Yine bir Pazar sabahı fotoğraf çekimi için sabah 06:00 da toplandık Bursa’ ya Cumalıkızık köyüne doğru yola koyulduk… Kahvaltımızı Özdilek'de nefis su böreği yiyerek yaptık ama midemizin bir kenarında da Cumalıkızık'da yiyeceğimiz gözlemeler için yer bıraktık. Yol çalışmalarından dolayı Cumalıkızık yol ayrımını göremeyip 10km kadar fazladan yol gidip tekrar geri dönsek de sonunda Bursa'nın doğusunda, Ankara karayolunun 10. kilometresinden güneye Uludağ yamaçlarına giden yol 3 km sonra, Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini günümüze kadar, koruyan Cumalıkızık yerleşimine ulaştık. Olurda tek gitmek ister de "a benim arabam yok ki " derseniz Cumalıkızık'a, Bursa’ya otobüs ile vardıktan sonra Santral garajdan minibüs ve belediye otobüsleri aracılığıyla yaklaşık yarım saatte ulaşabilirsiniz.
Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa'yı, 1331 yılında İznik'i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu konut mimarisi, yaşam biçimine yansıtmıştır.Uludağ'ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı ''kızık'' adı verilmiştir. Bölgede bir çok Kızık adı taşıyan köyler var aslında.. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir.
Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmaya başlamıştır. Osmanlıların Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır. Cumalıkızık evlerinin genelde üç katlı olduğunu göreceksiniz; birbirine akraba olan aileler birlikte, tam bir işbirliği ve uyum içinde yaşamlarını sürdürmektedir. Evler yapılırken aile mahremiyetine son derece özen gösterilmiştir. Evlerin dış kısımları zemin ve birinci katlar ile avlular, sokak döşemesine uygun moloz taş ve ahşap hatıllı duvarlarla örülmüştür. Üst kat ahşap taşıyıcı hımış dolgu, üstü alaturka kiremitli kırma çatılıdır. Sokaktan ev içinin görülmesi mümkün değildir. Pencereler üst katlarda kafesli veya cumbalıdır.
Cumalıkızık evlerinde genelde iki türlü plan uygulandığını gezdiğinizde görebilirsiniz. Bunlardan birincisi etrafı moloz taşlarla yüksek şekilde örülmüş bir duvarla çevrili dış avludur. Buradan eve giriş kapısına ve hayat kısmına geçilir. Evin girişi, böylece sokakla doğrudan ilişkili değildir, ikinci tip evlerde ise dış avlu yoktur. Sokaktan kapı yardımı ile doğrudan hayat kısmına girilir. Dış kapı üzerinde dikey konulan ağaç hatıllarla ızgaralanmış, camsız bir aydınlatma ve havalandırma boşluğu yer alır. Hayat bölümünden iç avluya, ahıra, depolara ve merdivenlere geçilir. Evlerin ana giriş kapıları çift kanatlıdır. Genellikle ceviz ağacından yapılan bu kanatlar dövme demir kuşaklar ve iri başlı çivilerle bağlanmıştır. Kapı kulpları ve tokmak da dövme demirdendir. Kapıların çift kanatlı yapılışı elde edilen ürünün ve tarım araçlarının kolaylıkla içeriye taşınmasını sağlamaya yöneliktir.
Gerek dış avludan ve gerekse doğrudan sokaktan girilen hayat kısmı, üst katı taşıyan sağlam ahşap direklerle çevrilidir. Zemini yassı ve geniş taşlarla döşelidir. Hayat bölümü Cumalıkızık evlerinde en çok kullanılan mekandır. Elde edilen ürünler burada geçici olarak depolanır, ayrılır, bakımı yapılır. Kestaneler dikenli kılıflarından burada ayıklanır. Düğün dernekler burada yapılır. Kış aylarında ısıtmayı sağlayacak malzeme de burada kendisine ayrılan bölümde usta ellerce düzenli şekilde istiflenir. Hayat bölümünün yüksekliği fazla ise bir asma kat yapılarak, burada uzun süre korunacak malzeme depolanırmış. Olur da bir gün yolunuz düşerse; evler, sokaklar,
kapılar, pencereler, sal dede yatırı, cin sokağı, entoğrafya müzesi görülmeğe değer … Fotoğrafik açıdan inanın her tarafta fotoğraf var. Portre çalışmayı sevenler için de vazgeçilmez biryer olmakla beraber, tele objektifinizi de yanınızda getirmenizi tavsiye ederim. Ayrıca mis gibi Uludağ havasını soluyarak gözleme ile kahvaltı etmenizi, Cumalıkızık kadınlarının emektar ellerinden çıkmış tarhana, mantı, cevizli ekmek, çorbalık kesme, erişte, portakal, dut, kestane, incir vs reçellerinden almanızı tavsiye ederim.
kapılar, pencereler, sal dede yatırı, cin sokağı, entoğrafya müzesi görülmeğe değer … Fotoğrafik açıdan inanın her tarafta fotoğraf var. Portre çalışmayı sevenler için de vazgeçilmez biryer olmakla beraber, tele objektifinizi de yanınızda getirmenizi tavsiye ederim. Ayrıca mis gibi Uludağ havasını soluyarak gözleme ile kahvaltı etmenizi, Cumalıkızık kadınlarının emektar ellerinden çıkmış tarhana, mantı, cevizli ekmek, çorbalık kesme, erişte, portakal, dut, kestane, incir vs reçellerinden almanızı tavsiye ederim. Cumalıkızık'tan İnsan Manzaraları





Yazı : Sema ÖZEVİN
Fotoğraflar : Berna AKCAN(1,2), Levent YILDIZ(8), Onur KOCAMAZ(7), Rıfat İÇÖZ(11), Sema ÖZEVİN(3,4,5,6,10), Yekta TAN(9)
Not : Sizden gelen yorumlar doğrultusunda, yazıya ait fotoğraflar değiştirilmiş ve sayısı arttırılmıştır... İlginize teşekkür ederiz...














