KÜÇÜK İNSANLAR
Davut Akbulut
Yazan: Doğan Cüceloğlu
Kaliforniya' da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi' nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç bayanın şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. Bölümün bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, 'Armudun iyisini ayılar yer' düşüncesi oldu. Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi. Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak istiyor. Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:
'Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?
'Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini
'Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?
Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. Amerikan kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul edildiğinden pek sorulmaz. Amerikan kültürüne göre ben o anda Sally'nin mahremiyetine 'burnumu sokuyordum.'
Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, 'O şahane bir insan; o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim' dedi.
O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının erkeğine, 'Sen benim kahramanımsın' duygusu içinde bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım.
Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım.
'Nasıl yani?' dedim.
'Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor. Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu, hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri ona bakıyor.'
Kendime kızdım. Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım. Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış görünüşe göre yargılıyor ve onu 'ayı' olarak görüyordum. İçimdeki pislikten utandım. Bir süre sonra Sally'nin içinde yetiştiği aile ortamını merak etmeye başladım. Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, 'Armudun iyisini ayılar yer' diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık, sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally'nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı.
Birkaç hafta sonra Sally'e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los Angeles'in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını sordum. 'Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak isteyeceklerdir, ' dedi ve iki gün sonra, 'Ailemle konuştum; sizinle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,' dedi. Dört-beş hafta sonra San Francisco'ya gidecektim, Sally'nin ailesinin yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim. Bu planımı Sally'e söylediğimde Sally, 'O gün ben de aileme gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz' dedi. Ailesine haber verdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler. Long Beach'ten
sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında Sally'nin ağabeyi Brian'ın evine vardık. Sally'nin babası George orada buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi. Brian'ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı. Ziyaret ettiğim bu güler yüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimi çekti. Bunlardan ilki, Sally'nin babası George'un torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi. Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış olduğu belliydi. Sally'ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi konuştuğunu sordum. 'Evet' yanıtını alınca, kendisi çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum. 'Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım.
Biz böyle biliyoruz', dedi. Tüylerim diken diken oldu. Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına kızdım. Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradakiöğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George'a 'Beyefendi, çocukların göz hizasına inerek konuşuyorsunuz!' dedim. Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek, 'Tabii, onlar küçük insanlar!' yanıtını verdi.
Öyle bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki 'Bu kadar doğal bir şey ki, herhaldebunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?' diyordu. O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu. Bu güler yüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally'nin ağabeyi Brian'ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği belli oluyordu. Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles'ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14'te gelmek istiyormuş. Başka bir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle açıkladı: 'Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat baş başa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary'le randevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.
Brian'ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği belli oluyordu. Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar önemliydi. Brian'ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu, bir 'keşke' olmayacak. Sally'e sordum: 'Baban seninle randevulaşır mıydı?' 'Evet', dedi, 'yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla baş başa zaman geçirirdi. Ve ilave etti, 'Biz böyle gördük, böyle biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!'. Gülümseyerek, 'Nereden biliyorsun?' diye sordum. 'Biz Frank'le konuştuk' diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu. Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı. Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı. Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, 'bundan sonra ne yapabilirimle ilgili düşünmeye karar verdim. İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, 'Ne yapabilirim?' sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir. Sally'nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum. Sally, içinde yetiştiği ailede, var oluşun beş boyutunu da doya, doya yaşayabilmişti. Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, 'Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın', mesajı alır ve çocuğun CAN'ı beslenir.
Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, 'Seninle zaman geçirmek istiyorum, seni özledim', mesajını güçlü olarak verir. Çocuk bu mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, 'Ben sevilmeye layık biriyim!' diye yoğrulur. Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, var oluşun beş boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN'dı.




















Davut AKBULUT Hakkında
1978 yılında Kayseri de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kayseri de tamamladı. 1996 yılında Erciyes Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümüne başlaması ile grafik sanatına yöneldi. Daha sonra Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünden mezun oldu. Fotoğraf ve grafik üzerine açmış olduğu karma ve kişisel sergilerinin yanı sıra, fotoğraf yarışmalarında çeşitli ödülleri bulunmaktadır. Hayatının her döneminde yoğun olarak ver olan fotoğraf sanatı, bugün de atölye çalışmaları ile devam etmektedir...
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 43 yorum,
1-43 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Fotoğraflarının hepsi birbirinden güzel, özel, içten, samimi fotoğraflar.
Bu güzel fotoğrafları bizlerle paylaştığın için içtenlikle kutluyorum. Selam, sevgi ve dostlukla...
Ö.Özgür ONAR eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
21:20
fotoğraflar ve hissettirdiği duygular tek kelimeyle harika...insanın çocuk olası geliyor tüm masumiyetiyle...eline,bakışına ve en önemlisi yüreğine sağlık diyorum....
özgü mutluer eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
21:50
Sevgili Davut..
Bu güzel fotoğraflar için seni tüm kalbimle tebrik ederim... Bu çocukları böyle baktırabilmek ve o anları yakalayabilmek çok önemli, sen çok iyi başarmışsın, güzel fotoğrafların devam edeceğine de eminim... sevgiler...
Nazan Gökkaya eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
22:00
Bir şeyler yazmak için bir saattir uğraşıyorum. Fotoğraflara tekrar tekrar baktığımda cümlelerim biraz daha kısalıyor. Çünkü sen son derece sade ve etkileyici karelerinle lafı zaten fazla uzatmamışsın:-)
Fotoğrafın Davutçasını beğeni ile izliyoruz ve uzun bir süre daha izleyeceğimize inanıyoruz.
Tebrikler,Sevgiler...
Hande Leman GÜRLER eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
22:39
Öncelikle FİAP altın madalyanı kutlar Fotoğraflarını burada izlemekten mutlu olduğumu belirtmek isterim.Başarılarınızın devamı dileklerimle selamlar...
İsmail ÖKKE eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
22:43
Her zaman söylediğim gibi harika fotoğraflar ve çok iyi bir fotoğrafçı..Başarılarının devamını dilerim.Saygılar.
Özenç SERTTEPE eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
23:01
öyle fotograflar varki içinde yaşamişim yaşıyorum ve yaşamak istediklerim var....
tebrik ederim...
duygulay eklemiş - adds
| 05 Nisan 2009 Saat - Time
23:47
Anlamlandırdığınız kadar anlamlısınız,emektir her anlam..tebrik ederım dostum..
serap çavuşoğlu eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
01:30
hüzünlü bakışlar ardında hepsinin gözlerinde parlayan yıldızlar ve umut var.çok güzel yakalanmış görüntüler bunlar.başarılarının devamını dilerim.tebrikler..
selin ögüç eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
01:35
Bir belgesel tadında izledim.Sunduğun yazı ile fotoğraflar bir harika..
Yolun açık olsun Davut........................
Berna Fidan eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
08:23
adımların örnek oluşturacak kadar sağlam...
sevgilerimle...
Aslı Şah eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
10:07
Ne söylenebilirki? Hepsi birbirinden güzel. Fotoğraflara bakarken vaktin nasıl geçtiğini anlayamadım.
Atilla EVRENSEL eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
10:49
O küçücük insanların gözlerindeki pırıltıyı görüp, duyguların zirveye vurduğu bir anda deklanşöre basmak için ancak usta olmak gerek.
Geleceğin fotoğraf sanatçısından çok daha güzel kareler ve başarılar beni şaşırtmayacaktır.
Yolun açık olsun Davut...
Mehmet Pehlivan
Mehmet Pehlivan eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
11:29
USTA, HERKESİN BAKTIĞI YERDEKİ GÖRÜLEMEYENLERİ GÖREN KİŞİDİR. SEVGİLİ AKBULUT'TA BUNUN FAZLASIYLA OLDUĞU GÖRÜLÜYOR.
BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİM.
ÖMER PEHLİVAN eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
11:48
Fotoğraflarin ve fotoğrafçılığın tek kelimeyle muazzam. Fotoğraflarınla bize o anı yaşatırıyorsun eline,bakışına ve en önemlisi yüreğine sağlık
Alev Leventeli eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
13:12
Sayın Akbulut'un fotoğrafları benim kafamı karıştırıyor. Hüzünlenecekken hayatı görüyorum ; gülecekken ölümü...Her bir fotoğraf, çok uzun bir hikaye anlatıyor.
Devamını bekliyoruz...
Berkay Gergin eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
13:12
insan,özellikle de çocuk fotoğraflarına baktığımda gözlerinden yayılan bakış beni çok etkiler.siyah beyaz çalışmaların bu etkiyi daha da güçlü aktardıklarına bir kez daha sayenizde şahit oldum.yüreğinizdeki ışık sönmesin.saygılar.
memduh ekici eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
14:04
Sevgili Davut,
Tebrikler.Dogan Cuceloglu'nun yazisi ile fotograflarin o kadar ozdeslesmis ki;sen de cocuklarin goz hizasina inip onlarin dunyalarini harika fotograflarinla bizlere yasatmissin.Yolun acik olsun.
Ruksan Anarat eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
14:59
Merhaba Davut abicim.Öncelikle senin gibi değerli bi insanı tanıdığım için çok mutluyum.Çocuk fotoğraflarındaki hüzün ve renkler muhteşem.Eline,yüreğine sağlık.Başarılarının devamını dilerim...Bulut
Bulut Özşen eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
18:33
Fotoğrafları ve yazısıyla birlikte bu mükemmel sunumu görme fırsatına sahip olduğum için kendimi şanslı hissettim.
Tebrik ederim.
Saygılar.
Bilge Demir eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
19:43
Sevgili Davutcuğum,.divan şiirinin ünlü şairi Bakînin ünlü beyitini bilmeyenlere tekrar edeyim.
"Âvazeyi âleme Davut gibi sal-Bakî ,kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş..
Rotry kulübünün açtığı uluslararası yarışmada altın madalya alman senin bu kubbeye saldığın hoş bir sada aslında.
Dah güçlü sadalar salmanı dilerim.Bu mükemmel portfolyonda beni o ödüllü fotoğrafın altındaki iki kız fotoğrafı çok sardı..Hepsi birbirnden üstün ve seçme eserlerini ayırarak sıralamak ne mümkün.Seninle aynı atölyeyi paylaşmanın hatırası gerçekten çok tatlı bir anı olarak kalacak...
Tanyu KARAMUSTAFA eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
22:27
Sevgili Davut
Çocukların mahsumiyetini doğallığını ne güzel yansıtmışsın...
Fotoğraf insanı içine çekiyor bulutların üzerinde dolaştırıyor...
Çocukların neler hissettiklerini anlıyorsun ellerine sağlık...
O bulutlarda sen de yükseliyorsun seni yakalamak çok zor...
Yolun açık olsun iyi ki varsın!......
metindilsiz
metin dilsiz eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
23:07
Fotoğraflarının her karesi yine bir hikaye anlatıyor.Bu küçük yüreklerin dünyasını ve doğallığını olduğu gibi yansıtan bu kareleri zevle izledim.ellerine sağlık ...
mediha topal eklemiş - adds
| 06 Nisan 2009 Saat - Time
23:26
Sevgili Davut , bildigim kareler olmasına ragmen fotoğraflarının coğu büyük bir
keyfle heyecan duyarak bir kez daha izledim.. ellerine gözlerine yüregine saglık.. sevgilerimle.
özel karadeniz
özel karadeniz eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
00:49
Davut, genç yaşına karşın şimdiden fotoğraf sanatında tarzını bulmuş bir arkadaşımız. İnanıyorum, çok sürmeyecek birkaç yıl sonra Davut arkadaşımız fotoğraflarının altına imzasını atmasa dahi fotoğrafların Davut'a ait olduğu geniş kesimlerce bilinecektir. Daha nice güzel başarılara imza atacağının inancıyla... Yaşa Davut, var ol!...
Arslan Köle eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
06:34
Her fotoğrafın bize çoçukları, onların dünyalarını, büyükler için çok zor olabilecek koşullarda bile sahip olabildikleri neşeyi, en önemlisi gözlerindeki pırıltıları o kadar güzel bir derinlikle taşıyor ki, söylenek şey sadece eline ve emeğine sağlık.
Tebrikler,
Fuat Yapar
A. Fuat Yapar eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
08:21
DAVUT KARDEŞ;
Kayseri'den Adana'ya gelip zengin işadamı olmak yerine yerine verimli Çukrova toprağını; gönül gözünle, yüreğinle harmanlayıp sanat adına sunmuş olduğun şaheserlerini gördükçe: "İŞTE ÇUKROVA, İŞTE SANAT!..." diye haykırmak geçiyor yüreğimden.
Sağolasın be DAVUT KARDEŞ!...
Adem YILMAZ eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
10:15
Merhaba,
Fotoğraflarında izleyeni içine alan bir şey var.
Bu belki de fotoğrafladığın insanlarla kurduğun iletişimde saklıdır.
Fotoğraf adına Adana'dan yükselen güçlü seslerden biri olarak seni tebrik ediyorum.
Hepsi de ayrı ayrı övgüyü hak eden fotoğraflar. Ellerine sağlık...
Önder Mert eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
15:44
Merhaba
Fotograflarınız ıcın sıze tebrık ederım.Hepsınde bır sıcaklık var.Ellerınıze saglık
sahin kaya eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
16:28
Bu yazı bana Amerikan toplumunun bu günki ulaştığı uygarlık seviyesinin temelinde neyin yattığına ilişkin çok önemli bir örnek gösterdi. Mükemmel bi hikaye. teşekkürler.
Mehmet DAŞKIN eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
19:41
davut fotoğrafların harika olmuş ellerine emeklerine sağlık devamını bekliyoruz
Davut kardeş.Gözlerine,ellerine ve emeklerine sağlık.Bana Güneydoğuda yaşadığım günlerimi hatırlattılar.Teşekkürler.
MCU eklemiş - adds
| 07 Nisan 2009 Saat - Time
22:53
fotoğraflar gerçekten mükemmel eleştiriye açık olduğunu biliyorum ama güzel karelere ne yorum yapılır ki ellerine sağlık
serap mete eklemiş - adds
| 09 Nisan 2009 Saat - Time
10:13
Fotoğraflar çok hoş .....Her birinde hüzün kokan insan hikayeleri saklı sanki...Bu duyguları yaşattığın için teşekkürler...
fadime yalçın eklemiş - adds
| 09 Nisan 2009 Saat - Time
22:24
yorumsuzz... hakettiğin yerlere yawas yawas geliyorsun hatta geldin bile. tekrardan tebrik ederim daha da iyi yerlere gelceksin. 30 milyon :D
anil karakas eklemiş - adds
| 09 Nisan 2009 Saat - Time
23:28
İnanımaz güzel ve bir o kadarda önemli bir çalışma gerçekleştirmişsiniz. Tebrikler.
Hakan Çınar eklemiş - adds
| 10 Nisan 2009 Saat - Time
14:33
Sevgili Davut, gönül gözünle harmanlayıp her karede sunduğun ayrı öyküler için tebrik ediyorum..Bu güzellikleri her daim görüp denklaşöre basman dileklerimle...yolun açık olsun.
AYSUN AKPINAR eklemiş - adds
| 11 Nisan 2009 Saat - Time
00:27
"...Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı. "demiş Doğan Cüceloğlu ve sen de buradaki fotoğraflarınla bu çocuklardan fotoğrafik olarak başarılı örnekler sunmuşsun! Ama fotoğraflarında çocukların yaşadıkları ortamlara rağmen UMUT olduklarını ve yaşamın yine de keyifli olabileceğini çok güzel ifade etmişsin ve bunu bizlerle paylaşmışsın!Eline,gözüne sağlık...
Gülsüm ÜNAL eklemiş - adds
| 20 Nisan 2009 Saat - Time
09:26
Başarılı çalışmalarını keyifle izliyorum. Işığı, gölgeleri ve arka planları kullanman hikayelerine çok değer katıyor. Tebrik ediyor başarılar diliyorum...
Harika fotoğraflar.Başka söze gerek yok.Devam.Selamlar.Nevzat Hız.
NEVZAT HIZ eklemiş - adds
| 13 Mayıs 2009 Saat - Time
17:47
nedenebilirki kocaman yüreklerini bize bu kadar yalın yansıtmıs olma becerinden dolayı kutluyorum.
eline sağlık sevgi ve ışıkla kal
ismail eldemir eklemiş - adds
| 23 Mayıs 2009 Saat - Time
09:00
sevgili devit
sana böyle demiştik .bu ifade seni bir anda anlatıyodu...
hayat tan kendince tat almayı seven barışık güler yüzlü biraz da kendini beğenmiş (o hepizde var) saçları boyu posu meşhur bi vadatdaş .şimdii:gayet başarılı resimleri olan ünü şimdilerde bu açıdan yayılan gurur veren tanıdıklığı olan geçmişte hayatı tatlılarıyla paylaştığımız zaman zaman izine rasladığım biri...
aklıma senin milattan önceki... almer insört leri için cektiğin fotolar geldi o da bayağı beğeni toplamıştı .(parantez bacak hariç). demekki temel var başarıda temelli olarak geldi
tebik ediyorum.
sitene bakıyorum
baki kalan hoş bi sada ve fotolar
hoşcakal
şaban karabulut eklemiş - adds
| 01 Mayıs 2010 Saat - Time
17:42
Şaban Bey, yorumunuzu görmek bana inanılmaz mutluluk verdi, biraz geç farketmiş olduğum için özür diliyorum. Geçirdiğimiz güzel günleri bende gülümseyerek anıyorum, hafızamın güzel anılar bölümünde ciddi bir yer işgal eden dönemlerimdi onlar. o insörtü ve parantez bacağı unutmak ne mümkün:) Tekrar teşekkür ediyorum, saygılarımla....
Davut Akbulut eklemiş - adds
| 29 Mayıs 2010 Saat - Time
13:40