kovalar kullanılabilir ). Kova bir kepçe ile parti mekânının ortasında bir yere konulur.

 

İspanyolların bir diğer içkisi de Tinto De Verano (Yaz Şarabı) denilen kırmızı şarap ve meyveli gazoz karşımıdır. Buz dolu bir bardağa az miktarda kırmızı şarap konulur, bardağın kalanı genellikle limonlu gazozla doldurulur. Limonlu gazoz yerine portakallı ya da sade gazoz da kullanılabilir. Çok hafif bir içki olduğu için alkol kullanmayanların bir numaralı içkisidir. Yaz sıcağında inanılmayacak derecede serinletir. İspanya’nın bölgesel içkilerine örnek olarak da Cataluña’nın (Katalonya) yerel içkisi Crem Catalan örnek gösterilebilir.

 

Yazı Ve Fotoğraflar : Cihan İNCEBEL

 

Nisan 2007

Ankara












Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, eser sahibine ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.

Yorumlar - Comments
Toplam 22 yorum, 1-22 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
COK GUSEL OLMUS ADAMIM ISPANYADA DA BOS DURMAMISSIN ELLERINE SAGLIK
CUNEYT EGBATAN eklemiş - adds | 01 Mayıs 2007 Saat - Time 17:46
Eline sağlık çok güzel gitmiş kadar olduk sayende teşekkürler.

her foto da ayrı bi hava ayrı bi renk var.

Başarı ve paylaşımlarının devamını dilerim.
Sinan Anlar eklemiş - adds | 01 Mayıs 2007 Saat - Time 18:03
Eline sağlık resmler kadar yazı da renkli olmuş, okurken hiç bilmediğim ispanya canlandı gözümde...Ağustos ayındaki indirimde gözümden kaçmadı, malum indirim nerde biz bayanlar orda... değerlendirmek lazim :) yeni çalışmalarımda başarılar!..
medine acar eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 00:18
Eline emeğine sağlık sevillayı yeniden gezmiş gibi oldum her bi fotoğrafın ayrı bir havası var o teknolojiyle dolu tren istasyonundan bile farklı bi kesit yakalamışsın gerçekten güzel bi yazı tebrikler.
Dinçer Can eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 01:48
ÇOK GÜZEL OLMUŞ SENİN BÖYLE BİRİKİMLİ VE İNSANLARA AKTARDIĞIN İÇİN TEŞEKKÜRLER.YENİ ÇALIŞMALARINDA BAŞARILAR.
ilker ural eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 16:27
sevgili arkarkadaşım çok güzel olmuş birikimlerinle bizleri aydınlattığın için teşekkürler.yeni çalışmalarında başarılar.
ilker ural eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 16:30
Canım benim ellerine sağlık çok güzel olmuş, gidemesek de gitmiş kadar olduk sayende :))))) bu güzel fotoğrafların devamını da bekleriz senden.Başarılar dilerim.
Güler İncebel eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 23:10
sevgili cihan,
hdr'nin, gece fotoğraflarının, doğanın ve şehirlerin
alçakgönüllü sevecen fotoğrafçısı...senden öğreneceğimiz daha o kadar çok şey varki...hep gitmek isteyip de gidemediğim o sıcak akdeniz ülkesine götürdün bizi bu harikulade fotoğraflarınla...özenle işlenmiş bir yazı, özenle çekilmiş fotoğraflar....
emeklerine yüreğine sağlık
sevgilerimle
fırat
Osman Fırat TURAN eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 17:54
cihanım ellerine sağlık... ispanya deyip geçenlerden olmamışsın ve gördüklerini bizimle paylaşmışsın... bizim oralarıda gezsene be oraların da reklama ihtiyacı var :)) kardeş başarılarının ve çalışmalarının devamının gelmesi bizide senin kadar sevindirecektir.. yashikanın hakkını vermişsin :) :)
haci burak akgül eklemiş - adds | 05 Mayıs 2007 Saat - Time 20:50
yapmıssın yine yapacagını tek kelimeyle kusursuz anlatmıssın sevilla'yı suan gözlerim doldu ve orda gecirdigim güzel günleri bana hatırlattın.ellerine saglık..
vuslat zeren eklemiş - adds | 05 Mayıs 2007 Saat - Time 21:38
Harika bir çalışma olmuş ispanyaya gittiğimde yada gidersem hiç zorluk çekeceğimi sanmıyorum .
eklemiş - adds | 05 Mayıs 2007 Saat - Time 22:50
ilk yazın olmasına ragmen gayet güzel olmuş ellerine sağlık fotografların da güzel devamı gelir inşallah başarılar dilerim...
can karahan eklemiş - adds | 06 Mayıs 2007 Saat - Time 18:51
cihancım bakma ve görme olayını çok harika yakalamışşın.tek kelimeyle süper olmuş.tebrikler.seninle gurur duyuyor, başarılarının devamını diliyor ve güzel fotoğraflarının devamını bekliyorum...
ayşen eklemiş - adds | 11 Mayıs 2007 Saat - Time 22:57
Seçilmiş kelimelerle bezenmiş doğru cümleler, fotografları çok güzel tamamlamış....
"fotografları hissetmek" nedir diye sorulduğunda artık herkesin vereceği bir yanıtı olacağını düşünüyorum....bunda senin rolün çok büyük....hissetireceğin yeni projelerini bekliyoruz....
TebrikleR

eklemiş - adds | 20 Mayıs 2007 Saat - Time 21:06
Sevgili kardeşim,gözünle gördüğün yüreğinle kaleme aldığın bu projeye not vermem gerekirse ben ( 1 ) veriyorum bu projeye izleyen herkez yanına ( 0 ) eklesin ,,,eline sağlık
Orhan D. eklemiş - adds | 06 Haziran 2007 Saat - Time 15:54
su anda ben bir ogrenciyim ve
projeyle geldim buraya.gercekten ispanyayi cok sahane anlatmisiniz bende ispanyadayim.hersey super olmus ozellikle fotograflar.beninm makinemde nikon ama sizin kadar guzel cekemiyorum.Fakat bu guzel yerden 11 gun sonra ayriliyoruz.stajimiz doldu turizm ogrencsiyim.cok guzel aksetmissiniz burayi tesekkurler...
remziye ekici eklemiş - adds | 26 Ağustos 2007 Saat - Time 22:33
alcazar sarayı resminizi 9.sınıflar için hazırladığım tarih kitabımda kullanmak istiyorum.Bunun için yasal prosüdür nedir?cevaplarsanız memnun olurum. BUnlardan daha güzel resme hiçbir sitede rastlamadım..ellerinize ve gören gözlerinize sağlık diliyorum.
Acun Karadağ eklemiş - adds | 08 Şubat 2008 Saat - Time 01:49
Acun Bey fotoğrafı kullanabilirsiniz, cihanincebel@milliyet.net adresinden irtibata geçerseniz baskı için yüksek çözünürlüklü halini gönderebilirim.
Cihan İNCEBEL eklemiş - adds | 12 Şubat 2008 Saat - Time 23:02
selam herkese ben kıbrıslıyım girneden dogma büyüme buralıyım aynı kıbrıs gıbıymıs ama bıras daha farklı ama zaten türk insanı hep ole insanları sever:D bize benzer onlarda
alihan güneş eklemiş - adds | 24 Şubat 2008 Saat - Time 12:23
Merhabalar, Cihan bey gerçekten mükemmel bir tasarım olmuş. Biz bir grup üniversite öğrencisi 1 hafta sonra Sevilla'ya gidiyorouz. Bir çok şeyi yazmışsınız. Sanıyorum pek yabancılık çekmeyeceğiz. Sevilla'yı bu kadar güzel yaşayıp , aynı güzellikte bize sunmanız gerçekten harika. Hayatınızda Başarılar diliyorum. Teşekkür ediyorum.
Alkan Mükyen eklemiş - adds | 03 Temmuz 2008 Saat - Time 00:43
Çok teşekkür ederim, iyiki gitmişsin ve yazmışsın. Ben 15 gün oralarda yaşadım ama senin yazdıklarından senin yaşadıklarından fotoğrafladıklarından aldığım hazzı görerek alamamıştım. Bide bunda yanlış rehperliğinde etkisi vardı zannedersem. Yoksa bende bakarken görebilen biriyimdir. Ellerine sağlık....
Bu arada gidip gördüğün başka yerler varsa oralara ait bilgilerini paylaşırsan sevinirim.....

Sadan Kayacık eklemiş - adds | 09 Temmuz 2008 Saat - Time 17:58
ÇOK GÜZELLLL BEEEE
GÖZLERİNE ELLERİNE SAĞLIK
JAK ARANDA eklemiş - adds | 09 Temmuz 2008 Saat - Time 19:10
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

Fotoğraf Değerlendirme

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

31 Temmuz 2008  ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.