GÜZ GÜLLERİ GAZETESİ
İzzet Baysal Huzurevi Sakinleri
İngiltere’deki çeşitli yaşlı bakım yurtlarında kullanılan “anı terapisi” uygulamalarından esinlenerek, Aralık 2000’de İstanbul İzzet Baysal Huzurevinde, huzurevi sakinleriyle birlikte bir proje gerçekleştirdik. Bu proje, huzurevi sakinlerinden oluşan yaklaşık 16 kişilik bir grupla tamamen onların istemleri doğrultusunda biçimlenen bir gazete çalışmasıydı. Yola çıkarken amacımız, bireysel farklılıkları yok sayarak, yaşlı insanları homojen bir grup olarak görme/gösterme riskini taşıyan huzurevi, yatılı okul, kışla vb. gibi total kurum yapılanmalarının olumsuz etkilerini biraz olsun kırabilmekti. Gerek yaşlılar ile kurumda çalışan personel arasında gerekse de kuşaklar arasında bir iletişim patikası oluşabileceğimizi düşündük.
Huzurevinde gazete çıkarma fikri, yaşlılık, yaşlılığın toplumsal algılanışı vb. konular üzerine düşünürken birden bire aklıma gelen öylesine bir fikirdi. Daha sonra bunu huzurevi sakinlerinden iki kişiyle paylaştım. İlk tepkilerinin olumlu olduğunu görünce, bu fikri huzurevindeki diğer sakinlerle de konuşarak yaymaya başladım. Gazete çalışmasına katılımın gönüllülük esasına dayanmasına özen gösterdim ve 2000 yılının Kasım ayında üç odak grup toplantısı düzenledim. İlk haftalarda bu çalışmaya katılmak isteyen sakinlerle bellek, hatırlama, geçmiş, anılar vb. temalar üzerine serbest sohbet toplantıları yaptık. Toplantılar sırasında, sakinlerin arasında şimdiye kadar fark etmediğimiz farklı bir iletişimin kurulduğunu gözlemledim: Geçmişe ilişkin deneyimler, tanıklıklar, anılar denilince her bir sakin kendi gençliği, evliliği, annelik deneyimi, askerlik günleri üzerine konuşmaya başladı. Ve her bir konuşma diğer bir konuşmayla buluşarak sakinlerin birbirlerini fark etmelerine yardımcı oldu. Daha sonraki haftalardan ise, huzurevi sakinlerinden üzerine konuştuğumuz hatıralarını, öykülerini yazmalarını istedim. Artık gazetemizin ilk sayısında yer alacak metinlerimiz hazırdı, geriye gazetemize isim vermek kalmıştı. Her sakin bir isim önerisinde bulundu ve önerilen isimler arasından oy çokluğuyla gazetenin adının “Güz Gülleri” olmasına karar verildi. Kasım’ın üçüncü haftası, çalışmaya katılan her sakinin gazetede geçmişe dönük anılarını yazabileceği bir köşesi vardı artık. Gazetenin yazım sürecinde yazılarını kendisi yazamayan sakinleri gönüllü lise öğrencileriyle destekledik. İlk sayıyı yüz adet fotokopiyle çoğaltarak bastık. A3 boyutundaki gazeteyi sakinler büyük bir keyifle katladı, zımbalandı ve ücretsiz olarak dağıtmaya başladı. Grup içerisinden dağıtım sorumluları belirlemiştik, onlar gazetenin çevre okullara, kuruma gelen ziyaretçilere, sakinlerin çocuklarına ve İstanbul’daki diğer huzurevlerine dağıtılmasını sağladılar.
Bu çalışmaya ilişkin ilk olumlu tepkiler huzurevinde yaşayan diğer sakinlerden ve çalışanlardan geldi. Bu çalışmanın ilk toplantılarına katılan sakinler arasında olduğu gibi, çalışmaya katılan sakinlerle katılmayanlar arasında yeni bir iletişim konusu ortaya çıktı. Üçüncü sayının hazırlıkları sırasında ise grupla çalışmaya başlangıçta gönüllü olmayan diğer sakinlerden bir kaçı, gençlik dönemlerinde yazdıkları şiirlerini, öykülerini gazetede yayımlamamız için bize getirdiler. Gazetenin en önemli okur kitlesinin sakinlerin yakınları olması bizleri sevindirdi.
Gerek gazete çalışması hazırlık süreci gerekse de gazetenin yayımlanmasından sonraki süreç, istenildiğinde küçük bir araçla da olsa insanlar arasındaki iletişimi güçlendirebileceğimizi bizlere gösterdi. Uykusu kaçan sakinin uyku ilacı almak yerine, oturup köşe yazısını hazırlaması ve ertesi sabah da bunu keyifli bir şekilde arkadaşlarıyla paylaşması bu çalışmanın en önemli kazanımlarından biriydi diye düşünüyorum.
Huzurevi sakinleri, 2001- 2003 yılları arasında 2- 3 ayda bir yayımlayabildikleri “Güz Gülleri Gazetesi’nde geçmişlerini yazdılar. Bu da Huzurevi çalışanlarının yıllardır hizmet verdikleri sakinleri yeniden tanımalarını sağladı. Joanna Bornat’ın dediği gibi “...hatırla ortak bir konuşma konusunun kıvılcımıdır ve iletişim bir kez başladı mı insanlar birbirlerinin insan olduklarını yeniden keşfederler”.
Bugün bu çalışmada yer alan sakinlerin büyük bir bölümü artık hayatta değiller. Gazete toplantılarını hiç kaçırmayan Haluk bey, şiir derlemelerinden her sayıya renkli bir köşe hazırlayan Mihro (Mihriban hanım), gazetenin en önemli eleştirmenlerinden Ömer bey, gazetenin bilmece, bulmaca ve kendi hayatından derlediği fıkra köşesini hazırlayan Pamuk dede (Nurettin bey), grubun neşesi ve çaycısı Kamuran Teyze, içimizdeki tek gerçek gazeteci Mithat amca ve etkileyici denemeler yazan Cahit amca… Sizleri çok özlüyoruz!
Gülay KAYACAN www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Güz Gülleri” Hayattan keyif alanların gazetesi
Gazetemizin baş eleştirmeni Ömer amca.
Toplantıları hiç kaçırmayan Haluk amca.
Mihro odasında…
Grubumuzu neşesi Kamuran teyze.
Cevat amca Kamuran teyzeyi düşünürken!
Cevat amcanın odasından bir köşe.
Kamuran teyze, canları ve aşkı.
Muhabbet kuşları gibiyiz.
Pamuk dedemiz Nurettin bey.
Hikmet teyze odasında anılarıyla
Gazetemizin en iyi okuru, Osman amca.
İsmail amca ile İsmet amca yine atışmış…
Dursun amcanın canını sıkmayın o dünya tatlısıdır.
Fotoğraflar: Dora GÜNEL
Metin Yazıları: Gülay KAYACAN
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Dora Günel : Depremden Sonra
Dora Günel : Doğum, Yaşam, Alzheimer, Ölüm
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"