e-Panel
“iyi fotoğraf yapmak için pahalı makinelere ihtiyaç yok”

Atakan Dürüst : Merhaba, Ebru Hanım. Biz sizi çok yönlü bir sanatçı olarak tanıyoruz. Oyunculuk, kısa filmler, sanat yönetmenliğini ve bizim için en önemlisi fotoğrafçılık. Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?
Ebru Ceylan : Görsel sanatlara ilgim fotoğraf ile başladı. Ve sinemayla tanışmama değin oldukça amatör bir şekilde devam etti. O dönem daha çok stüdyo benzeri ortamlar yaratıp modellerle çalışıyordum. Sanırım bu birazda o zamanlar çok etkilendiğim Saudek ya da Man Ray gibi fotoğrafçıların etkisiyle oluşmuş bir yöntemdi. Sonra Ankara da bir fotoğraf laboratuarında uzun bir süre karanlık odada çalıştım para kazanmak için. Ama bu bana fotoğrafın tekniğini öğrenmem ve geliştirmem için önemli bir fırsat sağlamıştı. O dönem herkes gibi bende fotoğraflarımı karanlık odada kendim basıyordum. Bu bahsettiğim yıllar benim lise çağlarımdı. Lise bittikten sonra yeni yeni merak sarmaya başladığım sinemanın eğitimini almaya karar verdim ve sinema - tv sınavlarına girip kazandım. İstanbul’a gelmem ve sinema eğitimi almaya başlamamla beraber fotoğraf hayatımda biraz geri planda kalmaya başlamıştı.
Bu arada sinemayla bağlarım iyice güçlendi. Kısa filmler çektim, okulu bitirdim, oyunculuk yaptım, senaryolar yazdım v.s. Ama aklım aslında her zaman birazda fotoğraftaydı çünkü onun üretim aşamasının yalnızlığını ve her anlamda bağımsızlığını arar olmuştum. Ve yıllar sonra tekrar yoğun olarak fotoğrafa bir şekilde yeniden başladım.
A.D. : 1992 yılında başladığınız fotoğraf geçmişinizi bize anlatır mısınız? Fotoğrafa bir dernekte başlamanın ne gibi faydalarını gördünüz? Ve daha sonra bu alandaki kişisel gelişiminize nasıl devam ettiniz?
E.C. : Evet fotoğrafa AFSAD da başladım. Aslında ben pek dernekçi bir insan tipi değilimdir. Müdavimlikten ve toplu yapılan eylemlerden pek hoşlanmam ama o zaman her şeyden önce teknik bir eğitim almam gerekiyordu. Yani başlangıç. Sıkıştırılmış bir kurs. Ayrıca daha sonraları karanlık odasından faydalanabileceğim önemli bir mekan haline gelmişti benim için.
Fotoğraf gezilerinin yapıldığı, fotoğraf sohbetlerinin edildiği ve sürekli değişen fotoğraf sergilerinin açıldığı renkli bir ortamdı. Özelliklede liseli bir genç öğrenci için enerjisini kullanabileceği faydalı bir mekandı. Ama bu tür mekanların uyuşturucu ve sıradanlaştırıcı bir etkisi de vardır. İnsanı yalnızlıktan ve dış dünyanın gerçekliğinden koparan. O yüzden ayrılma vaktinin geldiğini de anlaman gerekir. Bende öyle yaptım. Sonrası yukarıda bahsettiğim gibi.

“fotoğrafa, sinemadan daha çok vakit ayırıyorum”
A.D. : Sinemayla iç içe olduğunuzu ve sinema televizyon bölümünden mezun olduğunuzu biliyoruz. Hatta kamera arkasına aşina olduğunuz kadar kamera önünde de birçok işler çıkarttınız. Peki bunların fotoğraf sanatında size sağladığı artılar, avantajlar neler oldu?
E.C. : Fotoğrafla yoğun olarak uğraştığım o ilk yıllarda çok fotoğraf albümü baktım. Bu sanırım benim görsel kabiliyetimi geliştirdi. Açı, ölçek ve ışık gibi meseleler konusunda yoğun bir birikim yarattı. Dünyaya vizör ölçeğinde bakabilmeyi öğretti. Tekniğin yanında sanatsal bir ruh dünyası oluşturmama sebep oldu. Sinemada teknik olarak aşağı yukarı aynı malzemeyi kullanan bir sanat olduğundan bana sağlam bir altyapı sağlamış oldu fotoğraf.
A.D. : Sinema çalışmalarından fotoğrafa hangi zamanlarınızı ayırabiliyorsunuz? Sinema çalışmalarında makinenizi yanınızda mı taşırsınız?
E.C. : Aslında ben fotoğrafa sinemadan daha çok vakit ayırıyorum. Çünkü üretim aşamasını daha çok seviyorum. Ama sinema yaparken de fotoğraf düşünmüyorum. Çünkü sinema buna izin vermeyecek kadar yoğun ve zor bir sanat. Sinema yaparken bir yandan fotoğraf da çekebilirsiniz ama fotoğraf yaparken araya sinemayı sıkıştıramazsınız.
A.D. : Fotoğraf çekimleriniz için kullandığınız ekipmanlarınızı ve işleme-baskı işlemlerini kendiniz mi yaparsınız? Kısacası fotoğraf tekniğinizi öğrenebilir miyiz?
E.C. : Kamera teknolojileri çok hızlı değiştiğinden bende zaman zaman makinemi yeniliyorum. Bugüne kadar ilk makinem Zenith hariç hep Canon kullandım. Son zamanlarda Canon 5D kullanıyorum. Şu ana kadar fotoğraflarımı internet ortamında sergilediğimden henüz baskı yapmadım. Ama bir sergi projesi düşünürsem yine evde kendimize ait olan Epson büyük format inkjet printer da basarım sanırım. Ama şunu da söylemeliyim ki iyi fotoğraf yapmak için pahalı makinelere ihtiyaç yok. Bir Zenith makine ile de dünyanın en güzel fotoğrafı yapılabilir. Tıpkı basit bir kurşun kalemle dünyanın en güzel şiiri yazılabileceği gibi.

“içgüdülerimle fotoğraf çekiyorum”
A.D. : Fotoğraf sergilerine gider misiniz? Evet, ise en son hangisine gittiğiniz ve izlenimleriniz nelerdi? Yerli ve yabancı hangi fotoğrafçıları beğeniyor ve takip ediyorsunuz?
E.C. : Sergilere pek gitmem. Genelde internetten ya da basılmış kitaplardan takip ediyorum fotoğraf dünyasını. En son eşim Nuri Bilge Ceylan’ın ve ablası Emine Ceylan’ın "Babam İçin" başlıklı sergisine gittim. Ve tabii ki çok beğendim. Dünyadan ise Sally Mann'in çalışmalarını çok beğeniyorum.
A.D. : Genellikle insan portreleri çekiyorsunuz. Bunun özel bir sebebi var mı? Çektiğiniz portrelerde yer alan insanların ortak bir özelliği var mı?
E.C. : Evet genellikle insan portreleri çekiyorum. Ama bunun özel bir sebebi yok. Anlamlı ve etkileyici bulduğum her şeyin fotoğrafını çekebilirim.
A.D. : Bir portre çekiminde ilginizi çeken nedir? O fotoğrafı çekmeye sizi iten dürtüden bahsediyorum.
E.C. : Anlamını beğendiğim bir yüzü atmosferini beğendiğim bir mekanda gördüğümde çekmeye değer buluyorum. Aslında bu sadece insanla ya da mekanla da sınırlı değil. Bir taş, bir ağaç ya da bazen fırtınada kabaran bir denizde bende bir hüzün ve anlam duygusu yaratabilir. O zaman onu da çekiyorum. Yani bir kuralı yok. İçgüdülerimle fotoğraf çekiyorum.
A.D. : Portre fotoğraf çalışan kimi fotoğrafçılar, çekimlerini uzaktan, uygun ekipmanla, çektikleri kişinin haberi olmadan yapmayı tercih ederler. Bunun açıklamasında da çektikleri insanların en doğal hallerini yakalamak amacında olduklarını söylerler. Kimi fotoğrafçılar ise tam tersine çektikleri portrelerde gerekli ayarlamalar yapılması gerektiğini, bu ayarlamalarında fotoğrafın genelinde bir bütünlük sağlaması gerektiğini savunurlar. Siz portre çalışmalarında nasıl çalışmayı tercih ediyorsunuz?
E.C. : Ben belgesel fotoğraf çekmiyorum. Gerçekliğin kendiliğinden doğal halinin benim için pek bir önemi yok. Ben var olandan kendi gerçekliğimi yaratmaya çalışırım. Ona kendi anlamımı dayatırım. Ama ortaya çıkan bu yeni sonuç onun gerçek olmadığı anlamına da gelmez.
A.D. : Portfolyonuzda panorama fotoğraflar da mevcut. Bir sinemacı olarak bu geniş alan görüntüleri sizi çok mu etkileyip, içine çekiyor?
E.C. : Bazen mekanın etkileyiciliği onu daha geniş gösterme arzusu yaratabiliyor içimde. Dediğiniz gibi daha sinemasal bir tat yaratıyor panaromik görüntü. Ama genel olarak panoramik çalışmıyorum.
A.D. : Sanat filmi ile ticari film betimlemeleri arasında ne gibi farklılıklar vardır? Aynı şey fotoğraf için de geçerli midir sizce?
E.C. : Bu çok geniş kapsamlı bir konu ama şunu söyleyebilirim. Ben her türün iyisini seviyorum. Ve ticari olmayan naif ve bağımsız eserlere daha çok güveniyorum. Aynı şey fotoğraf için de geçerli.
A.D. : Hem fotoğraf hem de sinema alanında ne gibi projeleriniz var geleceğe dair? Bizimle paylaşır mısınız?
E.C. : İkisi için de sürekli bir şeyler düşünüyorum ama şu anda fotoğrafla daha çok meşgulüm ve bir proje üzerine çalışmaya başladım bile. Ama ne olduğunu söylemem. Büyüsü kaçar…

Röportaj : Atakan DÜRÜST
Ebru CEYLAN Hakkında
Ebru Ceylan 1976 yılında Türkiye, Ankara'da doğdu.
Fotoğrafa 1992 yılında AFSAD'da başladı, çeşitli grup sergilerine katıldı ve muhtelif ödüller kazandı.
İstanbul, Marmara Üniversitesi, Sinema-Televizyon Bölümü'nden mezun olduktan sonra, Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Bölümü'nde master yaptı.
İlk kısa filmi KIYIDA (On the edge) 1998'de resmi olarak Cannes Yarışması'na seçildi.

Nuri Ceylan Bilge'nin önemli filmi "İklimler "de (Climates) ana kadın oyuncu olarak rol aldı. Ayrıca Nuri Bilge Ceylan'ın "3 Maymun" (3 Monkeys) filminin sanat direktörü, yazarı ve co-senaryo yazarıdır.
Sinemacılık ve fotoğrafçılık yapmaya devam etmektedir.
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.