e-Panel
Kısa adı Çin olan Çin Halk Cumhuriyeti, Pasifik’in batı kıyısında , Asya kıtasının doğu bölümünde yer almaktadır. Toplam 9.6 milyon kilometrekarelik toprağı ile Asya’daki en büyük ülke olup Rusya ile Kanada’ yı takiben dünyadaki en büyük üçüncü ülke konumundadır. İçinde 5.400’ün üzerinde adanın yer aldığı toplamda 4.73 milyon kilometrekarelik kara sularına sahip olan Çin, 32.000 km’lik sahil şeridi ile dünyanın en uzun sekizinci sahiline sahiptir. Çin’ nin arazi yapısı, batıdan doğuya adım adım aşağıya inen basamaklı bir şekildedir. Birinci ya da en yüksek basamak, ortalama yüksekliği 4000 metrenin üzerinde olan ve “dünyanın çatısı” olarak bilinen Qinghai-Tibet Yaylasıdır. 
Su gücü kaynaklarıyla dünya çapında birinci sırada yer alan Çin, aynı zamanda en fazla vahşi hayvan türüne sahip olan ülkelerden bir tanesidir. Çin, kuzey yarımkürede bulunan bitki örtüsünün nerdeyse tüm çeşitlerini barındırmaktadır. Dünyanın en büyük okyanusu olan Pasifik’e kıyısının olmasından dolayı, yaygın olarak ülkede Muson iklimi görülmektedir.

Resmi yönetim şekli sosyalist cumhuriyet olan ülke, doğrudan Merkezi hükümetin altında eyaletlere, özerk bölgelere ve belediyelere bölünmüş durumdadır. Eyaletler ve özerk bölgeler, özerk il ve özerk ilçelere, bunlarda etnik bucaklara bölünmüştür. Şu anda, Çin’de direkt Çin hükümetine bağlı olan dört adet belediye, 23 eyalet, beş özerk bölge ve iki özel idari bölge olmak üzere eyalet seviyesinde 34 idari bölge yer almaktadır. Başkenti Pekin olan Çin’in diğer önemli şehirleri Şanghay, Tianjin, Xi’an, Jiangsu, Hubei ve Chongging dir. İki özel idari bölgesinden biri Hong Kong 1 Temmuz 1997 tarihinde, 150 yıllık sömürgeci İngiliz yönetiminden sonra anavatanının bağrına geri dönmüş ve “ bir ülke, iki sistem “ ve “yüksek derecede bir özerklik ile Hong Kong halkı tarafından yönetilmektedir. İkinci özel idari bölgesi olan Makao, eski çağlardan bu yana Çin topraklarının bir parçası olup 19. yüzyılın sonlarına doğru Portekizli sömürgecilerinin eline düşmüş olup , 20 Aralık 1999 tarihinde anavatanına geri dönmüştür.

Çin dünya üzerinde en çok nüfusa sahip olan ülkedir. Hong Kong , Makao ve Tayvan halkları da dahil olmak üzere nüfusu 1.32 milyar seviyesinde olup, bu rakam dünya nüfusunun beşte birinden fazla gelmektedir. Çin anavatanındaki nüfus ise 1.292,27 milyon olarak belirlenmiş olup, bunların 523,76 milyonu kentsel bölgelerde, 768,51 milyonu da kırsal bölgelerde yaşamaktadır. Toplam nüfusun 665,56 milyonu erkek, 626,71 milyonu da kadındır.
Çin 56 etnik gruba sahip, çok etnik gruplu bir ülkedir. En geniş grup olan Han, toplam ulusal nüfusun yüzde 92’den fazlasına denk gelmektedir. Bunun dışında kalan etnik azınlık olarak adlandırılan diğer 55 etnik grup, yüzde 8’den daha az bir nüfus oranına sahiptir. 

Etnik azınlıklar, küçük nüfuslarına rağmen Çin topraklarının yüzde 60’ına denk gelen bir alana dağılmıştır. Çağlar boyunca, Han halkı, çeşitli etnik azınlıklara genişleme gösteren ekonomik, siyasi ve kültürel bağlar kurmuşlar ve ortak gelişime yönelik birbirine bağlı ilişkiler meydana getirmişledir.
Han halkı tarafından kullanılan Çin yazılı ve sözlü dili, aynı zamanda Çin’de en geniş çaplı olarak kullanılan dil olup, dünya üzerinde en çok kullanılan dillerden biridir. Han Çince’si olarak da bilinen Çince, 100 alt-lehçeden oluşmakta olan, yedi ana lehçe grubunu kapsamaktadır. Bu lehçeler görkemli Çin kültürünün ana bileşenlerinden bir tanesi olup, Çin ulusunun oluşumu ve formasyonunda eşsiz rol oynamaktadır. Hui ve Manchu halkları da Han Çincesi kullanmakta iken, diğer 53 etnik azınlık grubu, kendi dillerine sahiptir. Genel açıdan, bir etnik grup, bir dil konuşmakta iken, iki yada daha fazla dil konuşan gruplarda mevcuttur. Bu nedenle, bugün Çin’de konuşulan 72 etnik azınlık dili vardır.
Çin Halk Cumhuriyeti anayasası “ÇHC vatandaşları, dinsel inanış konusunda özgürdürler. Hiçbir devlet organı, kamu kurumu yada birey , vatandaşları herhangi bir dini inanışa inanma yada inanmama hususunda zorlayamaz” diyerek Çin’in resmi bir dini olmadığını ifade etmiştir. 
Pek çok dini bünyesinde barındıran ülkede, en yaygını Budizm, Taoizm, İslam ve Hristiyanlıktır. Bugün itibariyle Çin’de dini inanç sahibi 100 milyondan fazla kişi mevcuttur. 300.000 din adamından, 200.000 tanesi Budist rahipler ve rahibeler , 25.000 tanesi Taoist rahipler ve rahibeler, 40.000 tanesi İslam dinine tabi imamlar ve Akhundlar, 4.000 tanesi Katolik din adamları, 20.000 tanesi papazlar ve diğer görevlilerdir.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılından beri, Çin ekonomisi hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Komünist yönetimin etkisiyle bir süre ekonomik açıdan duraklama yaşayan ülke son yıllarda dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmeye başlamıştır. Özellikle reform ve dışa açılma politikasının uygulanmaya başladığı 1978 yılından bu yana Çin ekonomisi her yıl yüzde 9’u aşan büyüme hızıyla sürekli gelişmektedir. 
2003 yılında Çin’in yurtiçi gayri safi milli hasılası 1 trilyon 400 milyar ABD dolarına ulaşmış olup, Çin ekonomisi ABD, Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa’dan sonra dünyada 6. sırada yer almaktadır. 2003 yılının sonuna kadar Çin’in kişi başına düşen gayri safi milli hasılası 1000 ABD dolarını geçmiştir. Şu anda Çin dünyanın en büyük ihracatçılarından biri konumunda olup rekor düzeyde dış yatırımı çeken ülkelerin başında gelmektedir.
Dünyadaki en eski uygarlıklardan biri olan Çin, yaklaşık 4.000 yıllık kayıtlı bir tarihe sahiptir. Çin'deki insanlar ilkel toplumdan köle toplumuna , Çin' in ilk hanedanı olan Xia'mn kurulması ile M.Ö. 21. yüzyılda geçmiştir. Daha sonraki hanedanlardan olan Shang (M.Ö. 16. yy. – 11. yy.) ve Batı Zhou (M.Ö. 11. yy. - 770) döneminde köle toplumu daha da gelişmiştir. Bu dönemi, köle toplumundan derebeylik toplumuna geçişi simgeleyen ilkbahar, Sonbahar ve Savaşan Devletler dönemleri izlemiştir. M.Ö. 221'de Qin Hanedanının ilk imparatoru olan Qin Shi Huang, Çin tarihindeki ilk merkezi, birleşik, çok etnik gruplu feodal devleti kurmuştur. Daha sonraki yıllarda hanedanlar birbirlerini izlemiş ve Çin, uzun yıllar batıya kapalı kalmıştır. Çin’in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başlamıştır. 
Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari ve siyasi münasebetlere başlayan Çin İngilizlerle, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları belli bir süre sonra bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve Afyon Savaşları başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).

Binlerce yıl süren hanedanlar ardından 20. yüzyılın başında ülkede komünist partisi kuruldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birliklerin ülkeye hakim olması ile yönetim tamamen komünistlerin eline geçti. Böylece, 1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung’un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu.

Çin’in anahtar kültürel yapıları arasında yer alan yemek kültürü en önemli unsurlardan biridir. Çinliler “Yemeklerle Beslenmek İlaçlarla Beslenmekten İyidir” diye bir atasözüne sahiptir. Bu söz, insanların sağlıklı beslenirken yemeklerin yapısına özen göstermeleri gerektiğini ifade eder. Çin’ de bölgelerin örf ve adetlerinin değişik olması nedeniyle konuklara verilen yemekler de farklılık gösterir. Mesela, eskiden Beijing’de (PEKİN) misafirlerin makarnayla ağırlanması, ev sahibinin misafirlerin kalmalarını istediği anlamına gelirmiş ve eğer misafirler kalırlarsa ev sahibi yakınlık göstermek için misafirleri Jiao Zi (mantı) ile ağırlarmış.
Bununla birlikte Çin’in doğusunda bulunan Fu Jian eyaletindeki Quanzhou kentinde de halk , ziyarete gelen misafirleri meyvelerle ağırlarmış. O bölgede yaşayan yerel halk buna “Tian Tian”, yani “Tatlı Tatlı” derler ve bu aynı zamanda misafirleri tatlı yemeye davet etmek anlamı da taşımaktadır. Ayrıca meyveler arasında mutlaka mandalina da bulunmalıymış çünkü yerli lehçede “Ju” yani mandalina, “Ji” yani “uğurlu” sözcüğüyle eşseslidir. Bu, misafirlerin uğurlu olması ve mandalina gibi tatlı yaşamasını temenni etmeyi simgelermiş. Çin’de yine bölgelerin farklı geleneklerinin olmasından dolayı misafirler yemeğe davet edilirken bölgelere göre, farklı gelenekler uygulanmaktadır. Örneğin, Beijing (Pekin) bölgesinde en basitinden sekiz tabak soğuk yemek ve 8 kase sıcak yemek olmalıdır. Çin’in kuzeyinde bulunan Heilongjiang bölgesinde ise konukları ağırlamak için çift sayılı yemekler verilmeli, yani her yemek çift sayılı olmalıdır. Ayrıca bazı yerlerde yemekte mutlaka balık da olmalıdır. Balık, ailenin zengin olduğunu ve “fazlası var” demek istediğini gösterir.
Dünyanın bir çok ülkesinde, “Çin mutfağı” tanınmaktadır. Bu ülkelerden biride Türkiye’dir. Bizim mutfak kültürümüz ile Çin mutfak kültürü arasında bir çok farklılık bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak SFG adına arkadaşımız Rıfat İÇÖZ İzmir’de bulunan bir Çin Lokantasında çalışan Çinli bir aşçı ile görüşme yaparak mutfakları hakkında bilgi edinmeye çalıştı;
Çin mutfağı ile ilgili olarak sizinle bir söyleşi yapmak istiyoruz. Kendinizi biraz tanıtır mısınız? Ne kadar zamandır Türkiye’ de yaşıyorsunuz?

Adım Ai Jian Hua, 31 yaşındayım, 11-12 yıldır aşçılık ile uğraşıyorum. 8 yıldır Türkiye’ de yaşıyorum.
Çin mutfağının dünya üzerinde ayrı bir yeri olduğu ve son zamanlarda da çok popüler olduğu bir gerçek. Bu konuda sizin düşünceleriniz nelerdir?
En önemli etkenlerin başında sanırım pişirilme yöntemleri ve sunum gelmektedir. Yemeklerimizin pişirilme süreleri çok kısadır. Yemek türlerine göre pişirilme yöntemleri farklılık gösterir. Haşlama, kızartma veya buğulama gibi yöntemleri kullanırız. Ama hepsinin pişirilmesi yüksek ateşte olur ve kısa sürede pişirilir. Yemeklerimiz genelde lokma büyüklüğündedir. Pişirilme süresinin kısa olmasından dolayı sebzelerimiz gevrek kalır. Fakat bu durum besin değerinin kaybolmamasına en büyük sebeptir. Yemeklerimizin pişirilmesinde kullandığımız özel tavalarımız vardır. Kullandığımız yağlarda farklılık gözlemlenebilir, sosları daha etkin olarak kullanırız, baharatlar vazgeçilmezlerimizdendir. Bu soslar ve baharatlar ile değişik ve hoş aromalı yeni tatlar oluştururuz. Bu durum yemeğin sunumuna da yansır.

Yemeklerinizde kullanılan malzemeler nelerdir? Ayrıca yemeklerinizin sunumu hakkında bilgiler verebilir misiniz?
Çeşitli baharatlardan, soslardan oluşur. Turşu, acı biber, tarçın, sarımsak, sirke, zencefil, susam yağı, soya sosu en çok kullanılanlardandır. Bu malzemelerin bir çoğunu Çin’ den getirtiyoruz. Sunum bizim için çok önemlidir. Çin'de yemekler sadece lezzetli olarak değerlendirilmez. Göze hitap etmelidir, ruha hitap etmelidir. Bu sebeple sunum bizim için çok önemlidir.

Çin de bölgeler arasında, yemek kültüründe farklılıklar var mı?
Elbette farklılıklar gözlemlenir. Bir bölgede tatlı yemekler tercih edilir, tuzu az kullanır, şekeri nispeten fazla kullanır. Acılı yemekleri pek sevmezler, fakat başka bir bölgede ise durum tam tersine dönebilir. Acının hakim olduğu yemekler daha çok tercih edilir. Bu durum sadece acı veya tatlı seçimi değildir aslında, farklılıklar baharatların ve diğer malzemelerin kullanımına da yansır. Fakat pişirilme teknikleri ve sunumunda değişiklik görülmez.

Bir de çaylarınız pek meşhur, Çin çayı hakkında bilgi verir misiniz? Yemek ile birlikte neden çay içiyorsunuz? Özel bir sebebi var mı?
Vazgeçilmezlerimizden biri de çaylarımız. Çin çayı uzun yıllardır süre gelen bir alışkanlık veya mistik bir kabuldür belki de. Fakat şu bir gerçektir ki, nefis bir tadı vardır ve sindirimi kolaylaştırır. Yemeklerle birlikte içtiğimiz gibi yemekten önce ve yemekten sonra da içilmektedir.




Ekmek yerine buharda pişirilmiş pirincin tercih edildiğini duymuştum. Pirincin Çin mutfağındaki yeri nedir? Bir de pirinç şarabından bahseder misiniz?
Yemeklerimizin yanında, buharda pişirilmiş pirinç de sunulur. Bunu bizler ekmek yerine tüketiriz. Fakat müşterilerimiz bunun yerine ekmeği tercih edebilirler. Yine buharda pişirilmiş ekmek de mevcuttur. Ülkemizde pirinç üretimi çok olduğundan pirinç ile ilgili yemeklerimiz çoğunluktadır. Ayrıca pirinç şarabımız da vardır. Pirincin buharla pişirilip mayalanmasıyla elde edilir. Koyu bir kıvamı vardır. Sert bir içkidir ve genelde kış aylarında tüketilir. Özel bir içkidir, özel toplantılarda ve özel günlerde içilir.
Yardımcı yemeklerinizden ve biraz da tatlılarınızdan bahsedebilir misiniz?
Yardımcı yemeklerden çok ben biraz da kahvaltıdan bahsetmek istiyorum. Çünkü sizinki ile benzerlikler taşımaktadır. Mesela sizde de olduğu gibi bizde de kahvaltıya çorba ile başlangıç yapılmaktadır. Ayrıca salam, sosis, omlet gibi çeşitler ile de zenginleştirilmiştir. Bunların yanında kekler ve bunun gibi ekmek yerine tercih edilebilecek yiyecekler sunulabilir. Ayrıca çaylarımız da kahvaltının vazgeçilmezlerindendir. Fakat süt ve süt ürünleri pek yaygın değildir. Peyniri pek tüketmeyiz yani.
Tatlılarımız sizin tatlı anlayışınızdan çok farklı diyebilirim. Çünkü bizde tatlının temel maddesini meyveler oluşturmaktadır. Çok çeşitli tatlılarımız vardır.
Türk yemeklerini tanıyor musunuz?
Uzun yıllardır Türkiye’ de yaşadığım için bir çok yemeğinizi tanıma ve yeme fırsatını buldum. Kuru fasulye yemeğinizi beğeniyorum. Fakat bu yemeği turşu, soğan salatası ve pirinç pilavı ile ayrı düşünmemek gerekir.
Verdiğiniz bilgiler ve bu güzel sohbet için Fotoritim adına size teşekkür ederim.
Dergimizde yayınlanan bu bölüm için kaynaklarını bizle paylaşan Çin Büyükelçiliği’ne teşekkür ederiz.
Kaynaklar :
- CHINA FACTS AND FIGURES / 2006. ÇİN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAYINI/ANKARA
- OLGULAR VE RAKAMLARLA ÇİN ÇİN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAYINI/ANKARA
- www.sinoturkish.com Polonya’ da doğdum şimdi Kanada’nın Vancouver kentinde yaşıyorum. Sanat ve fotoğrafla çok genç yaşımda ilgilenmeye başladım fakat kariyerime fotoğraf yerine yazılım üzerinde devam ettim. İlk fotoğraf makinemi 1999 yılında ebay üzerinden aldım ve fotoğrafa karşı tutkum yoğunlaştı. Fotoğrafı gazete, dergi okuyarak ve deneme ve hatalarla öğrendim. 2005 yılının sonlarında, FLİCKR adlı fotoğraf paylaşım sitesini keşfettim ve daha kolay paylaşım için dijital SLR makineye geçtim. Dijital makineye geçmem, çok fotoğraf çekmemle birlikte hızlı öğrenmemi de sağladı. FLİCKR’da kendi çalışmalarımı sadece paylaşmıyorum aynı zamanda onlarla etkileşim içindeyim ve bütün dünyadaki yetenekli bir çok fotoğrafçıdan öğreniyorum. Seyahat etmeyi ve diğer kültürleri görmeyi seviyorum. İlk bakışta ilginç şeyler görmediğim gözümden kaçan olağan şeylerin fotoğrafını çekmekten hoşlanıyorum.
Yazı ve Çeviri : Ayşegül KANBAK
Röportaj : Rıfat İÇÖZ
Çin Fotoğrafları : Proggie
Çin Fotoğrafları(China Facts and Figures) : Çin Büyükelçiliği
Röportaj Fotoğrafları : Rıfat İÇÖZ
Proggie Hakkında
http://www.flickr.com/photos/tym/