1.BÖLÜM
Başlangıç
Sevgi, Can, Emre Bebek
Doğumdan bir ay öncesi, doğum anı ve hemen sonrası…
Doğum projesi, ölüm projesi sürecine rastladı. Yaşam, Alzheimer ve Ölüm çalışmasının son bölümünü tamamlarken çok yakında doğum yapacak bir arkadaşımla karşılaştım. Ona doğum fotoğraflarını çekmek istediğimi sordum ve kabul etti. Ölüm projesiyle birleştireceğimi anlattım, proje onun da ilgisini çekti. Bunu kabul etmesi beni yüreklendirdi ve doğum öncesi, doğum sırası ve sonrasında çekimleri gerçekleştirdim. İstense bu proje yıllara yayılabilir, bebeğin gelişimi izlenebilir ancak benim çalışmam için bu kadarı yeterli oldu. Elbette bebeği çekmeye devam edeceğim ancak, yalnızca ona ve ailesine güzel anılar bırakabilmek için.
2.BÖLÜM
Yaşam, Alzheimer, Ölüm
“Senin ne çok fotoğrafını çektim anne, yeğenimin sünnetinde oynarken, benim evimde evlenme yıldönümünüzde çocuklarınla, torunlarınla. Gelinlerin, damatlarınla.
Biz, hep fotoğraf seven aile olduk anne. Otuz Ağustos 1943’te babamla evlendiğiniz gün çektirdiğiniz ne anlamlı fotoğraftır öyle. Hele 1961 yazında evliliğinizin on sekizinci yılında dört kızınız ve benimle çektirdiğiniz. Kızlarının üzerinde kendi ellerinle diktiğin bir örnek basma entariler, gururla bakıyorsun objektife. Babam, heybetli duruşuyla PTT Müdürü, o dönemin şanlı şerefli devlet memuru. Önde henüz dört yaşında ben, belli ki büyümüş ayaklarım sığamamış pabuca, önünü özenle kesmişsin lastik ayakkabının, parmaklarım fırlamış dışarı.
Bir de anne, bir de 1968 Otuz Ağustos’unda yirmi beşinci yıl fotoğrafımız var. Oturduğumuz semtteki meşhur fotoğrafçı, foto ressam Dinçer abiye çektirdiğiniz. Erkek kardeşim de katılmış aramıza, aile tastamam. Dört kızın ardından gelen iki erkek çocuğunuzdan sonra noktayı koyduğunuz aile fotoğrafımız.
Biz hep sizin fotoğraflarınıza bakarak büyüdük anne. Ardından ben sizleri çekmeye başladım.
Sana geldim anne, fotoğraflarını çekmeye.
Odandayım anne. Sen yatağındasın yine. Bir örtü örtmüşler üzerine boylu boyunca, bir çelik bıçak uzatılmış göğsüne, adet böyleymiş. Seni seyrediyorum öylece durup anne, örtünün altındasın, göğsünün üstünde bir çelik bıçak. Film takıp makineye bu halinle çekiyorum, söz vermiştim sana anne.
Sonra örtüyü kaldırıyorum, çeneni bağlamışlar bir beyaz bez ile. Ellerimin arasına alıyorum örselenmiş yüzünü, kokluyor, öpüyorum.
Bu sen değilsin ama anne, bu sen değilsin. Bir makara daha çekiyorum. Ardından görevliler geliyor, bedenini yere indiriyorlar. Yatakta başının altındaki yastıktan boynun yukarıda kalmış, kollarını göğsünde birleştirmişler. “Böyle olmaz” diyorlar, düzeltmek istiyorlar. Kaskatısın, kıracaklar, bir yandan fotoğraf çekerken bir yandan onlara engel oluyorum “bırakın” diyorum sert bir tonla. Düzeltseler ne olur artık anne, düzeltmeseler ne olur?
“Yıkarken sıcak suda çözülür” diyip bırakıyorlar. Çözülse ne olur artık anne, çözülmese ne olur? O sen değilsin ki. Babamın terk ettiği bedeni yıkanırken dokunup öpmüştüm, o zaman da onun babam olmadığını hissetmiştim. Yine aynısı oldu anne.
Doktor geliyor, hemşire geliyor, ardından bir sedyeye koyup bıraktığın bedeni indiriyorlar sokağa. Kaldırımın üzerinde bekleyen boş tabuta koyuyorlar, ardından cenaze arabasına.
Ve ben hep çektim anne, her anının fotoğraflarını çektim, morgda da çektim, gasil hanede de. Yıkadılar, akladılar, pakladılar, mis gibi kokularla bezediler, bembeyaz bezlerle yeniden bağladılar çeneni. O halinle yine çektim. O sen değildin anne.
Babamın mezarında, babamın üzerine yatmak sana kısmetmiş anne. Açtılar mezarı seni üstüne koyacaklar sandım. Babamın kemiklerini çekmek istedim, toplamış bir kenara görevliler önceden, göremedim, çekemedim. Mezarda seni çektim anne. O sen değildin!..
Neredesin anne? Nereye gittin?”
Henüz yirmi ikisindeydi 1943 yılı 30 Ağustos’unda evlendiğinde. Memur karısıydı ev kadınıydı, yıllar içinde altı çocuk sahibi oldu. Fırsat buldukça evlenme yıldönümlerinde fotoğraf çektirdi. Torunları oldu büyüdü. Evliliğinin elli yedinci yılında eşini kaybetti. Aşk acısını tattı. Alzheimer hastalığına yakalandı eşini kaybettikten sonra. “Alzheimer kendini terk etmektir” diyordu bir araştırma sonucu. O da öyle yaptı.
1943 yılı 30 Ağustos’unda nikahtan 16 Kasım 2005 gününe ölüme giden günlerin fotoğrafları…
Dora GÜNEL
Slayt şovun açılması, bağlantı hızınıza göre zaman alabilir, lütfen bekleyiniz.
1957 Kaman doğumlu. Fotoğrafa 1978 yılında AFSAD` a katılarak başladı. Fotoğrafları ilk defa ``Türkiye` de Kadın`` isimli sergide yer aldı. 1982-1985 yılları arasında AFSAD Yönetim Kurulu`nda görev aldı. ``Ankara`` ve ``Denizi Yaşayanlar`` gibi belgesel projelere katıldı.1995 yılında ``Birikimler`` adlı kişisel sergisini gerçekleştirdi. Çeşitli zamanlarda ``Birikimler``, ``Karadeniz``, ``Dar sokaklar`` ``Sıcak İnsanlar`` adlı saydam gösterilerini yaptı. Fotografevi`nde eğitim seminerleri verdi. İzmit deprem bölgesinde Dayanışma Gönüllüleri ve Enfants du Monde grubu ile düzenlenen ``Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi``nin tüm çalışmalarında görev aldı. Fotoğraf Vakfı Kurucuları arasında yer alıyor.
Profil Fotoğrafı : Faika Berat PEHLİVAN
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 7 yorum,
1-7 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
"fotoğraf"ın bir itiraf, bir yüzleşme olduğunu düşünenlerdenim. herşeye karşı, en çok da insanın kendisine... "kendi olmak" -olabilmek yolunda itiraflar ve yüzleşmeler... bene yaşamın en zor süreçlerinden biri...
doğum'a gösterdiğimiz sempatiyi, ölüm de en az doğum kadar hakederken, ölümle yüzleşmekten hep kaçıyoruz... bu projenin en sarsıcı yanı doğal olarak ölüm fotoğrafları... ama doğum fotoğrafları olmasa bende yarattığı bu yoğun sarsıntının eksik olacağını düşünüyorum, fotoğrafların tamamını gördükten sonra...
insanın kendi kendine bile yapmakta zorlandığı itirafları, bakmaya belki asla cesaret edemeyeceği görüntüleri, fotoğrafla varetme cesareti...
ayakta alkışa değer bir samimiyet...
şule tüzül eklemiş - adds | 03 Temmuz 2007 Saat - Time
11:42
Hasretim sana, hala..
Daha dün ellerini tutarken ve koynunda masum uykulara dalarken..şimdi sadece seni izliyorum..gidişini ve bir daha hiç dönmeyişini..dönmeyeceğini anne..
Oysa, hayat en çok sana yakışıyordu bu dünyada..Sen güldüğün zaman dünya dururdu..Güneş bile kıskanırdı saçtığın ışığı..Ben,günlerce, pervane böceği misali bırakmazdım peşini..En gizli sırlarımı,en derin acılarımı anlatırdım sana..Yüreğimi yüreğine gömer,ağlardım anne..sen de ağlardın;o anda duyduğum acıya değil,yüreğimin kırılışına ağlardın anne..
Hatırlıyor musun anne..Aşık olmuştum bir gün ansızın..Sen yanımda yoktun..Aşk acımı dindirmek için verdiğim mücadeleden yenik ayrılırken şimdi olduğu gibi yine yalnızdım..Ellerin yoktu, “hani benim cesur kızım” diyen sesin yoktu,buğulu gözlerin yoktu anne..Hasrettim sana anne..hala da hasretim..
Şimdi,o bir zamanlar bana anlattığın “hayal ülkesinde” sin. O zamanlar inanmazdım o geniş ve yemşeyil bahçeleri olan eşsiz dünyaya, şimdi inanıyorum anne. Seni sakladığı için belki, belki de artık gerçekten inandığım için..
Şimdi, sadece albümlerde kaldı yüzün, bir de her sabah saçını taradığın aynada..Bu gidiş çok şeyi aldı benden anne..Yarım kalmışlığın hüznünü bırakırken odama,yüreğime de dinmek bilmeyen bir sızı bıraktın..
Biliyorum,sensiz de sürecek hayat ve zaman buna da olacak ilaç.Belki,bazı geceler yatağına uzanıp ağlayacağım geçmişi düşünerek ama yine sabah olacak..sen olmasan da güneş yine yüzümü ısıtacak anne..
Ben seni,her anımda,son çekildiğin doğum günü fotoğrafınla hatırlayacağım anne.Tüm dünyayı saran gülüşünle,gözlerinin ışığıyla..Nereye gidersen git, yüreğimdeki en özel köşede sadece sen varsın anne.. yalnız sen olacaksın..
aylin
Bu çalışma ruhumun en derinlerine kadar indi. Kaçmak istedim önce bu gerçekten,sonra kabullendim.Cesaret var her bir görüntüde. İnkarı olmayan,kaçışı olmayan,hayatın o en hazin halinin fotoğrafları.İnsan nasıl katlanır ki bu duruma..Yürek,gözlerini kapatarak mı yaşar olanları..İnsan doğumu kabullenir elbet, ama ölüme nasıl alışır ki..Bir doğum anında gülen yüzlerin bir ölümle kapanmasının bence tarifi yok..Bu proje,bana insan olmayı ve hayatın anlamını bir kez daha gösterdi.Cesaretinizi,anlatımınızı,fotoğraflarınızdaki soğukkanlı duruşunuzu içten tebrik ederim.Başarılarınızın devamını dilerim.
sevgiler
aylin
Aylin Eser eklemiş - adds | 11 Temmuz 2007 Saat - Time
09:18
fazlasıyla guzeldi.duygusuyla, gorselliğiyle...tebrik ederim
esra şahin eklemiş - adds | 20 Temmuz 2007 Saat - Time
12:36
Merhaba, doğum, yaşam ve , ölüm.Aralarında çok uzun mesafeler gibi görünür her zaman değil mi! Hiç de öyle değilmiş, bizler büyüdükçe, mesafeler kısalır, sona yaklaşılır, başlangıçlar flulaşır.Ve gerçek cee diyiverir, tüm canlılara.Yada yaşadığmızı düşündüğümüz hiç bugünkü bizlere benzemeyen hayatlarımız. ne denli boş ve anlamsız, yaşadığımızı anlar, sonlara yaklaşırken hesaplaşırız, biz olmayan ama bizim yaşadığımız geçmiş zamanla.Biçare bir çabayla daha anlamlı yada daha uzun yaşamaya gayret ederiz.Ben çocukluğumdan , 30 lu yaşlarıma kadar annemin hiç yaşlanmıyacağını ve hiç değişmeyeceğini düşünmüşümdür.Ama hiç öyle olmadı, yaşlandı.Fotoğraf çektirmez aynalarada bakmaz oldu, kendini hiç beğenmez oldu. Bende onunla beraber büyüyor, onunla beraber yaşlanıyorum.Hala aynalara bakabiliyorum.Ne zaman onun gibi bakmaz olurum, bilmiyorum.Her geçen gün yaşlandığımı hissediyor.Sona doğru koşmadan , sakin yürümeye, fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Onsuz yaşamak nasıl olur ? bilmekde istemiyorum.İstemediğimiz ve reddetiğimizi düşündüğüm son ve başlangıç olgusunu kareleyip bize sunduğunuz için ve yüzleşmemi sağladığınız için teşekkür ederim.Sizin kadar cesur olabilirmiyim, bilmiyorum.Ama sonsuzluk diye birşey yok , farkındayım ve korkuyorum.Saygılarımla...
' ....annenizi çekmek zor olmadı mı?' '.......ben bir fotografçıyım.' Nazım Kültür de size gelen bir soruydu bu hocam ve cevabınızdan aklımda kalan sadece bu olmuş '...ben bir.......' ; kalması gereken de sadece bu sanırım.Sevinç ile hüzünlerin harmanlandığı bu yaşamsal gerçekliği izlerken, yeniden aynı duyguları yaşamamak mümkün değil.Çok etkileyici! Etkileyici olan bir başka şey ise, yazınızda ki duygusallığınız;bir oğul'un ,annesinin ardından yaşadığı duygusal anlar .Bunları belki bir çoğumuz hissederiz yitirdiklerimizin ardından ama bunları açık yüreklilikle bu kadar yalın ve cesurca sesli olarak söyleyemeyiz ne yazık ki. Kutlarım sizi ! Görselliğin yanı sıra , bize o an iç dünyanızda hissettiklerinizi açma cesaretinizden dolayı .....Kalın sağlıcakla!
Sevgiler.
Deniz Ersoy eklemiş - adds | 06 Ağustos 2007 Saat - Time
06:17
Dora Abi merhaba
Ben bu gösterinizi izlediğimde fotoğraf sanatının nerelere kadar zorlanabilceğine şahit olmuştum.Bu gösterinizden sonra bu fotoğraflar önümde kılavuz arkasında ben ve fotoğraf makinam beraber yürüyoruz.
Selam ve saygılarımla.
Dora, burayı henüz keşfettim ve o kadar kötü oldum ki anlatamam..Kimler geldi ve gitti....annem, teyzem, amcam, anneannem ve daha da elim varmıyor yazmaya yitip gidenleri.. annesizliği ben de bilirim.. hep bir boşluktur bir tarafında...dayanmak istersin işte o zaman tokat gibi vurur yüzüne "o artık yok" diye.. allah hepsine gani gani rahmet eylesin... kelimelerin tükendiği yerdeyim.. o benim sadece teyzem değil ikinci annemdi yani ben iki anne birden kaybettim.. ne çok severdim sizde kalmayı çocukken... ne güzeldi o günler.. geri gitmek için neler vermezdim.. en çok ta bayramlarda arıyorum onları.. ellerinden bir kez daha öpmek için...isim babam amcamın ellerinden... ikinci annem teyzemin ellerinden... o ellere çok şey borçluyum... neyin yokluğunu hissediyorum biliyor musun? onların sevgisini...sıcaklıklarını...her biri yitip giderken birşeyleri de alıp götürdüler benden.. şimdi daha çok arıyorum onları ... ama keşke arkadımızdan böyle söyleyecek insanlar bırakabilsek... sana da çok teşekkür ederim.. bu duyguları paylaşacağım bir yer hazırladığın için.. ellerine, yüreğine sağlık.. eminim onlar bizden artık uzak ta olsalar.. orada biraradalar.. tek tesellim bu zaten... onlara kavuşmak güzel olacak..
sevgiyle kal...
Tülay Günel eklemiş - adds
| 22 Temmuz 2008 Saat - Time
21:07