Biyolojik çeşitliliğin risk altında olduğu günümüzde ölümün elinden hayatı kurtarmak olarak algıladığım fotoğraf yolculuğuma, biraz da belgeleme sorumluluğu yüklenerek devam ediyorum.
Benden önce pek çok sualtı fotoğraf gönüllüsü Unesco tarafından dünya mirası olarak kabul edilen doğa harikası Sıpadan Adası'na gidip dalışlar yapıp binlerce kare fotoğraf çekti, sizlerle paylaştılar ve söz konusu adayı bolca anlattılar.
Bu yazımda Malezya Sıpadan Adası'na ilk gidişimde yaşadığım güzellikleri ve heyecanları, sualtı dostlarıyla hayatı kurtarmak adına paylaşmak istedim.
Jacques Cousteau'nun, keşfini yapıp bizim gibi sualtı dostlarına kazandırdığı bu harika adayı, bir de kendi gözümle ve duygularımla anlatmak istedim.
Yolculuğum, Edirne'den gün ışımadan yola koyulmakla başladı. Bu, günün ilk ışıkları ile ulaştığım Atatürk Hava Limanı'nda heyecanlı bir bekleyişe dönüştü. İlk defa gideceğim bu ada, benim için önemliydi. Dünyaca doğa harikası olarak tanımlanan bu yerde hem fotoğraf çekecektim hem de bu esnada yol arkadaşlığı yapacağım yeni sualtı dostlarıyla tanışma şansına sahip olacaktım.
Uzun yolculuk şöyle bir seyir izledi: Dört saatlik bir yolculuk sonunda Dubai… Bir buçuk saatlik hava alanı beklemesi ve Kuala Lumpur'a hareket… Yedi saatlik yolculuk sonunda Kuala Lumpur'a iniş… İki saatlik bir bekleme sonunda Tawau'yo hareketimiz, bir buçuk saat sonra Tavau'a varmamızla son buldu. Ardından bir buçuk saatlik kara yolculuğu sonunda Sanporno'ya geliş ve otele yerleşmenin verdiği huzurla bir "Oh!" çekme…
Malezya'ya gelmiştik. Yaklaşık bir gün süren yorucu bir yolculuktan sonra hayalini kurduğum cennete yaklaştığımı düşünerek otel odasına eşyalarımı yerleştirdim. Oda arkadaşım Altuğ Bey'le iyi de anlaşmıştık.. Biraz dinlendikten sonra hemen ortamı keşfetmek için fotoğraf makinelerimizi alıp sokaklara döküldük. Ortam İstanbul'dan çok farklı idi. Soğuktan çıkıp sıcak ve nemin ortasına düşmüştük. Cadde ve sokaklar çok temiz değildi. Kıyıların kirliliği ise Haliç'i aratacak oranda fazlaydı. Ancak, insan portreleri ve çevre dokusu görülmeye ve fotoğraflamaya değerdi. Artık deklanşöre bolca basıyorduk.
Yol yorgunluğu, akşam yemeğinden sonra iyiden iyiye kendini göstermeye başlamıştı. Yatmalıydık, çünkü ertesi sabah beşte kalkıp gün doğmadan hazırlanıp sürat teknelerimize binip, bir dünya mirası olan Sıpadan'a doğru yola çıkacaktık.
Yaklaşık bir buçuk saatlik bir tekne yolculuğundan sonra Kapalai Resort'a gelip odalarımıza yerleştik. Otel, iki kişilik bungolov tarzındaydı ve beklediğimizden çok daha güzeldi. Ancak otelin güzelliği, dikkatimizi kısa bir süre çekti. Çünkü, dalış heyecanı bütün hücrelerimizi sarmaya başlamıştı. Bir an önce fotoğraf makinemi hazırlayıp housingimi ve portlarımı elden geçirip kurduktan sonra ilk dalış (check) için suya girdik. İskeleden de olsa bu dalıştan çokça zevk almayı umuyordum. Nitekim, ortamı tanımak, fotoğraf çekmek için ve uyum sağlamakla geçen bu dalış gerçekten mutluluk vericiydi. İskeleden ve Mabul Adası'ndan dalışlara çok fazla değinmeyeceğim. Bu bölge, makro objeler açısından çok zengin ve doyurucu idi. Belki başka bir yazıda bu güzellikleri paylaşma şansına sahip olabilirim.
Sıpadan Adası'na gitmek için gün doğmadan kalktık ve saat 05:30'da tekneye bindik. Yaklaşık kırk dakikalık yolculuk sonrasında, Unesco tarafından dünya mirası olarak ilan edilen sualtı cennetinde idik. İlk gün bu heyecanımızı, oldukça şiddetli yağan muson yağmuru böldü. Yağmur, o kadar şiddetliydi ki görüşü, ilk on metreye kadar indirip bozuyordu ve akıntı gerçekten çok ama çok şiddetliydi. Her şeye rağmen çok zevkli bir dalıştı, ancak fotoğrafik açıdan çok zengin karelere, suyun bulanık olmasından dolayı ulaşamamış olduğum için biraz memnuniyetsizdim. Çünkü her tarafı mercanlardan oluşmuş bu harika adada mercanlar talaş haline gelmiş ölülerin partikülleri net fotoğraflar çekmeme engeldi. Oysa ki, Barracuda Point'te ilk dalışta karşılaştığımız, sayısını binlerce diye ifade edeceğim kadar çok barracuda sürüsü vardı. Bu sürünün klasik dönme hareketini net fotoğraflayamamanın sıkıntısını hâlâ yaşıyorum, belki ömrümün sonuna kadar böyle büyük bir sürüyü bir daha göremeyeceğim. Bu hafızama yazdığım sahne çekemediğim fotoğraflardan biri olarak anılarımda hep taze kalacak.
“Sıpadan Adası'nda ne tür canlılar var?” diyecek olursak. Ne yok ki diyebilirim aslında. Her şey var, ama ilk bakışta göze ilk çarpan, büyük canlılar ve kalabalık sürüler oluyor.. Mercanlar ve anemonlar bile gerçekten çok büyük ve hayranlık uyandıracak kadar güzeldiler.
Grey Reet Shork (Carcharhinus Wheeleri), Whitetip Reet Sherk (Trioenodon Obesus), Silvertip Shork'ları (Carcharhinus albimorgionotus) tek tek ya da üçlü dörtlü gruplar halinde sık sık görme şansına sahip olduk.
Hommerhead Shorkları (Sphyme lewinii) gördük, ama derinde sürü halinde dolaştıkları için dalış güvenliğini düşünerek ve de ortamın çok karanlık olmasından dolayı görüntüleme fırsatım olmadı.
Bigeye Trevally (Caronx Sexfosciotus) ların çok kalabalık sürüler halinde önümüzden geçiş yapmasını, bazen aralarında nerdeyse orkinos büyüklüğüne ulaşanlarını gördüm.
Longfin Batfish (Plotox Terio) sürüleri ve Circular Batfishlerin (Plotox Orbiculoris) kendinden emin ve mağrurca yüzmesi görülmeye değerdi.
Bluestipe Snopper (Lutjonus Kosmiro) sürüleri arasında sanki gizlenmek için karışan Yellowsoddie Gootfish'ları (Parupeneus Cyclostomus), ürkek ve kibirli bir şekilde dolaşan Bumpheod Parrotfish'ları (Bolbomctopon Maricotum), karşınıza her noktada çıkan onlarca İmbricated Turtle'leri (Eretmochelis İmbricoto) ve bunun gibi onlarca türü unutmam imkânsız artık. Bu güzel görüntüler beynimin ve kalbimin en ücra noktalarına bir daha silinmemek üzere kazındılar.
Sıpadan Adası'ndaki canlı çeşitliliğinin günümüzdeki durumunu belgelemek adına yaşadığım bu heyecanı “Fotoritim” okurları ile birkaç kareyle de olsa paylaşmak istedim.
Umarım her dalış, canlı çeşitliliğini belgeleyip farkındalık sürecine yardımcı olmakla yaptığı koruma adına bir çabayı da içinde taşısın.
Çünkü başka dünya yok.
Dr. Değer ERKEN



















www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"