Arşivimizden  - From Our Archives

 

Birgül Erken

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

 FR Duyurular - FR News

 

 


Etkinlikler - Activities

4. Sami Güner Kupası Ödül Töreni ve Gösterileri

 

Uğur Günay Fotoğraf Sergisi

 

Yusuf Tuvi Fotoğraf Sergisi Dünyanın Renkleri, İzmir'de

 

Özlem Kadakoğlu 40x40 Fotoğraf Sergisi İstanbul'da

 

2010  FIAP Doğa Bienali Başvuruları

 

Tersane-i Amire Fotoğraf Sergisi

  

5 Usta / 5 Atölye Fotoğraf Sergisi

  

Dask Dogay 2010'da Şanlıurfa'da

  


Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > HAZİRAN 2008 SAYISI - JUNE 2008 ISSUE > EİF En İyi Fotoğrafım "Fotoğraf Öyküleri" Mayıs 2008
EİF En İyi Fotoğrafım "Fotoğraf Öyküleri" Mayıs 2008

EİF En İyi Fotoğrafım "Fotoğraf Öyküleri" Mayıs 2008

Etkinliğimize, siz değerli okurlarımızdan birbirinden güzel çalışmalar gelmiştir. Fotoritim olarak ilgi ve desteğinize çok teşekkür ederiz. Gelen çalışmalardan Yayın Kurulu'muzca 3 adet Mayıs 2008 EİF Ödülü ve 2 adet sergilenme (yayınlanma) hakkı kazanan toplam 5 eser seçilmiştir. Tüm katılan okurlarımıza tekrar teşekkür ederiz.

Sevgilerimizle,
FOTORİTİM


AYIN EİF'LERİ



Uyuyan Hayaller

Urfa da’yız. Annem, babam, kardeşim vesaire… Akşamın bir vakti, herkes işten çıkmış eve dönme çabasında, biz ise şehre yeni inmişiz, merakla dolaşıyoruz, bir yandan da akşam yemeğine geç kalmamak için acele ediyoruz. Ben yine elimde makinem, fotoğraf çekme çabasındayım, ama ışığın gittiğinin ve annemlerin acelesinin farkında olduğumdan içimde bir burukluk. Zaten hep derim,”Fotoğrafçı yalnız olmalıdır ve yalnızlığın şahidi”. İşte tam bu cümle sonunda, bu fotoğrafın bana ne anlattığını ifade edeyim, evet, benim için fotoğraf, bu dünyanın yalnızlığına tanıklık etmektir, tıpkı bu fotoğrafımda olduğu gibi. Çalışmam, biraz titremiş de olsa, çektiğim en güzel “tanıklıktır” bana göre ve en sevdiğim…

 

Öykünün neresinde kalmıştık, evet akşamın bir vaktiydi, kaldırımda bir simitçi gördüm kalabalığın arasında, ama farklı bir şey vardı, uyuyordu yavrucak. O an işte dedim, bir yalnızlık daha karelenmeyi bekleyen, ne kadar da masum, güzelce uyuya kalmış, kim bilir ne zamandan beri sokaklarda çalışıyor. Aslında şuan onun yerinde olup doyasıya kestirmek vardı, kalabalığı umursamadan. Şuan o yalnız, ben ise onun için bir kalabalığım içinde bulunduğu, diye düşündüm, kendimi kötü hissettim, yalnızlığımı özledim o an. Her ne ise, hemen yere uzandım, annemler beni unutmuş yürümeye devam ediyorlardı, fazla zamanımın olmadığını biliyordum. Kurguyu yapıp ayarlarımı düzenledim, amacım kalabalığın içinde çocuğu net ve sabit diğer öğeleri hareketli bir telaş içinde kılmaktı, amacıma da ulaştım gördüğüm kadarıyla, ama biraz titremişti poz ve kadrajı bir daha denemek istiyordum. İkinci pozu denemek için gözümü vizöre götürdüğümde, çocuk simitlerini düzeltiyordu. Sonra kuzenim geldi yanıma ve yakalayabildin mi dedi, neyi dedim, yanından geçen kadın çocuğu uyandırmak için hafifçe tekmeledi,  dedi, hadi ya yok dedim, çektiğim pozu kontrol ediyordum, dedim. İrkildim, kalktım, kendimi çok yalnız hissettim...

 

Mustafa KARA



Çocukluğumun İçeri Sızan İzleri

Önce vita yağ tenekesi iyice yıkanır,  içine toz badana boyası atılır suyla bir güzel karıştırılırdı benim çocukluğumda. Duvarları ve pencereleri eğri, üç küçük odası olan bir gecekondu. Bu gecekondu yılda en az iki kere boyanırdı. Badana günleri zevkli geçerdi. Mis gibi temizlik kokar, evde ne var ne yok bahçeye çıkarılır badana sonrası yıkanırdı. Bu iş her sene yapılırdı. Yapılmak zorundaydı.  Evde sekiz çocuk anne ve baba yani nüfus kalabalık, o yüzden ev çabuk kirlenirdi. Pencereleri tatil beldesindeki Bodrum evleri gibi meşhur değildi. Portakal ağaçları yoktu. Kıtlık zamanı çiçek ekilmez, domates, soğan, maydanoz ekilir taze taze yenirdi. Ankara’nın kışı çok soğuk ve çetin geçerdi. Kömür bulmak hak getire, kömür tozu toplanır mayısla karıştırılır bahçenin ayrılan köşesine tezekler yapıştırılır kurumaya bırakılırdı. Uzun kış gecelerinde elektrikler sık sık kesilir, mum ışığında ders çalışılırdı. Komşumuz Balkar nine bize gelir, dizine sırayla yatırır başımızı okşayarak masal anlatırdı. Şimdi ninemiz hayatta değil, duvardaki asılı fotoğraf ondan geriye kalan tek kare. İşte ben bu fotoğrafı bütün bunlar için çektim.

 

Mediha GEZGİN


Uzun İnce Bir Yoldayım

İlçemize 5 km. mesafedeki Cerrah Köyümüze vardıktan sonra, köyün içerisinde yol ikiye ayrılıyordu. Bu kez, çok daha sık gittiğim Turgutalp – Süle – Elmaçayır köyleri hattına değil de, Doğanyurdu Köyüne doğru gitme isteği doğdu ve yolculuğumu o yöne devam ettirdim..

 

Cerrah Köyümüzden sonra yaklaşık 3-4 km. mesafedeki Doğanyurdu Köyüne giderken, rampa yollardan oluşan yolculuğumda köye yakın bir mesafede durdum… Amacım vadi içerisinde kalan dere yatağını ve tarlaları fotoğraflamaktı... Çevreyi izlerken, vadinin karşı yakasında yolun üzerindeki karartıya odaklandım... Gördüğüm manzaranın beni nasıl heyecanlandırdığını sanki şu an bile yaşıyorum... Karşı yolda bir köylü amca, odun yüklü eşeği ile birlikte köyüne doğru gidiyordu. Işık ise yola imzasını, bu amcamız ve eşeği vasıtasıyla mükemmel bir şekilde yansıtıyordu…

 

Köylü amcamız ve eşeği yolun “ S “ şeklindeki kısmına hızla yaklaşıyordu… Onları o virajda en iyi şekilde görüntüleyebilmem için yaklaşık bir 50-60 m.lik bir mesafeyi çok kısa bir sürede almam gerekiyordu. Az ilerideki mesafeden kompozisyonumu en iyi şekilde gerçekleştirebileceğimi düşünmemle koşmaya başlamam bir oldu…

 

Düşündüğüm açıya gelmemle birlikte deklanşöre bastığımda ancak 3 kare çekebilmiştim...

 

Filmi banyo ettirip baktığımda, bu kare, o günkü yorgunluğuma deydiğini ve heyecanımın karşılığını fazlasıyla aldığımın müjdesini veriyor gibiydi…

 

Bir fotoğraf dostu arkadaşıma bu kareyi gösterdiğimde, ağzından şu sözcükler döküldü:

“UZUN İNCE BİR YOLDAYIM...”

 

“En iyi fotoğrafım” dediğim bu karem, zamanla benimle özdeşleşti ve bir yarışmada da 1.lik kürsüsüne kurularak, fotoğraf hayatımın kilometre taşlarından biri oldu...

 

İbrahim PEYNİRCİ




SERGİLEMELER



Cahil Periler

Bazen, hatta çoğunlukla, çektiğim fotoğraflarıma isim vermeyi çok seviyorum ve genellikle isim verdiğim fotoğraflar benim için kıymetli olanlar oluyor. Bu fotoğrafın oluşumu ve aldığı isim de benim için önemli.

 

Samsun'da, genellikle gençlerin gittiği hatta çoğunlukla marjinal gençlerin gittiği bir cafeye gittiğimizde elbette aklımda böyle bir fotoğraf çekeceğim yoktu. Ama her zamanki gibi, etrafımdaki insanların değişik saç şekilleri değişik kılık ve kıyafetleri dikkatimi çekti hatta hepsini bir anda bir yerde aynı mekanda görebilmek hoştu doğrusu. Fotoğraf makinamı elime almamla beraber cafeye gittiğimiz arkadaşlarımın itirazları başladı: abi napıyosun dayak yeri?z… Abi senle de hiçbir yere gidilmiyor... Ya çayını iç Allah'ını seversen fotoğraflarının çekildiğini anlarlarsa kızarlar abi, cafeden attıracaksın bizi…

 

Bu gibi sitem cümleleri altında fotoğraf makinasının ayarlarını da yapıp etrafıma hissettirmeden vizöre bile bakamadan el yordamıyla birkaç kare çekebildim kimselere hissettirmeden makinamı çantama yerleştirdim fakat aklımda nasıl kareler olduğu vardı hep.

 

Birkaç gün sonra Ferzan Özpetek'in cahil periler isimli filmini izlerken filmde imkansız aşkına tablo hediye eden filmin kahramanının resmin arkasına yazdığı şu yazı ilgimi çekti.

 

...``Seni özlediğim ama asla sahip olamadığım parçan için, söylediğin bütün yapamamlar ve aynı zamanda söylediğin bütün dönmeyeceğim sözlerin için hep bekleyeceğim, şimdi söyle bana bu sabrıma aşk denilebilir mi?``...

 

Peki benim fotoğrafı çekerken hem o anın zorluğu hem arkadaşlarımın söylenmelerini gözardı ederek fotoğrafı çekmeye çalışmama aşk denilebilir mi?

 

Ender  ACAR



Asmadan Önce Beni
 

Asmadan önce beni, bana o bilmediğim kuşları anlatın

Onları anlatın, o kımıltısız, haşarı gözlü kuşları

Tütsülü tüylerini...Yasaklanan alevi kanat çırpışlarını

Ve gerekirse bana uçmayı öğretin

Ya da uçan kuşlar gibi onurlu olmayı...

 

Lise defterlerimi dilerim idam etmezsiniz

Üniversite kimlik kartımı...dostlarımı, pasomu

Dilerim erdeme de kıymazsınız, hırpalamazsınız

O...o tatlı, uysal, ukala çocuğu !...

 

.......

 

Artık bir  telefon : "Alo ! Ben iyiyim anne, vallahi iyiyim

Sen nasılsın, dert etme kendine, yine doğurursun,

Yine büyütürsün, yine asılır

Her şairin infazı kalem tutmasıyla yazılır !

Sen babama selam söyle...De ki : Düşümde gördüm

Romatizma ağrıları bu kışa doğru dinecek...

Biliyorum anne, biliyorum, biraz daha böyle konuşursam

Yüreğine inecek, ama ne yazık ki durmuyor dilim

Aslını sorarsan, dün geceden beri iyi değilim...

 

Okudum okumasına da

Adam olmak varmış ölümün süt gelmez göğüslerinden

Nedir beni insansız bıkıcağı söylenen o incecik ip

Yoksa azrailin kirpiğimi bu

Yoksa şeytanın sünnetsiz penisi...

Nedir onu da bu kadar görkemli gösteren, böyle acayip ?!

Her mevsimde elbette birilerinin gitmesi gerekiyor birileri için

Kardeşlerim ! Sizler de gideceğiniz mevsimi şimdiden seçin !...

 

......

 

Asmadan önce beni

Bana o bilmediğim kuşları anlatın, kuşları ! Onları anlatın

Sonra dilerseniz asın kırk kere üst üste de

Leşimi bir kuyunun karanlık çıplaklığına atın

 

Korku da, ömlüm de, acı da

İnsanı yeni bir doğuma hazırlayan sancıdır

Ama unutma ki sevgilim sakın

Meyve vermeyen tek ağaç darağacıdır...

 

KÜÇÜK İSKENDER   

 

 

Nevin EKER

 


 


Ödüller : 

Mustafa Kara - LowePro Computrekker AW Çanta
Mediha Gezgin - Transcend Hafıza Kartı (4GB)
İbrahim Peynirci - 1 Yıllık “İz Dergisi” Aboneliği


Bu ayın EİF'leri yılsonu başarı plaketi seçimine katılma hakkı da kazanmışlardır...


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
ender acar bey'e haksızlık yapıldığını düşünüyorum
hem fotoğraf hem öykü bence çok güzel
sergileme adı altında değil de daha iyi bir konumu hakediyormuş
ebru kantarcı eklemiş - adds | 02 Haziran 2008 Saat - Time 17:15
neye göre seçim yaptığınızı bilemiyorum ama ebru hanıma katılıyorum zira cahil periler isimli fotoğraf hem teknik hem bakış hem yazısı ile bence çok iyi bir fotoğraf güme gitmiş
fotoğrafın sahibini tebrik ediyorum
harun bartın eklemiş - adds | 03 Haziran 2008 Saat - Time 01:21
Ender Acar'i tebrik etmek istiyorum. Oykusu ve fotografi cok guzel ortusuyor, gercekten cok etkileyici.
Fusun Konyali eklemiş - adds | 03 Haziran 2008 Saat - Time 14:07
Nevin Eker i tebrik ediyorum,çok farklı bir bakış açısı.Şiir ile mükemmel bir uyum var.
Bilge Demir eklemiş - adds | 16 Haziran 2008 Saat - Time 18:29
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim e-Panel "Fotoğraf Eleştirmenliği"


 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

 DEVAM EDEN ONAYLI YARIŞMALAR 

 

 


M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.